Osmanlılar ve Ölüm

·
Okunma
·
Beğeni
·
68
Gösterim
Adı:
Osmanlılar ve Ölüm
Baskı tarihi:
2007
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750504693
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
Gilles Veinstein?ın yayın yönetmenliğinde tarih, filoloji, siyaset gibi farklı disiplinlerden uzmanların kaleme aldığı Osmanlılar ve Ölüm Orta Asya?dan Anadolu?ya, Osmanlı İmparatorluğu?ndan Cumhuriyet dönemine Türklerin ölümle ilişkisine ve cenaze ritüellerine eğiliyor. Orta Asya yazıtları, Osmanlı vakanüvisleri ve Cumhuriyet dönemi yazarlarından Yaşar Kemal?in romanlarında ölüm temasının işlenişi ve bu arada hem gündelik hayatın, hem de şehir yapılanmasının ölümle ilişkisinin incelendiği kapsamlı bir çalışma.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Bu tür geleneklerin yüzyıllar boyunca varlığını koruması bizce bireyin topluluğa sıkıca bağlı olduğu sosyal bir toplum modelinin sürdürülmesiyle açıklanabilir; bu topluluk ise güçlü bir hiyerarşinin egemen olduğu ve kişiliğin öncelikle toplum içindeki konumuyla tanımlandığı bir devlet yapısı içinde yer almıştır. Bu sürekliliğin önemli etkenlerinden biri bizce, İslamiyet öncesi dönemin oymak temeline dayalı örgütlenme modelinden itibaren Selçuklu Devleti’ne, Anadolu Beylikleri’ne ve Osmanlı İmparatorluğu’na kadar iktidarın yapısının askeri temele oturmuş olmasıdır. Bu örgütlenme sıkı bir hiyerarşi ve rollerin titiz bir şekilde dağılımını gerektirmektedir.
Osmanlı kitabelerinde unvanların, görev ya da meslek adlarının çok yüksek sayıda olması tarihçilere yerel toplumun bileşimi, örgütlenmesi hakkında değerli belgeler sağlar. Stelae Turcicae’nin 242. sayfasından 255. sayfasına kadar Sokullu Mehmed Paşa Camii’nin Kadırga Limanı’ndaki mezarlıkları, Bostancı Ali mezarlığı ve Sokullu Mehmed Paşa’nın Eyüp’teki türbesinin mezarlığı incelenerek bu unvan ve görevlerin klasik bir dökümü çıkarılmıştır. Bu durum, Osmanlı mezar epigrafisinin toplumsal tarih alanında sağlayabileceği bilgilerin iyi bir örneğini vermektedir.
Çok ilginç diğer bir eğilim, ‘’uçmak’’ fiilinin kullanımıyla ölüm kavramının bir uçuş olarak algılanmasıdır. İlk bakışta bu bir örtmece ya da şiirsel bir eğretileme olarak görülebilir, ancak İslamiyet öncesi Türk inanışları ve Sibirya’daki Türkçe konuşan Şamanların inanışları hakkında bildiklerimiz, ‘’uçmak’’ kavramını ciddiye almamızı gerektirir. Gerçekten de bu inanışlara göre ruh çoğu zaman (ama her zaman değil) ölüme doğru uçan bir kuş olarak algılanır, daha doğrusu bu kuşun uçuşu ölüme yol açar.
Açıkça tarihlendirilmiş eski Türk metinleri (732-735), l. ve ll. Orhun yazıtları bize ucdi’nin kullanımıyla ilgili toplam sekiz örnek verir: u-di ‘’uçtu’’, öltı ‘’öldü’’ anlamında, ya da aynı anlama gelen u-a bardi (uçup gitti) şeklinde kullanılmıştır. İşte birkaç örnek: Köl tegin kon yilka yetti yegermika ucdi ( l, SE-E) ‘’Köl-Tegin Koyun yılının 17’sinde uçtu’’ (27/2/731). Kanim kagan anca elig törüg kazaganip uca bardi (l, E 15-16): ‘’Kağan babam devleti ve töreyi yeniden kurup uçup gitti’’. (691’de İlteriş Kağan’ın ölümü).Ecim kagan uca bardi (ll, E 20): ‘’Amcam uçup gitti (716’da Kapgan Kağan’ın ölümü).Kanim kagan it yil onunc ay alti ottuzka uca bardi (ll, S 10) ‘’Kağan babam köpek yılında, onuncu ayın 26’sında uçup gitti’’ (Bilge Kağan’ın ölümü, 25/ll/734).
‘’Uçmak’’ fiilinin ölmek yerine kullanılması burada soylu bir üslubun ifadesidir ve ancak öldüklerinde göğe yükselecekleri, yani uçacakları varsayılan hükümdarlar ve prensler için kullanılır. Bu kullanıma Yukarı Yenisey yazıtlarında rastlanmaz, ama Çağataycada ‘’uçmak’’ ın, ‘’cennet’’ adının bir eşseslisi olduğuna tanık olunur. Soğdakça wstm’x’in Türkçeleşmiş bir şekli olan ‘’uçmak’’ İslami bir bağlamda Karahanlı Türkçesine, ‘’cennet’’ sözcüğüne eşdeğer olarak geçmiştir. Gökyüzünde olduğu için halk etimolojisinde uçup gidilen yer olarak kabul gören ‘’cennet’’ yerine kullanılan bu sözcük bugün eskimiştir, ama Osmanlı öncesi ve eski Osmanlı döneminde geçerliydi.
Gönderme yaptığımız (neredeyse tümü 18. ve 19. yüzyıldan kalma) Osmanlı kitabelerinde ‘’uçmak’’ artık ‘’cennet’’ yerine kullanılmaz, ancak halk etimolojisine geçen bu fiil Osmanlı şiirsel imgeleminde ‘’ölülerin uçup gittiği mekan’’ olarak algılanmaya devam etmiştir. Sayıları azımsanmayacak kadar yüksek olan birçok kitabede Arap-Fars şiiri tarzında dizelerle tekrarlanan kalıp bu duruma tanıklık etmektedir.
Fars şiirine öykünen ve "uçmak" fiilini içeren başka bir kalıp, ruhu temsil eden kuşu gönül kafesinde konumlandırması bakımından ilginçtir; bu anlayış Şamanlıktaki bazı kavramları akla getirmektedir.
Müslümanlar ve Hıristiyanlar Tarafından ‘’Karma Yatır’’ Olarak Kullanılan Mezarlar

‘’Bazı ibadet yerleri iki din tarafından ortaklaşa kullanılıyordu. Bu konuda az bilinen örnek kuşkusuz, camiye dönüştürülen, ancak azizin mezarının Hıristiyanlara açık tutulduğu, Selanik’teki Aziz [Aghios] Demetrios Kilisesi’dir. Bazı Müslüman yapılarının Hıristiyan kökenli olduğunu, tepelerindeki hilalin içinde yer alan küçük bir haç belirtiyordu: Deliorman’daki Demir Baba Tekkesi, Gerlova’da Draganovtsi Camii, Varna’da Kırk Camii, Tırnova’da Kırk Mıçenitsi [Mantir] Kilisesi, buna örnektir.
Ancak Osmanlı dünyası daha da şaşırtıcı çelişkileri hoşgörüyle barındırıyordu; bazı yerlerde Hıristiyanlar ve (şii) Müslümanlar iki ayrı ad taşıyan bir ermiş türbesinin başında, birbirinin neredeyse eşi olan törenlerine katılıyor, töreni şenlikler izliyordu. Böylece, 2 Ağustos’ta toplanan Deliorman Kızılbaşları, Hıristiyanların, yıldırımın efendisi Aziz Elya [İlyas] adıyla saygı gösterdikleri Demir Baba’nın tekkesinde toplanıyorlardı. Ya da 1 ve 2 Mayıs günleri, Türkler, Gagavuzlar ve Bulgarlar, Varna’nın kuzeyindeki Ak Azala Baba Tekkesi’nde bir araya geliyorlardı. Bu tekkenin piri, davarların kaybolması halinde yakarılan Aziz Athanasios ile özdeşleştirilmiştir. Başka yerde Sarı Saltık ve Aziz Nikolas, tıpkı Kasam ile Aziz Demetrios gibi bir tutulur. Halkın bu bağdaştırmacılık anlayışına Balkanlar’ın her tarafında rastlanır.’’
Geleneklerin ve halk inanışlarının mirası olan yatır kültü ve tarihsel ya da efsanevi evliyalara gösterilen büyük saygı Türkiye folklorunun özelliklerinden biridir.
Hayatları konusundaki bilgiler genellikle belirsiz kalsa da, hatta hiç bulunmasa da, aralarından bazılarının anısının korunmasına katkıda bulunan yerel efsaneler vardır. Böylece Anadolu’ya özgü bir theogonia* yaratılmıştır.
Bunlar dinden çok tarihle bağlantılı efsanelerdir, çünkü açıkçası yatırların edimlerinin ve efsanelerinin özünde çoğu zaman dinsel ya da mistik olarak adlandırabilecek hiçbir unsur yoktur. Bunlar şamanların gözbağcılık, büyücülük uygulamalarına, hatta üfürükçülere bile mal edebilecek din dışı basit müdahalelerdir.
Bu yatırların adları daha çok pagan çağların doğacı ve antimist kültleriyle bağlantılıdır.

(*) Hesiodos’un ‘’Tanrıların soykütüğü’’ olarak çevrilebilecek mitolojik şiirinin başlığı. Theos: Tanrı, gonia: Doğum.
‘’Dünya görüşlerimiz bizler için vazgeçemediğimiz manevi meseleler haline gelmiştir. Belirli bir şekilde algıladığımız bu dünyanın kaderi üzerine kendimizi sorguluyor, acı çekildiğini ve (bu dünyada) acı çekildiğini gördüğümüzde selameti arıyor, acıyı hiç değilse soylu kılmayı diliyoruz. Var olan her şeyle birlikte yok olmamız gerektiğine göre, (bu yok oluşun) aynı zamanda bir amaç taşıdığını kabul etmek istiyoruz, bu amacı yok oluşun onurunda ve güzelliğinde bulacağız…’’
RICHARD WAGNER

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Osmanlılar ve Ölüm
Baskı tarihi:
2007
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750504693
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
Gilles Veinstein?ın yayın yönetmenliğinde tarih, filoloji, siyaset gibi farklı disiplinlerden uzmanların kaleme aldığı Osmanlılar ve Ölüm Orta Asya?dan Anadolu?ya, Osmanlı İmparatorluğu?ndan Cumhuriyet dönemine Türklerin ölümle ilişkisine ve cenaze ritüellerine eğiliyor. Orta Asya yazıtları, Osmanlı vakanüvisleri ve Cumhuriyet dönemi yazarlarından Yaşar Kemal?in romanlarında ölüm temasının işlenişi ve bu arada hem gündelik hayatın, hem de şehir yapılanmasının ölümle ilişkisinin incelendiği kapsamlı bir çalışma.

Kitabı okuyanlar 4 okur

  • Murat Yılmaz
  • tereddütsüz
  • 3. Tekil Şahıs
  • EGE TÜRKMEN

Kitap istatistikleri