Ortalamanın Sonu Aynı Olmaya Değer Veren Bir Dünyada BAŞARILI OLMANIN YOLU

10,0/10  (2 Oy) · 
2 okunma  · 
2 beğeni  · 
17 gösterim
Hepimiz farklıyız. Ortalamadan biraz daha uzun ya da biraz daha kısayız; maaşımız ortalamadan biraz daha fazla ya da biraz daha az ve fiyatı ortalama olan evi kimin satın aldığını merak ediyoruz. Etrafımızda hep ortalama insanlar olduğunu düşünüyoruz; boyu ortalama, maaşı ortalama, evi ortalama olan insanlar.

Her gün ortalamalara göre ölçülüyor, ne kadar yaklaştığımıza ya da ne kadar uzağında kaldığımıza göre değerlendiriliyoruz. Ancak ortalama sadece kendimizi nasıl gördüğümüzü etkilemekle kalmıyor, toplumumuzun tamamı bu “ortalama herkese uyar” modeli üzerine kurulu. Okullar ortalama öğrenciler için tasarlanmış. Sağlık hizmeti ortalama hasta için tasarlanmış. İşverenler iş tanımlarını ortalama kariyer yolunda ilerleyen çalışanlarla doldurmaya çalışıyorlar.

Hükümetler ortalama insana hizmet etmeye yönelik programları ve girişimleri uygulamaya koyuyorlar. Bir yüzyılı aşkın süredir, kurumlarımızı yönetmenin en iyi yolunun ortalama insana odaklanmak olduğuna inanıyoruz. Ancak rakamları deştiğinizde, inanılmaz bir gerçekle karşılaşıyorsunuz: Kimse ortalama değil. Yani herkes için kurulmuş olan toplumumuz gerçekte kimseye hizmet etmiyor.

Bizi ortalamayla kıyaslayan ölçütlerin, potansiyelimiz hakkında önemli bilgiler ortaya koyduğu şeklindeki varsayım bilincimize öyle kazınmış ki onu sorgulamıyoruz. Oysa Harvard’lı yazar Todd Rose bu varsayımın kesinlikle ve bilimsel olarak yanlış olduğunu söylüyor.

Lisedeyken okuldan ayrılan Todd Rose, Ortalamanın Sonu’nda kendi kişisel deneyimlerini bilim ve tarih ile harmanlayarak, bireyleri ortalamalar aracılığıyla anlamak yerine yeni bir alternatif öneriyor. Kendinizin, çocuklarınızın, personelinizin yeteneklerini keşfetmek ve başarının yolunu açmak için çok önemli bir kaynak. Bu kitabı okuduktan sonra ortalamaları ve yeteneği bir daha eskisi gibi görmeyeceksiniz.
Abdullah Reha Nazlı 
11 Oca 11:36 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

İstatistiğin hayatımızı yönettiğine dair çarpıcı pek çok kitap okuyabiliriz ancak bunun etkileri üzerine bu kadar harika bir kitapla karşılaşmak çok memnuniyet verici. Ortalamanın sonu, Sanayi Inkılabından beri hayatımızı yöneten çoğulcu anlayışın etkilerine karşı esasında kimsenin normal ya da ortalama olmadığını, herkesin bireysel olduğunu gözler önüne seriyor. Ayrıca IQ gibi tek rakama indirgenmiş sonuçların imkansızlığını, zeka gibi bir değeri göstermek için bile çok farklı değerler olduğunu, hiçbir insan için hiçbir şeyin çok yüksek ya da düşük olmadığını gösteriyor. Benzer şekilde eğitim sisteminden modaya kadar her şeyde ortalama anlayışı hakimse de kitabın deyimiyle; "kimse ortalama değildir".