Ortaçağda İslam ve Seyahat

·
Okunma
·
Beğeni
·
245
Gösterim
Adı:
Ortaçağda İslam ve Seyahat
Baskı tarihi:
Temmuz 2016
Sayfa sayısı:
257
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750808037
Kitabın türü:
Çeviri:
Ali Berktay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Bir Âlim Uğraşının Tarihi ve Antropolojisi

Hadis uzmanlarının kendi inanç coğrafyalarında, İslami bilginin silsiye dayalı bir bilgi olarak kurumlaşması fikriyle başlattıkları rıhle-seyahat: entelektüel biz zorunluluk, kimliklerini arama yolunda bilginlere verilmiş bir görev, bir hayat disiplini...
257 syf.
·2 günde·4/10 puan
Bir kitabın daha sonuna geldik.
Baskı ile alakalı olarak yazılar küçük geldi bana . Bir punto daha büyük olabilirdi.
İçeriğe gelince:
Konu çok güzel ve fazla bilinmeyen bir mevzu olması da kitabı daha güzel yapıyor.
Kitapta İslam âlimlerinin ilim öğrenmek ve öğretmek için yapmış olduğu seyahatler anlatılıyor.
Ama hikaye veya seyahatname gibi değil.
Bu seyahatin felsefesi anlatılıyor.
Hani atalarımız 'İlim gurbette öğrenilir' demiş ya .
İşte bu kitap neden ilim gurbette öğrenilir'i açıklamaya çalışıyor. Demek istediğim seyahatname veya alimlerin maceraları zannetmeyin.
Hal böyle olunca kitap akademik bir dille yazıldığı için dili biraz ağır ama meraklılarına ve ilgililerine tavsiye ederim.
Gelelim tercümeye:
Kitapları orjinal dillerinde okumak şüphesiz en güzeli ve en doğrusudur.Fakat bu çeviri bana bunun önemini biraz daha anlattı.
Hayatımda okuduğum en ağır tercüme idi. Sanki okumasinlar diye yapmış.
Mütercim ( çevirmen) dili biliyor o belli . Ama konuya tam Fransız. Ben böyle tahmin ettim. Google in tercümesi gibi. Konuya hakim olmadığı içinde ortaya böyle bir tercüme çıkmış olmalı.
Entellektüellikle maceranın iyi geçindiği bir dünyaya sıkıca halat atmış ve seyahat teknesine binmeden bilgi ülkesinde yaşanamayacağı ilkesini savunmak için topluca uğraş vermişlerdi.
Çinliler, Türkler, Kürtler ve Siyahiler, Abbasilerde entelektüel merak uyandıramamıştı. Siyahilerin sıralamanın en altında, Rumların ve Çinlilerin de en üstünde yer aldığı bu halklar, "pratik yetenekleri olan milletler" sınıfının çeşitli aşamalarında yer alıyordu.
Her ne olursa olsun bu kitap, Biruni seviyesindeki az sayıda sınır adamını değil, yine yorulmak nedir bilmeyen, sayısal, sosyolojik ve entelektüel ağırlığı çok daha büyük ve İslami kimliğin oluşturulmasında çok daha belirleyici etkisi olmuş bir başka seyyah türünü ele alıyor: Bu seyyahlar Darü'l-İslam sınırlari dışına hiç çıkmamıştır.
Dışarıda, Muhaddisler ve müttefikleri Allah'a ancak Resulünden ve dolayısıyla Peygamber'e de ancak kendilerinden geçilerek ulaşılabileceği düşüncesini kutsamışlar, günümüze gelinceye dek Sünni - Selefi İslamı aşırı güce sahip bu dogmatik zincire bağlamışlardır.
Malik, hadislere bağlılığına karşın, Muvatta adlı eserinde -bu türün elimize ulaşmış en eski örneği - kendi kişisel reyinden söz etmekte duraksamaz.

8. yüzyılın başında [hicri 90 lar] ilm/rey çifti, daha muhaddisler ortada yokken de kullanılmaktadır.

Ve 8. yüzyılın başında bu iki terim aşağı yukarı eş değerliyken, 9. yüzyılın başında [hicri 180 ler] karşıt değerli kendilikler gibi zıt hale gelirler.

53. Dipnot :

Daha önceleri olumlu biçimde değerlendirilen rey, muhaddislerin yükselişiyle birlikte uçucu sözle, havayla birleştirilir. Muhaddis Darimi'nin Müsned'inde reye "hevadan kaçınma" bahsinde değinmesi bir rastlantı değildir.
Bu kültür, 8. yüzyıldan beri kitabın müderrisin yerini alıp alamayacağı ve müderrisin yetkisinin kitapta korunup korunamayacağı sorununu tartışmıştı.

Genel anlamda verilen yanıt "Hayır"dı; kitaplar kendiliklerinden konuşmadıkları ve her koşulda onları konuşturmak üzere yetke gerektiği için, müderrisin üstünlüğü kabul ediliyordu.

Kitaba karşı müderrisi seçen İslam kültürü, insanım kendiliğinden yetke alarak bilginlik aşamasına ulaşamayacağı kuralını yerleştirdi.

Bu noktaya ancak silsile yoluyla erişilebilirdi. Bu nedenle orta çağın Müslüman alimleri tek meşru bilginin icazet verilmiş bilgi ve icazet verilmiş tek bilginin de silsileye dayalı olduğuna karar verdiler.

Böyle bir yapıda seyahat ayrı bir önem kazanıyordu: Saygın silsileler içinde kendilerine yer bulmak isteyen alim adayları, çağlarının en ünlü hocalarının yanına davet ediliyordu - ortaçağda yaşam öykülerini konu alan sözlüklerde, bu hocaların yanına gitmek için "denklerin yapılıp, hayvanların yüklendiği" yazılıdır.
Bir hadisin metin adı verilen bir sabit "gövdesi" ve ayırt edici niteliği "kesintisi bir zincir" (ittisal) olan sisiletüs sened veya isnad'ı bulunması gerektiği kuralı, 8. yüzyıl ortasında [hicri 150 ler] bu denli kesinleştirilmiş durumda mıdır?

Hayır. O çağın pek çok uleması hala, hadisleri eksik senet silsileleriyle aktarmak anlamına gelen irsal yöntemini kullanmaktadır.

- 9. yüzyıldaki [hicri 200ler ] ardılları bu hadisleri tamamen dışlamasalar da, onları bu nedenle suçlayacaklardır. [Mesela Şafii (ölümü hicri 204) , mürsel hadisi delil olarak kabul etmez. Kabulü için muttasıl olarak rivayet edilmiş, başka isnadı olması gerektiğini söyler. ]
Aslında kural 9. yüzyıl ortasından önce [hicri 230 lar] yerli yerine oturmayacaktır. Bu nedenle birçok ulema, kullandıkları yöntemin kesinliğine bağlı saygınlıkları olmasına karşın, hadisleri "kesintili" bir silsileyle (mürsel, mevkuf) aktarmış ; 9., 10. ve 11. yüzyıl [hicri 200 - hicri 490lara kadar] Hadis uzmanları da bu yöntemi eleştirmiştir.

Dipnot 92:

9. yüzyılda [hicri 175 ler] "Malik [b. Enes (ö. 179/795)] aşağı yukarı her zaman güvenilir insanlara dayanarak irsal yöntemini kullanırdı." görüşünü ileri süren Ebu Zur'a er-Razi [ö. 264/878] gibi bir muhaddis ortaya çıkmıştır.

Bunlara uygulanan ölçütbilim gelişimini büyük ölçüde Buhari'ye (ö. 256/869) ve Müslim'e (ö. 261/874), bu tür malzemelerin iki büyük toplayıcısına borçludur.

Hadisler için katı kabul edilebilirlik koşullarını ilk tanımlayanlar bu Muhaddisler olmuş, diğer kuralların yanı sıra, nakledilen bilgiyi hemen ve art arda duymuş, birbirlerine çağdaş ve güvenilir (tadil) olarak tanımlanan kişiler üzerine kurulu muttasıl (kesintisiz) senet silsilesi zorunluluğunu da getirmişlerdir.

Dipnot 93:

Daha 8. yüzyılın sonunda [hicri 200 civarı] meşhur Risale'siyle hadislerin kabul edilebilirlik kurallarını açıklayan Şafii de bu görev için sahayı hazırlamıştı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ortaçağda İslam ve Seyahat
Baskı tarihi:
Temmuz 2016
Sayfa sayısı:
257
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750808037
Kitabın türü:
Çeviri:
Ali Berktay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Bir Âlim Uğraşının Tarihi ve Antropolojisi

Hadis uzmanlarının kendi inanç coğrafyalarında, İslami bilginin silsiye dayalı bir bilgi olarak kurumlaşması fikriyle başlattıkları rıhle-seyahat: entelektüel biz zorunluluk, kimliklerini arama yolunda bilginlere verilmiş bir görev, bir hayat disiplini...

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • Kitapçaysessizlik
  • Dünbiligci
  • Mir'at-ı Cünun
  • Murad
  • Malayani
  • İlkay Şal

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%50 (1)
6
%0
5
%0
4
%50 (1)
3
%0
2
%0
1
%0