Oluş Serüveni (Deleuze Pinokyo ve Belirtiler Mantığı)

·
Okunma
·
Beğeni
·
8
Gösterim
Adı:
Oluş Serüveni
Alt başlık:
Deleuze Pinokyo ve Belirtiler Mantığı
Baskı tarihi:
2020
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057872142
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Otonom Yayıncılık
Dikkat Dikkat! Platon’un mağarasından bir kukla kaçtı. Tehlikeli olabilir! Gidecek bir yeri yok, gideceği yerleri de yaratmak zorunda onun kaçışı. Bu kaçışla birlikte her şeyin belirtilere dönüştüğü yeni bir anlam coğrafyasında çırılçıplak buluyoruz kendimizi. Varlıktan kaçan her şeyin dahil olduğu sonsuz bir oluş korosu doğuyor burada.
Oluş Serüveni, bu kaçışın imkânlarını araştıran bir repertuar çalışması, bir provadır. Platon’un varlık hiyerarşisindeki bir çatlağı derinleştirip düşünce ve eylemin özgür hareketini izleyerek, hiyerarşisiz bir yurda okunan bütün koro şarkılarını bir araya toplamayı deniyor bu serüven. Carlo Collodi’nin Pinokyo’nun Serüvenleri eseriyle Gilles Deleuze’ün Anlamın Mantığı’nda geliştirdiği olay teorisini birlikte tecrübe etmeyi önerirken, oluşu, “bir limiti eşiğe çevirmek” olarak tanımlıyor. Collodi’nin metni diyor ki “Pinokyo’nun burnu yalan söylediği zaman da uzayabilir.” Ama nasıl oldu da “Pinokyo’nun burnu yalan söylediği için uzar” gibi kötü bir pedagojiye mahkûm olduk? Kim ve ne üretti bu “için”i?
Hayatlarımızın üzerindeki şu devasa kütleyi, Neden’in korkunç baskısını bir an olsun kaldırdığımızda, bizi kendimize çivileyen ve başka olmaktan alıkoyan her mantığın çatlaklarından sonsuz bir oluş serüveni doğuyor. Dikkat Dikkat! Kukla hâlâ bulunamadı.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Yaşamı kendi hedefine oturtup, varoluşun en köhne biçimlerini dayatanlar, bize hep güzeli, iyiyi öğütleyenler değil mi?
Aristoteles’e göre, madde bakımından oğul önce, baba ise sonradır; yani baba önce oğul olmalıdır, bir başkasının oğlu olmalıdır. Forma geldiğindeyse bu ilişkinin terimlerini tersine çevirir ve baba önce, oğlun ise sonra olduğunu düşünür.
Benim çözümlememe göre, çelişkiler "ya/ya da" kalıbıyla işler, yani bir bakıma ortak duyunun ve geleneksel mantığın yasalarına tabidirler. Paradokslar ise "hem/hem de" biçiminde çalışır.
Ortaçağda cadı olduğu düşünülen kadınlar ellerinden ve ayaklarından bağlanıp göle
atılıyorlar, suda boğulup ölürlerse cadı olmadıkları anlaşılıyor, eğer suyun üstünde kalırlarsa cadı olduklarına hükmedilip yakılıyorlardı. Karar vermenin paradoksal ve aporetik karakteri bu çok eski geleneklerin terk edilmesiyle ortadan kalktı mı?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Oluş Serüveni
Alt başlık:
Deleuze Pinokyo ve Belirtiler Mantığı
Baskı tarihi:
2020
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057872142
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Otonom Yayıncılık
Dikkat Dikkat! Platon’un mağarasından bir kukla kaçtı. Tehlikeli olabilir! Gidecek bir yeri yok, gideceği yerleri de yaratmak zorunda onun kaçışı. Bu kaçışla birlikte her şeyin belirtilere dönüştüğü yeni bir anlam coğrafyasında çırılçıplak buluyoruz kendimizi. Varlıktan kaçan her şeyin dahil olduğu sonsuz bir oluş korosu doğuyor burada.
Oluş Serüveni, bu kaçışın imkânlarını araştıran bir repertuar çalışması, bir provadır. Platon’un varlık hiyerarşisindeki bir çatlağı derinleştirip düşünce ve eylemin özgür hareketini izleyerek, hiyerarşisiz bir yurda okunan bütün koro şarkılarını bir araya toplamayı deniyor bu serüven. Carlo Collodi’nin Pinokyo’nun Serüvenleri eseriyle Gilles Deleuze’ün Anlamın Mantığı’nda geliştirdiği olay teorisini birlikte tecrübe etmeyi önerirken, oluşu, “bir limiti eşiğe çevirmek” olarak tanımlıyor. Collodi’nin metni diyor ki “Pinokyo’nun burnu yalan söylediği zaman da uzayabilir.” Ama nasıl oldu da “Pinokyo’nun burnu yalan söylediği için uzar” gibi kötü bir pedagojiye mahkûm olduk? Kim ve ne üretti bu “için”i?
Hayatlarımızın üzerindeki şu devasa kütleyi, Neden’in korkunç baskısını bir an olsun kaldırdığımızda, bizi kendimize çivileyen ve başka olmaktan alıkoyan her mantığın çatlaklarından sonsuz bir oluş serüveni doğuyor. Dikkat Dikkat! Kukla hâlâ bulunamadı.

Kitap istatistikleri