Ölümlü Nesneler

7,7/10  (33 Oy) · 
73 okunma  · 
23 beğeni  · 
1.199 gösterim
José Saramago'nun Portekiz'de Salazar diktatörlüğü altında yaşadığı dönemde yazdığı öykülerden oluşan, ülkesinde ilk defa 1975 yılında yayımlanmış Ölümlü Nesneler, büyük ustanın dünya çapında ünlenmesine ve Nobel Ödülü'nün kendisine layık görülmesine sebep olan müthiş ironisinin, muazzam öngörüsünün ve zekice geliştirdiği özgün felsefi mantığının erken dönem örneklerini okurlara sunar. Bir sandalyenin diktatörlükteki kader değiştirici önemi; bütün bir ülkeyi tek bir mezara gömmeye çalışan bir lider; kendi idaresini ele geçirmek isteyen bir araba ya da kimsenin itiraz etmediği baskıcı bir düzene isyan eden nesneler etrafında kurduğu bu öyküler, Saramago'nun külliyatındaki, Ölüm Bir Varmış. Bir Yokmuş ya da Körlük gibi okurların büyük hayranlık duyduğu başyapıtlarının tohumlarını da barındırır.

"Saramago da tıpkı Faulkner gibi, kendi kaynaklarına ve nihai hedefine o kadar güveniyor ki imkânsız olan herhangi bir şeye can verebilir."
-John Updike, New Yorker-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2015
  • Sayfa Sayısı:
    136
  • ISBN:
    9786059799454
  • Orijinal Adı:
    Objecto Quase
  • Çeviri:
    Emrah İmre
  • Yayınevi:
    Kırmızı Kedi
  • Kitabın Türü:
Doğan Yalçın 
31 Ara 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

“İnsanlar bir daha asla nesnelerin yerine konmayacak”

Hiciv, ironi diyince aklıma gelen ilk isimlerden biri de Jose Saramago’dur. Saramago çocuksu bir ruha sahip. İstedikçe daha çok isteyen, eleştirdikçe daha çok eleştiren ki bu eleştirenler çoğu zaman yapıcı eleştiriler olmakla beraber bazen vicdansızca eleştirdiğini de düşünmüyor değilim. Tıpkı Nobokov’un Dostoyevski’ye “vasat”demesi kadar bana ağır gelir eleştirileri. Bu eleştirel yanı, insanları sorgulamaya yöneltirken zaman zaman karamsarlığa da itiyor. Zaman, şahıs, mekân, olay önemli değildir Saramago için. O, her yerde sanatıyla anlatmak istediğini anlatma derdinde ve bu metinlerin yüksek sanatsal ve eleştirel yanı Saramago’nun edebi kişiliğinin yetkinliğindendir. Saramago bir edebiyat dehasıdır ve yüzyıllın en büyük isimlerinden biridir.

Saramago bizde “Körlük” ve “Kabil” kitaplarıyla bilinmektedir. Telif haklarından dolayı “Körlük” uzun bir süredir basılmıyor. Aldığım habere göre Kırmızı Kedi Yayınevi yakın zamanda tekrar basımını gerçekleştirecek. Bu yaz sahafçıları gezerken en çok aranan kitaplardan biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Saramago’nun tüm eserleri, şüphesiz çok değerlidir. Eserleri; edebi değeri çok yüksek, dilli hicivle harmanlanan, sürekli insanları tartışmaya ve sorgulamaya iten özelliklere sahip. Çoğu kitaplarında da eleştirel bir bakış açısı mevcut. Yazının konusu olacak bu kitap da şüphesiz bu eleştirel bakış acısıyla yazılmış en güzel kitaplarından biridir. Saramago; kişileri, zamanı, mekânı, devri eleştirmekle kalmaz yepyeni karakterler, ortamlar, hayatlar ve sistemleri de yaratır. Yaratıklarını sorgulattır ve yeri geldiğinde öldürür yenisi tekrar yaratır.
Elimizdeki bu kitap toplam altı öyküden oluşuyor. Her öykünün ayrı bir felsefi temeli var, her öykü bizi düşünmeye sevk etmektedir. İlk öyküsü “Sandalye” de bir diktatörü bir sandalye ile rezil eder yazar. “ Beelzebub sandalyesi kırılınca yere kapaklanmış, zebanileri ve iblisleri de peşi sıra yere yuvarlamış, bir düşünsenize!”(s21). Eşyaya bir anlam, bir güç, bir insan-i nüans yükler. Eşyalarla, nesnelerle dost olurken insanları düşman olarak görebilecek kadar kendinizi kaptırabiliyorsunuz bu öykülerde. “… Böylece ihtiyar layık olduğu bu kutlu olayın her anını layık olduğu biçimde, yapayalnız yaşıyor. (s.25)”. “Aslında biçim ve karakter itibariyle sırtlan sınıfına dahil edilebilirler ve nereden baksak bu büyük bir keşif sayılır(26)” . Bu cümleleriyle okurun için rahatlatıyor adeta. Burada Saramago’nun aslında insanın acizliğine ve sıradanlığına değinirken sonsuzluğun gölgesinde yer bulamayan bir güçten bir iktidardan bahsetmektedir. Ve bir gün tüm zorbaların ve zorbalığın kaderini sil baştan yazacak çok büyük olayların olmasına gerek olmadığını da şu cümlelerle dille getirir: “ Bazen, Buck jones dağın öteki yamacınsa dürüst ve mütevazı birkaç at hırsızını kovalamakla meşgulse basit bir sandalye ve katı bir çıkıntı bile, tıpkı Arşiment’in Sirakuzalı Hierona’a dediği gibi dünyaları yerinden oynatmaya ve kafatası kemiklerinin aklınca koruduğu damarları yetebilir.(S.26)” Ve eminim bugünlerde hepimizin ihtiyacı olduğu bu cümleyi de kurar ve ümit var olun der; “Bu sene eylül ayı ne güzel geçiyor, değil mi? Bu güzel havalara epeydir hasret kalmıştık (s.30)”

Tabi tüm öyküleri burada ele almak, teker teker incelemek mümkün değil. Saramago’nun neredeyse tüm öykülerinde sürrealist bir konu ve hava hakkim. Ayrıca bu öykülerde, insanların egemenliğini eşyaların, nesnelerin, insan dışı varlıkların varlığı ve hükümleri ve tüm bunların normal hayatımızda ilgisizliğin ve kayıtsızlığın boyutlarını da irdelerken gerçek dünyanın sahibinin kim olduğunu da sorgulattırıyor. Hayatımızda nesnelerin konumu ne? Nesneler ve diğer canlılarla ne kadar diyalogumuz var? Bir gün onların yok olması, aniden hayatımızdan çıkmaları ve bir gün- ilginç olanı burası- bizden intikam alabileceklerini düşünmemiz veya düşünemememiz ne kadar doğru? Bu soruların cevabını bu kitaptan sonra aramaya başlayan sadece ben olduğumu düşünmüyor. Farkın dallık ve sorgulama adına biraz da vicdanımız varsa eğer dönüp kendimizi eleştirmeye bu kitapla tekrar başlayabiliriz ve tarafsız bir hükme varmamız içten bile olmayacak o zaman. Ama yapamadığımız muhakkak, yine yazara kulak verelim; “İki tarafın anlattıklarına kulak verip suya sabuna dokunmadan tarafsız kalmaktan kolay bir şey yoktur bu dünyada, çünkü bu sayede zinanın alasını işleyip vicdanımızı temiz tuttuğumu iddia edebiliriz(s.28) ”.
Saramago’nun ironiye olan yetkinliğinden daha değerli ve daha göze çarpan bir diğer özelliği ise kullandığı dil ve üsluptur. “Sandalye” hikâyesine daha ağır, uzun ve ayrıntılı bir dil kullanırken, “Nesneler”, “Ambargo”,“Kısas”, “Sentor”, “Kısırdöngü” hikâyelerinde ise daha sade daha kolay okunan bir dil kullanmış. Burada iki öykü üzerinde iyi durulmalı ve tekrar tekrar okunmalı diye düşünüyorum; “Sandalye” ve “Nesneler” öyküleri.
“Nesneler” öyküsünde bir hiyerarşi düzenin, devlet-hükümet-vatandaş üçlüsü arasında bizleri dolaştırırken sosyal ve toplumsal mesajlar vermekten kaçınmaz ve aslında halkın tüm sistemlerin içerisinde rolünü de bize bir kere daha hatırlatıyor. Tabi yine hiciv ve ironi sanatını kullanması burada daha etkili olduğunu söylemekte fayda var. “Tarih boyunca tüm krallar ve dedilerse haklı çıkmışlar, kral olmayanlarsa hep bu haklılığın gölgesinde kalmışlardır; hem bu saptama tarih boyunca kralların emriyle tutulmuş olan kraliyet kayıtlarında yazılanlarla da örtüşüyor (s.48) ”
Şu satırları okurken yaşadığımız bugünleri hatırlamamak mümkün değil; “ Göçük altında kalarak, duvarın tepesinden çarpa çarpa düşerek, başına güneş geçip yere yığılarak, kanlı canlı ayaktayken aniden donup kaskatı kesilerek can verenlerin haddi hesabı yoktu. Ama bütün kurbanların şanlı törenlerle toprağa verildiği sakın unutulmasın (s.49)”. İtiraf edelim tam yaşadıklarımızı anlatıyor. Temel soru şu olmalı; hayat tekerrürden mi ibaret ve tüm insanlığın kaderi uçurumda sallanan aynı ip üzerine mi yazıldı? Yalnız değiliz ve yaptıklarımız sadece bizi değil tüm insanlığı etkilediğini, insanlığın geleceğine yön verdiğini bilmemiz lazım. Ona göre de hareket etmemiz lazım. Daha dünya bizimken.
“- Şimdi her şeyi baştan inşa etmemiz lazım.”
Ve bir kadın şöyle dedi;
“Nesneler olarak başka çaremiz kalmamıştı. İnsanlar bir daha asla nesnelerin yerine konmayacak”(s.106)

Onur Erol 
25 Şub 2017 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 7/10 puan

Saramago benim çok sevdiğim yazarlardan biri. Ölümlü Nesneler altı öyküden oluşan bir hikaye kitabı. Kısırdöngü ve Nesneler kitabın en uzun öyküleri. Bir öykü sever olarak benim en çok beğendiğim iki hikayesi Sandalye ve Ambargo oldu. Ambargoda nefes nefese kaldım diyebilirim. Diğerleri için aynı şeyi söylemek zor. Nesnelerde yer yer güzeldi. Diğerleri de güzeldi ama biraz zorlanarak okudum diyebilirim. Sandalye yani ilk öyküsü ciddi anlamda komikti diyebiliriz.

Kitap elbette bir Kabil değildi. O çok başka bir kitap. Harika bir konusu ve yazım şekli vardı. Öykü severlerin bu kitabı sıkılmadan okuyabileceğini düşünüyorum. Ancak yer yer biraz sizi zorlayabilir.

Derya Sara 
19 Eki 2017 · Kitabı okudu · 12 günde · Puan vermedi

Birbirinden farklı ve bir o kadar da ilgi çekici olan altı öyküden oluşmuş güzel bir kolaj okudum. Her öykünün bence bir ortak yönü vardı;distopya. Her öyküde farklı distopya örnekleri bulunmaktaydı. Özellikle 'Nesneler' öyküsü tam bir distopya idi. İnsanların kastlarının olduğu bu kastlara dair bedenlerinde bir mühür taşıdıkları, mühürsüz olanlar tarafından dünyalarına müdahalede bulunması vs. her şey çok iyi kurgulanmıştı. Bunun yanı sıra ölüm teması da kitabın adından da ötürü olsa gerek tüm öykülerin belli kısımlarında mevcuttu.

Mirkelam Asel 
27 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 4 günde · 7/10 puan

Bazen boş kalmaktan, bazen hayalperestliğin verdiği düşünce koşturmalarından, bazen ondan bundan... Bir şekilde saçma dediğiniz, düşündüğünüz anda yanınızdaki kişye dahi söylemekte çekindiğiniz fikirler olmuştur. Mesela 'bir sabah arabamıza bindiğimizde biz onu degil de o bizi kullansa' gibi. Bu düşünceden utanmak bu düşünceyi kurmaktan daha uzun sürer hatta. Lakin insan Saramago okuyunca, aslında o fikirlerin ,bilakis, değerli olduğuna, bu tarz fikirlerden nice metaforlar ile pek çok düşüncelerin var edeceğine kanaat getiriyor. Insan, doğrusu, artık üzerindeki çecre baskısından gelen yetişkinliği önce çocukça kurmacalardan besliyor. Teşekkürler Saramago :)

Yağmur 
29 Tem 2017 · Kitabı okudu · 1 günde · Puan vermedi

Bloğumdan alıntı yapıyorum.Sooi içerir.Bilgilerinize.Keyifli okumalar.



Kitabımız altı bölümden oluşuyor;sandalye,ambargo,kısır döngü,nesneler,sentor ve kısas.Sandalye bölümünde sandalye'nin düşüşünü debiyat ve felsefe ile sorguluyor.Botanik ve ölüm ile de bağdaştırarak anlatıyor,yazarımız.Amborgo bölümünde bir adamın bütün bir günü anlatılıyor.Adamın herşeyden nasıl kaçtığını ve uzaklaştığını nedenleriyle anlatılıyor.Kısır döngü bölümünü çok sevdim diyebilirim.Çünkü hayatın kontrolü hakkında çok güzel bir bölüm olduğunu düşünüyorum.Bu bölümde dört adet yol var bu dört yol yukarıdan bakıldığında artı işareti oluyor.Kral'ın saçma sapan yasalarına ve kurallarına uymaya çalışan bir halk var.,herkes yaşı kadar vergi ödemek zorunda olması bana çok saçma geldi,açıkcası.Böyle saçma sapan yasalara ve kurallara artık zorunda kalmamayı ise kralın ölüme yaklaşması ile oluyor.'Hayatımızın ipleri bizim ellerimizde olması,başkalarının elinde değil.' mesaj ını bir kez daha bana hatırlatması gerçekten çok güzeldi.Nesneler bölümünde kaybolan eşyalar ve kaybolan nesneler anlatılıyor.Sosyolojik ve psikolojik olarak ele alınmış,bu bölüm.Ne çevremizdeki tanıdığımız insanlara,ne tanımadığımız insanlara ne de başka bir şeye karşı,kısacası her şeye ve herkese karşı hoşnutsuz,kaba davrandığımız ve zarar verdiğimizi fark etmeden ve bunları yapmaya devam ettiğimii gösteren bir bölüm olmuş.Sentor bölümünde Sentor'un atıyla birlikte çıktığı yolda yaptığı gözlemler anlatılıyor.Sentor'umuz yeme ihtiyacı duymuyor,ayakları ve bacakları ağrısa bile yürümeye devam eden,rüya görmek için uyuyan ve sadece çok ihtiyaç duyduğunda su içen bir kişilik.Ölümüne az kala onun sentor olduğuna inanılan bir karakter.Ve son bölümümüz olan Kısas bölümünde bir delikanlı nehirden çıkar,kurbağa'ya bakar,uzun bir yürüyüşten sonra derme çatma bir evin orada dinlenir.Dinlenirken avludan sesler duyar ve seslerin olduğu yere yani avluya gider.Orada büyü yapıldığını görür ve kendisinin fark edildiğini anlayınca hızla kaçar.Nehir'e tekrar geldiğinde parlak bir şey vardır,nehir'de ve hemen soyunur.Soyunduğunu ise soyunduktan sonra fark eder ve kadfasını kaldırdığında ise o parlak şey,delikanlı'dan uzaklaşır.Parlak olan şey gittikten sonra delikanlı iyileşir.

Saramago, henüz bu ilk öykülerinde bile rastlayabileceğimiz alışılmadık kurgularıyla, ileride nasıl bir çılgınlık yapacağını,nasıl enfes hikayelerle başımızı döndüreceğini sezdirir bizlere.

Nerede en akla gelmedik, en beklenmedik, en sıradışı konu varsa, orada Saramago'yu buluruz. Müthiş edebi işçiliğiyle, duygusallıktan, öznellikten uzak bir açıklık ve sadelikle, benzerlerini Hemingway'de de gördüğümüz o olaylara bir gazeteci gibi yaklaşan anlatımıyla, imkansızı mümkün dünyalara taşır. Verdiği ayrıntılar, anlatılan konuyu daha inanılmaz yapmaz; aksine, bu ayrıntılar, kurguyu "bunlar mümkün olsaydı tam olarak böyle yaşanırdı" düzlemine taşır.

Nesnelerin ayaklanması, onu kullananlara başkaldırması.. Hep olduğu gibi, yine önce şaşıran, ardından duruma hemen alışan insanlığın, kendinden olmayana karşı zalimce uygulamalar eşliğinde önlemler alması; tehdidi yok etmek yerine kendi sonunu kendi eliyle hazırlaması.. Salazar diktatörlüğünden çok çekmiş bir yazar için konuyu bu açıdan ele alması beklenilen bir şey elbette. Fakat kurgular fazlasıyla özgün, fazlasıyla ilgi çekici, fazlasıyla tuhaf..

Okuyun!..

Gülçehre Aydın 
09 Eki 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Saramago farkı... Her defasında dehasıyla beni şaşırtan adam... Kitaplarının hepsini okuyup bitirmekten korktuğum, cümleleri kurma biçimiyle ve edebi tutumuyla siyasete inceden dokundurarak her şeye bakış açısıyla özgünlüğünü hiç bozmamış bir yazar.

Gülgün Demir 
13 Eki 2017 · Kitabı okuyor · Puan vermedi

Bir tavsiye uzerine okuyup,hayran olduğum yazarlardan biri. Nobel ödülünü hakeden bir yazar. Döneminin en iyisi. Körlük romanı favorimdir,şiddetle tavsiye ediyorum arkadaşlar.

NLY 
12 Oca 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · 5/10 puan

Yazarın okuduğum ilk kitabı.. Değişik felsefi bir bakış açısı var.. Bir çok konuyu irdelemiş, hayat ve insana dair....

2 /

Kitaptan 22 Alıntı

Fakat intikamlar daima geri teper ve en çok acıyı intikam isteyenin kendisi çeker.

Ölümlü Nesneler, José Saramago (Sayfa 83 - Kırmızı Kedi)Ölümlü Nesneler, José Saramago (Sayfa 83 - Kırmızı Kedi)
Yağmur 
28 Tem 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Dünya nerelere kaybolmuştur?

Ölümlü Nesneler, José Saramago (Sayfa 46 - Kırmızı Kedi Yayınları)Ölümlü Nesneler, José Saramago (Sayfa 46 - Kırmızı Kedi Yayınları)

İnşa edilen heybetli piramitle firavunun yerleştirileceği veya yerleştirildiği izbe odanın arasındaki fark, bilge ve sağduyulu atalarımızın söylediği gibi, kefenin cebi yok, şeklinde özetlenebilir.

Ölümlü Nesneler, José Saramago (Sayfa 14 - Kırmızı Kedi Yayınevi 3. Basım)Ölümlü Nesneler, José Saramago (Sayfa 14 - Kırmızı Kedi Yayınevi 3. Basım)
Onur Erol 
23 Şub 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

Biz insanlar, doğamız gereği ölümlü yaratıklar olmamıza rağmen, ölümün kovanına çomak sokmadan duramayız. Bu bizim için adeta bir onur meselesidir.

Ölümlü Nesneler, José SaramagoÖlümlü Nesneler, José Saramago

Ne yani? Yenilen düşmanımızın ardından gözyaşı mı dökecektik? Ölüm, insanın hayattayken işlediği suçları aklayan bir özür, bir af, bir sünger, bir sabun mudur?

Ölümlü Nesneler, José Saramago (Sayfa 30 - Kırmızı Kedi)Ölümlü Nesneler, José Saramago (Sayfa 30 - Kırmızı Kedi)
NLY 
09 Oca 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 5/10 puan

Ölüm, insanın hayattayken işlediği suçları aklayan bir özür, bir af, bir sünger, bir sabun mudur?

Ölümlü Nesneler, José Saramago (Sayfa 30)Ölümlü Nesneler, José Saramago (Sayfa 30)
Maya 
 01 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Arzu
Zamanlar değiştikçe arzular ve nitelikler de değişir ve arzular ne kadar kuvvetli olursa olsun kusursuz olan şeyler zamanlara yenik düşerek kusursuzluklarını kaybeder.

Ölümlü Nesneler, José Saramago (Sayfa 10 - Kırmızı Kedi)Ölümlü Nesneler, José Saramago (Sayfa 10 - Kırmızı Kedi)
Zeus 
14 Oca 02:42 · Kitabı okudu · 6/10 puan

"Başımıza kötü şeylerin geleceği varsa pekâlâ cam kırıklarından veya demirağacına dokunmayıp demirin kendisini kanser gibi saran pastan da gelebilirdi."

Ölümlü Nesneler, José SaramagoÖlümlü Nesneler, José Saramago
Mirkelam Asel 
21 Eyl 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Kısırdöngü isimli hikayeden
Mızrak gibi sipsivri göğe yükselen bir servi ağacında, dul bir kadincağızın siyah başörtüsünde, görevlilerin affedilmez bir hatası yüzünden tam da kralın geçit taptığı sırada beklenmedik bir biçimde yolda beliren bir cenaze alayında kral hep ölümü görüyordu

Ölümlü Nesneler, José Saramago (Sayfa 50)Ölümlü Nesneler, José Saramago (Sayfa 50)
3 /