Osmanlı Sarayında Hayat

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.102
Gösterim
Adı:
Osmanlı Sarayında Hayat
Baskı tarihi:
Ocak 2008
Sayfa sayısı:
216
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944766043
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yitik Hazine Yayınları
Baskılar:
Osmanlı Sarayında Hayat
Private and Royal Life in the Ottoman Palace
Topkapı Sarayı, devasa bir imparatorluğun, üç kıtayı üç buçuk asır yönettiği merkez Osmanlı'nın en parlak, en sönük; en muhteşem, en acı; en neşeli, en hazin günlerinin şahidi... Burada her köşenin bir hikâyesi vardır, her hatıranın bir izi.

Sarayda, Osmanlı padişahına selam vermek istemeyen Rus elçinin başına gelenlerden Enderun'daki talebelerin sabah uyanışına; padişahın bir gününü nasıl geçirdiğinden merasimlerdeki muhteşem disipline kadar neler yaşanmamıştır ki Osmanlı Sarayı'nda Hayat, Topkapı Sarayı'nın şahit olduğu nice hâdiseyi tarihin karanlık sayfalarından günümüze ilber Ortaylı'nın o hoş üslubuyla aktarıyor.

Kitabın sayfalarını çevirirken yeniçerilerin Divan Meydanı'ndaki nidalarını, aşçıların saraya yemek yetiştirme telaşlarını duyacaksınız. Canına kıyılan padişahın çığlığı ile ürperecek, yeni doğan bir şehzadenin şenlikleriyle neşeleneceksiniz. Hırka-i Saadet ziyaretleriyle hislenecek, III. Selim'in musiki nağmeleriyle rahatlayacaksınız.

Sarayda yaşananları; kulaktan dolma bilgilerden, dedikodulardan, ikinci sınıf romanlardan değil, Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı ilber Ortaylı Hoca'dan öğrenmek ve Osmanlı tarihine sarayın penceresinden bakmak için sizi eserin sayfalarına davet ediyoruz. Topkapı'yı turistlerden evvel kendimize öğretmek için.
(Tanıtım Bülteninden)
216 syf.
·Beğendi·10/10
Elimde öyle bir eser var ki (iyi denk geldi) nasıl anlatacağımı şaşırıyorum. Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı olduğu dönemde Osmanlı Sarayında Hayat adı altında amacı sadece Osmanlı İmparatorluğunu kötüleyip de Cumhuriyetçiyim diyenlerden değil de Cumhuriyetçiyim ama Osmanlı da unutulup, inkar edilemez diyen (sözleriyle, yazılarıyla) bir İlber Ortaylı kalemini sanki karşısındaymışçasına okuyorsunuz. Yayınlayan kim mi? O da Osmanlı Devleti üzerinde yazdığı yarı gerçek yarı roman tarzı yazılarıyla tanınan editör Salih Gülen. (Rüyadan Devlete adlı kitabını okumuştum daha evvel) Böyle bol tarihçinin ve tarih seven insanın birlikteliğinden de güzel bir eser beklememek ne kadar mantıklı olurdu onun yorumu da siz değerli tarihçi arkadaşlara kaldı.
Şöyle ufak bir saray girişimiz mevcut. Burada aslında söz edilen çiniler, nadide eserler, hediyeler gibi unsurların yanında benim en çok ilgimi çeken başka bir kısım oldu. Sarayın arşivi. Neredeyse bütün Avrupa ve Asya ile ilişkili belgelerin burada bulunması da çok yüceltilen ve kitaplarda bahsedilen Vatikan arşivinin gerisinde bir Osmanlı arşivi olamayacağını gözler önüne seriyor. İlber Ortaylı bu konuda şu sözlerle durumu özetliyordu. Aynen yazıyorum. "Bu arşiv incelenmeden, dünya tarihi yazılamaz." (s.14 - paragraf.3)
Şimdi asıl konuya geliyorum dostlarım. Bu sefer çok uzun ve detaylı bir inceleme yapacağım. Büyük ihtimal Spoiler dediğimiz olaydan da bulunacak ama resimlerle süsleyerek güzel bir anlatım yapmak istiyorum. İnşallah özellikle Tarih konusuna ilgili arkadaşlarında beğenip doğrulayacağı bir eser olur. Şimdi başlayalım.
İstanbul’un konumu ve öneminden bir bahis açılıyor ki burada yalnızca Doğu Roma yani bilinen adıyla Bizans ve ardından gelen Osmanlı için ne denli önemli olduğu vurgulanıyor ve bizi geçmişe sürükleyecek bir güzel resim de mevcut:
https://i.hizliresim.com/yqGGZn.png
https://i.hizliresim.com/pn55pn.png
https://i.hizliresim.com/oVddMR.png
Saraydan bahsedip, sarayın banisi yani kurucusu bir padişahtan ve dünyanın ilk en büyük Hümanist insanından bahsetmemek olur mu? Kimilerine göre vahşi, kimilerine göre Arap, kimilerine göre ağza alınmayacak sıfatların yakıştırıldığı isim. Kim mi bu?
https://i.hizliresim.com/Q2PPmG.png
Akabinde sarayın bölümlerini görüyoruz. Babı Hümayun ve Birinci Avlu (Alay Meydanı), Babüs Selam ve İkinci Avlu (Divan Meydanı), Kubbealtı (Divanhane), Sarayın Mutfağı, Has Ahur, Mehterhanei Hümayun, Baltacılar, Adalet Kulesi, Eski Hazine Dairesi, Babüs Saade, Enderun Avlusu (Üçüncü Avlu), Kütüphane, Hazine Köşkü, Has Oda, Köşkler Bahçesi (Dördüncü Avlu), Harem, Hünkar Dairesi ve Çifte Kasırlar.
Babı Hümayun ve Birinci Avlu (Alay Meydanı) için şöyle bir örnek verelim. Bu örnekleri çokça yapacağım. https://i.hizliresim.com/7DBQ8W.png
Babüs Selam ve İkinci Avlu için: https://i.hizliresim.com/b6v9j8.png
Kubbealtı Divanhane: https://i.hizliresim.com/oVdyAm.png
Has Ahur: https://i.hizliresim.com/VDQBXv.png
Mehterhanei Hümayun: https://i.hizliresim.com/pn528r.png
Adalet Kulesi: https://i.hizliresim.com/moXRL4.png
Babüs Saade: https://i.hizliresim.com/r10yEP.png & https://i.hizliresim.com/Q2Pyvg.png
Enderun: https://i.hizliresim.com/nlbyQa.png & https://i.hizliresim.com/LDvGlz.png
Kütüphane: https://i.hizliresim.com/WDXoXE.png
Hazine Köşkü: https://i.hizliresim.com/2aOPP0.png & https://i.hizliresim.com/7DBQ1m.png
Has Oda: https://i.hizliresim.com/7DBQrY.png
Köşkler Bahçesi: https://i.hizliresim.com/PD7aoQ.png & https://i.hizliresim.com/vPaNZz.png
Harem: https://i.hizliresim.com/GDZ48Z.png
Hünkar Dairesi: https://i.hizliresim.com/vPaAyA.png
Çifte Kasırlar: https://i.hizliresim.com/qvAQkQ.png
Mesela Has Oda çok dikkatimi çekti çünkü saraya bizler de ziyarete gidince Hırka-i Şerif yani daha genelde Mukaddes Emanetler ziyaretlerimizi gerçekleştirip dualar ettiğimiz için, bir de biraz daha kendi kültürümüz olmasından dolayı içli dışlı diyebileceğimiz içten samimiyetimizden dolayı olan bilgimizden ötürü birtakım şeyler daha çok dikkatimi çekti arada paylaşıyorum.
Köşkler Bahçesi konusunda da Sünnet Odası dikkatimi çekti ama aklınıza gelen anlamında olmadığını söyleyebilirim. Adının geldiği yer; padişahların burada namazın sünnetini eda ettikten sonra cemaate katılması nedeniyledir. Ayrıca abdestlerini de aldıkları yerdir.
Bir de eklemem gerektiğini düşündüğüm 4. Murad var. İlber Hoca’nın da hiçbir konuda olmadığı gibi bu konuda da sevgi yönünden bizden geri kalmadığını hatta fazlasıyla 4. Murad hayranı olduğunu belirtmek gerek. 28 yaşında bu dünyadan ayrılmasaydı devleti yıkılış ve gerileme döneminde iyi idare eden 2 padişahtan biri olmaktan çok yeniden dirilten 3 padişahtan biri olarak anılacaktı. Ruhu şad olsun.
Tüm konulara elinden geldiğince değinen İlber Hoca’nın, Harem konusunda da sert ve etkili ifadeleri vardı. Haremin günümüz tabiriyle ‘Sex’ yuvası olmadığı, aksine yasak ve mahrem yer anlamına geldiğini çok net anlatıyordu. Ben de bir Osmanlı kadınını paylaştım resim olarak ki bakıldığında üzerinden akan zerafete diyecek söz yok. Zaten kapısında “Hayırlı kapılar açan Allah’ım bize de hayırlı kapılar aç” yazan yere Kerhane sıfatının yakıştırılmasını ben kafatasında beyin taşıyan bir bireye yakıştırmıyorum. Gerçekler değişmez ama herkesin de ne düşündüğü tabii ki kendine.
Böylelikle güzel bir tarih eserini daha bitirdik. Güzel bir anlatımla sohbet havasında anlaştık gene hocamla. Ellerine sağlık diyelim. Cümleten keyifli okumalar dilerim..
216 syf.
·120 günde·Puan vermedi
Okuma süreme baktığımda sonunda bitirebilmişim diye şaşırmaktan kendimi alamadım. O kadar uzun süredir kitabı okuyor vaziyette oluşuma şaşırdım. E-kitap olarak okumamdan mütevellit biraz yavaş gittiğimi düşünüyorum, bu tarz kitapları basılı şekilde okumak bana daha pratik geliyor. Elimde kalem altını çizmeli ve notlar almalıyım, e-kitap o keyfi veremedi.

Öncelikle söylemem lazım ki kitabın ismi ile içeriği çok da uyuşmuyor. Evet, saray yaşantısı hakkında bilgiler var, ama kitaba adını verecek yoğunlukta değil. Kitap, Topkapı Sarayı’nın özellikleri ve mimarisi ile ilgili daha çok bilgi veriyor. İsim için ‘’Topkapı Sarayı’’ tercih edilse çok daha iyi olurmuş. Reşad Ekrem Koçu’nun ‘’Topkapı Sarayı’’ kitabını okumak istiyordum, ama bu kitaptan sonra pek de gerek kalmadı gibi. Belli olmaz, bir de ondan okuyayım sarayı diyebilirim ama, bu kitap da aynı amaca hizmet ediyordu. Topkapı Sarayını yıllar önce gezmiş biri olarak çoğu yeri gözümde canlandıramadım. Haliyle başlarda keyif alsam da peşpeşe gelen kapı, sofa, oda isimlerinden kafam karıştı diyebilirim. Bu kitaptan sonra sarayı tekrar gezmek lazım, yoksa bilgiler havada kalabiliyor. Ne yazık ki çok istememe rağmen şu sıralar bu pek de mümkün değil.

Kitabın sonunda ‘’Bitirirken’’ adı altında yazılmış kısım, saray ile ilgili birkaç görüşe yer veriyordu. Tam hatırlayamıyorum, galiba geçen sene bir haber izlemiştim. Saraya o kadar fazla ziyaretçi geliyormuş ki zemin bile yıpranmış. Bu ziyaret durumları ile ilgili düzenlemeler olması gerektiği söyleniliyordu. Hayli üzülmüş ve endişelenmiştim. Böyleyimdir ben, nerede yıkık ve tarih kokan bir yapı görsem üzülürüm, niye yıkılmasına izin verirler diye düşünürüm. Burada bahsedilen ise Topkapı Sarayı, daha da üzücü. Saray artık bu ziyaretçi akınına dayanamıyormuş. Kitabın bitiş kısmında da bunlar yazıyor işte. Birçok eserin başka bir yerde sergilenmesi gerektiğini, çünkü oranın bir müze olarak tasarlanmadığını anlatmış İlber Ortaylı. Aynı zamanda yanlış mimariden, sarayın görünümünü bozacak yapılaşmadan da bahsetmiş. Selim İleri’nin ‘’Yaşadığım İstanbul’’ kitabında okumuştum; zamanında Peyami Safa Suriçi’ne dokunulmasın, şehir dışa doğru gelişsin demiş. Ne de güzel demiş, böyle şeyleri okurken çok hayıflanıyorum.

Dediğim gibi kitap saray yaşantısını anlatmıyor, Topkapı Sarayını anlatıyor. O amaçla okuyacaksanız beklediğinizi bulamayabilirsiniz. Ama sarayın içeriği hakkında oldukça doyurucu bilgiler içeriyor.
Keyifli okumalar dilerim…
216 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Osmanlı saray hayatına ait garip dizilerden edindiğiniz yanlışları düzeltebileceğiniz güzel bu kitabı herkesin okumasını tavsiye ediyorum. Sarayı ve saray hayatını sadece haremden ibaret sananlar kesinlikle okusun. O garip dizileri seyretmektense bu tip kitaplar okunmalı(bu biraz sert oldu galiba :) bence.
216 syf.
·10 günde·10/10
Osmanlılar konusunda ilk danışılması gerekenlerden olan İlber Ortaylı'nın kült eseri. Zamanında müzenin müdürlüğünü de yapmış olan İlber Hoca, hanedanlığın saray yaşantısıyla ilgili bilgileri neredeyse ilk elden sunduğu bu kitapta aynı zamanda müze durumundaki sarayın rehberliğini yapmakta.
216 syf.
·7/10
Topkapı Sarayını defalarca gezmiş, içinde avlusunda vakit geçirmiş biri olarak İlber Hocanın kitabını bitirip bir de öyle sarayı gezmenizi öneririm. Çok küçük detaylardaki büyük anlamlar, sembollerle ifade edilen herşey canlanıp kendi hikayelerini anlatacakmış gibi geldi bana kitaptan sonra. İlber Hocanın derin bilgisine ayrıca hayran oldum.
216 syf.
·Beğendi·8/10
Osmanlı'nın yönetim merkezinde devam eden hayatın size anlatılandan ya da bildiğinizden ne kadar farklı olduğunu öğrenmel istiyorsanız muhakkak okuyun.
Saray geleneğine göre dört yaşına gelen şehzade (padişahın oğulları) ve sultanların (padişahın kızları) eğitimi başlardı. Haddizatında bunun günümüze bakan tarafları da vardır. Bugün eğitime başlamak için çocuğun yedi yaşına gelmesinin beklenmesi özellikle dil eğitimi için çok geçtir.
Arz Odası’nda görüşmeler başlayınca odanın içindeki ve dışındaki çeşmeler açılırdı. Akan suyun içeride ve dışarıda çıkarttığı tatlı şırıltılar konuşmaların dışarıdan dinlenilmesini engellerdi.
Medrese, imarethane, cami, han ve hamam gibi kurumlar paşalara tevdi edilmiş; bunlar, şehrin belirli bir bölgesinde bu gibi tesisler kurunca paşanın adıyla anılmıştır. Bu nedenledir ki İstanbul, semtlerinin adı itibariyle bir paşalar şehridir.
Saraya Topkapı isminin verilmesi çok sonra olmuştur. Ne gariptir ki; 19. yüzyıldan itibaren saraya, günümüzde bulunmayan bir sahil sarayının ismi verilmiştir. Sultan I. Mahmud tarafından Bizans surlarının yakınına büyük bir ahşap sahil sarayı yaptırılmış ve bu sahil sarayına önündeki selam toplarına nispeten “Topkapusu Sahil Sarayı” denilmiştir. Bir yangında tamamen kül olan sahil sarayının ismi saraya verilmiştir.
Sultan IV. Murad’ın vefatı üzerine eski bir Türk geleneği olarak Has Ahur’dan sultanın atları cenazenin önünde eyerleri ters bağlanmış olarak yürütülmüştür.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Osmanlı Sarayında Hayat
Baskı tarihi:
Ocak 2008
Sayfa sayısı:
216
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944766043
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yitik Hazine Yayınları
Baskılar:
Osmanlı Sarayında Hayat
Private and Royal Life in the Ottoman Palace
Topkapı Sarayı, devasa bir imparatorluğun, üç kıtayı üç buçuk asır yönettiği merkez Osmanlı'nın en parlak, en sönük; en muhteşem, en acı; en neşeli, en hazin günlerinin şahidi... Burada her köşenin bir hikâyesi vardır, her hatıranın bir izi.

Sarayda, Osmanlı padişahına selam vermek istemeyen Rus elçinin başına gelenlerden Enderun'daki talebelerin sabah uyanışına; padişahın bir gününü nasıl geçirdiğinden merasimlerdeki muhteşem disipline kadar neler yaşanmamıştır ki Osmanlı Sarayı'nda Hayat, Topkapı Sarayı'nın şahit olduğu nice hâdiseyi tarihin karanlık sayfalarından günümüze ilber Ortaylı'nın o hoş üslubuyla aktarıyor.

Kitabın sayfalarını çevirirken yeniçerilerin Divan Meydanı'ndaki nidalarını, aşçıların saraya yemek yetiştirme telaşlarını duyacaksınız. Canına kıyılan padişahın çığlığı ile ürperecek, yeni doğan bir şehzadenin şenlikleriyle neşeleneceksiniz. Hırka-i Saadet ziyaretleriyle hislenecek, III. Selim'in musiki nağmeleriyle rahatlayacaksınız.

Sarayda yaşananları; kulaktan dolma bilgilerden, dedikodulardan, ikinci sınıf romanlardan değil, Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı ilber Ortaylı Hoca'dan öğrenmek ve Osmanlı tarihine sarayın penceresinden bakmak için sizi eserin sayfalarına davet ediyoruz. Topkapı'yı turistlerden evvel kendimize öğretmek için.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 62 okur

  • Cahit
  • Ali Can
  • Gökçe Doğan
  • erhan
  • Ahmet Sarpel Tümen
  • Elif Fidanlı
  • Mir'ât-ı Cünûn
  • Aysenur
  • Emre Aslan
  • Aysun Yıldırım

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.6 (6)
9
%23.8 (5)
8
%19 (4)
7
%23.8 (5)
6
%0
5
%4.8 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0