Ölümü Küçümseme (Tusculum Tartışmaları 1)

·
Okunma
·
Beğeni
·
519
Gösterim
Adı:
Ölümü Küçümseme
Alt başlık:
Tusculum Tartışmaları 1
Baskı tarihi:
Kasım 2016
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059328555
Kitabın türü:
Çeviri:
Çiğdem Menzilcioğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğu Batı Yayınları
Roma siyasi tarihinin en çalkantılı günlerinde etkin bir siyasi figür, hatip olarak öne çıkan Cicero, Latincenin felsefi açıdan zenginleşmesi ve Yunan felsefesinde ele alınan ciddi ve seçkin konuların bu dilde aktarılmasında yaptığı katkılarla –özellikle Yunanca felsefi kavramların Latincedeki karşılıklarını bulmak suretiyle– Batı felsefe tarihinin de en önemli mihenk taşlarından biri olmuştur.
Roma dilinin tüm inceliklerine hâkimiyeti, Yunan felsefesi ve düşüncesi hakkındaki çok yönlü bilgisi ve toplumsal sınıflar arası uyuma büyük önem veren cumhuriyetçi, seçkin bir Romalı olarak eserlerinde takip edilebilen Roma’nın tarihi, siyaseti, hukuk anlayışı, yaşam tarzları, edebiyatı ve dünya görüşleriyle döneminin gerçek bir tanığıdır. Aynı zamanda Cicero’nun eserleri, Yunan ve Roma kültürleri ve düşüncesi arası geçişlilikleri gözlemlemek ve kıyaslamalar yapmak bakımından da önemli birer kaynaktır.
Tusculanae Disputationes, beş kitabın birleşmesinden oluşur. Ölümü Küçümseme, Cicero’yu derinden sarsan kızı Tulla’nın ölümü üzerine kaleme aldığı felsefi bir denemedir ve ilk kitaptır. Başta Akademiacılar, Epikurosçular ve Stoacılar olmak üzere, ölüm karşısında ve ruhun ölümsüzlüğü gibi konularda çeşitli felsefe okullarının görüşlerini değerlendirdikten sonra kendi düşüncesini ortaya koyar. Felsefe bir teselli verebilir mi, ölüme küçümseyerek bakabilmek mümkün mü ya da ölüme hazırlık, insanın ebedî evine geçiş gibi konularda çocuğunun yasını tutan tarihsel bir kişiliğin soğukkanlı ve derin düşüncelerinin birer takdimidir bu kitap.
96 syf.
·4 günde·9/10 puan
Uyku böyle güzelken kim bilir ölüm nasıldır? Hiç düşlediniz mi ölümünüzü ya da sizsiz bir dünyanın da var olabileceği gerçeği ile yüzleştiniz mi? Zamana hüküm eden Kronos dahi – Kronoloji ismi bu titandan türemiştir. – bu kavrama yenik düşmüştür. Ömrümüzü geçmişten bu güne koyacak olursak ve zaman bir okyanus ise bizim yaşam süremiz bir damla kadar hacim edebilir mi bunu düşlemek gerekmektedir.

Roma’da MÖ 106 tarihinde doğan hitabet ustası, şair bakışlı siyaset adamı. MÖ 75’te questor, MÖ 69’da aedilis, MÖ 66’da pretor ve MÖ 63’te ise consul olmuştur. Hatta dönemin saygın kişisi tarafından “pater patriae” – devletin babası- unvanını almıştır. Bunların hepsini ise kendi tırnaklarıyla kazıya kazıya yapmış ve Roma’da kendi döneminin en önemli şahsiyetlerinden bir tanesi olmuştur. Atlı sınıftan olduğu için Roma tarihinde bir ilk olarak consul seçilmiştir. Küçüklüğünde Yunancayı öğrenmiş ve hocası Yunan Hatip Apollonius Molon tarafından – hocası aynı zamanda Jul Sezar’ın da hocasıdır – “Sana büyük bir hayranlık duyuyorum Cicero ve tebrik ediyorum, ancak Yunanlar için üzülüyorum. Şimdiye kadar elimizde kalan tek sermaye eğitim ve söz hâkimiyetiydi. Ne yazık ki artık senin sayende bunlar Romalıların elinde geçecek.” diye küçük yaşında övgüye mazhar oldu. Bu söylem ise Cicero’nun dil becerisinin ve ne kadar iyi bir hatip olduğunun bir göstergesidir. Cicero bir filozof değildir ancak çok iyi bir gözlemci ve harika bir düşünürdür. Amacı ulusu olan Roma’ya Yunan felsefesini tanıtmak, kendi diline çevirmek ve kendi dilinde bir şeyler vermek isteyişi milliyetçi kişiliğini öne çıkarmaktadır.

“Bu yaşam aslında ölümdür, seçme şansım olsaydı bu yaşamın yasını tutardım.” (Alıntı #51882893 )

Ölüm her canlıya göre aynı durumdur. Bedenin bütün yaşamsal fonksiyonlarının durulmasıyla oluşan bu durum bir “son” mudur? Eserimizde işte burada konuya giriyor ve bu konuda kendinden önce gelen bütün filozofları ve öğretilerini irdeleyip “ölüm bir son mudur?” sorusuna cevap aramaktadır. Bu yaparken de varoluşu irdelemek, oluşumu tamamlamak gerekmektedir. Diğer Cicero eserlerinde karşılaştığımız Platonvari diyalog yazımın burada da sürdüğü görmekteyiz. Eser A ve M kişilerinin soru ve soruyu cevaplamasından yani A kişisinin sorusuna karşılık M kişisinin verdiği cevaba göre ilerleyiş sürdürülmektedir. Ancak diyalog M kişisine geçince diyalogdan çıkıp monolog bir hal almaktadır. Sokrates bu tarz diyaloglara yani soru cevap yazımına kişide saklı olan bilgiyi cevap vererek dışarı çıkarma adını takmıştır. Platon ise bunu geliştirerek diyalog halini almasını sağlamıştır. Aristoteles bu tarza teknik katmış Platon ve Cicero’dan farklı bir yol izlemiştir. Seneca ise her ikisinden farklı bir yol izlemiş ve diyaloglarına kurgu katmıştır. Aslında bu tarz günümüz romanlarına çok iyi bir önayak olmuştur demekte çokça muhtemeldir.

Yaşam ve diğer her şey ateş, su, toprak ve hava karmasından meydana gelmiştir. Ancak Aristoteles’in dediği bir şey daha vardır beşinci olarak… Bunu ise ruh olarak tanımlamak mümkündür. Çünkü ruh ne toprak gibi, ne ateş gibi ne de diğer hava ve su gibi bir şeyden meydana gelemeyecek bir şeydir. Kimi filozof bu ruha ve nerede olduğuna kafa yorarken; kimileri akıl ruhtur ve ruhta kafada bulunur demiştir. Bir takım filozoflar ruh kalptir ve kalpte bulunur demişlerdir ki en yakını ise ruh nefestir, göğüs kafesinde bulunur. Ancak hepsinin ortak bir fikri vardır ki ruh tanrısal, doğaüstü bir oluşumdur.

“Beğenilme sanatları besleyip büyütür, herkes ün arayışıyla yanıp tutuşur ve insanların nazarında eleştiri konusu olan şeyler hep ihmal edilir.” (Alıntı #51883739 )

Peki ya beden öldüğünde ruhun ne olacağı hakkında bir fikri olan var mı? Kimi düşünür bedenle beraber ruhunda öldüğünü söylemiştir. Kimi ise beden öldükten bir müddet sonra ruhunda öldüğünden bahsetmiştir ve birçoğu da ruhun ölümsüz olduğuna dem vurmuş, bunu savunmuş, bunun üzerine sayfalarca kitaplar yazmışlardır. Ruhun ölümsüz oluşuna en yakın düşünürün ise ölüme gülerek giden Sokrates’ten başkası olması garipsenecek bir durumdur. Böyle rahat bir şekilde ölüme giden bir insanın ya aklından zoru vardır ya da ölümden sonra olacaklara inanmasından kaynaklanacak bir düşünce onu rahatlatmıştır. Bu da demek olur ki Tanrısal Platon’un hocası ruhun ölümsüzlüğüne inanıyordu. Böyle bir varsayım ortaya atmak haklı bir sebeptir ve ölümden korkmayanların ölümün sonrası hakkında inandıkları gerçeklerin etkin olduğunu söylemek çok doğrudur.

Canlılar içerisinde sonunu bilen tek varlık insandır ve sonunu bile bile yaşama tutunur. Bir spoiler vermek istiyorum; hepimiz öleceğiz…

Konu ölüm olunca aslında yazılacak çokça şey vardır ancak düşüncelerimin sizi etkileyip kitaptan alacağınız kendi salt düşüncelerinizin etkilenmesini istemiyorum. Okurken ya da okuduktan sonra kafa yorup kendi düşüncelerinizle daha iyi bir düşünce kritiği yaratıp çok daha iyi şeyler düşleyebilir ve hayatınıza adapte edebilirsiniz. Bu sebeple kısa kesmeyi bir görev olarak öngörüyorum.

“İnsan zihnine gelince, tanrıyı görmediğin ama tanrının eserlerinden yola çıkarak onun varlığını kabul ettiğin gibi, aynı şekilde her ne kadar insan zihnini görmesen de olayların anımsanmasından, nesnelerin icat edilmesinden, hareketlerin hızından, erdemin tüm güzelliklerinden zihnin gücünün tanrısal olduğunu kabul edeceksin.” (Alıntı #52004849 )

Kitabım Doğubatı Yayınları’ndan ve çevirisi muazzam. Diyalog şeklinde okurlarına sunulmuş naçizane bir eserdir. Kitap içerisindeki dizinde 100 üzeri ünlü düşünür, komutan ya da dünya insanı ismi geçmektedir. Diyologta bulunan M kişisi Marcus Tullius Cicero’dur desek hata etmemiş oluruz. Kısa olmasına rağmen sayfalar dolusu kitap yazımlarına kafa tutabilecek bir akademik çalışmadır. Sayfa kalitesi yerinde ve sayfa sonu açıklamalarıyla okurunu sürekli aydınlatıp, bilgilendirmektedir.

Sözü özü; kitap akademik eserlere kafa tutacak kadar yerinde konuları ele almakla kalmayıp, daha fazlasını dahi okuruna verebilecek kapasitededir. Bu sebeple kitap şiddetle okunulası ve tavsiye edilesidir. Kendi düşünce yapınıza ve belleğinize yeni düşünceler katmak istiyorsanız kitap tam size göredir.

Sevgi ile kalın.
96 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Kısa ve öz ifadelerle gerçekten güzel bir kitap. Çevirmenin vermiş olduğu bilgiler de gâyet güzeldi. Son 15 sayfası ise gerçekten konunun özeti ve kırılma noktası diyebilirim. Ölüm korkusunu bir nebze olsun yenebileceğiniz bir kitap. Sakin ve kendinizi en iyi hissettiğiniz zaman alacağınız haz ve bilgi gerçekten çok fazla. Üzerine daha fazla yazmak isterdim lâkin bu kadarı kâfi. Alıp okuyunca pişman olmayacak, keyif alacak ve neler demek istediğimi anlayacaksınız.
96 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Hayatında herkes bir kere ölümü sorgulamıştır.Burada Çiçero'nun bir başkasıyla diyalog şeklinde hayatı ve ölümü bunların anlamını ve anlamsızlığını belki de birbirini tamamlamasını anlatan bir eser.Zaten 96 sayfaya sığdırmış benim incelemem yerine kitabı hemen alıp okusanıza asla pişman olmazsını
96 syf.
·9/10 puan
Tusculanae Disputationes ya da Türkçe karşılığıyla Tusculum Tartışmaları, Cicero’nun ölümünden yaklaşık iki yıl önce kaleme aldığı, beş kitaptan oluşan bir eserdir. Bu beş kitaptan ilki ise Ölümü Küçümseme 'dir. Kızı Tullia’nın ölümünden duyduğu büyük acıya felsefeyle çare arayan Cicero, ölümle birlikte hayatın bitmediğini, ruhun hala yaşamaya devam ettiğini savunuyor. Bu savunuyu yaparken de kendinden önceki filozofların görüşlerinden sıkça faydalanıyor. Hayatımızın bir yerinde ölümü ya da yaşamı sorguladığımız bir an muhakkak olmuştur. Cicero bu sorgulamayı daha felsefi ve belki de daha akademik bir dille sorguluyor. Okuması biraz zor olsa da bakış açınıza değerli katkılar sunacağına eminim. Çevirisi de çok başarılıydı. Doğubatı Yayınları'na ait kitapları bir inceleyin derim.
Beğenilme sanatları besleyip büyütür, herkes ün arayışıyla yanıp tutuşur ve insanların nazarında eleştiri konusu olan şeyler hep ihmal edilir.
Marcus Tullius Cicero
Sayfa 27 - Doğu Batı Yayınları - 1. Basım - 2016 - Çeviri: Çiğdem Menzilcioğlu
Ölüler de zavallı olduklarına göre hepimiz sonsuz bir zavallılığın içine doğuyoruz. Yani yüz bin yıl önce ölenlerin ya da daha doğrusu doğan herkesin zavallı olması kaçınılmazdır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ölümü Küçümseme
Alt başlık:
Tusculum Tartışmaları 1
Baskı tarihi:
Kasım 2016
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059328555
Kitabın türü:
Çeviri:
Çiğdem Menzilcioğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğu Batı Yayınları
Roma siyasi tarihinin en çalkantılı günlerinde etkin bir siyasi figür, hatip olarak öne çıkan Cicero, Latincenin felsefi açıdan zenginleşmesi ve Yunan felsefesinde ele alınan ciddi ve seçkin konuların bu dilde aktarılmasında yaptığı katkılarla –özellikle Yunanca felsefi kavramların Latincedeki karşılıklarını bulmak suretiyle– Batı felsefe tarihinin de en önemli mihenk taşlarından biri olmuştur.
Roma dilinin tüm inceliklerine hâkimiyeti, Yunan felsefesi ve düşüncesi hakkındaki çok yönlü bilgisi ve toplumsal sınıflar arası uyuma büyük önem veren cumhuriyetçi, seçkin bir Romalı olarak eserlerinde takip edilebilen Roma’nın tarihi, siyaseti, hukuk anlayışı, yaşam tarzları, edebiyatı ve dünya görüşleriyle döneminin gerçek bir tanığıdır. Aynı zamanda Cicero’nun eserleri, Yunan ve Roma kültürleri ve düşüncesi arası geçişlilikleri gözlemlemek ve kıyaslamalar yapmak bakımından da önemli birer kaynaktır.
Tusculanae Disputationes, beş kitabın birleşmesinden oluşur. Ölümü Küçümseme, Cicero’yu derinden sarsan kızı Tulla’nın ölümü üzerine kaleme aldığı felsefi bir denemedir ve ilk kitaptır. Başta Akademiacılar, Epikurosçular ve Stoacılar olmak üzere, ölüm karşısında ve ruhun ölümsüzlüğü gibi konularda çeşitli felsefe okullarının görüşlerini değerlendirdikten sonra kendi düşüncesini ortaya koyar. Felsefe bir teselli verebilir mi, ölüme küçümseyerek bakabilmek mümkün mü ya da ölüme hazırlık, insanın ebedî evine geçiş gibi konularda çocuğunun yasını tutan tarihsel bir kişiliğin soğukkanlı ve derin düşüncelerinin birer takdimidir bu kitap.

Kitabı okuyanlar 29 okur

  • Muhammed Sert
  • Halil koca
  • Gökhan Erkmen
  • Mine sakar
  • Çağlar Hayat
  • Feyza GÖKCAN
  • Doğukan Ejder
  • Tolgahan İlkay
  • Murat
  • Alper Büyükalaca

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (4)
9
%33.3 (4)
8
%16.7 (2)
7
%16.7 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0