Giriş Yap

Osman

Kapak Kızı Üçlemesi 3 Kitap

8.710 üzerinden
960 Puan · 201 İnceleme
504 syf.
·
7 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Osman. Ayfer Tunç'tan Dünya Ağrısı, Kapak Kızı ve Yeşil Peri Gecesi'nden sonra okuduğum dördüncü kitap. Osman, bir üçlemenin (Kapak Kızı, Yeşil Peri Gecesi, Osman) üçüncü/son kitabıdır. Osman için başlı başına bir "düşüş romanı" diyebilirim. Kitabın arka kapağında da yazıldığı üzere; "her şey olmak isterken hiçbir şey olamayan, gün gün, adım adım hem servetini hem kendini tüketen bir adamın hikâyesi" konusu ve günümüzün son 30-40 yılına (müzik zevkine, mimarisine, insan ilişkilerine) yer vermesi sebebiyle oldukça ilgi çekici... Ayfer Tunç, bu romanda nehir söyleşi ve bir sahaftan bulunan defterlerden hareketle üst kurmaca şeklinde sağlam bir kurguyla 504 sayfada okurun karşısına çıkıyor. Osman adındaki müzisyen olma hayali olan bir mühendisin hayatını; yaşadığı aşklar, evliliği, çevresindeki insanlardan hareketle gözler önüne seren yazar, serinin diğer iki kitabına da -sık sık- göndermelerde bulunuyor. Seride bulunan 3 kitap toplam 1237 sayfa. Bu kadar sayfada tutarsızlık olmadan ilerlemek çok zor olmasına rağmen yazar bu konuda çok başarılı. . Ayfer Tunç’un yukarıda bahsi geçen kitaplarında olduğu gibi bu kitapta da çok sayıda satırın altını çizmek mümkün: “İnsan babası ölünce yetişkin oluyor" (s. 180). "Bu toprakların bitmek tükenmek bilmeyen kadın meselesi. Kadını sindirmek, her durumda kadını suçlu çıkarmak milli sporumuz bizim. Her ne olursa olsun kadın sebep olmuştur anlayışı" (s. 287). "... unutmak harika bir armağan" (s. 298)... "Aşkların en güzeli başlamadan bitenidir, çünkü her aşk bitmeye mahkûmdur. Başlamadan biten bir aşkta da hayal kırıklığı, terk etme ya da yıkılış olmaz" (s. 300). "Hayat bir kaybetme hikâyesidir" (s. 300). "İnsan dediğin şey külliyen inkâr zaten" (s. 313). "Ölünün arkasında bıraktığı eşya ne garip şey" (s. 487). "... anlatmak yeniden yaşamak demek" (s. 504). Seri şeklinde okumanızı tavsiye ederim. Pişman olmazsınız.
Osman
8.7/10 · 2.591 okunma
·
3 yorumun tümünü gör
Reklam
504 syf.
·
Beğendi
·
Puan vermedi
‘’Ah, kimselerin vakti yok. Durup İnce şeyleri anlamaya.’’ Bu dizeleri sana mı yazdılar Osman? Sen neler yazdın bize Osman? Ilık ve huzurlu bir ilkbahar esintisiyle yazmaya başladığın günlüklerini gövdesi hayat kadar yaşlı, hayat kadar yeşil ve umut dolu bir ağacın dallarına bir dilek gibi astın ya… Sarsıcı bir roman… Işıkları cılız yanan bir caz kulübün de soru cevaplarla başlayan hikaye yine başladığı yere Osman’ın ışıkları tamamen kapattığı ana dönüyor. Bu araya okyanus kadar derin ve büyük bir hayat sızıyor. Osman, o hayatın kıyısında sizi naiflik ve incelikle dolu gemisinde bekliyor. Rüzgarına kapıldığınızda o gemiyle büyük dalgaların içinde buluyorsunuz kendinizi… Güneşli günlerde heyecan dolu renkli adalar keşfediyorsunuz. Fırtınaların büyüdüğü geminin su aldığı günlerde yitik bir adamın ruhunu taşa bağlayıp okyanusun dibine gönderdiğine şahit oluyorsunuz. Böyle günlerde kaptan defterini daha çok dolduruyor Osman… Defterin her sayfasını bir şişeye koyup hayallerle dolu limanlara sallıyor. Şişelerin içine balıklar, Osman’ın içine kederler giriyor. “Hayat seni öyle bir noktaya getirir ki kendini sevdiklerinle savaşırken ve nefret ettiklerinle sevişirken bulursun.” Bu sözleri senin ruhuna mı yazdılar Osman? Sen ne sanmıştın ki Osman? Kurtuluş sadece ölümden sonra cehennemden kurtulmak değildir. Yaşarken, bazen kendinden bazen insanlardan kurtulabilmektir Osman. Sen ne kendinden ne de o insanlardan kurtulabildin. Osman; Nişantaşın’da doğmuş ailesi varlıklı, babası despot, annesi melek, kardeşi öteki olan yetenekli bir hayalperest. Babası Necmi Bey her ne kadar profesör olsa da varlıklı bir yoksul… Çocuklarının başaramadıklarını başarması için esir alan babalardan. Osman romanda ters bir kimlik çiziyor babasına karşı. Dayatmalarına karşı bir çıkış yolu bulup kendi ayaklarının üstünde durup özgün bir imza atmak istiyor hayata…Babasıyla kopya kalbe sahip olan kardeşinden dolayı da yalnızlığı derinleşiyor. Babasının Osman’la tek gurur duyduğu şey onun çok iyi piyano çalıyor olması. Osman onu dinleyen herkesin kulaklarına cennet ezgileri gönderecek düzeyde iyi çalıyor piyanoyu. Tek yanılgısı hayat basamaklarını da piyano tuşları gibi sanması. Aşık oluyor Osman ve hayatın tuşlarını karıştırmaya başlıyor. Ah be Osman yere bastığında dünyanın senden daha büyük olduğunu anlamamak için ayakların hiç yere basmadı. İlkbahar esintisiyle başladığın hayatı önüne çıkan her olumsuzluğu içselleştirip kaderin bir çekici olarak gördüğünden kararan gökyüzünden felaketler yıldırım gibi indi. Senin gibi naif bir müzisyene yakıştı mı? Söylesene bana Osman sağırların dinlediği müzik mi kötü yoksa kötü müzik mi insanları sağırlaştırıyor? ‘’Yom – The Old Man’’ şarkısını armağan ediyorum sana Osman… Son olarak bir şey itiraf ediyorum; ben de senin gibi babamın yarım kalmış gururu, annemin göz bebeklerine sığdıramadığı umuduyum.
Osman
8.7/10 · 2.591 okunma
·
1 yorumun tümünü gör
504 syf.
·
Puan vermedi
Aslında bu kitabı okumayı hiç düşünmüyordum çünkü Yeşil Peri Gecesi'nden sonra Osman'ı anlamak, onunla empati kurmak istememiştim ama gel gör ki merakıma yenik düştüm. Ve iyi ki okumuşum dediğim kitaplardan biri oldu. Yazarın kalemini zaten çok seviyorum. Oldukça akıcı olduğu için kesinlikle zorlanmıyorum. Ayfer Tunç diğer kitaplarında olduğu gibi bunda da olayların her insan tarafından farklı algılanabileceğini bize gösteriyor. Zira Yeşil Peri Gece'sinde çok kızdığım karakterleri bile bu kitapta bir yere kadar anlayabildim hatta onlar için üzüldüm. Ayrıca sayfaları çevirirken olayın kurgu olduğunu unutmamızı sağlayabilecek kadar da gerçekçi bir şekilde kaleme alınmış olması da beni etkileyen bir başka unsur. Sonuç olarak önerimdir, okuyun, okutun.
Osman
8.7/10 · 2.591 okunma
2 yorumun tümünü gör
504 syf.
·
5 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
"Korkuyorum yaşamaktan ki çok güzel."
Her Ayfer Tunç eseri sonrasında olduğu gibi yine kızıyorum kendime. Böyle bir değeri keşfetmekte bu kadar geç kaldığım için tabii ki. Kendilerini, Çağdaş Türk Edebiyatı'nın kraliçesi olarak görüyorum. "İyi bir kitap okumalıyım, ama ne okuyayım?" diye soranlara, hemen en yakın kitapçıdan yazarımızın herhangi bir kitabını almasını tavsiye ediyorum. "Osman", Nişantaşı eşrafından zengin ve saygın bir ailenin korkularına tutsak büyük oğlu Osman Koryürek'in ve onun hazin dibe vuruşunun hikayesi. Kapak Kızı ve Yeşil Peri Gecesi'yle birlikte üçlemenin üçüncü kitabıymış "Osman". (Ben de bu detayı yeni öğreniyorum.) Şaşalı yaşamın ışıklarına dalan bir güruhun, bir sınıfın yok oluşunu anlatıyor "Osman". Karakterimizin müzik stüdyolarında başlayan serüveni, göz alıcı araba galerilerine, şatafatlı marinalara, lüks Avrupa tatillerine kadar uzanıp, kapak kızlarının sert gerçekliğine çarparak duraksıyor. Ucuz caz kulüplerinde piyano çalarak düşüşün perçinlendiği bu serüven, okuyucuyu hafriyat kamyonunun gece yarısı yapayalnız bir adama çarptığı gibi çarpıyor. Osman'ın, Kubi ve Gün'ün aşklarına bakarak söylediği: "Sevgisizlik insanı yaşatmayabilir ama sevgi gerçekten yaşatır mı, bilmiyorum." cümlesi bir süre uzaklara dalmama neden olmadı dersem yalan söylemiş olurum. :) Açıkçası her şeyiyle beğendiğim bir roman oldu "Osman". Bazen de düşünmekten alamıyorum kendimi. "Acaba Şebnem'e de ulaşılsa mıydı?" diye. Bu arada Şebnem'in Osman'ı sevdiğini düşünen kerizlerin safında olduğumu da belirtmek isterim. :) Çünkü sevmekte yorulur, Osman'ın hataları sonucu yoruldu Şebnem. Şebnem'e ulaşılsaydı nolurdu ki? Hemen aklıma Şems'in dizeleri geliyor; Kimse anlamayacak. Sorarım sana, Hangi aşk daha büyüktür? Anlatılarak dile düşen mi, Anlatılmayıp yürek deşen mi? İyi okumalar, kitapla kalın :)
Osman
8.7/10 · 2.591 okunma
·
3 yorumun tümünü gör
Reklam
2
21
203 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42