Ölümün Anlamı (Toplu Eserler 11)

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.173
Gösterim
Adı:
Ölümün Anlamı
Alt başlık:
Toplu Eserler 11
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050201192
Kitabın türü:
Çeviri:
Ahmet Aydoğdu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayınları
"Ölüm yaşama iradesinin ve daha da özelde onun için temel ve elzem olan bencilliğin tabiatın akışı içinde aldığı büyük tazirdir ve varoluşumuz için bir ceza olarak düşünülebilir.

Ölüm maddi-hissi hazla doğumun birleşip oluşturdukları düğümün acıyla sancıyla çözülmesidir; o şiddetli yıkımdır ve hakiki tabiatımızın temel hatasını dışarıdan haykırır: Büyük uyanıştır ölüm."

Ölüm hayatın neresinde? Hayat ölümün neresinde?

Ölümü hayatın tam göbeğinden sürüp çıkarmanın ve başımızdan ustaca savuşturmanın en sofistike yollarını keşfetmek bize ve yaşadığımız dünyaya neye maloldu? Yaşadığımız hayatı kendi ellerimizle cehenneme çevirdiğimizi artık en ayak direyiciler bile itiraf ederlerken, bu cehennemde ölümü hayatın içinde tuttuğu yerden ve o yere bağlı olarak haiz olduğu ağırlıktan etmenin faturasını görmekte hâlâ ayak direyecek miyiz?

O halde ölümü yaptığımız hesaplarda sürekli göz önünde bulundurmanın verimli yolu hangisidir? Kendi ölümümüzü büyük ve önemli bir hadiseye nasıl çevirebiliriz? Bir son olarak değil, hayatın kurucu oluşturucu bir parçası olarak ölüme dair canlı bir kavrayışa nasıl sahip olabiliriz?..

Ölümü tekrar hayatın içine çekmenin bir yolunu mutlaka bulmalıyız.
128 syf.
·3 günde·8/10
Ölüm korkusundan uzaklaşıyorsunuz. Ölümü deneyimlemeyiz çünkü ölüm bizim hayayimizda olan birşey değildir. Hayatin ve ölümün bir anlam ifade etmedigini anliyorsunuz.
128 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Arhur Schopenhauer'in ölüm,yok olma konularıyla ilgili yazdığı kitabı. Kitapta ölümün yanında varoluşçuluk felsefesi de inceleniyor. Arthur Schopenhauer bu kitabıyla ölümden neden korkutuğumuzu, ölümden sonra yaşam olmadığını, ölüm acısının olmadığını açıklıyor. Kitabın ana düşüncesi ise, "öldükten sonra doğmadığın zamana döneceksin."

Bu kitabın yine en temel eksisi çeviri. Kitapta o kadar çok çeviri hatası var ki ben alıntı paylaşırken düzeltmiştim. Hadi felsefi atasözleri, deyimleri, betimlemeleri çevirmek zor, anladım da neden behemehal, binaenaleyh gibi kelimeler kullanıyorsunuz kitapta. Türkiye'de kaç kişi bu kelimeleri kullanıyor?

Çeviri sizi rahatsız etmezse okunulabilir.
128 syf.
·Puan vermedi
Ölüm her insanın üzerinde kafa yorduğu bir konudur. Öldükten sonra varlığımızı sürdürüp sürdürmeyeceğimiz ya da nasıl sürdürebilecegimiz hakkında insanlık bin yıllardır kafa yormuş, birbiri ile çelişen düşünceler ortaya koymuştur. Bu kitapta ünlü filozof Schopenhauer'in ölüme ve dolayısıyla varoluşa nasıl baktığını öğreniyoruz. Onun görüşlerini kısaca ortaya koyup eleştirilerimi sunmak istiyorum.

Schopenhauer'e göre felsefenin var olma sebebi insanın ölümlü bir varlık olmasıdır. Onu kendi varoluşu üzerine düşünmeye ve varoluşunun amacını sorgulamaya bir gün öleceğini bilmesi sevk etmiştir. O ölümü felsefenin ilham perisi ve esinleyici gücü olarak tanımlar. Bu noktada ona katılıyorum.

Schopenhauer'e göre yaşama iradesi tüm canlı varlıkların olduğu gibi insanın da asli özüdür ve bu yaşama iradesinin kökü tek tek bireylerde degil türdedir. Bu yüzden filozofa göre insan birey olarak değil ama ancak tür olarak ölümsüz olabilir. İnsanlar tekil olarak insan ideasının formlarıdırlar ve tüm formlar gibi belli bir süre sonra bozulup yok olmaya mahkumdurlar. Asıl ölümsüz olan ise türle ifade edilebilecek olan ideadır. Burada ise düşünüre insan ile hayvan arasındaki ayrımı kaldırarak insanı da onlar gibi sadece bir tür olarak ifade etmesi sebebiyle katılmıyorum. İnsan aklı sayesinde kendi özünü kendi yaratır ve her insan biriciktir düşüncesindeyim.

Düşünüre göre beyninin ölümüyle birlikte insanın bireyselligi de yok olur. Çünkü insanın özü iradedir ve zihin iradeye göre ikincildir. Nasıl bireysellik varlığını zihne borcluysa, zihin de varolusunu beyne borçludur. Beynin ölümünden sonra varlığını sürdüremez. Bu yüzden insanlar öldükleri zaman kendi benliklerini kaybederler ve birey olmaktan çıkarlar. Bir damlanın denizde kaybolması gibi büyük bütünü oluşturan irade içinde kaybolurlar. Ama bu onların öldükten sonra yok olduğu anlamına gelmez. Belki birey olarak yok olmuşturlar ama asıl özleri olan irade yani istenç olarak varolmaya devam etmektedirler.

Düşünürün anlattığı böylesine bilinçsiz bir varoluş düşünceme göre insanı teselli etmekten ve ölüm korkusundan kurtarmaktan uzaktır. İnsanın asıl korkusu zaten oldüğünde birey olarak, yani kendi olarak varlığını yitirmektir. Yoksa o toprak olarak var olacağını bilir ve bununla sevinmez. İradeyi de yaşam enerjisi olarak görürsek insan birey olarak yok olup bilincsiz bir enerji olarak var olacağını düşünmekle mutlu olmaz.

Schopenhauer'e göre insan olarak dunyaya gelmek bir mutsuzluk sebebidir ve bu mutsuzluktan ancak ölümle kurtulunabilir. Ona göre hiç doğmamak doğmaktan evladır. Eğer bu böyleyse filozofa evrenin özü olarak kabul ettigi yaşam iradesi neden insan olarak forma bürünmektedir diye sorulabilir. Bunun tek sebebi bilinçli bir varlık olmanın, akıl sahibi olmanın yaşam iradesi tarafından arzulanması olabilir.

Bir diğer mesele ise zihnin kaynağı meselesidir. Zihnin dolayısıyla aklın iradeye göre ikincil olması makul olsa bile aklı sadece beyinle ilişkilendirmek maddeci bir görüş biçimidir. İdealist filozoflara göre akıl maddenin değil ruhun bir melekesidir ve asıl beyin varlığını akla borçludur. Ben de bu görüşte olduğum için insanın öldükten sonra bireyselliğini yitireceği konusunda düşünüre katılmıyorum. Aksine bireyselligini koruyarak varolmaya devam edecektir düşüncesindeyim.

Sonuç olarak kitapta katılmadığım bircok görüş olmasına rağmen iradenin ilkliği ve varlığın özünü olusturması düşüncesi ilgimi çekti. Akıl mı iradenin yoksa irade mi aklın kaynağıdır konusunda arastırma yapmaya karar verdim. Bu yüzden benim icin faydalı bir okuma oldu diyebilirim.
128 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Arthur Schopenhauer, bedenin ve buna bağlı olan zihni içeren bilincin yani "fenomenin" ölümlü olduğunu fakat özü oluşturan iradenin yani "kendinde şey" in ölümsüz olduğunu belirtmiş. Dolayısı ile türün iradesi bilinç dışı bir şekilde kendini devam ettiriyor, bunu yaparken de bilince sahip olan önemsiz ve ihmal edilebilir bedeni, fenomeni bir süre için kullanıyor.
Bu meyanda ölümden korkmayın diyor üstat. Ben varsam ölüm yok, ölüm olduğunda da ben olmayacağım.....
128 syf.
25 Ekim 2017 de babaannemi kaybettim :( ve kitapçıda gezinirken görüp almıştım bu kitabı belki de hâlâ kabullenemedigim içindir :(( ölümün anlamini bilmediğim içindir belki de .
128 syf.
·11 günde·8/10
Kitabı soluksuz okuyamadım çünkü ölüme karşı bakış açımız mesafeli.. Her ne kadar dahimiz ölümü bir son olarak görmese de ölüm karşısında duyulan acının gereksizliğini ölümden önce zaten var olmadığımıza bağlasa da okunmaya değer bir eser..Ayrıca filozofun Hint felsefesinden de bazı noktalarda esinlendiğini görmek mümkün..
127 syf.
·11 günde·Beğendi·8/10
Arthur schopenhauerin olumun anlamını anlattığı bir kitabi.yalniz bu kitabin ciddi tercüme hataları var.say yayınlarının bütün kitapları boyle.say yayınlarına duyurulur
Hayat her halükârda çok çabuk sona erecektir, dolayısıyla muhtemelen var olaca­ğımız birkaç yıl artık var olmayacağımız sonsuz zamanın önünde tamamen kayboluverir. O nedenle düşünülecek olursa bu kısacık zaman dilimi üzerine bu kadar çok kaygılanmak, kendimizin veya başkasının hayatı tehlike­ye düştüğünde böylesine titremek ve korkunç veçhesi belkemiğini oluşturan ölüm korkusundan ibaret olan tra­gedyalar yazmak hatta gülünç bile görünür.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ölümün Anlamı
Alt başlık:
Toplu Eserler 11
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050201192
Kitabın türü:
Çeviri:
Ahmet Aydoğdu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayınları
"Ölüm yaşama iradesinin ve daha da özelde onun için temel ve elzem olan bencilliğin tabiatın akışı içinde aldığı büyük tazirdir ve varoluşumuz için bir ceza olarak düşünülebilir.

Ölüm maddi-hissi hazla doğumun birleşip oluşturdukları düğümün acıyla sancıyla çözülmesidir; o şiddetli yıkımdır ve hakiki tabiatımızın temel hatasını dışarıdan haykırır: Büyük uyanıştır ölüm."

Ölüm hayatın neresinde? Hayat ölümün neresinde?

Ölümü hayatın tam göbeğinden sürüp çıkarmanın ve başımızdan ustaca savuşturmanın en sofistike yollarını keşfetmek bize ve yaşadığımız dünyaya neye maloldu? Yaşadığımız hayatı kendi ellerimizle cehenneme çevirdiğimizi artık en ayak direyiciler bile itiraf ederlerken, bu cehennemde ölümü hayatın içinde tuttuğu yerden ve o yere bağlı olarak haiz olduğu ağırlıktan etmenin faturasını görmekte hâlâ ayak direyecek miyiz?

O halde ölümü yaptığımız hesaplarda sürekli göz önünde bulundurmanın verimli yolu hangisidir? Kendi ölümümüzü büyük ve önemli bir hadiseye nasıl çevirebiliriz? Bir son olarak değil, hayatın kurucu oluşturucu bir parçası olarak ölüme dair canlı bir kavrayışa nasıl sahip olabiliriz?..

Ölümü tekrar hayatın içine çekmenin bir yolunu mutlaka bulmalıyız.

Kitabı okuyanlar 331 okur

  • Octavia
  • Yalnız adam
  • Sinan Çelik
  • Nilda
  • Ahsen
  • zehra tal
  • Simge Narman
  • Burçin Yılmaz
  • koray
  • Gülşah tuna

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%20
25-34 Yaş
%55
35-44 Yaş
%10
45-54 Yaş
%2.5
55-64 Yaş
%2.5
65+ Yaş
%5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%33.8
Erkek
%66.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.5 (25)
9
%12.2 (10)
8
%30.5 (25)
7
%15.9 (13)
6
%9.8 (8)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%1.2 (1)