Osmanlı Tarihini Yeniden Yazmak (Gerileme Paradigmasının Sonu)Mustafa Armağan

·
Okunma
·
Beğeni
·
296
Gösterim
Adı:
Osmanlı Tarihini Yeniden Yazmak
Alt başlık:
Gerileme Paradigmasının Sonu
Baskı tarihi:
Ağustos 2011
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051145259
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Halil İnalcık, Kemal Karpat, Cemal Kafadar, İlber Ortaylı, Mehmet Genç, Bernard Lewis, Donald Quataert, Linda Darling, Jane Hathaway, Douglas Howard, Rhoads Murphey, Uğur Tanyeli, Jonathan Grant’ın yazılarıyla yeni bir Osmanlı Tarihi yazılıyor…

"Osmanlı tarihi" denilince hafızamıza düşen tablo aşağı yukarı şudur: Söğüt'te başlayıp Bursa'da kıvam kazanan kuruluş döneminde Osmanlı, İstanbul'un fethiyle yükselişe geçmiş ve bu süreç, zirvesine ulaşığı Kanuni devrine kadar sürmüştür. Ancak bu 'Altın Çağ', Kanuni'nin 1566'daki ölümüyle sona ermiş ve duraklama dönemi başlamış, 2. Viyana yenilgisi ise gerilemeyi belirgin hale getirmiştir. Bunu 18. yüzyıldaki çöküş, 19. yüzyıldaki parçalanma ve nihayet 1922'deki yıkılış izlemiştir.

Bu aşinası olduğumuz tabloda dikkat çeken nokta, Kanuni'nin ölümüne kadar geçen yaklaşık 250 yılı olumlu, ondan sonraki 350 yılı ise olumsuz olarak resmetmesidir. Böylece aslında bizim "Osmanlı tarihi" dediğimiz ve öğretme hevesini duyduğumuz tarih, neredeyse asıl tarihinin yarısı bile değildir, zira duraklama, gerileme, çöküş denilince öğretenin de, öğrenenin de hevesi büyük ölçüde kaçmaktadır. Dolayısıyla böyle yarım yamalak bir tarih okuyarak yetişen insanlardan oluşan bir toplumun çağdaş bir tarih bilincine ulaşmaları elbette beklenemez.

Öte yandan Halil İnalcık'tan Linda Darling'e, İlber Ortaylı'dan Douglas Howard'a, Cemal Kafadar'dan Rhoads Murphey'ye, Mehmet Genç'ten Donald Quataert'e, Kemal Karpat'tan Jonathan Grant'e, Uğur Tanyeli'den Cornell Fleischer ve Jane Hathaway'e ve daha pek çok Osmanlı uzmanına göre kitaplarımızda okuttuğumuz "Osmanlı'nın gerilemesi", apaçık bir olgu değil, çözülmesi gereken bir problemdir. Üstelik bir tarihçinin tarihte ilerleme veya gerileme olmasına 'takması' ne kadar bilimsel bir tutumdur? Bir bilim adamı olarak tarihçinin 'ileri' dönemleri kendisine yakın bulurken, 'geri' dönemleri ihmal etmesi ne kadar anlamlıdır?

Osmanlı tarihi araştırmalarından tanıdığınız Mustafa Armağan'ın yayına hazırladığı Osmanlı Tarihini Yeniden Yazmak adlı kitap, bu ve benzeri soruları çağımızın yetkin tarihçilerinin kalemlerinden sunuyor sizlere. Ve yaklaşmakta olan bir 'tarih devrimi'nden söz ediyor: Öyle görünüyor ki, bu 'yeni' tarihte artık Osmanlı'yı, ömrünün büyük bir bölümünde gerileme belasıyla boğuşan aciz bir devlet olarak değil, tam tersine, bazı ciddi sorunları bulunsa bile, kendini yenileyen, dönüştüren ve çağa ayak uydurma yolunda ciddi adımlar atan dinamik bir devlet ve toplum olarak değerlendireceğiz.

Osmanlı Tarihini Yeniden Yazmak yeni Osmanlı tarihçiliğinin müjdelerini veren öncü çalışmalardan biri.
Kitap hakkında nasipse inceleme yapacağım daha müsait bir vakitte. Ama şunu belirteyim muazzam bir derleme tarih kitabı ve Osmanlı'nın anlaşılmasında ve ismi gereği Osmanlı'nın gerilemesi yönündeki algının, esasen nasıl bakılıp değerlendirilmesi ve anlaşılması gerektiği konusunda 15 büyük tarihçinin değerlendirmeleri, araştırmalarını içeren subjektiften ziyade objektif çalışmaların ortaya koyulduğu bir tarihi konu hakkında bir tarih kitabını okuyacaksınız. Osmanlı tarihini merak edenler mutlaka okumalı ama bunun dışında da şahsi kanaatimce içerisinde 100'den fazla tarihçinin fikirleri, makaleleri, kitaplarının ismi olması dolayısı ile tarihe ilgisi olanlar için de okunmaya değer bir eser olarak düşünüyorum ve mutlaka tavsiye ediyorum. (Müsait zamanda biraz daha ekleme ve zengin bir inceleme yapmayı düşünüyorum inşaallah)
Tamamıyla delilli, kaynaklı, belgeli bir tarih kitabı. Zaten tarih kitapları kaliteli değerlendirme, analiz, birleştirme, kurgulama ile birlikte öncelikle delillerin çokluğu ile ön planda olmalıdır. Ben tarih kitaplarında belge ve kaynaklara ehemmiyet vererek kitap seçerim.
Yeni araştırmacılık, (tarih yazımı tekniği) Osmanlı Devleti'ne idealize edilen bir geçmişin normal larından gerileme veya düşüş ya da Batıyı başarılı bir şekilde taklit etmeyi başaramayış olarak değil, kesintisiz dönüşüm süreci içinde değerlendiriyor. Bu yeni anlayışta Osmanlı Devleti, iç politikada kesintisiz ıslahat yapmış, önünde hiçbir idealize edilmiş modelin olmadığı sürekli bir evrimden geçmişti Zira değişimin kendisi, norm olarak anlaşılmıştı.
Biz ona (her millet kendi tarihine) (Osmanlı ecdad) sahip çıkmak zorundayız ve onu biz tartışamayız. Orada (tarihimizden) öğreneceğimiz şeyleri (tarih-siyaset-kültür-sanat-ilim-fen-teknik-inanç-tasarım-ekonomi-sağlık-yönetim vs. Vs.) tartışırız. BURADA KİMLİK (ırk-soy-neseb) TARTIŞMASI OLMAZ. Bunu tartışmak bir kere gayr-ı ilmî bir davranıştır. Aklı başında olan insanlar bunu yapmazlar. Mantık bunu icab ettirir, TARİHİN BİR DÖNEMİNİ ÇIKARMAK (ayıplamak, görmezden gelmek, umursamamak) mantığa uymaz. İlber ORTAYLI
Avrupa'nın yükselişi, dünyadaki herhangi bir yerde ortaya çıkan rakip kapitalizmi ifsad ve tahrib eden bir büyüme olarak değerlendirildi. Böylece Avrupa, özellikle saldırgan kapitalizm biçimine dayalı karmaşık, ciddi teknolojik hamlelerin eşlik ettiği bir gelişmenin adresi olarak değerlendirildi. 1500'lerden sonra Avrupa'nın küresel egemenliğinin doğuşu, önemli ölçüde yegane faydalanıcısının kendisi olduğu bazı faktörler sayesindedir. Bu faktörler, Avrupa'ya akan yeni dünyanın servetiydi ve müteakip yayılma ve yatırımın altında yatan sermayenin büyük bir kısmını böyle temin etmişti. Avrupa, Atlantik ekonomisinin müteakip yükselişinden, ticaretin ve daha sonra da Asya topraklarının ele geçirilmesinden dolayı yoğun bir şekilde zenginleşmişti.
Bu oryantalistlerin çoğu, inceledikleri toplumları ve insanları hiç sevmiyorlardı. Böyle bir sempati doğmamıştı aralarında. Bu oryantalistlerin çoğu, niye bir Ortadoğu, bir müslüman memleketine gidip de uzun süre yaşamamış, o toplumları içeriden tanımamıştı? Ben fert olarak hayatlarını nefret ettikleri olaya nasıl adayabildiklerini çok merak ediyorum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Osmanlı Tarihini Yeniden Yazmak
Alt başlık:
Gerileme Paradigmasının Sonu
Baskı tarihi:
Ağustos 2011
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051145259
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Halil İnalcık, Kemal Karpat, Cemal Kafadar, İlber Ortaylı, Mehmet Genç, Bernard Lewis, Donald Quataert, Linda Darling, Jane Hathaway, Douglas Howard, Rhoads Murphey, Uğur Tanyeli, Jonathan Grant’ın yazılarıyla yeni bir Osmanlı Tarihi yazılıyor…

"Osmanlı tarihi" denilince hafızamıza düşen tablo aşağı yukarı şudur: Söğüt'te başlayıp Bursa'da kıvam kazanan kuruluş döneminde Osmanlı, İstanbul'un fethiyle yükselişe geçmiş ve bu süreç, zirvesine ulaşığı Kanuni devrine kadar sürmüştür. Ancak bu 'Altın Çağ', Kanuni'nin 1566'daki ölümüyle sona ermiş ve duraklama dönemi başlamış, 2. Viyana yenilgisi ise gerilemeyi belirgin hale getirmiştir. Bunu 18. yüzyıldaki çöküş, 19. yüzyıldaki parçalanma ve nihayet 1922'deki yıkılış izlemiştir.

Bu aşinası olduğumuz tabloda dikkat çeken nokta, Kanuni'nin ölümüne kadar geçen yaklaşık 250 yılı olumlu, ondan sonraki 350 yılı ise olumsuz olarak resmetmesidir. Böylece aslında bizim "Osmanlı tarihi" dediğimiz ve öğretme hevesini duyduğumuz tarih, neredeyse asıl tarihinin yarısı bile değildir, zira duraklama, gerileme, çöküş denilince öğretenin de, öğrenenin de hevesi büyük ölçüde kaçmaktadır. Dolayısıyla böyle yarım yamalak bir tarih okuyarak yetişen insanlardan oluşan bir toplumun çağdaş bir tarih bilincine ulaşmaları elbette beklenemez.

Öte yandan Halil İnalcık'tan Linda Darling'e, İlber Ortaylı'dan Douglas Howard'a, Cemal Kafadar'dan Rhoads Murphey'ye, Mehmet Genç'ten Donald Quataert'e, Kemal Karpat'tan Jonathan Grant'e, Uğur Tanyeli'den Cornell Fleischer ve Jane Hathaway'e ve daha pek çok Osmanlı uzmanına göre kitaplarımızda okuttuğumuz "Osmanlı'nın gerilemesi", apaçık bir olgu değil, çözülmesi gereken bir problemdir. Üstelik bir tarihçinin tarihte ilerleme veya gerileme olmasına 'takması' ne kadar bilimsel bir tutumdur? Bir bilim adamı olarak tarihçinin 'ileri' dönemleri kendisine yakın bulurken, 'geri' dönemleri ihmal etmesi ne kadar anlamlıdır?

Osmanlı tarihi araştırmalarından tanıdığınız Mustafa Armağan'ın yayına hazırladığı Osmanlı Tarihini Yeniden Yazmak adlı kitap, bu ve benzeri soruları çağımızın yetkin tarihçilerinin kalemlerinden sunuyor sizlere. Ve yaklaşmakta olan bir 'tarih devrimi'nden söz ediyor: Öyle görünüyor ki, bu 'yeni' tarihte artık Osmanlı'yı, ömrünün büyük bir bölümünde gerileme belasıyla boğuşan aciz bir devlet olarak değil, tam tersine, bazı ciddi sorunları bulunsa bile, kendini yenileyen, dönüştüren ve çağa ayak uydurma yolunda ciddi adımlar atan dinamik bir devlet ve toplum olarak değerlendireceğiz.

Osmanlı Tarihini Yeniden Yazmak yeni Osmanlı tarihçiliğinin müjdelerini veren öncü çalışmalardan biri.

Kitabı okuyanlar 12 okur

  • Turan Duman
  • Hüseyin Yıldırım
  • GÖLGE ETME, BAŞKA İHSAN İSTEMEM
  • Ezgi Bulat
  • burhan saydut
  • ali kahya
  • majeste
  • necip
  • M.E.C.
  • Rogojin

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (1)
9
%50 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0