Adı:
Otobiyografik Yazılar ve Notlar
Baskı tarihi:
8 Ağustos 2019
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059460934
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pinhan Yayıncılık
Çocukluğunda dini bütün bir Hıristiyan. Müziğe pek meraklı… Yetenekli ve gelecek vadeden genç bir filolog iken Schopenhauer ile tanıştı, tabii eserleri üzerinden. Hayat boyu devam edecek hesaplaşmalar ve kopuşlar başladı… Sonrasında, ortaya koyduğu eserler üzerine notlarından izlenebilen bir yaşam…

Felsefe tarihinin en müstesna filozoflarından Nietzsche’nin sıra dışı yaşam hikayesi.
80 syf.
·7 günde·3/10
Kitapla ilgili söyleyebileceğim tek şey Pinhan kitaplarından çok ayrıksı duran facia çevirisi. Pinhan'ın patates olduğu benim denk geldiğim ilk kitap.

Ağır bir Arapça işgali ile "Türkçe"ye çevrilmiş. Genel olarak kelimelerin Arapçaları tercih edilmesi yanında çok nadir kullanılan zorlama seçimler de yoğunlukta. Hatta metin içinde bu tercihin yoğunluğu hissedilir derecede değişiyor sanki birden fazla kişi çeviri yapmış gibi ki bizim akademik çevrede genel kuraldır bu biraz. Eserde adı yazan ile işi yapan alt-üst ilişkisi formülüne göre belirlenir.

"Ortaokul" rüştiye olarak çevrilmiş ancak iki sayfa sonra lise, lise olarak kalmış nedense, idadi denmemiş. Orta ve okul her ikisi de öz Türkçe olan kelimelerden oluşan ortaokul yerine bugün kullanımı hiçbir yerde kalmayan rüştiye "Türkçe"ye çeviride neden tercih edilir? İşin komik tarafı ortaokul Türkçe kökenli iken lise değildir, Yunanca'dan gelir. Aşağıdakiler gibi benzer çok örnek var, parantez içleri bana ait ve TDK'dan alınmıştır.

Mağmum; (sıkıcı)

Tard etmek; (uzaklaştırmak, kitapta bu şekilde kullanılmış ama TDK'da yazımı bitişik, yazım kuralı bakımından da yanlış yazılmış TDK'ya göre. Arapça tard ve Türkçe etmek birleşimi)

Ferahnak; (Klasik Türk Müziğinde bir makam, Arapça ferah, Farsça nak birleşimi, başka anlamı yok TDK'da ama Nietzsche'nin TSK makamı yazmadığı kesin)

Tezyinat; (süsler)

Tamim etmek; (genellemek)

İrat etmek; (söylemek)

Melcei; (melcei kelimesi yok melce var sığınak demek, sığınağı anlamında -i eki getirmiş kendince çevirmen ama Türkçe kurallarına göre sesli harflerden sonra direk -i eki gelmez dere-y-i şeklinde y ile -i eki getirilir ama çevirmen almış başını gidiyor zaten dil bilgisini de kendince Türkçeleştirmiş)

Tereke; (miras)

Menendi; (benzeri olmamak, Farsça)

Mebzul; (bol)

Tevcih; (terfi ettirmek)

Malumatfuruş; (bilgiçlik taslayan)

... ve benzeri örnekler. Taş gibi Türkçe "genellemek" kelimesi dururken neden tamim etmek kullanır bir çevirmen. Daha kültürlü, bilgili görünmek mi amaç yoksa zamanın ruhundan nemalanmak mı? Galatasaray Üniversitesi felsefe bölümünde benzer bir çevirmen daha var, oda kelimenin Arapça'sını tercih edip anlamayan olur diye parantez içinde Türkçe'sini yazar. Türkçe'ye çevirdiğini Türkçe'ye çeviren çevirmen yani. Sebep olarak da Türkçe'si anlamı tam vermiyor, yetersiz kalıyor diğeri daha iyi karşılıyor yalanı ama oraya hiç girmeyelim şimdi, yetersiz kalan dil değil orası kesin.

Şimdi Nietzsche'nin ağzından aşağıdaki cümleleri bize duyuran hayat başkasına neler yapmaz.

"Tanrı'ya hamdüsenalar olsun"
"Mevla görelim n'eyler, n'eylerse güzel eyler"

(bu arada bu kadar Arapça etkisindeki çeviride Allah kelimesine denk gelmedim hep Tanrı olarak çevrilmiş. Tanrı diyenin neredeyse dinsiz ilan edildiği -ki ciddi ciddi televizyonda tartışıldı- bir dönemde bu çeviride kullanım sebebi de felsefe metinlerinde Tanrı kavramının biraz eğilip bükülmesinden kaynaklı. Genel olarak bilinçli tercih edilir, felsefe metinlerinde doğası gereği sıkça eğilip bükülen kavramın Allah kelimesi üzerinden yapılmaması için, Türkçe tercihinden değil.)

Son bir "bonus" olsun bu da kitaptan. "Beni övecek adam anasının karnından doğmadı" Nietzsche'nin meşhur aforizmaları olmuş sana kamyon arkası yazısı.

Pinhan mağmum ve gereksiz tezyinat içeren muharrik tercümesi ile kariyi tard etmiş anlayacağınız. Anladınız umarım.
80 syf.
·6 günde·9/10
Beni o güne dek zincire vuran şeyin resmini tasarladım: Schopenhauer , Wagner, Yunanlar, deha, aziz , metafizik, şimdiye kadarki tüm idealler , en yüce ahlaklılık bu cümledendi.


Nietzsche denilince herkesin aklına Böyle Buyurdu Zerdüşt adlı kitap geliyor .
Nietzche'yi ve Zerdüşt'ü anlayabilmek çok da kolay değil
Farklı boyutta ve çok da anlaşılması zor bir dili var .

Hatta Henri Troyat'ın kitabınada; Tolstoy, Nietzsche’nin “ Böyle buyurdu Zerdüşt “ kitabını okuduktan sonra
“Bunu yazdığında tamamen deli olduğunu ve mecazi anlamda değil , kelimenin tam anlamıyla deli olduğunu anladım : Tutarsızlık , bir fikirden diğerine atlamalar , mukayese edilen şeyi belirtmeden yapılan mukayeseler, arkası gelmeyen muhakeme girişimleri. demiş .

Bu kitapta , Nietzche çocukken yaşadıklarını anlatıyor o dönemdeki düşüncelerini ve her ne kadar hayal etmesi zor bile olsa, sıradan tutucu bir Alman ailesinin oğlu olduğundan bahisediyor.

Okul ile ikili düşünceleri ,hayalleri ve hissettiklerini kendi kaleminde okuyorsunuz. Her yazdığını anlamakta zorlandığınız bu adamın başlangıçta sizin bizim gibi olduğunu ve neler düşündüğünü okumak çok eğelenceli.

Devamında, Wagner ve Schopenhauer gibi farklı insanlardan etkilenmesi .

Şiir ve aforizmaları ile kendini anlatma nedenlerini açıklaması kitaba farklı bir boyut kazandırıyor.

Açıkcası ben bu kitabı okurken sonunda deliren bu dehadan çok etkilendim.

Alıntılıra koymayacağım bir paragrafı sizinle paylaşmak istiyorum :

ETKİET MERAKLILARI

Başkalarına benzemek isteyen herkesi hor görürüm.
Yaptıklarına başkaları ne der diye etrafa bakanları ! Faydalı olmak için değil de karşılarında gülünç düşmemek için başkalarını akıllarından çıkarmayanları –gülünç düşse hoşlarına giderdi ,dehşet verici” –Peki neden kahkaha malzemesi olmayalım ! Hem cinslerimizin keyfi yerindeyse faydası bize dokunmaz mı ? –“ama gülerken saygı duymayı bırakırlar “ –peki sizden neden korksunlar ki ?

Gülünç bir şey beni izzetinefsimden edecekse yuh olsun bana !

ama etiket hatasından ötürü kendilerini mahvet etmek isteyen kibirlilerin başına gelen tam budur.
En çok dedemin çalışma odasında bulunmaktan haz alıyordum, eski kitapları ve dergileri karıştırmak en büyük zevkim olmuştu. Hele de her gün Leipzig’e gidip kitap ve nota satıcılarını ziyaret edişlerim, Auerbach’ın Mahzeni gibi tuhaflıkları görüşüm, işte bunlardan çok zevk alıyordum. Esasen hedefim olmadan, yolları bilmeden gelişigüzel yürümek çok güzeldi.
Bunlar düşüncelerinizdir sanıyorsunuz ama düşünceleriniz sizin yaşadıklarınız değil başkalarınınkilerin yankılarıdır: tıpkı sokaktan araba geçince pencerelerin zangırdaması gibi. Bense arabada oturuyor, hatta çoğunlukla bizzat araba oluyorum.
Gariptir, biraz ilerleme kaydetmeye, bir basamak yukarı çıkmayagörelim mizacımızda hemen bir oturaklılık arayışına gireriz.
Hayat bir ayna,
Bakınca kendini görmek,
Şöyle diyeyim ki,
Yapılacakların ilkidir!!

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Otobiyografik Yazılar ve Notlar
Baskı tarihi:
8 Ağustos 2019
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059460934
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pinhan Yayıncılık
Çocukluğunda dini bütün bir Hıristiyan. Müziğe pek meraklı… Yetenekli ve gelecek vadeden genç bir filolog iken Schopenhauer ile tanıştı, tabii eserleri üzerinden. Hayat boyu devam edecek hesaplaşmalar ve kopuşlar başladı… Sonrasında, ortaya koyduğu eserler üzerine notlarından izlenebilen bir yaşam…

Felsefe tarihinin en müstesna filozoflarından Nietzsche’nin sıra dışı yaşam hikayesi.

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • Empedokles
  • Ali Ünal
  • Gül
  • Janus
  • Nazan Öztürk
  • CEM AKDAG

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (1)
9
%50 (2)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%25 (1)
2
%0
1
%0