Osmanlı Klasik Çağında Hilafet ve Saltanat (Aktörler, Yazım ve İmaj)

·
Okunma
·
Beğeni
·
31
Gösterim
Adı:
Osmanlı Klasik Çağında Hilafet ve Saltanat
Alt başlık:
Aktörler, Yazım ve İmaj
Baskı tarihi:
4 Şubat 2020
Sayfa sayısı:
518
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057838353
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Hilafet, Osmanlı siyasi yaşamında nasıl bir rol oynuyordu? Siyasetin aktörleri, hilafetin çerçevesinde nasıl yol alıyordu? Saltanatın hilafetle birlikte anılmaya başlanması, ne türden kazanımlar sağladı?
“Osmanlı Klasik Çağ” serisinin dördüncüsü olan bu eser devlet idaresi, telakkisi, geleneği, siyaseti belirleyen aktörleri ve bu bağlamda oluşan imajları tartışıyor. Hilafet meselesinin Osmanlı tarihinin en popüler konuları arasında yer aldığı bilinmektedir. Feridun M. Emecen de hilafetin tarihî süreçteki mahiyetini “maddi bilgelerin” peşine düşerek tespite çalışıyor. Klasik anlamda bu siyasi meselenin farkına varılamayan tüm yönleri ortaya çıkarılıp tartışmalara yeni bir açılım getiriliyor. Emecen, Osmanlı siyasi zihniyetinin tarihî süreçler içinde kazandığı şekillenmenin bir farklılaşma mı, yoksa bir devamlılık mı olduğu sorusu çerçevesinde yaklaşıyor.
Feridun M. Emecen, Osmanlı Klasik Çağında Hilafet ve Saltanat’ta konuyla ilgili akla takılan pek çok soruyu cevaplamakla birlikte, cevap bekleyen birçok sorunun da altını çiziyor. Geleceğe, bir perspektif çiziyor.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
İlim, adalet, kifayet ve selamet bakımında asgari şartları taşıyan herkes halife olabilir, halifelik güç meselesidir, bir hak değil vazifedir. -İbn Haldun
1520 yılında babası Doğu'nun fatihi, Yavuz Sultan Selim'in vefatının ardından 26 yaşında olgun bir şehzade olarak tahta çıkan Sultan Süleyman'ın 46 yıl süren saltanatı, Osmanlı tarihinde Hicri X. asra damgasını vuran bir devir olarak unutulmayacak bir yer edinmiş görünmektedir. Yarım asra yaklaşan saltanatı sırasında Sultan Süleyman âdeta "zamanın son hükümdarı" telakki edilerek "devlet-i ebed-müddet" anlayışını sonuçlandıran bir lider, müceddid, ebedi saadete kapıları aralayacak olan "Mehdi" gibi telakki edilmiştir.
Âşık Çelebi'nin yazdıkları ve Osmanlı hükümdarlarına verdiği mertebe de dikkat çekicidir. Bu eserin giriş kısmında devranın dönüp "emr-i hilafet ve hıfz-ı hatm-i nübüvvetin selâtini Âl-i Osman'a erdiği" açık şekilde belirtildikten sonra onların "en ednâ hadımlarının Mısır'a sultan, azeblerinin mülk-i Arab'a mâlik olduğu; voynuklarının Basra ve Bağdad'da, kürekçilerinin Derya-i Muhit ve Septe'de bulunduğu; Habeş'e asker yolladıkları, Yemen'i yümne döndürdükleri, kementlerinin Çin ve Maçin'e ulaştığı, Hindi kılıçlarla Tatar Eflak, Leh ve Rus serhaddini dağıttıkları, Boğdan'ı boğdukları, Frenk'e renk verdikleri, Alman'a el-aman dedirttikleri, Macar'ın macerasını kitap yaptıkları, Hırvat kanı ile vadileri seylap ettikleri ve Rim Papa kilisesinin çanına ot tıkadıkları"kaydedilir. Böylece Âşık Çelebi, emperyal büyük Osmanlı gücünün mahiyetine atıf yaparken Osmanlı hilafetinin de ne anlama geldiğini göstermek ister.
Sultan Selim, 1470'te babası II. Bayazid'in sancakbeyi olarak bulunduğu Amasya'da doğmuştu ve annesi Dulkadiroğlu Alaüddevle Bozkurt Bey'in kızı Ayşe Hatun'du. İyi bir tahsil hayatı geçirdikten sonra, türlü siyasi manevraların yaşandığı bir dönemde 1487'de Trabzon'a sancakbeyi olarak tayin edilmiş, burada iken sınır boylarındaki gelişmeleri, özellikle Gürcü prensliklerinin ve Osmanlı Devleti için büyük bir siyasi-dini mesele oluşturacak olan Şah İsmail'in faaliyetlerini dikkatle takip etmiştir. Hatta İspir ve Bayburt'u zapt edip Erzurum'a kadar olan yerlerin emniyetini sağlama yanında 1507'de Şah İsmail'in Dulkadiroğulları'na karşı yaptığı seferin ardından Erzincan'a yürüyerek şehre girmiş, buradaki muhafızları bertaraf ettikten sonra geri çekilmişti. Buna karşılık Şah İsmail 10.000 kişilik yeni bir kuvveti Erzincan'a yollayınca bunları Erzincan civarında karşılayarak tamamen dağıtmıştır. bu faaliyetleri ona özellikle askeri zümreler arasında büyük bir şöhret kazandırmıştır.
Tarihi doğru olarak yazmaya çalışırım, vicdanım kanaat etmezse tek satır yazmam. Vesikaya istinad eden tarih biraz sanatla süslenmelidir... tarih mazinin romanıdır, roman da hâkim tarihidir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Osmanlı Klasik Çağında Hilafet ve Saltanat
Alt başlık:
Aktörler, Yazım ve İmaj
Baskı tarihi:
4 Şubat 2020
Sayfa sayısı:
518
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057838353
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Hilafet, Osmanlı siyasi yaşamında nasıl bir rol oynuyordu? Siyasetin aktörleri, hilafetin çerçevesinde nasıl yol alıyordu? Saltanatın hilafetle birlikte anılmaya başlanması, ne türden kazanımlar sağladı?
“Osmanlı Klasik Çağ” serisinin dördüncüsü olan bu eser devlet idaresi, telakkisi, geleneği, siyaseti belirleyen aktörleri ve bu bağlamda oluşan imajları tartışıyor. Hilafet meselesinin Osmanlı tarihinin en popüler konuları arasında yer aldığı bilinmektedir. Feridun M. Emecen de hilafetin tarihî süreçteki mahiyetini “maddi bilgelerin” peşine düşerek tespite çalışıyor. Klasik anlamda bu siyasi meselenin farkına varılamayan tüm yönleri ortaya çıkarılıp tartışmalara yeni bir açılım getiriliyor. Emecen, Osmanlı siyasi zihniyetinin tarihî süreçler içinde kazandığı şekillenmenin bir farklılaşma mı, yoksa bir devamlılık mı olduğu sorusu çerçevesinde yaklaşıyor.
Feridun M. Emecen, Osmanlı Klasik Çağında Hilafet ve Saltanat’ta konuyla ilgili akla takılan pek çok soruyu cevaplamakla birlikte, cevap bekleyen birçok sorunun da altını çiziyor. Geleceğe, bir perspektif çiziyor.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Eskiciiii

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0