Ölümün ve Yaşlanmanın Evrimi (Telomer Gerçeği)

·
Okunma
·
Beğeni
·
88
Gösterim
Adı:
Ölümün ve Yaşlanmanın Evrimi
Alt başlık:
Telomer Gerçeği
Baskı tarihi:
Mart 2018
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059331937
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Asi Kitap
Arka Kapak Yazısı (Tanıtım Bülteninden)





Dünyada, canlılık, ölümü öngörmeden sahneye çıktı.

Yaklaşık 2.5 milyar yıl programlanmış yani geleneksel deyimle “kader” denen, yani istese de istemese de ölüm gibi sosyal yaşamımızı derinden etkileyen bir olayı sisteminin bir parçası taşımadan yaşadı.

Ölüm korkusu oluşmamıştı; ancak bütün canlıların büyük zevk aldığı eşeysellik de oluşmamıştı. Dünyada kendini üreten sadece analar vardı. Erkek henüz sahneye çıkmamıştı.

Bir eksiklik daha vardı. O güne kadar canlılar öğrenemiyordu; koşullanamıyordu. Yaygın ifade ile “ot gibi” yaşayıp gidiyorlardı.

Gelişmeler onu karşılaştıklarını tanıma, öğrenme ve daha sonraki evrimsel aşamalarda gelecek kuşaklara aktarma yeteneğini kazandırdı. Öğrenilenler öyle bir yerde saklanmalıydı ki zamanla bozulmasınlar, yaş ilerledikçe edinilen bilgiler sulandırılmadan saklanabilmeliydi. Bu ancak belirli bir gelişim evresinde bölünme yeteneğini yitirmiş, yani bölünme ile edinilen anıların parçalanmadığı, sulandırılmadığı bir sistemle kazanıldı: Bu yapının adı sinir doku; dar anlamda beyin oluşumuydu.

Artık canlı öğrendiklerini unutmuyor; öğrendiklerinden yeni bilgi ve fikirler üretebiliyordu. Ancak böyle bir muhteşem kazanımın, ödenmesi gereken bir faturası olmalıydı. İşte bu fatura ölüm denen, biyologlar açısından muhteşem olarak adlandırılan bir fatura ile ödenmeye başladı.

Bu kitap sinir sisteminin evrimi ile anıların saklanmasını, telomer oluşumu ile çeşitlenmenin artırılmasını ve mitokondri edenimi ile enerji mekanizmasının randımanlı çalışmasının ölüm denen ağır bir faturayla ödenmesinin öyküsünü anlatır.

Bu kitabı okuyan herkes ölüm olayına bir başka pencereden bakmayı öğrenecektir.
144 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Ali Demirsoy'un kitaplarını büyük bir istekle okumuşumdur ve herkese de tavsiye ederim. Evrim'in ne olduğunu anlamak isteyenler için okuması gerekir diye düşünüyorum. Evrende her şey değişim içindedir. Değişmeyen tek şey ''evrim kuramı''dır. Çünkü evrim kuramı değişimin kuramıdır. Canlıların tümü, maddenin değişik enerji düzeylerini, daha bilimsel bir tanımla, değişik frekanslı dalgaları, değişik algılar halinde belirlemektedir; ama bu dalga profillerine baktığımızda gerçekte, evrende ne gördüğümüz gibi bir renk, daha doğrusu tanımladığımız gibi ışık, ne işittiğimiz gibi bir ses ve ne de algıladığımız gibi bir sıcaklık mevcuttur. Duyu organlarımız, dış çevre ile beyin arasında bizi yanıltmakta ve beyinde, kapsamı sınırlı yorumlara neden olmaktadır. Bu ise çevremizdeki ve evrendeki gerçekleri tam anlamıyla anlamamıza engel olmaktadır. Eğer, biz Evren'in sırlarına ve temel yapısına gerçek anlamda erişmek istiyorsak, ne gariptir ki, beş duyunun dışında en azından onların koşullandırmasından meydana gelen sınırlı yönlenmelerden kurtulmuş olarak düşünmemiz gerekecektir. Bunu başaramayanlara yaratılışçı, başaramayanlar ise evrimci oluyorlar.
Hiçbir kaynak sonsuz olmayacağı için daha önce hazırlanmış olan bu hazır besinler zamanla tükenmeye başladı ve canlılar dünyasına açlık duygusu ilk defa bu gelişmeyle girdi, bunun sonucunda besin için yarışma ortaya çıktı. Bu nedenle bir insanı korkutmak için, seni işinden atarım, aç bırakırım tehdidi, seni öldürürüm tehdidinden çok daha etkilidir; çünkü canlılar dünyasına içgüdüsel olarak giren ilk korku açlık korkusudur, ölüm korkusu değil...
O güne kadar eşey oluşumu olmadan, mitozla çoğalan canlılık bundan böyle anlamlı bir proteinin ortaya çıkması için, iki farklı bireyin yani erkeğin ve dişinin bir araya gelerek genetik materyallerini birleştirmelerini gerektirdi. Bu aşamaya kadar bir canlı doğrudan yavrusunu meydana getirebiliyordu. Geleneksel tanımla bu ata hücreye ana diyebiliriz; ancak bu aşamada sonra yavrunun meydana gelebilmesi için başka bir breye gerek duyuldu. Bu anlamlı proteinin üretilmesi için böyle bir birleşme gerekliydi. İlk defa erkek eşeyi bu gelişmeyle canlılar dünyasına ayak bastı; karşı eşey de dişi sıfatını aldı. Bu çok zahmeti bir işti; ancak bu işleyişin çok büyük bir yararı olmalıydı ki evrimsel olarak korunabildi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ölümün ve Yaşlanmanın Evrimi
Alt başlık:
Telomer Gerçeği
Baskı tarihi:
Mart 2018
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059331937
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Asi Kitap
Arka Kapak Yazısı (Tanıtım Bülteninden)





Dünyada, canlılık, ölümü öngörmeden sahneye çıktı.

Yaklaşık 2.5 milyar yıl programlanmış yani geleneksel deyimle “kader” denen, yani istese de istemese de ölüm gibi sosyal yaşamımızı derinden etkileyen bir olayı sisteminin bir parçası taşımadan yaşadı.

Ölüm korkusu oluşmamıştı; ancak bütün canlıların büyük zevk aldığı eşeysellik de oluşmamıştı. Dünyada kendini üreten sadece analar vardı. Erkek henüz sahneye çıkmamıştı.

Bir eksiklik daha vardı. O güne kadar canlılar öğrenemiyordu; koşullanamıyordu. Yaygın ifade ile “ot gibi” yaşayıp gidiyorlardı.

Gelişmeler onu karşılaştıklarını tanıma, öğrenme ve daha sonraki evrimsel aşamalarda gelecek kuşaklara aktarma yeteneğini kazandırdı. Öğrenilenler öyle bir yerde saklanmalıydı ki zamanla bozulmasınlar, yaş ilerledikçe edinilen bilgiler sulandırılmadan saklanabilmeliydi. Bu ancak belirli bir gelişim evresinde bölünme yeteneğini yitirmiş, yani bölünme ile edinilen anıların parçalanmadığı, sulandırılmadığı bir sistemle kazanıldı: Bu yapının adı sinir doku; dar anlamda beyin oluşumuydu.

Artık canlı öğrendiklerini unutmuyor; öğrendiklerinden yeni bilgi ve fikirler üretebiliyordu. Ancak böyle bir muhteşem kazanımın, ödenmesi gereken bir faturası olmalıydı. İşte bu fatura ölüm denen, biyologlar açısından muhteşem olarak adlandırılan bir fatura ile ödenmeye başladı.

Bu kitap sinir sisteminin evrimi ile anıların saklanmasını, telomer oluşumu ile çeşitlenmenin artırılmasını ve mitokondri edenimi ile enerji mekanizmasının randımanlı çalışmasının ölüm denen ağır bir faturayla ödenmesinin öyküsünü anlatır.

Bu kitabı okuyan herkes ölüm olayına bir başka pencereden bakmayı öğrenecektir.

Kitabı okuyanlar 8 okur

  • Seher Pektopal
  • Onur Büyü
  • Ali Can
  • İrem
  • caner akcan
  • Mehmet
  • Deniz Coskun
  • Bütünüyle Kuşkudayım

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (1)
9
%50 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0