Osmanlı'dan Günümüze Edebiyat ve Toplum

·
Okunma
·
Beğeni
·
463
Gösterim
Adı:
Osmanlı'dan Günümüze Edebiyat ve Toplum
Baskı tarihi:
Eylül 2009
Sayfa sayısı:
280
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051140926
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Edebiyat toplumsal olguları yansıtması açısından her zaman değerli bir sosyolojik araç olmuştur. Edebiyat sayesinde toplumu doğrudan gözlemlemek yerine, onu kavramada dâhiyane bir yeteneğe sahip olan edebiyatçının yansıttıkları üzerinden şaşırtıcı varsayımlara ulaşabiliriz. Özellikle toplumsal tarih çalışmalarında ancak edebî metinler sayesinde geçmişte yaşanmış sosyal ilişkilileri, olayları ve yapıları betimleme şansımız olur.

Edebiyatın toplumla olan ilişkisi bununla sınırlı değildir. Edebiyatın bizzat kendisi tarihin çeşitli dönemlerinde toplumsal dönüşümün ana motiflerinden biri olmuştur. Fransız İhtilali'nden Bolşevik Devrimi'ne, faşist rejimlerin ortaya çıkışından 68 olaylarına kalemin toplumu dönüştürmede önemli bir rol oynadığını görürüz.

Bugün Türk toplumunun yaşadığı tarihsel değişime ışık tutmak istediğimizde edebiyat bizim için en önemli anahtar haline gelir. Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılışından Cumhuriyet'in kuruluşuna dek yaşanan süreç, toplumsal sancılar; Tanzimat Edebiyatı, Millî Mücadele dönemi Edebiyatı derinlemesine incelenmeden tahlil edilemez.

Tüm bunlarla birlikte Türkiye'de edebiyat akımlarının ortaya çıkış şekillerinin Türk toplum yapısının dönüşümüyle paralellik arz ettiğini görürüz. Örneğin roman, ancak belirli ölçülerde, Batılı anlamda orta sınıf tanımına uyan bir kitlenin palazlanmasıyla güçlenmiştir. Türkiye'de büyük göç dalgası öncesi önemli bir toplumsallık arz eden köy yaşantısı köy edebiyatını ortaya çıkarmıştır. Kentleşmeyle birlikte ortaya çıkan yabancılaşma ve yeni toplumsal sorunlar Garip Akımı'nı doğurmuştur. Bunlar gibi sayabileceğimiz sayısız örnek Türkiye'de de edebiyat ve toplumun etle tırnak gibi birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini gösterir.

Ancak edebiyatın toplum ile kurduğu bu yakın ilişki ve bunun sonucunda sunduğu sosyolojik zenginlik edebiyat eserini asıl amacı olan sanatsal kaygısından saptırmamalıdır. Bir edebî eserinin toplumsal yönü ne kadar güçlü olursa olsun eserin var oluşunun ön koşulu sanatsal ifadesidir.

Dünya çapında şöhrete sahip, en önemli tarihçi ve sosyal bilimcilerimizden biri olan Prof. Dr. Kemal Karpat Osmanlı'dan Günümüze Edebiyat ve Toplum'da bu iki temel kaygıyı göz önünde bulundurarak edebiyat aracılığıyla Türk toplum yapısının tarihsel süreç içerisinde farklı bir resmini çiziyor. Türk dili ve edebiyatıyla ilgili olarak şaşırtıcı bilgiler verirken yaptığı analizlerle okuyucuyu çok farklı perspektiflerden sosyolojik bir okuma yapmaya teşvik ediyor. Türkiye'de toplum ve edebiyat ilişkisi üzerine henüz güçlü bir literatürün oluşmadığı göz önünde bulundurulduğunda Karpat'ın bu eseri alanında eşsiz bir başvuru kaynağı haline geliyor.
280 syf.
·18 günde·Beğendi·7/10
19. yy.dan itibaren edebiyatımız hangi aşamalardan geçmiş, toplumun sosyolojik, kültürel, politik ve ekonomik yapısı insanımızın duygu ve düşüncelerini nasıl etkilemiş ve bunlar edebiyatımıza nasıl yansımış, bütün bu hususları anlamak için Kitabı okumaya başladım. Böylece Halit Ziya Uşaklıgilden, Reşat Nuri'ye, Sait Faik, Yaşar Kemal'den Orhan Pamuk'a Türk edebiyatımızın eserlerini okurken yazarların bulunduğu dönem, yazarların etkilendikleri fikirler ve akımları göz önünde bulundurarak kitaplarda yer alan fikirleri, konuları, hikayeyi ve edebi nitelikleri daha iyi anlayabileceğimi düşündüm.

Kitap benim için çoğu yerinde bu beklentilerimi karşıladı (kitap her ne kadar ana konuya 69. sayfasında girebilse de). Türk Edebiyatından bu zamana kadar Reşat Nuri, Halide Edip, Yakup Kadri ve Yaşar Kemal ağırlıklı okumalarım oldu. Ancak bu kitapları da seneler evvel okumuştum. Bu yüzden Kemal Karpat'ın yazdıklarının, tespitlerinin ne kadar doğru ve yerinde olduğu hususlarında eleştiri yapabilecek bir durumda görmüyorum kendimi. Bu yüzden özellikle 1000kitap sitemizdeki kitap kurtlarımızın kitabı okumasını ve değerlendirme yapmasını arzu ediyorum.

Ama benim anladığım temel nokta, orta sınıfın doğması ve yabancı eserlerin tercümesi ile ilk hikaye ve romanlarımız yazılmaya başlanıyor. Kemal Karpat bu ilk eserleri edebi nitelikten ve derinlikten uzak buluyor. Ancak milli edebiyat dönemi yazarları ile belirli bir kıvama gelindiğinden bahsediyor. Özellikle Üç Kemal (Orhan Kemal, Yaşar Kemal ve Kemal Tahir) ile ilgili tespitleri ilginç. Her bir yazarın belirli birkaç konuda üstün olduğunu belirtiyor ve üçü bir yazar olsaydı o zaman Tolstoy tarzı dünya çapında romanlarımız olurdu diyor. Ya da ben yanlış anlamış olabilirim. Mümkün mertebe alıntılar vereceğim sizlere.

Sonuç olarak, bence artılarıyla eksileriyle (ki eksik kısımlarını değerlendirebilmek benim haddim değil) Türk edebiyatının 19. yy. dan günümüze geçirdiği evrimleri bilmek, biz okurlara çok şey katacaktır. Belki de bu tarz kitaplar üniversitelerde, hatta liselerde okutulmalıdır.
280 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Geçtiğimiz günlerde yazdığım bir blog yazımda İletişim Yayınları'ndan çıkan Tolstoy'un Kazaklar eserindeki birkaç yazım hatasını not etmiştim. Bu kitabı okuyunca Editor kavramı üzerine bir kez daha düşünülmesi gerektiğine karar verdim. İletişim'den de özür diliyorum. Timaş'tan çıkmış bu Kemal Karpat kitabında o kadar çok yazım hatası var ki, belki yüzlerce desem abartmış olur muyum bilmiyorum. Editör beyfendiye selam olsun.
Kitap hakkında yazdığım blog yazımı merak edenler için linkini veriyorum:
https://karakugublog.wordpress.com/...plum-kemal-h-karpat/
"...Osmanlı'da en büyük değişim Batı ile ilişkilerin soğuduğu bir zamana, Sultan Abdulhamid dönemine rastlar. Sultan, siyasi tartışmaları önlemiş, fakat diğer alanları serbest bırakmıştır, çünkü sosyal, entellektüel değişmenin ihtiyacını kabul etmiştir. Onun İslamcılığının ana amacı politik, kültürel savunma idi. Yeni Türk Edebiyatı, bu olayların etkisinde onun zamanında gelişmiştir. Sultan Abdulhamid döneminde, bilhassa 1880'den sonra, siyaset ve hürriyetten söz edilmediği sürece her yayın serbest bırakılmıştır. İşte bu dönemde ayrım ve seçim gözetmeksizin Batı'nın birçok edebi eseri tercüme edilmiş, Servet-i Fünun dergisi (1891-1944) yayımlanmış, Edebiyat-ı Cedide, Fecr-i Ati cereyanları oluşmuştur."
"Sanatı ve yazarları yeni bir dünya yaratmak için 70 yıl politik bir alet olarak kullanan Sovyet rejimiö Çarlık idaresi zamanında edebiyatta, müzikte, resimde verilen ibi mahsullerle yarışacak bir eser ortaya çıkaramamıştır. Çarlık da saltanat gibi bir dereceye kadar istibdat rejimleriydi, fakat bu rejimde hürrüyet için mücadele ve daha güzel bir dünya düşleme ve özleme hürriyeti vardı."
"Belki de Türk romanının yazılamamasının asıl nedeni gerçek anlamda kökeni kendi halkında ve kendi kültüründe bulunan ve modernleşmeyi bilinçli olarak benimseyen bir orta sınıfın henüz tam manasıyla ortaya çıkarak kendi ölçüleri içinde yüksek bir kültür ve edebiyat standardı yaratamamasıdır. Biz gerçek bir orta sınıfın meydana gelişini sosyal ve ekonomik bir değişim olduğu kadar kültürel ve felsefi bir devrim olarak görmekteyiz."
"...Halbuki Tanzimat edebiyatının pratik alanda çok az önemi vardır. Çoktan aşılmış bir devredir. Öğrencinin ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzak olduğu halde Tanzimat devri üzerinde ısrar etmek dar görüşün ifadesidir. Tanzimat'ın edebi düşüncelerini ve zevklerini-o devir edebiyatının hiç de gelişmiş olmamasına rağmen-bugünkü öğrencilere aşılamaya kalkmak büyük bir hatadır.
....

Genç kuşaklar arasından en tanınmamış bir yazar bile sanatı, anlayışı ve kabiliyeti bakımından geçmiş devrin simalarından üstün gelir."

Not: Yazarın bu söylemlerine katılıyor ya da katılmıyor değilim. Sadece bakış açısını ve tespitlerini sizlere sunabilmek açısından alıntılıyorum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Osmanlı'dan Günümüze Edebiyat ve Toplum
Baskı tarihi:
Eylül 2009
Sayfa sayısı:
280
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051140926
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Edebiyat toplumsal olguları yansıtması açısından her zaman değerli bir sosyolojik araç olmuştur. Edebiyat sayesinde toplumu doğrudan gözlemlemek yerine, onu kavramada dâhiyane bir yeteneğe sahip olan edebiyatçının yansıttıkları üzerinden şaşırtıcı varsayımlara ulaşabiliriz. Özellikle toplumsal tarih çalışmalarında ancak edebî metinler sayesinde geçmişte yaşanmış sosyal ilişkilileri, olayları ve yapıları betimleme şansımız olur.

Edebiyatın toplumla olan ilişkisi bununla sınırlı değildir. Edebiyatın bizzat kendisi tarihin çeşitli dönemlerinde toplumsal dönüşümün ana motiflerinden biri olmuştur. Fransız İhtilali'nden Bolşevik Devrimi'ne, faşist rejimlerin ortaya çıkışından 68 olaylarına kalemin toplumu dönüştürmede önemli bir rol oynadığını görürüz.

Bugün Türk toplumunun yaşadığı tarihsel değişime ışık tutmak istediğimizde edebiyat bizim için en önemli anahtar haline gelir. Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılışından Cumhuriyet'in kuruluşuna dek yaşanan süreç, toplumsal sancılar; Tanzimat Edebiyatı, Millî Mücadele dönemi Edebiyatı derinlemesine incelenmeden tahlil edilemez.

Tüm bunlarla birlikte Türkiye'de edebiyat akımlarının ortaya çıkış şekillerinin Türk toplum yapısının dönüşümüyle paralellik arz ettiğini görürüz. Örneğin roman, ancak belirli ölçülerde, Batılı anlamda orta sınıf tanımına uyan bir kitlenin palazlanmasıyla güçlenmiştir. Türkiye'de büyük göç dalgası öncesi önemli bir toplumsallık arz eden köy yaşantısı köy edebiyatını ortaya çıkarmıştır. Kentleşmeyle birlikte ortaya çıkan yabancılaşma ve yeni toplumsal sorunlar Garip Akımı'nı doğurmuştur. Bunlar gibi sayabileceğimiz sayısız örnek Türkiye'de de edebiyat ve toplumun etle tırnak gibi birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini gösterir.

Ancak edebiyatın toplum ile kurduğu bu yakın ilişki ve bunun sonucunda sunduğu sosyolojik zenginlik edebiyat eserini asıl amacı olan sanatsal kaygısından saptırmamalıdır. Bir edebî eserinin toplumsal yönü ne kadar güçlü olursa olsun eserin var oluşunun ön koşulu sanatsal ifadesidir.

Dünya çapında şöhrete sahip, en önemli tarihçi ve sosyal bilimcilerimizden biri olan Prof. Dr. Kemal Karpat Osmanlı'dan Günümüze Edebiyat ve Toplum'da bu iki temel kaygıyı göz önünde bulundurarak edebiyat aracılığıyla Türk toplum yapısının tarihsel süreç içerisinde farklı bir resmini çiziyor. Türk dili ve edebiyatıyla ilgili olarak şaşırtıcı bilgiler verirken yaptığı analizlerle okuyucuyu çok farklı perspektiflerden sosyolojik bir okuma yapmaya teşvik ediyor. Türkiye'de toplum ve edebiyat ilişkisi üzerine henüz güçlü bir literatürün oluşmadığı göz önünde bulundurulduğunda Karpat'ın bu eseri alanında eşsiz bir başvuru kaynağı haline geliyor.

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • Nono onon
  • özgür özdemir
  • Hüseyin Sabuncu
  • Mehmet Efe
  • ramazan k.
  • serdar şahin

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (2)
9
%0
8
%0
7
%50 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0