Adı:
Osmanlı İmparatorluğu Tarihi (5 Cilt)
Baskı tarihi:
8 Şubat 2018
Sayfa sayısı:
2604
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052070239
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Geschicte des Osmanischen Reiches
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yeditepe Yayıncılık
Baskılar:
Osmanlı İmparatorluğu Tarihi (5 Cilt)
Osmanlı İmparatorluğu Tarihi
Nicolea Jorga Romanya’nın gelmiş geçmiş en büyük tarihçisi sayıldığı gibi, eserleri çeşitli dillerde, Almanya, Fransa İtalya ve ABD’de defalarca basılmış, dünyaca tanınmış bir tarihçidir. Almanca beş ciltlik Osmanlı İmparatorluğu Tarihi (1300-1912), daha önce yazılmış belli başlı genel Osmanlı tarihleri (J. von Hammer ve J.W. Zinkeisen) yanında yeni ve kapsamlı bir yaklaşımı temsil eder. Herşeyden önce Jorga’nın Osmanlı tarihi, ön-yargılardan oldukça kurtulmuş, belgelerin tanıklığına öncelik veren ciddi bir tarihçinin eseridir. Jorga’ya göre Osmanlı tarihi, "dünya tarihinin parlak bir bölümü"nü temsil eder. Jorga’nın şimdiye dek kullanılmamış kaynaklara dayanan Osmanlı tarihinin orijinalliği, Türkiye’de erkenden takdir edilmiş, ancak Türkçe’ye çevrilmesi gecikmiştir. Soruları ortaya koyan, yaratıcı bir tarihçi olarak Jorga’nın özelliğini en iyi Gh. Bratianu şu sözlerle ifade etmiştir: "Jorga’nın yazdığı her satır bir fikir tohumu taşır; araştırılacak problemler ortaya atar ve okuyanda ilgi uyandırır; bunlar olmadan hiçbir tarih eseri canlı bir bilim dalı olamaz, ölü bir söz olarak kalır".

Prof. Dr. Halil İNALCIK
Muharrem  Kenger
Muharrem Kenger Osmanlı İmparatorluğu Tarihi (5 Cilt)'i inceledi.
@MuharremKenger·14 Tem 2019·Kitabı okumadı
2604 syf.
·8/10
Uzun zamandır Osmanlı Tarihi okumak istiyordum ve bu kitabı Halil İnalcık gibi bir üstad önerdiği için tercih ettim. Zaten arka kapağında da onun yazısı vardır. Peki aradığımı buldum mu? Buna kesin bir dil ile evet yada hayır diyemem ama bu 5 ciltlik kitap da şunu farkettim, Osmanlı Tarihi için 5 cilt azdır... Okuyucu için çok ama bir Tarih için azdır...

Evet, eser 5 cilttir. Çok gibi görünebilir ama bu eserde Osmanlının %80 oranında iç ve dış siyasi olaylar anlatılmaktadır. Osmanının toplumsal, kültürel ve benzeri yanları çok kısıtlı aktarılmış,ü ağrılıklı olarak savaşlar ve siyasi çekişmeler aktarılmıştır. Osmanının siyasi dünyasına bakmak isteyenler için karçırılmayacak bir eser. Ancak Sosyo-Kültürel bir araştırma için eksik kalacak bir eserdir. Bu bir eleştiri değil tariftir.... Çünkü malumunuzdur ortalama 600 yıl yaşamış bir İmparatorluğu elbette hiç bir yazar 5 cilltte anlatamaz. Ancak belli bir yanını anlatabilir, bu kitap da daha çok siyasi yanını anlatmış ve savaşlar ile i,ç siyasi çekişmeler ile süren bir cilttir

Aslında tarih bilinmekten çok anlaşılmak istenir... Ama bizler 100 yıl öncesi veya daha eski alınmış bir karar üzerinden bu millete büyük hizmetler etmiş insanları suçluyoruz, Oysa bakın Cenap Şahabettin ne güzel söylemiş;
"Olağanüstü dönemlerde, bir şeyin hakkı ile yapılıp yapılmadığı aranmaz. Örneğin, deprem olmuş, ekmekler iyi kızarmamış, kimse neden bu ekmek böyle olmuş diyemez. Ancak, ortalık süt liman ve her şey yerli yerinde ise, o zaman yapılan her işin hakkı ve kuralı ile yapılmasını istemek herkesin hakkıdır"

Bu eser de; Tarihi anlamanın, tarihi bilmekten daha elzem olduğunu kanıtlar tarzda yazılmış, okurken kafanızda kıyaslamalar yapacağınız, bazen hak verip bazen eleştireceğiniz güzel bir araştıma-inceleme eseri olmuştur...
2604 syf.
·24 günde·Puan vermedi
Osmanlı-Türk tarihi üzerinde burada yayınlanan bu anıtsal kitabın yazarı Nicolae Iorga (Jorga), aynı zamanda 1910-1940 yıllarında Romanya’nın akademi ve siyaset hayatında, üniversite rektörü, Akademi başkanı, Millet Meclisi Başkanı ve Başbakan olarak en önde rol oynamış sıradışı bir şahsiyettir. Iorga (Jorga) Romanya’nın gelmiş geçmiş en büyük tarihçisi sayıldığı gibi, eserleri çeşitli dillerde, Almanya, Fransa, İtalya ve ABD’de defalarca basılmış, dünyaca tanınmış bir tarihçidir. 1908’de Almanya’da ünlü bir dünya tarihi (Geschichte der Europaischen Staten) serisinde Osmanlı Tarihi’nin yazılması düşünüldüğünde, bu iş Iorga’dan istenmiş, burada Türkçe çevirisi yayınlanan beş ciltlik Geschichte des Osmanischen Reiches, (Gotha, 1908-1913), onun kaleminden çıkmıştır.
Osmanlı-Türk tarihi üzerinde burada yayınlanan bu anıtsal kitabın yazarı Nicolae Iorga (Jorga), aynı zamanda 1910-1940 yıllarında Romanya’nın akademi ve siyaset hayatında, üniversite rektörü, Akademi başkanı, Millet Meclisi Başkanı ve Başbakan olarak en önde rol oynamış sıradışı bir şahsiyettir. Iorga (Jorga) Romanya’nın gelmiş geçmiş en büyük tarihçisi sayıldığı gibi, eserleri çeşitli dillerde, Almanya, Fransa, İtalya ve ABD’de defalarca basılmış, dünyaca tanınmış bir tarihçidir. 1908’de Almanya’da ünlü bir dünya tarihi (Geschichte der Europaischen Staten) serisinde Osmanlı Tarihi’nin yazılması düşünüldüğünde, bu iş Iorga’dan istenmiş, burada Türkçe çevirisi yayınlanan beş ciltlik Geschichte des Osmanischen Reiches, (Gotha, 1908-1913), onun kaleminden çıkmıştır. İnanılmaz bir enerji ve üretkenliğe sahip bu seçkin yazar, 1300 (evet bin üçyüz) kitap ve on binin üstünde makale yayınlamış, birçok bilimsel ve siyasi dergi çıkarmıştır.
OSMANLI TARIHI
Iorga (Jorga)’nın Almanca beş ciltlik Osmanlı İmparatorluğu Tarihi (1300-1912), daha önce yazılmış belli başlı genel Osmanlı tarihleri (J. von Hammer ve J.W. Zinkeisen) yanında yeni ve kapsamlı bir yaklaşımı temsil eder. Değerli tarihçilerimiz İ. H. Uzunçarşılı ve E.Z. Karal tarafından yazılıp Türk Tarih Kurumu tarafından çıkarılan 8 ciltlik Osmanlı Tarihi (Ankara: 1954-1973). Batı kaynakları, bu arada Iorga’nın eseri hakkıyla kullanılmadan yazılmıştır. Herşeyden önce Iorga’nın Osmanlı tarihi, ön-yargılardan oldukça kurtulmuş, belgelerin tanıklığına öncelik veren ciddi bir tarihçinin eseridir. Iorga’ya göre Osmanlı tarihi, “dünya tarihinin parlak bir bölümü”nü temsil eder. Iorga’nın şimdiye dek kullanılmamış kaynaklara dayanan Osmanlı tarihinin orijinalliği, Türkiye’de erkenden takdir edilmiş, belki Almanca yazılmış olması dolayısıyla Türkçe’ye çevrilmesi gecikmiştir. İlk deney, Ankara Üniversitesi DTC Fakültesinde hocam ve meslektaşım Bekir Sıtkı Baykal tarafından yapılmıştır. Prof. Baykal 1948’de eserin V. cildini Türkçe’ye kazandırmıştır (N. Jorga, Osmanlı Tarihi, 1774-1912, Ankara 1948).
Iorga, Güney-Doğu Avrupa’nın 1500 yıl birbiri ardından iki imparatorluk, Bizans ve Osmanlı imparatorlukları idaresinde yaşamış ve böylece bölgeye has sui-generis bir kültür sentezi yaratmış olduğu görüşünü yazılarında belirtmiş, Balkan tarihi araştırmalarına kapsamlı doğru bir yön vermek istemiştir (Iorga bir The Byzantine Empire, Londra 1907 yazmış, Bizans tarihi üzerinde çeşitli kitap ve makale yayınlamıştır). Bizans ve Osmanlı tarihlerini derinliğine inceleyen Iorga “Osmanlı Sentezini” ilk kez ifade etmiş bir tarihçidir. Iorga, Osmanlı Tarihini konu almakla beraber aslında bir Balkan tarihçisi sayılabilir. Osmanlı tarihinde Balkanlara ait belgelere dayanan ayrıntılar, esere orijinal niteliğini kazandıran özelliklerin başında gelir. Biz, Osmanlı vilâyet tahrirleri ve kanunnamelerden çift-hane sistemi’ni formüle etmekle, bu temel fikrin ne kadar haklı olduğunu göstermeye çalıştık. Bizans ve Osmanlı dönemlerinde çift-hane sistemi, tüm bölgede köylü sınıfının sosyal-ekonomik ortak yapısını ve kırsal sektörde devlet maliyesinin temelini oluşturmakta idi. Osmanlının mîrî toprak rejimi ve çift resmine bağlı kapsamlı kırsal vergi sistemi aslında Bizans imparatorluk sisteminin bir devamıdır. Iorga, geniş görüşlü tarihçi yaklaşımı sayesinde bu temel devamlılığı fark etmiştir.
Öte yandan Iorga’ya göre bölge, Avrupa’nın bir parçası olmakla beraber, Avrupa’nın öbür bölgeleri gibi kendi karakterlerini daima korumuştur. Güney-Doğu Avrupa’nın yerli halkı ve temel kültürü ile günümüze kadar gelmesinde önemli olan Osmanlı dönemini, bağnaz milli saptırmalara kapılmadan yorumlamakla, Iorga kuşkusuz derin tarihçi vizyonunu ispat etmiştir. 1930’larda Balkan Antantı ve Balkan Konfederasyonu girişimleriyle bu yayınlar arasındaki ilişki, Iorga’da tarihle halihazırın, bilimle siyasetin nasıl bağdaştığını gösteren iyi bir örnektir. Balkanlarda bağnaz millî devlet ve onun hizmetindeki romantik tarihçi, beşyüz yıl boyunca oluşmuş bir tarihi realiteyi, Osmanlı’yı yok sayıyor; onu temelinden tahrib etmeyi bir hak biliyor; tahrip elini yalnız masum kitlelere değil (sadece 1912-1913’te Balkan savaşlarında Müslümanların kayıpları 1.450.000 ölüdür, 410.000 kişi Türkiye’ye göçmek zorunda kalmıştır.), Osmanlı medeniyetini temsil eden tüm eserlere kadar uzatıyor; camilerini, türbelerini, güzelim köprülerini acımasızca yıkıyor. Balkanları adım adım gezen bir Hollandalı, Dr. Michael Kiel Osmanlı eserlerinin tamamına yakınının ya harap bırakıldığını veya kasıtla tahrip edildiğini tespit etmiştir. Michael Kiel aynen şöyle yazar: “Osmanlı İmparatorluğu’ndan sonra ortaya çıkan devletler halkı, Güney-Doğu Avrupa’da Osmanlıların inşa ettikleri mimari eserlerin belki %98’inin ortadan kalkmasına sebep olmuşlardır”. 1990’da Dobruca’yı gezdiğimde, Babadağ’da Sarı Saltuk türbesinin yıkık duvarları, Filibe’de Fatih’in veziri Şihabeddin Paşa’nın perişan mezarı, bana herşeyden önce Balkan milliyetçisinin bağnazlığını hatırlattı. Herşeye rağmen bağnaz millî devletin tahrip edemediği bir tarih yaşamaktadır: Bugün Balkan dillerinin herbirinde yaşayan Türkçe kültür kelimeleri, 2000 ile 6000 arasında değişir. Balkanlının mutfağı, halk ezgileri, giyinişi ve davranışlarında, ister istemez, tarih yaşar.
Kitabın sayfa sayısından korkmayın %23 Dipnotlar v.s
2604 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Sadece 1. cildini bitirdim. Buradan tarihi okuduğunuzda aslında önünüze o kadar net bir resim geliyor ki, tam olarak anlıyorsunuz tarihi. Romantik tarih yazınından da uzak durulması gerektiğini düşünüyorum. Yani "biz mükemmeliz herkes kötü" anlayışıyla yazılan (Yılmaz Öztuna, Namık Kemal vb.) kitaplar sadece sizi coşturur ama gerçeklerle tanıştırmaz. Oysa mukayeseli olarak çeşitli yazarlardan, bilhassa da daha akademik yazan yazarlardan tarihi okursanız göreceksiniz ki Türkler de tıpkı diğer her millet gibi, iyi şeyleri de var kötü şeyleri de var. Kendi içinde bile entrikalar, ihanetler, ittifaklar düşmanlıklar hepsi mevcut. Ülkelerin çıkarları vardır ve hep buna göre hareket ederler. Bunu bilerek tarihi okursanız her şey gözünüzün önüne serilir zaten. Bu kitap da bunu en iyi gözünüze sokan kitaplardan birisi. Herkes okumalı.
Baş vergi tahsildarı Halil’in sıkça bahsettiğimiz ve Avusturya ile yapılan görüşmelerde esas alınan tahrir defterinde, Osmanlı’ya tâbi tüm şehirler, kaleler, köyler, araziler, meyve bahçeleri ve tüm insanlar, Moğolların eski ve hassas titizliği ile kayıtlı idi.
Mehmed Çelebi’nin ordusuna her gün daha fazla Müslüman ve Hristiyan katıldı. Her yerde kendini yasal ve gerçek sultan olarak kabul ettirmiş olan Mehmed Çelebi, Zağra bölgesinde ilerledi, Filibe’nin surlarını geçti ve Balkanların diğer tarafındaki Sofya Platosu’nda Şehirköy Nehri’nin kenarına karargâhını kurdu. Buradan yola çıkarak Sırbistan’a girdi ve Stefan ile yeğeni Georg’un tazminatlarını kabul etti. Her ikisi de eski anlaşmalarda belirlenen süvari birliklerini Mehmed Çelebi’nin emrine verdiler ve Sandali de birkaç Bosnalı birlik gönderdi. Mehmed Çelebi, Sırp süvari birlikleri ile güçlenmiş olarak Alacahisar ve Kopriyan’dan sonra güneye yöneldi ve 20 yıl önce Sultan I. Murad ve Knez Lazar’ın hayatlarını kaybettikleri Kosova Sahrası’na geldi. Osmanlıların batıdaki tüm komutanları yanında idi: Mora’lı Barak, Tırhalalı Sinan, Arnavutluk’tan Paşa Yiğit, sonra eski Yeniçeri ağası Hasan Ağa’nın oğulları ve Cüneyd’in oğlu Hamza, hatta yaşlı ve tecrübeli Evrenos Bey. Sadece Mihaloğlu Mehmed ve Timurtaş’ın oğlu olan ikinci bir Evrenos, Musa Çelebi’nin zayıf ordusunun yanında kalmışlardı.
Kasım ayındaki bir oturum da İtalya' da barışı sağlamak için orada bulunan Floransalı elçiler, kalbi derinden yaralı yaşlı papanın, Türk tehlikesi hakkında resmi bir konuşma yaparken gözlerinin yaşardığını görmüşlerdi.
Aynı zamanda Tatar Hanı’nın damadı ve bu evliliğinden on yaşında gelecekte Kanuni Sultan Süleyman olarak ün yapacak bir oğlu olan Selim 1510 yılında da Tatar Hanı’nın yönetimindeki Kırım yarımadasına geldi ve Kefe’nin yeniçerilerini kendi tarafına çekerek güçlü ve zengin şehri yeni ikameti ilan etti. Kısa bir süre sonra Boğdan’nın önemli limanlarından olan Kili ve Akkirman’ı ele geçirdi (1Mayıs 1511)

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Osmanlı İmparatorluğu Tarihi (5 Cilt)
Baskı tarihi:
8 Şubat 2018
Sayfa sayısı:
2604
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052070239
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Geschicte des Osmanischen Reiches
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yeditepe Yayıncılık
Baskılar:
Osmanlı İmparatorluğu Tarihi (5 Cilt)
Osmanlı İmparatorluğu Tarihi
Nicolea Jorga Romanya’nın gelmiş geçmiş en büyük tarihçisi sayıldığı gibi, eserleri çeşitli dillerde, Almanya, Fransa İtalya ve ABD’de defalarca basılmış, dünyaca tanınmış bir tarihçidir. Almanca beş ciltlik Osmanlı İmparatorluğu Tarihi (1300-1912), daha önce yazılmış belli başlı genel Osmanlı tarihleri (J. von Hammer ve J.W. Zinkeisen) yanında yeni ve kapsamlı bir yaklaşımı temsil eder. Herşeyden önce Jorga’nın Osmanlı tarihi, ön-yargılardan oldukça kurtulmuş, belgelerin tanıklığına öncelik veren ciddi bir tarihçinin eseridir. Jorga’ya göre Osmanlı tarihi, "dünya tarihinin parlak bir bölümü"nü temsil eder. Jorga’nın şimdiye dek kullanılmamış kaynaklara dayanan Osmanlı tarihinin orijinalliği, Türkiye’de erkenden takdir edilmiş, ancak Türkçe’ye çevrilmesi gecikmiştir. Soruları ortaya koyan, yaratıcı bir tarihçi olarak Jorga’nın özelliğini en iyi Gh. Bratianu şu sözlerle ifade etmiştir: "Jorga’nın yazdığı her satır bir fikir tohumu taşır; araştırılacak problemler ortaya atar ve okuyanda ilgi uyandırır; bunlar olmadan hiçbir tarih eseri canlı bir bilim dalı olamaz, ölü bir söz olarak kalır".

Prof. Dr. Halil İNALCIK

Kitabı okuyanlar 28 okur

  • Seher Keşyapan
  • Gitme zamanı
  • vaqqas vakur
  • Muharrem  Kenger
  • ÖMER ÖZCAN
  • Bey Böyrek

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%8.3 (1)
9
%16.7 (2)
8
%8.3 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0