Orta Zekâlılar CennetiZülfü Livaneli

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.233
Gösterim
Adı:
Orta Zekâlılar Cenneti
Baskı tarihi:
Aralık 2015
Sayfa sayısı:
464
ISBN:
9786050930948
Kitabın türü:
Yayınevi:
Doğan Kitap
1991 yılında yayınlanan Orta Zekâlılar Cenneti ile 2010 yılında yayınlanan Sanat Uzun, Hayat Kısa’dan derlenen yazılar elden geçirilmiş yeni baskısıyla okurlarla buluşuyor.

“Orta Zekâlılar Cenneti’ni yazdığım yıldan bu yana, Türkiye’de ve dünyada çok şey değişti ama gözlemlerime göre ‘orta zekâlı’ların iktidar alanı daha da genişledi, neredeyse başa çıkılmaz bir ortak paydaya dönüştü. Toplum kaliteyi –deyim yerindeyse– kusmaya başladı, iyiliğin yerini kötülük, temizliğin yerini pislik, hakkın yerini haksızlık, kibarlığın yerini kabalık, ahlakın yerini ahlaksızlık alma yolunda epey ileri gidildi.

Ne olup bittiğini anlamamıza destek verebilecek böyle bir kitabı yeniden yayınlarken, iki ayrı kitaptan, yani Orta Zekâlılar Cenneti ile daha sonra yayınlanmış olan Sanat Uzun, Hayat Kısa’dan bir derleme yapmayı ve birlikte sunmayı istedim. İçimden öyle geldi. Umarım okurlar bunu uygun karşılarlar.”
Ömer Zülfü Livaneli
Bu kitap lisede elime geçmişti. Hayatımı değiştiren, dört kez disipline gitmeme sebep, öğretmenler arasında "Hakan'a bir şeyler oldu, ailesini çağıralım, güzelce konuşalım, çocuğa yazık olacak" dedirtmiş bir kitaptır. Hakan'a yazık oldu gerçekten. Çünkü daha önce askeri düzene, ezbere giden bir eğitim sistemine ayak uyduran Hakan, bu kitaptan sonra merak etti Dostoyevski'yi, Nazım'ı, Edip'i, Cemal'i, Orhan Veli'yi... Çocukluk kitaplarını bu kitaptan sonra bıraktı. Düzenin hatalı olduğunu, bir şeylerin değişmesi gerektiğini anladı. Sonraki Hakan hep isyan etti, üniversiteyi zar zor bitirdi, ilk öğretmenlik yıllarında köylerde çalışmak zorunda kaldı, müdürlerin hegomanyasına çomak soktu. Soruşturma artık hayatının bir parçası oldu, her sene düzenli olarak okul değiştirdi. On yıllık öğretmenlik hayatında on bir okul değiştirdi. İnsanları tanıdı, tanıdığını sandı... Kitapları en büyük dostu belledi. Kitap okuyan insanları dost belleyip, bir süre sonra aslında kitapların insan yetiştirmediğini öğrendi. İnsan basitti, basitliğin içinde anlam kazanmak isteyen aciz bir varlıktı. Esriyen zihnin daha manalı olduğunu anladı çünkü yeryüzü ayık kafayla çekilmiyordu.

Tatile aile ocağına giderken kitaplığımı karıştırdım, bu kitabı gördüm, attım çantaya. Her evde olduğu gibi balkona sığındım yine, balkonsuz ev olmaz bana göre. Hayata dair her şey balkondadır.
Antalya sıcağında tek başıma açtım soğuk bir bira, aldım elime kitabımı, eskiye gidiyorum her bir cümlede. Değişmişim... Görebiliyorum... Belki bu kitabı bir kez daha okuduktan sonra biraz daha değişirim, değişeceğim biliyorum. Kitaplar insanlığın ürettiği en büyük gerçekliktir ve bizler okuduğumuz her sayfada bu gerçekliğe başka anlamlar yükleriz. Seviyorum edebiyatı... En azından insanlardan daha fazla seviyorum...

Otuz yaşını geçmiş bir insan olarak amacım kırk beş yaşımdayken Livaneli gibi bir insan olmak. Ve bu yaşamı anlamak, en azından çok azını anlamak ve özgürce okuyabileceğim, yazabileceğim, kızımın bireysel büyümesini görebileceğim bir dünyada yaşamak.
Arka fonda bülbülüm altın kafestenin,Farid Farjad'ın Golha'sının onu takip ederek Neşet Ertaş'ın Gönül Dağı'nın eşliğinde okudum işte bu kitabı.Üzerinde konuşulması gereken epeyce konu,uzunca bir okumam gereken kitap ve hakkında daha fazla bilgi edinmem gereken olaylar listesi bıraktı bu kitabıyla bana Zülfü Livaneli.

Hiç sağ sol catışmalarının temelinde Fatih kanunnamesi'nde yer alan "Kardeş katli vaciptir" ibaresinin ve ondan çok daha geriye giderek insanlığın ilk suçu olduğuna inanılan Habil ve Kabil'in olabileceğini düşünmüş müydünüz? Obezitenin alabildiğine her şey yiyip vücudun düzenini bozmak olduğunu bildiğimiz halde gün içinde onlarca bilgi,resmin,gürültünün işlendiği ruhumuzun da obez olabileceği aklınıza gelmiş miydi? Ne zaman bir şeyleri bir sınav kaygısıyla değil de safi ilginiz olduğu için,öğrenmek istediğiniz için öğrendiniz? Bizler ne zaman aydın kesimlerden olması gerekirken halkı küçümseyen ünlü tayfasının hayatını merak etmekten ilgi duymaktan ziyade bilime ve sanata ilgi duyacağız? Ne zaman birbirimizi ideolojilerle,etnik kökenle yargılamadan edebiyatta buluşacağız? Ne zaman kadın cinayetleri son bulacak ve ne zaman bu saldırgan ruh halimizden,huzursuz yapımızdan çıkıp karşılıklı saygının,inceliğin hüküm sürdüğü bir ülkeye gözlerimizi açacağız?

Bu sorular uzadıkça uzayabilir.Ve inanın bu sorular da buzdağının yalnızca görünen kısmıydı.Bu kitap benim zannımca okunulması ve yol göstericimiz olması gereken bir kitap.Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmamak için,sorgulamak için,biz ne ara bu hale geldik sorusunu açık açık yöneltebilmek için,ufku dar insanlardan olmamak için,bir koyun olup güdülmemek ve vahşetten ziyade artık gerçekten güzel şeylerin olabilmesine katkıda bulunmak için.En önemlisi de paranın öneminin kol gezdiği,başarının virüs gibi yayıldığı şu dönemlerde onurlu ve vicdanlı bir insan gibi yaşamanın tüm maddi değerlerden çok daha önemli olduğunu yeniden hatırlamak için okuyunuz,okutunuz..

Benzer kitaplar

Genelde deneme okumayı pek sevmem fakat kitap Livaneli'den olunca kitabı okumaktan hiç sıkılmadım.Aksine bana birçok şey kattığı için iyi ki okumuşum dedim.Kitap başlıklar halinde devam ediyor.Her başlıkta her sayfada ayrı bir konu.Bazı yanlışların düzeltilmesi farkına varılması için okunması gereken bir kitap.Benim gibi Livaneli okumayı seven herkese tavsiyem.
Tabiri caizse karnaval gibi bir kitap, kütüphane gibi bir yazar. Aşk, sanat, müzik, kültür, kitap, şiir, savaş,ölüm...Her şey var. Livaneli demiş ki: "Belki de ileride bu çıldırmış dünyayı kadınlar kurtaracak." Tereddüt etmeden okunması gereken bir eser.
Livaneli’nin geçmişten günümüze tüm konuları ele alarak,toplumun kültürel değerlerinden tutun da sanat,siyaset,ahlak daha birçok konuya değindiği bu kitabında bence anafikir ‘ne olursanız olun,yeter ki insan olun’deyimidir.Hırslı olmak başarıyı mı getirir yoksa bitişi mi?Sadece tanınmak için mi icra edilir bazı değerler yoksa insan kendisi bunu yapmayı istediği için mi?..Kendimizi yeniden sorgulamaya itecek,bizi düşüncelere gark edecek,yenilenmeye adım adım değil koşarak yaklaştıracak bir kitap bence.Kendini tanımaktan geçiyor herşey bugün,ertesi gün yine aynı şeyleri tekrarlamamak için.Makam,mevki,mertebe ne olursa olsun bir insanın yine tek başına,çaresizce ölümü bekleyeceği ve bulacağı gerçeğini değiştirmiyor hiçbirşey..’Bunca hoyratlık,bunca kan,bunca hunharlık,bunca yalan dolan,iftira,ruhlarımızda iz bırakmadan mı geçip gidiyor sanıyorsunuz?’diyor..Evet doğru.Girmiş olduğumuz buhrandan artık sıyrılıp,kendimiz olma vakti geldi,başarılarımızı birilerine mâl etmek olmamalı artık amaç..Tüm bunların sonunda sanata,şiire,müziğe,yani temiz okyanus dalgalarına,kirletilmemiş limanlara sığınmaktan başka çare yok! Kesinlikle okuyun,zira içerisinde mutlaka sizi kucaklayacak cümleler bulacaksınız...
Zülfü Livaneli'nin her kitabında bulduğum duru ve akıcı dili bu kitabında da fazlasıyla buldum,çok keyifle ve bir solukta bitirdim.İşlediği konular,verilen örnekler,mükemmel benzetmeler ve özellikle güncel konular başta olmak üzere hemen her konuyla ilgili bir bölüm vardı.Keyifle okunacak bir kitap şiddetle öneriyorum.
Öyle bir kitap düşünün ki Tolstoy'dan, Dostoyevski'den, Eco'dan, Borges'ten, Aragon'dan, Berger'den, Beethoven'dan, Miro'dan...; Nâzım'dan, Yunus Emre'den, Pir Sultan'dan, Aşık Veysel'den, Yaşar Kemal'den, Mehmed Uzun'a kadar daha nice yazar, şair, müzisyen, ressam vs. bulursunuz kitabı okurken. Orta Zekâlıların Cenneti'nde her türlü konuya rast gelebilirsiniz. Ve bu konular size çoğu zaman olanla-olması gereken hakkında göz açtırır. Kitabın kalınlığından ve paralel doğrultudaki bazı yazıların "biraz önce bunu okumuştum" hissinden yakınsam da ansiklopedi tadında bir kitap. Herkese iyi okumalar dilerim.
Kitap Zülfü Livaneli’nin gazetede yazdığı köşe yazılarından oluşuyor. Sanat, edebiyat, tarih, politika gibi birçok konuda yazılmış bu yazıları okumak keyifliydi. Zülfü Livaneli'ni bu kadar geç tanımış olmam üzücü.
Orta Zekâlılar Cenneti deneme türünde bir kitap. Kitabın arka kapağında “1991 yılında yayınlanan Orta Zekâlılar Cenneti ile 2010 yılında yayınlanan Sanat Uzun, Hayat Kısa’dan derlenen yazılar elden geçirilmiş yeni baskısıyla okurlarla buluşuyor.” ifadesi var. Yani yazarın daha önce basılmış iki kitabının yeniden düzenlenmiş halini okuyoruz ama konular ve yazılar güncelliğini koruyor, sanki bugün yazılmışlar gibi günümüze uyuyor.

Kitapta her konudan yazıya rastlıyoruz. Farklı başlıklar altında o başlıkla ilgili yazılar toplanmış. Ben en çok kitaplarla ilgili yazıları sevdim. Birçok kitabı öğrendim, okuma listeme ekledim. Hatta ilgilenenler için yazarın “En sevdiğim on kitap” dediği listesini paylaşıyorum. Ben altısını okumuşum, okumadıklarımı da kesinlikle okuyacağım. Siz bu listeden kaç kitap okumuşsunuz?

1. William Faulkner – Ağustos Işığı
2. Dostoyevski – Suç ve Ceza
3. Binbir Gece Masalları
4. Mevlana – Mesnevi
5. Lev Tolstoy – Anna Karanina
6. Gustave Flaubert – Madam Bovary
7. Yaşar Kemal – İnce Memed
8. Garcia Marquez – Kırmızı Pazartesi
9. Cervantes – Don Kişot
10. Ernest Hemingway – İhtiyar Adam ve Deniz

Sonuç olarak Orta Zekâlılar Cenneti başta deneme sevenler olmak üzere her kitap severin okuması gereken bir kitap.
Geri zekalilar diyemedigi için olsa gerek ki, kitabın ismini Orta zekalilar olarak koymuş.. Livanelinin köşe yazıları.. Kafada ışıklar çaktiriyor...
“Aa bu kitabini okumamistim !” diye kitap fuarinda saldirip, eve gelince sag kosesindeki “deneme” yazisini gorunce “olamaaz!” diye bir kenara koydugum(roman seviyorum), ama baslayinca bir hafta bile demeden bitirdigim, her yere goturup cantamda tasidigim ve neredeyse 100-150sayfasinin altini cizmis oldugum, bir de defterime unutmamak adina notlar aldigim kitap. Demek ki neymis? ön yargili davranmicakmisiz
Büyük usta Livaneli'nin bu kitabını okumadan ölseydim üzülürdüm.Öyle bir kitap ki gününü,geçmişini,geleceğini irdeleyebileceğin konular anlatılıyor.Orta zekalıların yönettiği bir düzende onların suyunda boğulmamak için çabalayan insanların hikayesi...
Sağcı, solcu, milliyetçi, enternasyonalist, tarikatçı, Fenerbahçeli, Galatasaraylı, Beşiktaşlı, genç-yaşlı, kadın-erkek, köylü-şehirli, Doğulu-Batılı, zengin-yoksul olmanız fark etmez.
Yeter ki düzgün insan olun!
Birçokları kendi çocuğu olmadığı sürece bütün çocukları "öldürülebilir nesneler" olarak görüyor.
Devletler, hükümetler, ordular, terör örgütleri durmadan çocuk öldürüyor.
Ne çok isterdim tek bir çocuğun ahının koskoca devletleri tuzla buz etmesini, orduları bozmasını, ölüm kusan savaş uçaklarını düşürmesini. Ama elimizden bir şey gelmiyor. Kahrolarak yaşıyoruz. Benim tek pusulam vicdandır. Vicdanı olmayan her insan Nazi'dir.
Yaşamımın bana öğrettiği en önemli gerçek şu: Türkiye iyi niyetli insanlara göre bir ülke değil. Bir Anadolu türküsünün dediği gibi: " Bizde adet böyledir/ Güzeli ağlatırlar, çirkini söyletirler."
Zaten hep böyle olmadı mı?
"..Sağcı, solcu, milliyetçi, enternasyonalist, tarikatçı, Galatasaraylı, Beşiktaşlı, Fenerbahçeli, genç-yaşlı, kadın-erkek, köylü-şehirli, Doğulu- Batılı, zengin-yoksul olmanız fark etmez.
Yeter ki düzgün insan olun.."
Ben Türkiye'de iyi insanlar da tanıdım ama kötü insanların sayısı çok daha fazla, başa çıkılamayacak kadar fazla.
Hem de sağcı-solcu, dinci-laik, eğitimli-eğitimsiz ayrımı gözetmeden.
Egoyu öldüren tek şey aşktır.
Gerçek, derin, tutkulu özverili, canını verebilecek, kendi kimliğini silip eritecek, yok edecek kadar büyük bir aşk.

Böyle bir esrimenin karşısında ego yaşayamaz, insan üzerindeki egemenliğini sürdüremez. Yenilmeye mahkumdur.
Jean-Paul Sartre ne demişti: "Savaşta ölen tek bir çocuk karşısında benim bütün kitaplarımın ne değeri var?" Evet, yalnız Sartre'ın kitaplarının değil, bütün kitapların, hatta bütün uygarlığın ne anlamı var?
Şunu unutmayalım: En büyük anıt insanlardır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Orta Zekâlılar Cenneti
Baskı tarihi:
Aralık 2015
Sayfa sayısı:
464
ISBN:
9786050930948
Kitabın türü:
Yayınevi:
Doğan Kitap
1991 yılında yayınlanan Orta Zekâlılar Cenneti ile 2010 yılında yayınlanan Sanat Uzun, Hayat Kısa’dan derlenen yazılar elden geçirilmiş yeni baskısıyla okurlarla buluşuyor.

“Orta Zekâlılar Cenneti’ni yazdığım yıldan bu yana, Türkiye’de ve dünyada çok şey değişti ama gözlemlerime göre ‘orta zekâlı’ların iktidar alanı daha da genişledi, neredeyse başa çıkılmaz bir ortak paydaya dönüştü. Toplum kaliteyi –deyim yerindeyse– kusmaya başladı, iyiliğin yerini kötülük, temizliğin yerini pislik, hakkın yerini haksızlık, kibarlığın yerini kabalık, ahlakın yerini ahlaksızlık alma yolunda epey ileri gidildi.

Ne olup bittiğini anlamamıza destek verebilecek böyle bir kitabı yeniden yayınlarken, iki ayrı kitaptan, yani Orta Zekâlılar Cenneti ile daha sonra yayınlanmış olan Sanat Uzun, Hayat Kısa’dan bir derleme yapmayı ve birlikte sunmayı istedim. İçimden öyle geldi. Umarım okurlar bunu uygun karşılarlar.”
Ömer Zülfü Livaneli

Kitabı okuyanlar 340 okur

  • Abdullah Oksar
  • ebru cemre
  • Gülenkitap
  • Ceyhun KAHVECİ
  • Caner Toptaş
  • Helin Hantaş
  • İlkay Kaya
  • Çağatay
  • Bayanvirgül
  • Kitapsever9

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.4
14-17 Yaş
%7.4
18-24 Yaş
%14.1
25-34 Yaş
%27.5
35-44 Yaş
%32.2
45-54 Yaş
%10.7
55-64 Yaş
%1.3
65+ Yaş
%1.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%61.7
Erkek
%38.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%36.7 (47)
9
%23.4 (30)
8
%14.8 (19)
7
%10.9 (14)
6
%7.8 (10)
5
%2.3 (3)
4
%0.8 (1)
3
%0
2
%1.6 (2)
1
%1.6 (2)

Kitabın sıralamaları