Onüç Günün Mektupları

·
Okunma
·
Beğeni
·
15,9bin
Gösterim
Adı:
Onüç Günün Mektupları
Baskı tarihi:
1990
Sayfa sayısı:
107
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755101866
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
On Üç Günün Mektupları
On Üç Günün Mektupları
Onüç Günün Mektupları
Onüç Günün Mektupları", -okuyunca göreceksiniz- ileride birgün yayımlanacağı düşünülerek yazılmış mektuplar duygusu vermiyor. Çünkü bu mektuplar, Cemal Süreya'nın 1972 Temmuz'unda yazdığı gençlik mektuplarıdır. Belli ki çok kişisel, çok özel, aşk dolu mektuplardır. Aşk mektupları, bir tür sevişmedir. Ancak, "Onüç Günün Mektupları" cinselliğin ağır basmadığı mektuplar. Başka türlüsü de olamazdı. Çünkü hastanede ölümcül bir ameliyata yatmış olan sevgiliye yazılmış mektuplar bunlar. Sevdiği kadına yaşama sevgisi aşılamaya çalışan, güç veren, güven veren, sevgi yüklü mektuplar. Cemal Süreya'nın, onüç gün boyunca aralıksız yazdığı bu mektuplara aslında tek ve uzun bir mektup gözüyle bakmak daha doğru. Baştan sona "SevdaSözleri" ile dolu bu güzelim mektupları günışığına çıkardığım için mutluyum. Edebiyatımızda büyük bir yeri olan Cemal Süreya'nın önemli bir yapıtı olarak bakıyorum bu kitaba.
Erdal Öz
131 syf.
Bu senin için, sen iyileştikten sonra okuyasın diye yazdıklarımdan sadece bir tanesi. Bunun gibi onlarca şey yazdım sadece sana. Zaten şu an dua etmekten ve yazmaktan başka ne yapmalıyım bilmiyorum. Bir çok arkadaşıma bir sürü mesaj attım, onlar da bilahare yazacaklar sana. Evine geldim, senin her gelişimde kapıda güler yüzle karşıladığın , ‘’ hadi bir kahve içelim , sana neler anlatacağım ‘’ dediğin peşinden sürüklediğin mutfağındayım. Eşin ve kızın da bizimle beraber. Kimsenin uyuyabileceğini sanmıyorum, böyle bir gecede ne yapılır , nasıl teselli edilir ben bilmiyorum.

Kızın çok sessiz, sensiz ve çaresiz. Bir an önce iyi olman lazım, çünkü annesin , anneler hep iyi olmak zorundadır. Bütün anneler için aynıdır, öyle yaratılmışlardır ve iyidirler. .Babalardan bahsetmek istemiyorum, çünkü sevemediğim çok fazla baba figürü oldu hayatımda . Senin eşin hariç .. Sürekli kızının yanında ve ‘’ korkma yavrum annen iyi olacak ‘’ derken gözyaşlarını saklamaya çalışan o vefalı eşini bahsettiğim kategoriye sokmak ayıp olur. Bütün gece dualar okuyacaktır, sen de tahmin edersin.
Ağlamaktan o kadar çok yoruldum ki ; ‘’başına ne gelirse gelsin sabrını yitirme , metanetli ol’’ dersin ya bana karamsarlığa büründüğüm anlarda , sesin tüm gün kulağımda ‘’ bugün dediklerini yaptım, gerçekten yaptım’’ diye duyacağını bilerek cevap veriyorum sana. Saatlerce durumun hakkında bilgi almaya çalıştım, o bir türlü kokusuna alışamadığım hastanenin koridorlarında , kızının yanında ağlamadım. Dualar ettim, bu da geçecek iyi olacak dedim. Dediğini yaptım metanetli oldum, başka ne halt olunur bilemezken yoğun bakımın o kasvetli kapısında...

Şimdi sen yoğun bakımdasın ya bütün duygularımız da seninle yatıyor sadece sen değil...

Ne olur iyileş , bir an önce uyan, yalvarırım hadi iyi ol, bu kadar yoğunluk bana çok ağır geliyor, kaldıramıyorum.

Umduğundan çok daha fazla insan senin iyi , tekrar kızının ve eşinin yanında olabilmen için dua ediyor...

Şimdi bu yazdıklarımı okuyanlar bile edecektir emin ol buna..
Bir yaprak daha ilave ettim günlüğüme, sen iyi olup okuyasın diye..
Seni çok seviyorum.
https://www.youtube.com/watch?v=s_N98p079ls
Keyifli okumalar.
131 syf.
Cemal Süreya, hastanede ameliyat olan eşi Zuhal'e, onsuz kaldığı on üç gün boyunca ne kadar üzüldüğünü bilmesi için, her güne ayrı günlük tutar gibi mektuplar yazmış. Mesela eşine onsuz evin nasıl boş olduğunu, oğlu Memoyla nasıl ilgilendiğini, Elif adında tıpkı ona benzeyen bir kız çocuğu istediğini, onu nasıl sevdiğini anlatmış.
Cemal'in mektuplarını her yerde yazıyor olması etkileyiciydi. Şimdi kahvedeyim diyerek başlıyor yazmaya ve özledim diyor, şimdi de meyhanedeyim arkadaşımı bekliyorum inşallah hiç gelmez böylece sana daha uzun yazarım diyerek devam ediyor.
Öyle güzel aşk mektupları yazmış ki sevgiyi anlatım şekli çok etkileyiciydi. Acaba Mecnun Leyla'yı elde edip onunla evlenseydi, Ferhat Şirin'e kavuşsaydı, aradan bu kadar yıl geçtikten sonra bizim birbirimize olduğumuz gibi tutkun olabilir miydi? Yangın olabilir miydi? Sen ne dersin diyerek sorular soruyor mektuplarında hatta ona şiirler yazıyor kimseyle paylaşma diyor.

Ben seni düşünüyorum seni,
Hani tıpkı o ilk günlerdeki gibi.
Kalbim diyorum kalbim,
Daha dün tezgahtan çıkmış bir su sayacı gibi.

Aşkı anılar besliyor düşler kadar,
Bu yüzden diyorum ki aşk eskidikçe aşktır. Sevgi eskidikçe sevgi...
  • Büyük Saat
    8.9/10 (841 Oy)1.237 beğeni3.288 okunma33,6bin alıntı28,3bin gösterim
  • Çiçek Senfonisi
    9.0/10 (813 Oy)981 beğeni2.940 okunma11,8bin alıntı19bin gösterim
  • Üvercinka
    7.7/10 (2.273 Oy)2.336 beğeni10,1bin okunma15,1bin alıntı45,5bin gösterim
  • Üstü Kalsın
    8.3/10 (1.708 Oy)1.817 beğeni7,7bin okunma23,6bin alıntı26,8bin gösterim
  • Günlük
    9.0/10 (756 Oy)954 beğeni2.721 okunma7,2bin alıntı23,5bin gösterim
  • Leylim Leylim
    9.0/10 (2.672 Oy)3.131 beğeni9,8bin okunma50,3bin alıntı80,6bin gösterim
  • Gelmiş Bulundum
    8.2/10 (1.179 Oy)1.099 beğeni4.912 okunma19,2bin alıntı20,5bin gösterim
  • Piraye'ye Mektuplar
    9.0/10 (475 Oy)821 beğeni2.079 okunma8,8bin alıntı63,9bin gösterim
  • Kalanlar
    8.3/10 (816 Oy)777 beğeni3.149 okunma10bin alıntı15,7bin gösterim
  • Gidiyorum Bu
    7.9/10 (932 Oy)907 beğeni3.644 okunma5,5bin alıntı19,2bin gösterim
131 syf.
·2 günde
Mektup yazma eylemine o kadar uzak kalmışız ki insanın aklına bile gelmiyor doğrusu( benim aklıma hiç gelmiyordu açıkçası )

Halbuki samimiyetle, hissederek kağıda dökülen duygular, yeri gelir gözyaşları, o an yazarken içilen kahvelerin unutup kağıdın üzerine bıraktığı izler mektupla özümsenebilir değil mi ?
Hangimiz bu güzel eylemi yapmaya niyetli ve uygulamaya geçme potansiyelinde? Bu kitabı okuyana dek aklıma gelmemişti mektup yazmak, telefonlarla sabit yazı stiliyle mesaj atıyordum ya neden gelsin ki hem sabır da gerektirmiyor tık iletiliyor tık cevap geliyor efendim.Rutinleşmiş sıradan bir eylem…

Mektup illa edebi sözlerle ya ilanı aşk gibi mevzu bahislerle mi olmak zorunda hayır tabiki Cemal Süreya’nın mektuplarını da okuduğumuzda da göreceğimiz gibi sadece samimiyet söz konusu olmalı, içimizden ne geçiyorsa tüm netliğiyle aktarabilmeli. ‘’bugün sabah kalktım, şunu şunu yaptım, sen aklıma geldin yazmak geldi içimden, seni seviyorum diyerek kalbimizdekini serpiştirsek ne de hoş olur .Yaşıyoruz lakin çoğu zaman mekanikleşmiş, duygularımıza kilit vurarak, gurur ve kibirle geçiriyoruz günlerimizi arada durup mola versek bu durumlara da mektup yazsak sevdiklerimize yavaş yavaş esneyerek samimiyetimizi serpiştirsek etraflarımıza..


Kendimden küçük bir kesit paylaşmak istiyorum buradaki ailem olan sizlerle.

''Çocuklardan hayat dersi almak, onlardan çok şey öğrenmek mümkün gerçekten. Ben de kardeşimden çok şey öğreniyorum. Öğrendiğim şeylerden biri de:

Gurbetten eve gelince sımsıkı sarılır abla sana içimden bunu yazmak geldi der elime kağıt tutuştururdu. Yazdığı genelde ‘’abla seni çok özledim seni seviyorum ya da annemle problem yaşadıysa ona karşı söyleyemediği şeyleri kağıda aktarıp sonra bunu konuşalım olur mu yüz yüze diye belirtmesi gibi ‘’
Mesud olurdum okuduğumda, yüzüme tebessümüm yansırdı o da mesud olurdu bunu görünce.

Anneme de yazardı aynı evdeyiz ama yazardı lakin kıymet verdiğimiz şeyler günden güne değişip algımız daraldığı için fark edemeyişlerimiz çoğaldı maalesef buna ben de dahil. Önemsememizden ötürü kardeşim yazmayı bıraktı ,uğraş vermedi , o da teknolojiye ayak uydurdu.''

Bu kitabı okuyunca kalbim acıdı insanın verilen değere karşılık vermemesi ne de acı.. Tekrar kardeşimle yazma meselesini konuşacağım bu vesileyle *-*
Umm hikayem bu kadardı.:))


Kitaba dönecek olursak Erdal Öz’ün mektuba dair naif düşünceleriyle yoğrulmuş, mektubun samimiyetine dair, Cemal Süreya’nın Onüçüncü mektuplarının yazılış öyküsünü kısaca anlatmasıyla giriş yapmak oldukça tatlı idi.
Cemal Süreya’nın mektuplarında eşine duyduğu sevgiyi her defasında dile getirişi, gün içerisinde neler yaptığına dair samimi ve öz anlatışı, oğluna duyduğu pıtırcık sevgisi,

(bkz: ‘’Piliçleri kestim. Hepsini temizledim. İkisini buzluğa attım. Birini bu akşam bizim hayduda yedireceğim.
‘’Annem nerde?’’ diye soruyor sık sık.’’Annem yerde?’’
-‘’Annen hastanede, iyileşip gelecek.’’ ‘’Ben gidip bütün iğneleri kırcam.’’ ‘’Aferin, oğlum; Nice’ler de çok uslu durdun, çok beğendim seni.’’
- ‘’Çok mu hoşuna gitti?’’ ‘’Çok hoşuma gitti .’’)

gibi sımsıcak cümleler, eşine karşı hitap biçimi, eşini hastane yemeklerini yiyemediği için kendine dert edinmesi,

Basit gibi görünen ama önemsemediğimiz, (bkz: Simit ve çay.. Olsa da beraber içsek ) gibi içli serzenişlerle bezenmiş mektupları okumak keyifli ve duygu dolu idi.


Cemal Süreya’nın ilk kez bir eserini okudum kendisini geç tanımak hüzün verdi ama tanımak da nasip oldu ^_^Duru bir dili var, öz .

İçime mektup yazma eylemi doldurttu bu kıymetli eser. O isteği iyice uyandırıp :D içten gelen duygularımızı kağıda döktüğümüz, değer verdiğimiz insanlara neden biz de göndermeyelim değil mi? İçtenlik çokça mühim efendim.
Esenle kalın. Sevgilerimle.
192 syf.
·17 günde·Beğendi·10/10 puan
Cemal Süreya'nın aşkı, sevgisi kaleme dökülmüş, her sayfada harfler inci tanesi gibi bir araya gelip bu sevda mektuplarını oluşturmuş. Bir erkek hem evli olup hem de eşine hala erişilmez bir duyguyla aşık, hayran, çok bağlı.. Samimiyetini çok iyi hissedebiliyorsunuz. Ayrıca mektup tarzında okumak sanki iki insan arasındaki o gizemli bağa şahit olmak gibi garip bir duygu yarattı bende. Herkese tavsiye ederim..
167 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Bu nasıl bir şeydi benim yaşadığım?

Mutluyum, gülümsüyorum Cemal'i daha yakından tanıma fırsatım oldu ama üzgünüm de...
Nedenini burada söyleyemem ama bu kitap beni derin bi' hüzne boğdu.

Öncelikle bana 3 tane kitap hediye eden cömert dostum Beyza Demir'e çok teşekkür ederim.

Kitap incelemesine geçmeden önce: Cemal Süreya sevenler incelemeyi okumakla zaman kaybetmesin, HEMEN GİDİP ALIN,OKUYUN!
Evet, gece oldu o zaman internetten sipariş edin.

Peki neden bu mektupları bu kadar çok sevdim?
Cemal Süreya bu dünyada yaşamış en güzel insandır. En güzel şairdir.
En güzel babadır.
Abartmıyorum, açın okuyun kitabı...

Cemal'imiz burada On Üç Gün Mektupları adıyla eşi hastaneye yattığı günlerde 13 gün art arda mektup yazmıştır. Kitabın ismi buradan gelir.
Ama burada kitabı elime aldığım anda çok korktum. Hayatımda çok az korkmuşumdur bu şekilde. Sevmemekten korktum tiksinmekten korktum.
O çok ama çok aşık olduğum adamdan uzaklaşacağımdan korktum.
Sevgi, aşk gibi kavramlara nasıl yaklaştığım biliniyor bu yüzden çok sevdiğim Franz Kafka'dan Milenaya Mektuplar'dan sonra biraz uzaklaşmıştım.

Peki ya çok sevdiğim Süreya'dan uzaklaşacak mıydım? İşte bu yüzden korktum.
Yavaş yavaş okumaya başladım korkarak...

Ama öyle olmadı. HER SAYFASINDA TEKRAR AŞIK OLDUM BU GÜZEL ADAMA!
Sevgi ölçülmez ama bu adama bu kitaptan önce sevgim milyon deseydim.
Şimdi yıldızlar kadar...

Burada bi' şairi okumuyorsunuz. Bi' aşığın aşkına yazdıklarını, kalbinden dudaklarına orada da kağıda dökülenleri okuyorsunuz.
Güzel bir çocuğun, Memo'nun babasından Memo'yu ne kadar çok sevdiğini okuyorsunuz.

Aşkı, Sevgiyi sevmeyi ve de sevilmeyi okuyorsunuz.
İşte beni de derin hüzne boğan şeyi biraz anlamışsınızdır belki :)

Neyse...
Siz hala burada mısınız? Gidin okuyun şu kitabı artık!
Okumak isteyen herkese iyi okumalar dilerim :)
131 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
aşkın ne olduğunu unutanların okuması gereken bir kitap . özellikle çıkma olayına bayılanlar aylık haftalık hatta günlük akbil dolumu yapanların okumasını temenni ederim okuduğunuzdan sonra sizinde edeceğinize eminim

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Onüç Günün Mektupları
Baskı tarihi:
1990
Sayfa sayısı:
107
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755101866
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
On Üç Günün Mektupları
On Üç Günün Mektupları
Onüç Günün Mektupları
Onüç Günün Mektupları", -okuyunca göreceksiniz- ileride birgün yayımlanacağı düşünülerek yazılmış mektuplar duygusu vermiyor. Çünkü bu mektuplar, Cemal Süreya'nın 1972 Temmuz'unda yazdığı gençlik mektuplarıdır. Belli ki çok kişisel, çok özel, aşk dolu mektuplardır. Aşk mektupları, bir tür sevişmedir. Ancak, "Onüç Günün Mektupları" cinselliğin ağır basmadığı mektuplar. Başka türlüsü de olamazdı. Çünkü hastanede ölümcül bir ameliyata yatmış olan sevgiliye yazılmış mektuplar bunlar. Sevdiği kadına yaşama sevgisi aşılamaya çalışan, güç veren, güven veren, sevgi yüklü mektuplar. Cemal Süreya'nın, onüç gün boyunca aralıksız yazdığı bu mektuplara aslında tek ve uzun bir mektup gözüyle bakmak daha doğru. Baştan sona "SevdaSözleri" ile dolu bu güzelim mektupları günışığına çıkardığım için mutluyum. Edebiyatımızda büyük bir yeri olan Cemal Süreya'nın önemli bir yapıtı olarak bakıyorum bu kitaba.
Erdal Öz

Kitabı okuyanlar 2.553 okur

  • Yasemin Topkara Demir
  • Batın Kutsal Yavuz
  • vante
  • murat urgen
  • Kübra
  • Hilalçdk
  • Angel
  • M. Nadi Akkuş
  • hm..
  • Melekkk♡

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.2 (9)
9
%0.5 (4)
8
%0.5 (4)
7
%0.1 (1)
6
%0.5 (4)
5
%0.1 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları