Ölümlülük Ölümsüzlük ve Diğer Hayat Stratejileri

·
Okunma
·
Beğeni
·
490
Gösterim
Adı:
Ölümlülük Ölümsüzlük ve Diğer Hayat Stratejileri
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755392509
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Mortality, Immortality, and Other Life Strategies
Çeviri:
Nurgül Demirdöven
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Ölümlülük, dünya üzerindeki her şeyi değiştirebileceği ve kendine uyarlayabileceği inancından beslenen insanoğlunun en büyük yenilgisidir.“Ölümsüz eserler” vermek yoluyla, bedeninin ölümlülüğünü düşüncenin ölümsüzlüğüyle alt etme çabası, insanın ölümlülük karşısındaki en masum çabalarındandır; tarih, yönetici sınıfların adlarını ölümsüzler listesine yazdırmak için yaptığı fetihlerin kaydıdır. Dünya yüzündeki savaşlar, Yahudi soykırımı, etnik “temizlik” hareketlerinin tümü, ölümlülüğün kaynağı olarak görülen “kirliliği” kan akıtarak ortadan kaldırmak ve böylece ölümsüzlüğe yaklaşmak için yapılmış katliamlardır.Sağlık alanındaki bütün “gelişmeler”, hastalıklara karşı alınan önlemler, spor yapmak, beslenme rejimleri, hijyen saplantısı... bunların hepsi, modernitenin başa çıkamadığı ölümlülüğün yapısını sökerek onu baş edilebilir parçalara ayırma stratejisinin öğeleridir. Modernite, ölümü tecrit etmiş, mezarlıkları ve cenaze törenlerini günlük yaşamın uzağına taşımış, adeta kişisel bir suça dönüştürmüştü: Nedensiz ölüm yoktur; ölen, ya sigara içtiği için, ya spor yapmadığı için, ya hastalıklara karşı gerekli önlemleri almadığı için, ya da karşıdan karşıya geçerken sağına soluna bakmadığı için, vb. ölmüştür. Suçludur! Yaşamı sürekli bir tiyatro sahnesine dönüştüren postmodernite ise, ölümü haber bültenlerinde bir sonraki habere kadar akılda kalacak bir olaya dönüştürür; ölümsüzlük, televizyon ekranlarında birkaç saniye görünerek şöhret olmakta yatar. Ölüm, yaşamın nihai olarak sona erişi değil, şöhretin zirvesinden düşüp ortadan kaybolmak demektir. Ortadan kaybolma, ölümlülük karşısında postmodernitenin yaşam stratejisidir. Zygmunt Bauman, Ölümlülük, Ölümsüzlük ve Diğer Hayat Stratejileri’nde savaşı, bilimi, teknolojiyi, aşkı, cinselliği, iktidarı, medyayı, kısaca insanlık tarihini, yaşam ve ölüm üzerine yeniden kuruyor; insanoğlunun kaçınılmaz ve değiştirilemez yazgısı olan ölüm karşısındaki beyhude çabasını, başarısızlığını gözler önüne seriyor. Kulislere tıkışıp oyundaki sıramızın gelmesini beklediğimiz bu tiyatro sahnesinde, ölüme ve öldürmeye karşı ahlâki tutumu araştırıyor. Bu derinlikli ve kışkırtıcı kitap, sosyoloji, antropoloji, teoloji ve felsefe alanlarındaki profesyonellerden öğrencilere kadar geniş bir okur kitlesini cezbecek.
272 syf.
·37 günde·Beğendi·10/10
Vaktiyle, "Ölüm varsa yaşam neden var?" sorusuyla hezeyanlara kapılmış ve aylarımı, yatağımda tavana bakarak, titreyerek, endişe atakları ve sonsuz bulantı içinde geçirmiştim. Neden sonra çareyi hep yaptığım gibi kitaplarda aramaya başlamıştım ve ölümle ilgili bulduğum birkaç kitaptan biri buydu. Sosyoloji okuyordum ve bir sosyolog, üstelik de sevdiğim bir tanesi bana bu konuyla ilgili iç rahatlatıcı bilgiler verebilirdi. Ancak öyle olmadı. Kitabı okudukça çaresiz gerçekliğimizin daha da farkına vardım ve ölümün,ölümsüzlüğün modern ve postmodern toplumlardaki karşılanış ve tezahürlerinin detaylalarını keşfettim. Sonrasında ise farkında olmadan kaygım kaybolmuştu, hafiflemiştim ve kabulleniş içine girmiştim.

Kitapta, modern ve postmodern toplumlarda ölümün ve ölümsüzlüğün karşılanış biçimlerine dair değerlendirmeler var. En ilginç olanı da, modern toplumdaki çizgisel hayat algısının ( başlangıç- hayat- son) postmodern toplumda noktalara indirgenmesi ( dijital saat) ve ölümün artık ekranlarda beliren bir 'ölüm saati' ibaresinden ibaret olmasının farkına varıyor olmak.
272 syf.
·Beğendi·8/10
"...Okumanın yerini seyretmenin, kitapların yerini ekranların alması gibi; ölümsüzlüğün yerini de kötü ün almıştır.
"Görünürde olmak" birey olmanın yoludur; belki de biri olmanın tek yolu. "Herkes" der Debray, gizliden gizliye var olmadığından korkar; çünkü başkaları onun var olma hakkının farkına varmadığı sürece aslında o yoktur. İnsan başkaların ondan söz ettiği -onu yücelttiği, eleştirdiği, alaya aldığı, ona iftira ettiği, onun sözlerini yinelediği- sürece vardır. Başkalarını konuşturan ise medyadır.
Medya modayı, son moda konuları, son moda senaryoları, yaratır ve oyuncuları bu senaryodaki satırlara uydurur. Oyuncu seçiminde önemli olan "doğruluk değeri" değil, "gösteri değeridir".
Entelektüel artık fikirlerinin adil olup olmaması ile değil, müdahalelerinin yankısıyla yargılanıyor.
Ölmek üzere olan kişi "yalnızlık"tan çok "sessizlik" içinde ölür.
Ölüm döşeğindeki kişiyle iletişim kurmadaki başarısızlık, biz modern dünyada yaşayanların, belirli bir süre boyunca üzerinden korkunç imgesinin silindiği yaşam lüksü karşılığında ödediği bedeldir.
Modern aracılık "ölümlülüğün yapısını sökmüştür". Yapısöküm ölümü ortadan kaldırmamıştır. Onu yalnızca beğenilmeyen, çıplak, önemini kaybetmiş bir durumda bırakmıştır. Ölüm yaşamın üretilme sürecinde atıktan başka bir şey değildir; yararsız bir atık, becerikli ve yaratıcı oyuncularla dolu zengin, meşgul, kendinden emin dünyada tam bir yabancı.
Ölüm modern yaşamın "ötekisi"dir.
Claude Levi-Strauss'un ileri sürdüğüne göre, bizim modern toplum tipimizle öteki daha basit toplumlar arasındaki en önemli farklardan biri onların "antropofajik" (yamyam), bizimse "antropoemik" olmamızdır: Onlar düşmanlarını "yerler", bizse "kusarız". Bizim Öteki ile başa çıkma yöntemimiz ayrımcılık yapmak, ayırmak, çöpe atmak, unutulmaya neden olacak lağıma atmaktır.''
Zygmunt Bauman - Ölümlülük Ölümsüzlük ve Diğer Hayat Stratejileri
İnsanın içinden milliyetçiliğin entelektüellere özgü ırkçılık olduğunu söylemek gelebilir. Tersine ırkçılık kitlelere özgü milliyetçiliktir.
Okumanın yerini seyretmenin, kitapların yerini ekranların alması gibi; ölümsüzlüğün yerini de kötü ün almıştır.

"Görünürde olmak" birey olmanın yoludur; belki de biri olmanın tek yolu. "Herkes" der Debray, gizliden gizliye var olmadığından korkar; çünkü başkaları onun var olma hakkının farkına varmadığı sürece aslında o yoktur. İnsan başkaların ondan söz ettiği -onu yücelttiği, eleştirdiği, alaya aldığı, ona iftira ettiği, onun sözlerini yinelediği- sürece vardır. Başkalarını konuşturan ise medyadır.

Medya modayı, son moda konuları, son moda senaryoları, yaratır ve oyuncuları bu senaryodaki satırlara uydurur. Oyuncu seçiminde önemli olan "doğruluk değeri" değil, "gösteri değeridir".

Entelektüel artık fikirlerinin adil olup olmaması ile değil, müdahalelerinin yankısıyla yargılanıyor.
Ölüm, aklın en büyük yenilgisidir, akıl ölümü -ölümü nasıl bir şey olarak "bildiğimizi" değil- "düşünemediği" için, ölüm düşüncesi terim bağlamında bir çelişkidir ve çelişki olarak kalmaya zorunludur.

Ne doğumum nede ölümüm bana "benim" deneyimlerim gibi görünebilir. Kendimi yalnızca "önceden doğmuş" ve "bugün de yaşıyor" olarak kavrayabilirim.
Ölümlülüğün hayaletini kovmanın bedeli, yaşamı gerçeklik olarak oluşturma, yaşamı ciddiye alma konusundaki toplu yeteneksizliği kanıtlamıştır.
Arthur Schopenhauer, ölüm olmasaydı felsefe yapılamayacağını, öne sürer.

Bütün dinsel ve felsefi dizgeler (Schopenhauer'ın da kullanacağı gibi, bütün kültür) "öncelikle ölümün kesinliğine karşı, aklı yansıtarak kendi kaynaklarından ürettiği bir panzehirdir".
Bugünü aşma ve geleceğe uzanma umudu, yalnızca geçmişin sürmesini sağlamaya dayandırılabilir.

Sürekli olarak geçmişi yeniden ele geçirme, onun yaşayan bellekten çıkmasına izin vermeme arzusunun ardında da bu umut yatar.

İmgelenen geleceği sömürgeleştirme savaşı, imgelenen geçmişin sınırlarında sürer.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ölümlülük Ölümsüzlük ve Diğer Hayat Stratejileri
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755392509
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Mortality, Immortality, and Other Life Strategies
Çeviri:
Nurgül Demirdöven
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Ölümlülük, dünya üzerindeki her şeyi değiştirebileceği ve kendine uyarlayabileceği inancından beslenen insanoğlunun en büyük yenilgisidir.“Ölümsüz eserler” vermek yoluyla, bedeninin ölümlülüğünü düşüncenin ölümsüzlüğüyle alt etme çabası, insanın ölümlülük karşısındaki en masum çabalarındandır; tarih, yönetici sınıfların adlarını ölümsüzler listesine yazdırmak için yaptığı fetihlerin kaydıdır. Dünya yüzündeki savaşlar, Yahudi soykırımı, etnik “temizlik” hareketlerinin tümü, ölümlülüğün kaynağı olarak görülen “kirliliği” kan akıtarak ortadan kaldırmak ve böylece ölümsüzlüğe yaklaşmak için yapılmış katliamlardır.Sağlık alanındaki bütün “gelişmeler”, hastalıklara karşı alınan önlemler, spor yapmak, beslenme rejimleri, hijyen saplantısı... bunların hepsi, modernitenin başa çıkamadığı ölümlülüğün yapısını sökerek onu baş edilebilir parçalara ayırma stratejisinin öğeleridir. Modernite, ölümü tecrit etmiş, mezarlıkları ve cenaze törenlerini günlük yaşamın uzağına taşımış, adeta kişisel bir suça dönüştürmüştü: Nedensiz ölüm yoktur; ölen, ya sigara içtiği için, ya spor yapmadığı için, ya hastalıklara karşı gerekli önlemleri almadığı için, ya da karşıdan karşıya geçerken sağına soluna bakmadığı için, vb. ölmüştür. Suçludur! Yaşamı sürekli bir tiyatro sahnesine dönüştüren postmodernite ise, ölümü haber bültenlerinde bir sonraki habere kadar akılda kalacak bir olaya dönüştürür; ölümsüzlük, televizyon ekranlarında birkaç saniye görünerek şöhret olmakta yatar. Ölüm, yaşamın nihai olarak sona erişi değil, şöhretin zirvesinden düşüp ortadan kaybolmak demektir. Ortadan kaybolma, ölümlülük karşısında postmodernitenin yaşam stratejisidir. Zygmunt Bauman, Ölümlülük, Ölümsüzlük ve Diğer Hayat Stratejileri’nde savaşı, bilimi, teknolojiyi, aşkı, cinselliği, iktidarı, medyayı, kısaca insanlık tarihini, yaşam ve ölüm üzerine yeniden kuruyor; insanoğlunun kaçınılmaz ve değiştirilemez yazgısı olan ölüm karşısındaki beyhude çabasını, başarısızlığını gözler önüne seriyor. Kulislere tıkışıp oyundaki sıramızın gelmesini beklediğimiz bu tiyatro sahnesinde, ölüme ve öldürmeye karşı ahlâki tutumu araştırıyor. Bu derinlikli ve kışkırtıcı kitap, sosyoloji, antropoloji, teoloji ve felsefe alanlarındaki profesyonellerden öğrencilere kadar geniş bir okur kitlesini cezbecek.

Kitabı okuyanlar 10 okur

  • K.
  • Hakan
  • Hilal Özlem
  • Ilgaz
  • sunaduygu
  • Özcan Özenir
  • blntylv
  • Mustafa Talaş
  • Sjjejejsj
  • Ali Ünal

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20 (1)
9
%40 (2)
8
%40 (2)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0