Osmanlıda Milletler ve Diplomasi (Seçme Eserler 3)

·
Okunma
·
Beğeni
·
560
Gösterim
Adı:
Osmanlıda Milletler ve Diplomasi
Alt başlık:
Seçme Eserler 3
Baskı tarihi:
Nisan 2010
Sayfa sayısı:
340
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944885287
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Türkiye´de insanlar dinleri tanımazlar ve merak etmezler. Kapalı kompartımanlar halinde yaşayan bir toplumduk ve halen öyle bir toplumuz. Dinin sözü buna rağmen çok ediliyor, eksik bilgilere göre tarih yorumlanıyor.
340 syf.
İlber Ortaylı'nın az bilinen eserlerinden bir tanesi. Atatürk ve Yakın Tarihimizden sıkılanlar için ilaç gibi gelecek olan kitaptır. Avusturya ve Rusya imparatorlukları ile olan ilişkiler kısmı biraz sıksa da Osmanlı cemaatinin anlatıldığı ilk bölüm çok hoşuma gitti. Özellikle Hristiyanlık, Yahudilik hakkında verdiği bilgiler muazzamdı. Mesela bu kitap sayesinde hayatımda hiç kiliseye gitmeden bütün Hristiyan mezheplerinin kiliselerini birbirinden ayırt edebilirim. Tarihi sevenlerin kesinlikle okuması gereken bir eser.
340 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Ilber ORTAYLI Hoca'nın kaleminden çıkmış güzel bir eser daha okudum. Osmanlida Milletler ve Diplomasi kitabı Osmanli'nin Imparatorluk olarak dinler ve mezhepler olarak içiçe geçmiş toplumsal yapı ve bu yapının gereği yaşanan olayları ele alırken diplomasi gereği çevresindeki ve döneminde yasanan olayları konu ediniyor. Çok uluslu yapıya sahip Osmanlı'da Katoliklerle, Ortodokslar, Museviler gibi çeşitli mezhep ler ve dinlerle ilgili bilgi veriyor. Osmanlı-Rus karşılaştırmaları yer alıyor. Tanzimatla gelen yenilikler ve uygulanışı hakkinda bilgiler yer almaktadır. Iktisattan siyasete geniş bir konu ağı olan kitabı okumanızı tavsiye ederim.
Türkiye’de insanlar dinleri tanımazlar ve merak etmezler. Örneğin, İstanbul’da doğar, yaşar, ölürler, ama bir kilisenin içine girip de, burada pazar âyini nasıl yapılıyor, bunların inancı nedir, duaları nedir, bayram günleri nedir, inançları nasıl açıklanır, diye merak etmezler. Hıristiyanlar da Müslümanlığı tanımazlar. Kısacası, kapalı kompartımanlar halinde yaşayan bir toplumduk ve halen öyle bir toplumuz. Dinin sözü buna rağmen çok ediliyor, eksik bilgilere göre tarih yorumlanıyor. Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın Osmanlı yönetimindeki farklı dinî grupları Tanzimat’tan itibaren geçirdikleri dönüşümle birlikte ele alan makaleleri önemli bir boşluğu dolduruyor. Osmanlı diplomasisindeki gelişmeleri, Yunanistan, Çarlık Rusyası ve Avusturya ile ilişkiler bağlamında inceleyen yazıları ise diplomasi tarihine olduğu kadar Osmanlının son dönemlerine de ışık tutuyor. Son bölümde ise modernleşmenin yeni düşünce dünyasını, ilk Osmanlıca telif iktisat yazmasından Tanzimat devri basınına kadar uzanan geniş bir yelpazede izleme şansı buluyoruz.  
1699 Karlofça Antlaşması'ndan sonra, bürokrasinin hâkimiyeti kesinlikle dış işlerini yürütmekte olan ketebe sınıfı temsilcilerine geçti (burada Halil İnalcık'ın İA'deki "Reisü'l-küttab" maddesine müracaat edilmelidir) ve giderayak Osmanlı devlet mevkilerini, devşirme çocuklar yerine, Anadolu'dan gelme kabiliyetler ele geçirmekteydi; yani, bir Anadolu Türkleşmesi söz konusudur.
Ortodoks Kilisesi için böyle bir renklilik ve güç söz konusu değildir. Ortodoksinin yayıldığı alanlarda göreceğiz ki, idarî yönden de, itikad yönünden de, dil yönünden de, hiyerarşi yönünden de çok büyük farklılıklar vardır. Bugünkü Ortodoks Kilisesi'nde belki bir tek standart unsur vardır; bir tek renk vardır; o da Hellenizmdir. Yani bu kilisenin, bu itikada sahip olanların bir bölümünde Yunanlılık ve Yunan dili hâkimdir.
Rusya 1700'de İstanbul Antlaşması'yla, Ortodoks Hıristiyanlar üzerinde kazandığı sınırlı himaye ve Kudüs'e yönelik hac organizasyonu hakkını, 1711 Prut Barışı'nda kaybetti. Fakat Rusya 1720'de, bu "Kudüs Hadîmliği" statüsünü yeniden kazandı. Kuşkusuz, bu bir başlangıçtı; 1774 Küçük Kaynarca ve 1792 Yaş Antlaşmaları ile tamamlanacaktı.
Rusya'nın Bizans İmparatorluğu projesi de Osmanlı'ya yönelik böyle bir teatral olaydı. Yalnız Rusya bu illüzyona kendisi de fazla kapıldı ve etkisini daha uzun zaman yaşadı.
1930'larda dil devrimi sırasında, Türkiye'deki dilci çevrelerde de Kumukçaya önem verilmesi ve yeni kelimelerin Kumukçadan taranması bir tesadüf değildir
Uzun süren savaşta, Osmanlı komuta kademelerinin yaşlı vezirlerce doldurulması, Rusya'nın ise, aksine Rumyantsev, Suvorov gibi generallerle harb etmesi sayesinde, savaş Türkler aleyhinde gelişti. Fakat bu muharebelerde de Rusya'nın 1918'e kadar Türklerle yaptığı muharebelerdeki lojistik zaafı görülmüştür. Uzun harbin sonunda 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması'nın hükümleri ve gelişmeleri bellidir.
Kluçevski, batılılaşan Rus aristokratlarını şöyle hicvediyordu:
Bunlar Avrupa'da Avrupalı gibi gezinmek isteyen insanlardı. Oysa Avrupalıların arasında, bunlar sadece Avrupa kıyafeti giymiş Tatarlar olarak değerlendiriliyorlardı. Yurtlarında ise, yerli halkın arasında Avrupalı diye nitelenen kimselerdi.
Yani, evde yabancı, yabancılar arasında da Şarklı...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Osmanlıda Milletler ve Diplomasi
Alt başlık:
Seçme Eserler 3
Baskı tarihi:
Nisan 2010
Sayfa sayısı:
340
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944885287
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Türkiye´de insanlar dinleri tanımazlar ve merak etmezler. Kapalı kompartımanlar halinde yaşayan bir toplumduk ve halen öyle bir toplumuz. Dinin sözü buna rağmen çok ediliyor, eksik bilgilere göre tarih yorumlanıyor.

Kitabı okuyanlar 18 okur

  • Aysun Yıldırım
  • Mustafa BAKIRHAN
  • Mir'ât-ı Cünûn
  • Seher Keşyapan
  • Bey Böyrek
  • Recep K.
  • Ahmet H. Guclu
  • cihan yilmaz
  • Nuri Ceyhan
  • burak aşık

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%42.9 (3)
9
%28.6 (2)
8
%0
7
%28.6 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0