Orta Zekâlılar Cenneti

8,4/10  (112 Oy) · 
290 okunma  · 
111 beğeni  · 
3.615 gösterim
1991 yılında yayınlanan Orta Zekâlılar Cenneti ile 2010 yılında yayınlanan Sanat Uzun, Hayat Kısa’dan derlenen yazılar elden geçirilmiş yeni baskısıyla okurlarla buluşuyor.

“Orta Zekâlılar Cenneti’ni yazdığım yıldan bu yana, Türkiye’de ve dünyada çok şey değişti ama gözlemlerime göre ‘orta zekâlı’ların iktidar alanı daha da genişledi, neredeyse başa çıkılmaz bir ortak paydaya dönüştü. Toplum kaliteyi –deyim yerindeyse– kusmaya başladı, iyiliğin yerini kötülük, temizliğin yerini pislik, hakkın yerini haksızlık, kibarlığın yerini kabalık, ahlakın yerini ahlaksızlık alma yolunda epey ileri gidildi.

Ne olup bittiğini anlamamıza destek verebilecek böyle bir kitabı yeniden yayınlarken, iki ayrı kitaptan, yani Orta Zekâlılar Cenneti ile daha sonra yayınlanmış olan Sanat Uzun, Hayat Kısa’dan bir derleme yapmayı ve birlikte sunmayı istedim. İçimden öyle geldi. Umarım okurlar bunu uygun karşılarlar.”
Ömer Zülfü Livaneli
  • Baskı Tarihi:
    Aralık 2015
  • Sayfa Sayısı:
    464
  • ISBN:
    9786050930948
  • Yayınevi:
    Doğan Kitap
  • Kitabın Türü:

Bu kitap lisede elime geçmişti. Hayatımı değiştiren, dört kez disipline gitmeme sebep, öğretmenler arasında "Hakan'a bir şeyler oldu, ailesini çağıralım, güzelce konuşalım, çocuğa yazık olacak" dedirtmiş bir kitaptır. Hakan'a yazık oldu gerçekten. Çünkü daha önce askeri düzene, ezbere giden bir eğitim sistemine ayak uyduran Hakan, bu kitaptan sonra merak etti Dostoyevski'yi, Nazım'ı, Edip'i, Cemal'i, Orhan Veli'yi... Çocukluk kitaplarını bu kitaptan sonra bıraktı. Düzenin hatalı olduğunu, bir şeylerin değişmesi gerektiğini anladı. Sonraki Hakan hep isyan etti, üniversiteyi zar zor bitirdi, ilk öğretmenlik yıllarında köylerde çalışmak zorunda kaldı, müdürlerin hegomanyasına çomak soktu. Soruşturma artık hayatının bir parçası oldu, her sene düzenli olarak okul değiştirdi. On yıllık öğretmenlik hayatında on bir okul değiştirdi. İnsanları tanıdı, tanıdığını sandı... Kitapları en büyük dostu belledi. Kitap okuyan insanları dost belleyip, bir süre sonra aslında kitapların insan yetiştirmediğini öğrendi. İnsan basitti, basitliğin içinde anlam kazanmak isteyen aciz bir varlıktı. Esriyen zihnin daha manalı olduğunu anladı çünkü yeryüzü ayık kafayla çekilmiyordu.

Tatile aile ocağına giderken kitaplığımı karıştırdım, bu kitabı gördüm, attım çantaya. Her evde olduğu gibi balkona sığındım yine, balkonsuz ev olmaz bana göre. Hayata dair her şey balkondadır.
Antalya sıcağında tek başıma açtım soğuk bir bira, aldım elime kitabımı, eskiye gidiyorum her bir cümlede. Değişmişim... Görebiliyorum... Belki bu kitabı bir kez daha okuduktan sonra biraz daha değişirim, değişeceğim biliyorum. Kitaplar insanlığın ürettiği en büyük gerçekliktir ve bizler okuduğumuz her sayfada bu gerçekliğe başka anlamlar yükleriz. Seviyorum edebiyatı... En azından insanlardan daha fazla seviyorum...

Otuz yaşını geçmiş bir insan olarak amacım kırk beş yaşımdayken Livaneli gibi bir insan olmak. Ve bu yaşamı anlamak, en azından çok azını anlamak ve özgürce okuyabileceğim, yazabileceğim, kızımın bireysel büyümesini görebileceğim bir dünyada yaşamak.