Öyle Bir Bedel Ki Yürekleriyle Sevenlerin Hikayesi

8,5/10  (62 Oy) · 
140 okunma  · 
62 beğeni  · 
1.820 gösterim
Öyle bir yol ayrımındayım ki bir tarafta aşk, diğer tarafta her şey ve herkes var.

Sevgi ırmağı bir yandan mutluluk denizine akarken diğer yandan hüzne kanat çırpmakta. Bedeli bu kadar ağır olmamalıydı aşkın. Öyle bir bedel ki...

İki kız kardeş ve birbirlerinden habersiz gönül verdikleri adam. Hastane koridorları belki aşk denilen şeyi görmüştü ama böylesine hiç tanık olmamıştı.
Yüreğindeki sesin yankısını, doktor meslektaşının yüreğinden duyacak mı Aslı?
Yoksa bedenini iyileştirdiği gibi yüreğindeki yarayı da saracak mı doktoru
Canan'ın.

Doğru ya bir kalpte iki aşk taşınmaz ki.

Acaba aşk mutluluk tınısını kimin kulağına fısıldayacak?

ÖYLE BİR BEDEL Kİ... Bir aşk hikayesi hiç bu kadar çekmemişti okuyucuyu içerisine. Kitabı okurken bazen acının, hüznün, kaybedişin gözyaşlarını dökerken bazen de mutluluk damlalarının verdiği sevinci, umudu yaşayacaksınız.

Yazar ustaca kurduğu kitabını zengin konuşma metinleriyle destekleyerek okuyucuyu aşkın içine çekmiş, onların da hikayeyi yaşamasını sağlamış. Bir çırpıda, nefes nefese okuyacağınız ÖYLE BİR BEDEL Kİ adlı romanın her sayfasını farklı bir heyecanla okuyacaksınız. Okuduğunuz her sayfa, sizi sonraki sayfaya itecek ve kitabı nasıl bitirdiğinizi anlayamayacaksınız...
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2014
  • Sayfa Sayısı:
    640
  • ISBN:
    9786059016155
  • Yayınevi:
    Uğur Tuna Yayınları
  • Kitabın Türü:
DUA 
 29 May 2017 · 9/10 puan

Türk yazarları okumayı seviyorum. Ancak son zamanlarda çıkan Wattpad ergen romanlarından gına gelmedi değil. Hastanede yatmakta olduğum bir gün kitap istediğimde alelacele alınıp elime tutuşturuldu. İşte bir wattpad kitabı dedim kendi kendime ancak değilmiş. Kalın olmasına rağmen iki günden kısa zamanda okuyuverdim. Finale kadar konuyu gereksiz yere uzatılıp finalin 2 sayfaya sığdırılması hoşuma gitmedi. Coğu yerde konu ilerlemiyor ama hikaye güzeldi. Aslıyı çok sevdim ama annesini hiç sevmedim. Canandan nefret ettim keşke ölse diye dua ettim. İki kız kardeş ne olursa olsun birbirine kimi sevdiklerini söyler en azından isimlerini bilirler. Burada yeşilçam kurgusu devredeydi. Sadece filmlerde oluyor. İki kız kardeşin birbirinden sır saklaması. Yinede ortalamanın üstünde bir kitap diyebilirim. Bir de hastanede hastane ortamını anlatması tesadüf oldu benim içinde.

Güler Bilkay Aygün 
02 Haz 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Birbirlerinden habersiz bir şekilde aynı erkeğe aşık olan iki kız kardeşin yürek burkan hazin hikayesi. Gonca Çiftçioğulları polisiye alanında çok başarılı bir yazar ama aşk konusunda da yetenekli olduğunu bu kitapla kanıtlamış. Çok güzel bir kitap.

Kutlu TOKDEMİR 
 04 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · Puan vermedi

Güzel bir roman olmuş beğenerek okudum iki kardeşin hayatını anlatan kitap da birbirinden habersizce bir adama aşık olmaları aslın da hayatımızdan bir çok örneğinin de barındırdığı ince konularda yer almış fikrimce belki kardeşler arasında saklamasaydı daha güzel olabilirdi herkesin beğenerek okuyabileceği sürükleyici bir kurgu olmuş elinize emeğinize sağlık sayın Gonca hanım umarım tez zamanda diğer eserlerinizi okuycam başarılarınızı temenni ederim saygılar.

Betül Nazlı 
18 May 2015 · Kitabı okudu · 1/10 puan

Hayatımda okuduğum en içler acısı kitap. Bitsin diye ağladım resmen, sinir krizlerine girdim. Ucuz bir hikaye ve klişe bir son. Boşu boşuna 638 sayfa okumaya değmez. Normal de asla böyle yorumlar yapmam emeğe saygı duyarım ama bunda bir emek , bir hayal gücü olduğunu düşünmüyorum. Okumayı düşünen biri varsa hemen elindeki kitabı bırakıp, bir başka kitaba başlamasını tavsiye ederim. Böyle ucuz Türk yazarlar görmek çok acı.

ŞÜKRÜ UYAR 
 07 Haz 2017 · Kitabı okudu · 25 günde · 10/10 puan

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, Gonca ÇİFTÇİOĞULLARI, okuyucusunu en çok ağlatan bir yazar olma özelliğine sahip belki de nadir olan yazarlardan biri. Hani erkekler ağlamaz derler ya; hadi ordan, diyorum kendilerine. Erkekler de ağlar; ağlatmayı bilmiyorsanız ayrı bir şey ama erkeklerin de duyguları var ve işte sevgili Gonca Hanım ilk kitabında olduğu gibi bu kitabında da misliyle okuyucusunu ağlatmayı başarıyor. Ben de erkek bir okuru olarak yer yer olmakla birlikte özellikle kitabın sonuna yaklaştığımda hıçkıra hıçkıra ağladım. Allah’tan evdeydim ve kimseler yoktu. Gözyaşlarımı özgür bırakıp kendimi frenlemeye çalışmadım. Özellikle son iki sayfadaki şiiri okuyup romanı bitirdiğimde “Bana ne yaptın böyle Gonca Hanım ?” deyip kitabı elimde bir çocuğun saçlarını adeta okşar gibi kitabı sevdim. Kitapla aramda artık bir bağ oluşmuştu. Bütün duygularımı allak bullak eden bu yazara çok şey borçluydum. Bana insan olduğumu, duygularımın henüz ölmediğini, erkeklerin de ağlayabileceğini öğretti. Bana kitabıyla aslında birçok şeyi vermeyi başarmıştı. En çok da her insanın yüreğini kanatan gerçek aşkı ve kaderin acısını gözyaşları içinde adeta yüreğime kazıdı. Özellikle duygularınıza hitap eden güzel bir kitap... Başarılı kurgusu ile zaten etkilenmemek elde değil.
Kitabın sonuna yaklaştığınızda sürpriz bir hamleyle yazar sizi allak bullak ediyor. O kadar şaşırıyorsunuz ki, “Hayır, bu kadar da olmaz artık!” diyorsunuz. Yazar hiç beklemediğiniz bir anda son vuruşu yapıp sizi adeta kendisine bilerek düşman ediyor. O kadar çok kızıyorsunuz ki kendisine ve o kadar çok acıyorsunuz ki romanın kahramanlarına, bir yazar özellikle de bu yazar kadın bir yazarsa daha yumuşak olmalı diye düşünüyorsunuz. Ama hayatın gerçekleri nasıl ki acı ise yazar işte kitabında da bize bu gerçekleri göstermeye çalışmış. Ona kızamıyorsunuz artık; hatta minnet duyuyorsunuz kendisine. Roman kahramanlarının yaşadığı hayatı yaşamadığınıza şükrediyorsunuz. İşte, size bu acı gerçeği yazar “Öyle Bir Bedel ki” kitabıyla veriyor.
Yazar kendisini kitap yazarken o kadar kaptırmış ki, sayfaların 638 sayfa olduğunu unutmuş sanki. Doğrusu ben bir yazar olarak hayran kaldım kendisine. O kadar güçlü bir kaleme sahip ki, kitabın hiçbir yerinde bir hata ya da bir eksiklik bulamazsınız. Ve o kadar güçlü bir kurgu tasarlamış ki, kitabı okurken adeta film seyrediyormuşsunuz gibi geliyor size. Hiç sıkılmadan kendinizi kitaba öyle güzel kaptırıyorsunuz ki, o tamı tamına 638 sayfa nasıl bitti farkında bile olamıyorsunuz. Kitabı okurken her duyguyu yaşıyorsunuz; yer yer sarsılıyor, seviniyor, ağlıyor, kızıyorsunuz. Bazen kahramanlara acıyor, bazen aşık bile olabiliyorsunuz onlara. Kitapta geçen Sinan ve Aslı’nın aşkı sizin kalbinizi adeta fethediyor. Hatta böyle bir aşkı yaşamadığınıza bile üzülüyor, dudak büküyor, ağlıyorsunuz. Tabi romanın sonunda Aslı ile Sinan’ın beklenmedik sonunu asla yaşamak istemiyorsunuz. Öyle bir sonu herhalde kimse kabul etmez.
Ölümün bazen ne kadar adaletsiz olduğunu kitapta işlenen Sinan ve Aslı aşkında bir kez daha görüyorsunuz. Bir annenin hırslarının ve geçmiş yaşantısının biricik kızını nasıl da ölüme sürüklediğini ve affetmenin aslında erdemlilik olduğunu yine bu kitapta görüyorsunuz. Ve öyle bir anne olmadığınıza şükrediyorsunuz. Kitabı okurken “Affet artık” diye Aslı’nın annesine bazen yalvarıyorsunuz. En çok da kendisine kızıyorsunuz sanırım. Yine kitapta bir babanın kızına nasıl arkadaş olduğunu ve her durumda onun yanında olmamız gerektiğini de yazar bize bu romanında anlatıyor. Aslında yazar kitabında bir ailenin nasıl olması gerektiğini de mesajlarıyla ve yaşanan olaylarla bize anlatmak istiyor. Mutsuz bir aileyken aslında nasıl mutlu olabilirizin anahtarını bize vermeye çalışıyor. Yazar yine kitabında güçlü dostlukları ve arkadaşlıkları da işlemeyi unutmamış. İnsanın en zor anında dostların ne kadar önemli olduğunu bize göstermeye çalışmış.
Sizlere biraz kitabın içeriğinden bahsedeyim. Gerçi yukarıda biraz bahsettim sayılır, ama neyse… O kadar merak ettiğinizi duyar gibiyim sanki. Peki, biraz bahsedeyim kitaptan. Bu arada kitabın her noktasından burada bahsetmeyeceğim, sadece bazı noktalardan söz edeceğim.
Yazar olay örgüsünü İzmir’de bir hastane ortamında çalışan doktorlar üzerine kurmuş. Birbirleriyle olan ilişkiler, aile içi ilişkiler, yaşanan karşılıklı ve platonik aşklar, hasta doktor ilişkisi, anne-kız, baba-kız, abla-kardeş ilişkilerini özellikle ele almış. İki kız kardeşin aynı kişiye olan aşklarının kendilerini nasıl bir sona götürdüğünü adeta resmederek okuyorsunuz. Kitapta bir annenin sırf kariyer uğruna kocasından ayrıldığını, ailesini dağıttığını, aslında onu bu düşünceye iten nedenin geçmiş yıllarında hatta çocukluğunda yattığını, evliliğe olumsuz baktığını, evliliğin kariyer hayatındaki başarı üzerinde olumsuz olacağını, kızlarının da hayatlarını kariyer üzerine kurmalarını istemesini ve anne-kız bakış açısının farklılığını görüyorsunuz. Yine saplantılı bir aşkın hazin sonunu, Ayhan’ın Aslı’yı rehin alması ve kendi sonuna neden olduğu olayda görüyorsunuz. Her noktadan bahsetmeyeceğimi söylemiştim. Romanın detaylarını artık kitabı alıp okuduğunuzda kendiniz göreceksiniz.
Evet, sanırım ben üzerime düşeni yaptım. Belki bir nebze de olsa okuduğum bu muhteşem kitaba gönül borcumu ödemiş oldum. Son zamanlarda okuyup etkisinde kaldığım nadir kitaplardan olan “ÖYLE BİR BEDEL Kİ” romanı çok fazla şey hak ediyor aslında. Ona sadece bu şekilde teşekkür etmek belki de yeterli değil ama bir nebze de olsa bir şeyler yapmanın mutluluğunu yaşıyorum şimdi.
Evet, kitabın tüm hikâyesi böyle… Gayet başarılı bir roman…Eğer Gonca ÇİFTÇİOĞULLARI’nı tanımak ve kitabını okumak istiyorum diyorsanız yapacağınız tek şey kitabı alıp okumak. Aksi takdirde, belki bir kitap okumamış olacaksınız ama emin olun ki çok şey kaçıracaksınız, unutmayın. Benden söylemesi…

Arzu ÜN 
28 Ağu 2017 · Kitabı okudu · 7 günde · 7/10 puan

Sade ve akıcı bir dil ile yazılmış, kolayca okunan, siyah beyaz eski Türk filmi tadında bir aşk romanı. Aynı adama (Sinan) aşık olan iki kız kardeşin (Aslı ve Canan) hikayesi. Yazık ki sonu çok hazin.
Devamı gelsin isterdim. Romanda kızkardeşlerin babasının evlat edindiği Samet'in etrafinda gelişen bir hikaye olsun isterdim mesela.
Aslı'ya olan platonik saplatılı aşkı ve üzerindeki ağır aile yükü ile kendi hayatını mahveden Ayhan'ın iç dünyasını anlatan bir bölüm veya hikaye olsun isterdim. Belki olur

ESRA KADIOGLU 
06 Haz 2016 · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · 8/10 puan

Yazarımız Gonca Hanım'ın ailesinin teşviki ile yazdığı ilk ve çok başarılı bulduğum bir kitap. Aslı,Canan,Sinan,Ercan,Ayşe,Gül, Ömer, Ayhan.... hepsini hissettiren ve okuduğumda bu tarzı ne kadar özlediğimi anladığım aşk, dostluk, fedakarlık, kardeşlik gibi duyguları çok güzel anlatan bir kitap... Zaman zaman kendini sorguladım, zaman zaman bir seçim yapmak zorunda kaldım. İyisi mi sizde benim gibi bir solukta okuyun, eski türk filmleri tadında, keyfini çıkarın. SEVGİYLE KALIN :)

Merve Maviş 
22 Eyl 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Sevmek acı versede, sevgiliyi düşünmek inci tanesi gibi göz yaşları döktürsede her şeye bedel bir aşk onlarınki...
Yürekleriyle sevenlerin hikayesi...
--sonra kayboluyorum
Sensizliğin verdiği karanlık kuytu köşelerde...

Duru Ezel 
17 Eki 2017 · Kitabı okudu · 3/10 puan

Kitapta çok sıkıldığımı söylemeden edemeyeceğim. Yine bir klişe. Birbirinden habersiz iki kardeşin bir adama aşık olması ve bla bla bla.
Kafa dağıtmak istiyorsanız okuyabilirsiniz.

Beyzanur YILMAZ 
25 May 2016 · Kitabı okudu · 32 günde · Beğendi · 10/10 puan

kitap uzun olmasına rağmen akıcı olduğu için çabuk okunuyor.Aynı erkeğe aşık ama birbirlerinin aşkından haberi olmayan iki kızkardeşin hikayesini anlatıyor kitap

3 /

Kitaptan 28 Alıntı

Gonca Çiftçioğulları 
11 Eyl 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sanki yapayalnız kalmıştı... Aramıyordu sevdiği adam onu.Aşksız yüreğini aşkla dolduran sevdiği bir telefonu bile çok görüyordu kendisine.

Öyle Bir Bedel Ki, Gonca ÇiftçioğullarıÖyle Bir Bedel Ki, Gonca Çiftçioğulları
Gonca Çiftçioğulları 
30 Ara 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Üzülsün mü sevinsin mi bilemiyordu, büyük bir ikilem içindeydi.Bir yanı gitmesini istese de, diğer yanı hiç istemiyordu. Menfâtlerle çevrili şu dünyada dost bulmak oldukça zorken, kendisi gerçek dostunu bulmuştu.Onu uğurlamak,gitmesini istemek, canını dahi hiç düşünmeden emanet edebileceği birini hayatından çıkarması demekti.Bu hayatta kim bu kadar şanslıydı?

Öyle Bir Bedel Ki, Gonca ÇiftçioğullarıÖyle Bir Bedel Ki, Gonca Çiftçioğulları
fatma Ece 
14 May 2017 · Beğendi · 10/10 puan

Doğru ya bir kalpte iki aşk taşınmaz ki.

Acaba aşk mutluluk tınısını kimin kulağına fısıldayacak?

ÖYLE BİR BEDEL Kİ... Bir aşk hikayesi hiç bu kadar çekmemişti okuyucuyu içerisine. Kitabı okurken bazen acının, hüznün, kaybedişin gözyaşlarını dökerken bazen de mutluluk damlalarının verdiği sevinci, umudu yaşayacaksınız.

Yazar ustaca kurduğu kitabını zengin konuşma metinleriyle destekleyerek okuyucuyu aşkın içine çekmiş, onların da hikayeyi yaşamasını sağlamış. Bir çırpıda, nefes nefese okuyacağınız ÖYLE BİR BEDEL Kİ adlı romanın her sayfasını farklı bir heyecanla okuyacaksınız. Okuduğunuz her sayfa, sizi sonraki sayfaya itecek ve kitabı nasıl bitirdiğinizi anlayamayacaksınız...

Öyle Bir Bedel Ki, Gonca Çiftçioğulları (uğur tuna yayınları)Öyle Bir Bedel Ki, Gonca Çiftçioğulları (uğur tuna yayınları)
Gonca Çiftçioğulları 
24 Nis 22:40 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sanırım senin kalbine ulaşmanın tek yolu, damarlarında dolaşan kan hücresi olmaktan geçiyor.

Öyle Bir Bedel Ki, Gonca ÇiftçioğullarıÖyle Bir Bedel Ki, Gonca Çiftçioğulları
AyşeNur 
25 Ara 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

"Biliyor musun yüzün kızardığında gözlerinin mavisi daha da koyulaşıyor."

Öyle Bir Bedel Ki, Gonca Çiftçioğulları (Sayfa 104)Öyle Bir Bedel Ki, Gonca Çiftçioğulları (Sayfa 104)
Nazan dayan 
 16 Oca 17:20 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ümit Yaşar OĞUZCAN 'ın "sevi" şiirinden❤
"Ben senin en çok gözlerini sevdim,
Kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil.
Aydınlıklar , esenlikler , mutluluklar.
Hiçbiri gözlerin kadar anlamlı değil.
Ben senin en çok bana yansımanı sevdim.
Bende yeniden varolmanı,benimle bütünleşmeni.
Mertliğini, yalansızlığını, dupdurulugunu sevdim.
Ben seni sevdim , seni sevdim , ben seni..."

Öyle Bir Bedel Ki, Gonca Çiftçioğulları (undefined)Öyle Bir Bedel Ki, Gonca Çiftçioğulları (undefined)
Gonca Çiftçioğulları 
25 Mar 21:15 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ercan'in hep istediği, düşlediği şeyi önüne gerçek olarak değil, bir oyun olarak sunuyordu. Bu şartlar altında kabul etmeyeceğini düşünmesi gerektirdi.

Öyle Bir Bedel Ki, Gonca ÇiftçioğullarıÖyle Bir Bedel Ki, Gonca Çiftçioğulları
3 /