Osmanlı Seferlerinde Ordu Çevre Halk (1300-1774)

·
Okunma
·
Beğeni
·
16
Gösterim
Adı:
Osmanlı Seferlerinde Ordu Çevre Halk (1300-1774)
Baskı tarihi:
7 Temmuz 2020
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057819468
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kitabevi
Bu çalışma, Osmanlı ordusunun sefer sırasında (gidiş ve dönüş ile birliklerin toparlanması ve kışlak dâhil) ülke içinde geçilen güzergâhlarda halk ve çevreyle yaşadığı ilişki biçimleri üzerine odaklanmaktadır. Ana inceleme alanı ise ordunun sefer esnasında geçtiği yollar ve konakladığı menzillerde halka ve çevreye zarar verip vermediği, eğer zarar vermişse bunun düzeyi ve yönetimin bu durumu engellemeye yönelik çabalarıdır. Bunun yanında ordu ve halk arasında yaşanan ticaret, halkın davalarını ordu divanına taşıması, sefer sırasında halktan istenen yardımlar, ordunun menzil bölgelerindeki asayişe yönelik katkısı, askerlerin sefer güzergâhı boyunca tabiatla yaşadığı mücadele gibi başka bazı konular da incelenmiştir.
Bir cümleyle bu eser; ordu, çevre ve halkın sefer sırasındaki etkileşim durumunu, bu etkileşimin ortaya çıkardığı anlamı, devletin bu etkileşimi yönlendirmek için aldığı tedbirleri ve bu tedbirler bağlamında konuya yaklaşımının altında yatan zihniyeti tespite yönelik atılmış bir adımdır.
Kutay Burak Yeşil
Kutay Burak Yeşil Osmanlı Seferlerinde Ordu Çevre Halk (1300-1774)'ı inceledi.
200 syf.
Veysel Göger, Osmanlı Seferlerinde Ordu Çevre Halk (1300-1774), Kitabevi Yayınları, İstanbul 2020, 197 s., ISBN: 978-605-7819-46-8
Son yıllarda Osmanlı askerî tarihi üzerine yapılan çalışmalar artmaktadır. Özellikle meydan muharebeleri ve kale kuşatmalarını ele alan müstakil çalışmalar ile ordunun lojistiğini ele alan çalışmalar göze çarpmaktadır. Prof. Dr. İlber Ortaylı Ahmet Sefa Özkaya editörlüğünde meydana getirilen Türk Askerî Kültürü adlı eserde yer alan “Osmanlı Ordusuna Genel Bir Bakış” adıyla kaleme aldığı makalesinde Osmanlı askerî tarihi çalışmalarının önemine şu sözlerle dikkat çeker: “Osmanlı İmparatorluğu’nun ordusu, her halükârda tarihteki büyük olayların gelişim sürecine yön verebilmiş bir araçtır. Üzerine yapılmakta olan çalışmalar olduğu gibi, Osmanlı askerî tarihinin hem dar, hem de geniş çerçevede araştırmalar yapılmasına devam edilmesi ve bu çalışmaların nicelikleriyle birlikte niteliklerinin de ihmal edilmemesi gerekmektedir.” İşte bu çalışma da Osmanlı askerî tarihinde pek temas edilmeyen bir konuyu ele alıyor. Yazar, kitabın konusunu şu cümle ile özetliyor: “Bu çalışma, Osmanlı ordusunun sefer sırasında (gidiş ve dönüş ile birliklerin toparlanması ve kışlak dâhil) ülke içinde geçilen güzergâhlarda halk ve çevreyle yaşadığı ilişki biçimleri üzerine odaklanmaktadır. Ana inceleme alanı ise ordunun sefer esnasında geçtiği yollar ve konakladığı menzillerde halka ve çevreye zarar verip vermediği, eğer zarar vermişse bunun düzeyi ve yönetimin bu durumu engellemeye yönelik çabalarıdır.” (s.14)
Kitap, “Giriş” kısmı (s.13-32) ile ‘Seferlere Farklı Bir Bakış’ (s.33-75) adlı birinci kısım, ‘Seferlerde Çevre ve Halkı Korumaya Yönelik Alınan Tedbirler’ (s.77-104) adlı ikinci kısım, ‘Seferlerde Çevre ve Halka Verilen Zararlar ile Bunları Yapanlara Verilen Cezalar’ (s.105-130) adlı üçüncü kısım, ‘Dönemin Yabancı Kaynaklarına Göre Osmanlı Ordusu, Çevre ve Halk’ (s.131-155) adlı dördüncü kısımdan oluşmaktadır.
Kitabın “Giriş” bölümünde eserin amacını, konu ve muhtevasını belirten Veysel Göger, kuruluş dönemine ait kaynakların azlığı ve mevcut kaynaklardaki bilgi kıtlığı hasebiyle kuruluş dönemine dair örneklerin eserde daha az yer aldığını beyan ettiksen sonra (s.15), Osmanlı ordusunun sefer esnasında çevre halkla münasebetine dair üç farklı fikri zikrediyor (s.16-17). Bu konulara değindikten sonra eserin dört temel kaynak grubuna dayandığını belirten Veysel Göger, Kaynakların şunlar olduğunu belirtiyor; “Osmanlı arşivindeki belge ve defterler, Osmanlı kronikleri/vakayinameleri, yabancı seyyah, elçi, esir ve tarihçilerin yazı ve raporları ile akademik çalışmalardır.” (s.18) Eseri bina ederken kullandığı kaynakları belirttikten sonra daha sonraki bölümlerde ifade edilenlerin anlaşılması amacıyla Osmanlı seferlerinde gerçekleştirilen sefer organizasyonu hakkında kısa bir bilgilendirme yapılıyor. (s.21-32)
‘Seferlere Farklı Bir Bakış’ (s.33-75) adlı birinci bölümde, ordunun sefer sırasında geçtiği güzergahlarda halkla ilişkisi ele alınmış, adaletin arandığı bir başka yer olarak ordu divanının önemine değinilmiş ve halkın problemlerinin hemen çözülmeye çalışılmasına gayret edildiğini beyan ile bu durumun, halkın devlete olan aidiyet ve bağlılığını artırdığı beyan edilmiştir (s.42). ‘Seferde Ticaret, Kışlak ve İmar’ alt başlıklı bölümde bölge halkının sefer esnasında ordu ile yaptığı ticaret şekillerinden bahseden yazar, bazı özel zamanlarda bu durumun bölge halkının zenginleşmesine yol açtığını beyan etmektedir. “Seferler bazı özel zamanlarda belirli sektörlere olan talebi artırdığından o işi yapan tüccar zümresi ile bölge halkının önemli düzeyde para kazanmasına yol açardı. 1645’te başlayıp 1669’da neticelenen Girit Seferi’nin , 1667-1669 senelerinde böyle bir durum meydana gelmişti.” (s.48) Yine aynı bölümde halk ve devletin bir diğer yakınlaşma-bütünleşme yöntemi olarak Kurban ve Ramazan Bayramı kutlamaları ile türbe ziyaretlerinin önemine dikkat çekilmiştir (s.64).

‘Seferlerde Çevre ve Halkı Korumaya Yönelik Alınan Tedbirler’ (s.77-104) adlı ikinci bölümde burada alınan tedbirler tek tek açıklanmış, devletin konuya yaklaşımının temelini oluşturan zihniyetin İslâmî gelenek içerisinde meydana geldiğinin izahı yapılmaya çalışılmıştır. Veysel Göger, Osmanlı Devleti’nin sefer sırasında herhangi bir karışıklık çıkmaması için sefer lojistiği ve organizasyonunun en iyi şekilde tertib edildiğini belirttiği gibi, alınan bütün önlemlere rağmen halka karşı suç işleme eğiliminin her zaman önlenemediğini belirtmiştir (s.78). Veysel Göger sefer sırasında çevre ve halka zarar verilmesine yol açan temel sebepleri şunlar olarak göstermiştir; “lojistik organizasyon kaynaklı iaşe ve malzeme eksikliği, askerlerin maddi yetersizlikleri, binek veya yük hayvanı olarak kullanılan atların ölmesi ve çeşitli faktörlerden kaynaklanan askerî disiplinsizlikler olarak karşımıza çıkmaktadır.” (s.79). Bu hususlara değindikten sonra Devletin bu suçları önlemek için aldığı önlemleri (yasaknameler çıkarılması, sefer güzergahına görevli tayini, sefer güzergâhının değiştirilmesi, askerlere inam verilmesi vb.) zikretmiştir (s.80-99).

‘Seferlerde Çevre ve Halka Verilen Zararlar ile Bunları Yapanlara Verilen Cezalar’ (s.105-130) adlı üçüncü bölümde, ikinci bölüme paralel olarak işlenen suçlara karşı (cana yönelik, mala yönelik vb. suçlar) suçun büyüklüğüne göre tertip olunan cezalar örnekler ile açıklanmıştır. Yazar burada ‘Yükseliş Dönemi’ Osmanlı ordusunda bu tür suçların ve dolayısıyla cezaların az olduğu yönündeki görüşün ve gerileme paradigması taraftarlarının öne sürdüğü Osmanlı ordusunun yükseliş döneminden sonraki gerileme döneminde yozlaştığı ve bu tür suçların daha çok işlendiği yönündeki görüşü yetersiz bulduğunu ifade ederken kendi görüşünü şu cümle ile ifade etmektedir; “Ele alınan dönem açısından gayrimeşru eylemlerin kronolojik olarak arttığına dair anlamlı bir işaret bulunamamıştır. … her bir seferin kendi jeopolitiği içinde bu olayların arttığı veya azaldığını ifade etmek daha yerinde bir tespit olarak durmaktadır.” (s.127-128)

‘Dönemin Yabancı Kaynaklarına Göre Osmanlı Ordusu, Çevre ve Halk’ (s.131-155) adlı dördüncü bölümde çeşitli vesileler dolayısıyla Osmanlı ordusunda bulunmuş yabancı görgü tanıklarının anlatıları ele alınmıştır. Yazar bu kısımda daha önceki bölümlerde anlatılan ‘Osmanlı Ordusu’ imajının görgü tanıkları vasıtasıyla da onaylandığını beyan etmektedir. (s.152) Yazar, görgü tanıklarının ifadelerinin çoğunlukla pozitif olmasını ise, görgü tanıklarının kendi memleketlerinin ordularına nazaran karşılaştırma yapmasına bağlamaktadır. (s.154)
IV.Mehmed celali eşkıyasının üzerine yürürken İzmit'te bir köle çocuk ağlayarak otağ-ı hümayun önüne gelmiş, elinde olan kiraz dolu sepetin bir adam tarafından çalındığını, bu kişiyi takip edip çadırını bulduğunu, zorla alınan kirazların parasını istediğini fakat kendisini dövüp, başını yardığını akan kanını göstererek anlatmıştı. Padişahın emriyle hemen zikredilen çadıra bir haseki o çocukla beraber gönderilmişti. Bu çadırın cellatlara ait olduğu anlaşılmış ve kirazları yerken suçüstü yakalanmışlardı. Bu cürmü işleyen iki celladın boyunları otağ önünde vurulmak suretiyle cezaları verilmişti.
Kanunî döneminde Osmanlı ordugâhını görme fırsatı yakalayan Avusturya elçisi Busbeq , padişahın konaklama yerinden ayrılacağı zaman atları ölen askerlerin at eyerlerini başları üstüne koyarak padişahın geçeceği yol üzerinde dizildiklerini, böylece atlarının ölümünü ve yenisini almak için yardım gerektiğini anlatmaya çalıştıklarını ve neticede padişahın da uygun gördüğü bağışı onlara yaptığını ifade eder.
Taze meyve ve sebzeye ulaşabilme ordu için mühim bir husustu, zira uzun müddet bu ürünleri tüketmeyen kişilerde C vitamini eksikliğinden kaynaklanan iskorbüt (skorbüt) hastalığı zuhur edebilirdi. Örneğin Osmanlıların 1538 yılındaki Diu Kuşatması’nda müdafiler midelerine taze meyve ve sebze girmemesinden dolayı iskorbüt hastalığına yakalanmışlardı.
Sefer sırasında yönetimin halkın davalarına bakması, istek ve şikâyetlerini dinlemesi, kimi zaman yerleşim yerlerine giderek re'sen ve bizzat ahalinin sorunlarını araştırması, bir bakış açısıyla, ordunun adeta çevreye adalet ve huzur dağıtarak ilerlediği intibaını oluşturmaktadır. Bu açıdan seferlerin, yönetimin ülke sorunlarını yerinde görme ve çözme fırsatı oluşturduğu ve böylece, halkın devlete olan aidiyet ve güven duygusunda artırıcı bir etki meydana getirdiği ifade edilebilir.
Temmuz 1689'da ordu Sofya sahrasındayken, sadrazam tebdili kıyafetle ordugâhı gezmiş, bir kişinin çadırında yakmak amacıyla bir köyden üzerinde yemişi olan bir kiraz ağacını kesip davarıyla getirdiğini görünce bunu hemen hapsettirip ardından leylek çadırı altında ibreti âlem için boynunu vurdurmuştu
Kanuni Sultan Süleyman'ın 1526 Mohaç Seferi'nde Meriç yakınlarında Kemal köyünde bir kişinin atı ekine, 1529 Budin Seferi'nde Eskihisar mevkiinde bir sipahinin atı tarlaya girmiş; bu kişiler hemen boyunları vurulmak suretiyle öldürülmüşlerdi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Osmanlı Seferlerinde Ordu Çevre Halk (1300-1774)
Baskı tarihi:
7 Temmuz 2020
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057819468
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kitabevi
Bu çalışma, Osmanlı ordusunun sefer sırasında (gidiş ve dönüş ile birliklerin toparlanması ve kışlak dâhil) ülke içinde geçilen güzergâhlarda halk ve çevreyle yaşadığı ilişki biçimleri üzerine odaklanmaktadır. Ana inceleme alanı ise ordunun sefer esnasında geçtiği yollar ve konakladığı menzillerde halka ve çevreye zarar verip vermediği, eğer zarar vermişse bunun düzeyi ve yönetimin bu durumu engellemeye yönelik çabalarıdır. Bunun yanında ordu ve halk arasında yaşanan ticaret, halkın davalarını ordu divanına taşıması, sefer sırasında halktan istenen yardımlar, ordunun menzil bölgelerindeki asayişe yönelik katkısı, askerlerin sefer güzergâhı boyunca tabiatla yaşadığı mücadele gibi başka bazı konular da incelenmiştir.
Bir cümleyle bu eser; ordu, çevre ve halkın sefer sırasındaki etkileşim durumunu, bu etkileşimin ortaya çıkardığı anlamı, devletin bu etkileşimi yönlendirmek için aldığı tedbirleri ve bu tedbirler bağlamında konuya yaklaşımının altında yatan zihniyeti tespite yönelik atılmış bir adımdır.

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Mesut Emre ÇELENK
  • Kutay Burak Yeşil

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (2)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0