Ölünceye Kadar Ölümsüzsün

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.206
Gösterim
Adı:
Ölünceye Kadar Ölümsüzsün
Baskı tarihi:
Kasım 2014
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055011529
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yediveren Yayınları
Bir insan umutlarını ve hayallerini kaybettiği gün ölmüştür. Umutlarını ve hayallerini kimsenin çalmasına müsaade etme. Hayat bazen ummadığın, bazen bitti dediğin yerde başlar. Hüzünler mutluluk, her yıkılış yeniden doğrulmak için fırsattır. Kimi düştüğünde yerde kalmayı, kimi kalkıp yürümeyi seçer. Sen kalk ve koşmayı seç...
(Tanıtım Bülteninden)
Hiç Düşündünüz mü? Allah insana kaldıramayacağı yükü vermez denildiğinde ne kadar yük kaldırabileceğinizi? Nelere karşı savaşıp nelerle karşılaştığınızda kaybedeceğinizi. Peki her kaybedilmiş şey gerçekten kaybedilmek için mi hayatımızdan çıkmak zorundaydı yoksa bunun arkasında yatan sebep hak etmediğimiz için miydi ? Hz. Mevlananın sözüyle olaya bakarsak eğer aslında kaybetmenin ne anlama geldiğini çok daha iyi anlamamıza sebep olacaktı. “Sopayla kilime vuranın gayesi, kilimi dövmek değil, tozunu almaktır. Allah sana sıkıntı vermekle tozunu, kirini alır. Niye kederlenirsin.”

Hayatında çok iyi işler başardığı çok para kazandığı ve parasının hesabını kendi bile bilmediği bir anda, ülkede devalüasyon olur ve bütün varlığını kaybeder. Birkaç ayda bütün mal varlığını kaybeder ve 5 parasız ortada kalır. Çekler,senetler,ödenmemiş krediler, borçlarının karşısında kızı için hayatını yaşamaya devam ettirmek zorunda olan bir adam. Günde Aylık 175.000 Dolar kazandığı zamanlarda sabah kahvaltısını bir ülkede öğlen yemeğini başka bir ülkede yiyen iflas ettiği zaman 3 gün boyunca bir simitle geçirmek zorunda olan bir adama dönüşmüştü. Cebinde sadece 7.5 lira parası olduğu için şirketlerle iş görüşmesine gitmek istediğinde bir şehirden bir şehre 4.5 saat yürümek zorunda kaldı. Çok parası olduğu zamanlarda dostlarınında çok olduğunu zannetmişti. Oysa parası bitip iflas ettiğinde dostları da onu terk etmişti. Anlamıştı ki Parayla dostluklar doğru orantılıydı, paran varsa herkes dostun paran yoksa dostunda yoktu.

Benden daha kötü bir hayat yaşayan varmı acaba diye düşünmeye başladığı bir anca Cengizle Tanıştı. Cengiz vücudunda kasılmalar, Yüzünde istemsiz bir şekilde hareketler gözlerinin ve yüzünün ara ara tiklere maruz kaldığı ve bundan dolayı çevresindeki insanların alaya aldığı bir insandı. Her ne kadar ifadelerin neden olduğunu soramasa da, Cengiz anlatamaya başlamıştı. Gecenin bir yarısı işten çok yorgun geldiği için pencere kenarındaki çekyatın üzerinde gözlerini kapatmıştı. Bir zaman sonra çok şiddetli bir sesin geldiğini gözlerini açıp pencereden dışarıya baktığında karşı binanın sağa sola sallandığını bir zaman sonrada binanın duvarlarının çatlayıp yıkıldığını gördü. Tam o esnada apartman kapısından çıkmak da olan Aynı zamanda görüştüğü komşuları da olan Anne kıza gözü takıldı. Apartman kapısından çıktıkları anda oturdukları bina bir anda üzerlerinde çöktü ve enkaz altında kalmışlardı. Donuk gözlerle sadece onları izliyordu. Az sonra içeride Annesinin babasının ve kardeşlerinin çığlıklarını duymaya başlamış ama hiç bir şey yapamıyordu. Az önce karşı binada seyrettiği şeyler şimdi kendi binalarında gerçekleşiyordu. Bir zaman sonra gözlerini açtığında beton yığınların altında olduğunu her tarafın doz duman olduğunu Anne, Babası ve kardeşlerinin seslerinin kesildiği bir ana gözlerini açmıştı. Bağırmak istiyor ama Toz o kadar ciğerlerine işlemiş ki sesi çıkmıyordu. Böyle ne kadar zaman geçirdi bilmiyordu ne kadar gün olmuştu. Sadece acıktığını ve çok susadığını hatırlıyordu hemen başının sol üst tarafında bir suyun aktığını gördü ne kadar temiz olduğuna bakmaksızın betonun üzerinden akan suyu yalamaya başladı. Bu sayede kuruyan boğazını ıslatmış ve biraz olsun kendine gelmişti. Her taraf ağır rutubet toz ve ceset kokuyordu. Kokan cesetler Anne babası ve kardeşlerinin cesetleri idi. Bu şekilde geçirilen birkaç günden sonra. Bir ses duydu “Orda kimse varmı?, Sesimi duyan varmı? “ Seslenecekti ama ses veremedi Evet dedi ama sesi çıkmadı o kadar zaman sessiz kalmıştı ki O anda konuşmayı evet demeyi akıl edememişti. Bir zaman sonra Evet dedi Tekrar aynı ses “Sesimi duyan varmı?” Yine evet dedi ama o kadar cılızdı ki sesi bir türlü sesini duyuramıyordu. Bir zaman sonra sesler kesildi ve artık bulunamayacağını biliyordu. Çok geçmemişti ki Daha yakından bir ses “Orda kimse varmı?” Tüm nefesini kullanarak Evettttt Demiş ve sonrasını hatırlamıyordu. Gözlerini açtığında hastanedeydi… Bir an sordu kendine Cengiz de yaşamaya çalışıyor bu hayatta bende. Peki hangimiz daha büyük dertle imtihan edilmiştik?

Herkes kendi derdinin çok daha büyük olduğunu savunur. Ayakkabısı yırtık bir adam ayakkabısının yırtık olduğu için üzülür bir başka tarafta bir ayağı olmadığı için geriye kalan tek ayakla hayata tutunmaya çalışan birinin umudu yer alır. Bu dertlerden kurtulmanın tek çaresi insanın sırtını nereye yasladığıyla ilgiliydi. Eğer yaratıcıya yaslanmış bir sırt ve teslim olmuş bir kalp varsa Yaşanılan her şer hayra dönüşecekti. Ama evvela teslimiyet. Hayat Yolunda düşmek bir eylemdi. Ama tekrardan ayağa kalkıp yürümek bir devrimdi. Çünkü insan “ÖLÜNCEYE KADAR ÖLÜMSÜZDÜ…”
Bu kitap, yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve tek kelimeyle bayıldım. İflas eden bir insanın neler yaşadığını, neleri sorguladığını, neler öğrendiğini ve Allah'a nasıl teslim olup inanarak bu durumdan kurtulduğunu anlatan çok güzel bir kitap. Okuduktan sonra herşeye bakış açınız değişecek emin olun.
bir adamın başına ancak bu kadar olumsuzluk gelebilir ve ancak hepsine sabır etmenin mükafatı bu kadar güzel olabilir .. beni çok etkilemişti okuduğum zamanda .. idolüm oldu diyebilirim bu adam için .. kitabı öylesine okuyan bir adamın bile dikkatini şu çekecektir .. başına hayır gelince tamam da şer gelince mi sıkıntı ? hani iman etmiştin hayrında şerrinde Allahtan geldiğine nasıl iman bu ya hu ..... bu söz inanın hepinizi .. okuyan herkese çok dokunacak ..
Gerçek yaşanmış bir hikayeyi kaleme almış yazar.
Hikaye de çocukluğu, fakirlik içinde geçen bir isa adamının , yanlış yapılan yatırım sonucu iflası ettiğini, bu dönemde ki yasanmisliklarini gayet güzel bir dille anlatılmış.
İflas sonrası dost dediklerini etrafında yok oluşunu destek olacaklari yerde aksine daha da zorluklar çıkardıklarını . Bir zaman lüks restoran larda yemek ediklerinin is ihtiyacı olduğunda kapıları yüzüne kapattiklarini. En acısı ise bir babanın kizina hamburger alacak paranın olmayışı nin acı trajik hikayesi.
Herkesin kendine bir des çıkaramadım bilecegi bir hikaye harika bir kitap
Bu kitap öğreticiligi yazarın güçlü kalemini de dikkate alarak
Puanım :10 üzerinden 10 dur .
Merak ediyorum kitap okumaya değer mi?
Bitti !!!
Bir adamın mevki, para, şan, şöhret olarak zirveden en dibe düşüşünün hikayesi. Ama pes etmiyor, şükrediyor, kötüyü yaşadıkça hatalarının farkında varıyordu. Bir insanın başına bu kadar şey gelir mi, ne kadar dayanabilir ki diyerek okudum. Kalbimde hep bir sızı vardı okurken. Gerçek bir hikaye olması kendimi daha çok sorgulamama ve böyle bir durumda kalsam bu kadar mücadeleci olur muydum diye düşünmeme sebep oldu.
Güzel bir ders niteliğindeydi. Ne oldum demeyeceksin ne olacağım diyeceksin. Tavsiye ediyorum herkese. 8/10
Bu seneki yaz tatilinde aldığım bir kitaptı. Temmuz 2018...
Okumaya anca sıra geldi. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. İflasın en dibini gören parasız aç kalan bir adamın hayata sabırla ve teslimiyle bakışını, yaşadığı zorlukları anlatan, esas dostlukları öğreten ve son ana kadar mücadeleyi elden bırakmayan yaşamını anlatıyor.
Kitabın sonunda ise şükürünüze şükür katıyorsunuz...
İnsan umutlarını ve hayallerini kaybettiği gün ölmüştür Elması çobana verirsen eşşegin semerine boncuk yapar kuyumcuya verirsen sultanlara taç olur
Başın dara düştüğünde sığınacağın tek ocak , baba ocağı ; tek kucak da ana kucağıymış .
Fırat Çakır
Sayfa 41 - Yediveren Yayınları
Düzenim bozulur ,
hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme .
Nereden biliyorsun
hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını ?
Fırat Çakır
Sayfa 125 - Yediveren Yayınları
"Eğer hayata kaldığın yerden devam etmezsen hayat kaldığı yerden devam eder ve sen sadece arkasından bakarsın...."
Verirken iyiydi de alırken mi kötüydü ? Sonra kimin malını vermiş de geri almıştı ki ? Her şeyin mutlak sahibi O değil miydi ?
Fırat Çakır
Sayfa 60 - Yediveren Yayınları
Hayat, düşündüğün kadar zor değil . Çok daha zor , fena kandırmışlar seni ..!
Fırat Çakır
Sayfa 241 - Yediveren Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ölünceye Kadar Ölümsüzsün
Baskı tarihi:
Kasım 2014
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055011529
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yediveren Yayınları
Bir insan umutlarını ve hayallerini kaybettiği gün ölmüştür. Umutlarını ve hayallerini kimsenin çalmasına müsaade etme. Hayat bazen ummadığın, bazen bitti dediğin yerde başlar. Hüzünler mutluluk, her yıkılış yeniden doğrulmak için fırsattır. Kimi düştüğünde yerde kalmayı, kimi kalkıp yürümeyi seçer. Sen kalk ve koşmayı seç...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 71 okur

  • Ali KURT
  • Cansu Güngör
  • Fatma Kuzu
  • Emre Çakır
  • Damla
  • EDA BAŞDAŞ
  • Erkan
  • Vildan Kurttekin
  • Osman
  • Senanur Develi

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%15
18-24 Yaş
%25
25-34 Yaş
%20
35-44 Yaş
%40
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%84.9
Erkek
%15.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%41.7 (10)
9
%12.5 (3)
8
%12.5 (3)
7
%16.7 (4)
6
%0
5
%4.2 (1)
4
%0
3
%0
2
%12.5 (3)
1
%0