·
Okunma
·
Beğeni
·
1753
Gösterim
Adı:
Öylesine Bir Aşk
Baskı tarihi:
Ocak 1990
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Un amore
Çeviri:
Aydın Arıtan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yılmaz Yayınları
Baskılar:
Bir Aşk
Öylesine Bir Aşk
280 syf.
·8 günde·10/10
Dino Buzzati.. Yazarı okumayı aşkla sevdiğim doğrudur.

Yazarın okuduğum 3. kitabı , çok sevdim her zamanki gibi , zaman demişken zamanın fark ettirmeden ve hissettirmeden geçişini bu adam gibi müthiş anlatan kaç kişi vardır ki ?

Aşk imiş ne varsa alemde
İlim bir dedikoduymuş ancak

Fuzuli

Bir adam , bir kadın , bir aşk.. Adam 49 yaşında , kadın 18 , böyle aşk olur mu , olur olur bal gibi olur. Bir genç kıza dünyanın bütün yükünü yükleyip sonra da ona "orospu" diyerek vicdanlarımızı rahatlatabiliriz , nasıl ama çok iyi değil mi !

Bu iki ayrı yaşların ve ayrı dünyaların insanı , kerhanede tanışırlar efendim , hikayemiz böyle başlar. Yeşilçamda da benzerlerini görmüşüzdür , edebiyata ve sinemaya müsaittir çünkü bu hikaye , çünkü "insan" tarafımıza karşılık gelir..

Bir şekilde tutunamamış iki karakter. Yaşları küçük ya da büyük ne fark eder ? Zaman kavramında bazen 1 saat bile geçmek bilmezken , yıllar hatta yüzyıllar nasıl yutulur hiç düşündük mü ?

Erkek : Ben sana fena tutuldum , sensiz olamıyorum , seni görmeden duramıyorum , senden öncemi hatırlamıyorum , seninle nefes alıyorum , ne olduğunu kim olduğunu önemsemiyorum , niye böyle oldu bilmiyorum , seviyorum , aşığım , ölüyorum , geberiyorum , düşünemiyorum , deliriyorum , küçülüyorum , eriyorum , bitiyorum , hasretindeyim , dertliyim , yaşlanıyorum , kıvranıyorum , haykırıyorum , istiyorum , çıldırıyorum , savruluyorum , ölüyorum , yaşamak istiyorum , sürünüyorum , ille de sen !

Kadın : Peşimde olmanı seviyorum , aslında pek de önemsemiyorum , ben senden çok farklıyım , daha ben kaç yaşındayım , daha ben ne yaşamışım , benden sana yar olur mu , ama çok tatlısın , ilgiye muhtacım , kopamıyorum yanındayım , fakat kafam karışık farkındayım , nasıl etsem bilemiyorum , ben buyum razı mısın , beni yanında tutar mısın , gel desem gelir misin , git desem gider misin , ne haldeyim bilir misin , güzelsem suçlu muyum , ben sana köle miyim , ruhumu anlar mısın , kıymetimi bilir misin , gel istersen !

Erkeğin bile bile çaresiz sürüklenişi , kadının bu mecburiyeti sonuna kadar sömürüşü , ihtiyaçlar silsilesi , dünyada zavallı birer insan teki. Olur mu olmaz mı derken maceralar sürerken. Fakat öyle bir final ki anlatılmaz okunur..

Lütfen okuyun..
280 syf.
·3 günde·8/10
Nerden baslasam nasil anlatsam bilemiyorum. Kitabi cok sevdim. Karakteri ve duyguları o kadar başarılı aktarmış ki kendimden bir parça buldum.
Konusu kisaca; orta yasli, statü sahibi bir adamin, bir fahişeye olan saplantılı aşkının hikayesi. Tabi adamın bu durumu kabullenememesi ve kendine bunu yakıştıramadığı için de yaşadıgı ic catismalarini anlatiyor. O kadar cok iç dunyasini anlatmisti ki acaba hepsi hayal cikar mi diye dusunmedim degil.
Ah Antonio seni o kadar iyi anliyorum ki. Takintilari, sevdigine ulasamadiginda kafasinda her turlu kotulugu dusunmesi...Hatta bunları adım adım kurup kendini inandırması ama karşısındaki ne derse desin inanması...
Cogu yerde adama inanilmaz kizdim bu kadar saflik da olmaz dedim. Ama ne yazik ki asik olan insanin gozu kor kulagi sagir olabiliyor...
Sonu beni tatmin etmedi. Bu hikayeye yakıştıramadım ama genele bakarsam güzel bir kitaptı.
280 syf.
·1 günde·7/10
1960'lı yıllarda Milano'nun hali vakti yerinde, orta yaşlı bir erkeğin üst sınıf erkeklerin takıldığı bir genelevde henüz reşit olmamış bir balerin ile tanışır. Hiç ihtimal vermese de kızı yaşındaki kıza aşık olur. Kızın kendisini kullandığını, maddi manevi sömürdüğünü bilir fakat kendisine mani olamaz. Orta yaşlı bir erkeğin düşebileceği en zavallı durumlara düşen karakterimizin kendisini devamlı sorguladığı bir kitap. Dino Buzzati'yi ben çok severim. Tanrı'yı gören köpek kitabı efsanedir bana göre, bu kitabı bir tık altında kalmış sadece. Yine de okuması zevkliydi.
280 syf.
·Beğendi·10/10
#kitap
BİR AŞK
DİNO BUZZATİ


Dino Buzzati ile tanışmış olmam çok hoş. Zira onu okumamış olmak kayıp diye düşünüyorum. Tatar Çölü nde onun zaman geçişlerine ve betimlemelerine hayran kalmıştım.


Antonio elli yaşında, tam bir kentsoylu. Laide yirmili yaşlarda bir fahişe.Buraya kadar tanıdık bir hikaye. Bana, yazılmamış bir aşk masalı yazın desem, ne yazarsınız, bilemiyorum. Yazılmamış aşk kalmamıştır sanırım. Bu yüzden olsa gerek, herkes Sezen Aksu şarkılarını sever. Hepimizden birşeyler vardır sanki. Bir Aşk ta böyle bir masal. Aşkın en köpekleşmiş halini yaşar Antonio. Laide ise gençliğin verdiği uçarılıktadır.
Türkan Şoray ın "Sevgi neydi, sevgi emekti" sözleri çalınır kulaklarıma okurken. Antonio emek vermiştir, aldatılmıştır, aşkından rezil olmuştur. Ahlak kuralları içinde diplerde vurmuştur. Oysa Laide... Laide kendi dünyasında umursamaz ve küstahtır. Antonio ya acıdınız değil mi?
Peki Laide....
Eğer, Laidesiz, yaşayamıyorsan, evlenseydin onunla.
Yooo çok yaş farkı var..
Hadi kandırma kendini Antonio. Laide bir orospu onu nasıl eş olarak seçersin. Ama onsuz nefes alamıyorsun. Aşkını diliyorsun ve onunla para karşılığı birlikte oluyorsun.. Laide ne yapmalı. Para karşılığı aşk olmaz biliyorsun. Laide yi yargılıyorsun, anlamaya çalışıyor musun? Bir Dünya soru..


"Ben neyim, biliyor musun?.. Bir bulutum ben!.. Çakan bir şimşek... Gökkuşağı... Harika bir küçük kızım ben!”

" Aşk, aşk, aşk! Kalp ve beynin lanetli duygusu... Üstelik kaçış da yok..."

" Yüksek bir dağın tepesinden uçurumun dibine doğru yuvarlanıyordu sanki... Aşağıda kayalara çarpıp paramparça olacaktı... Ama şimdilik yaşıyordu... Ve bunun adı aşktı!"

" Kendinden ne kadar az söz edersen, o kadar özgür olursun."

" Ruhların ve nesnelerin birbirine benzeyen sesleri ve ışıkları arasındaki çöküşte, apartmanların kasvetli gölgesinde, beton ve kireç duvarlar arasında, dizginlenemeyen yalnızlık içinde bir tür çiçekti o."


Birazda alıntı bıraktım. Seveceksiniz. Okuyunuz efendim.
280 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Dino BuzzatiBir Aşk

Elli yaşındaki sahne tasarımcısı ve aynı zamanda mimar olan Antonio Dorigo’nun genç bir fahişeye aşık olması anlatılıyor kitapta.Laida aynı zamanda balerin. Kitap boyunca o kadar çok yalan söyledi ki,Antonio’nun kendine olan zaafından faydalanmak adına belki de balerin de değildi.

Hayatı boyunca fiziksel gereksinim dışında ilgi göstermediği konu kadınlar diyor yazar Antonio için.”Laida uzun yıllar boyunca Gelişmiş ve mayalanmış ve asla tatmin edilememiş arzuların tek bir kişide yoğunlaşmış hali değilse nedir?”
Bu cümleden yola çıkarak Antonio ‘nun içinde bulunduğu durum tam olarak başlarda arzu sadece basit bir arzuyken,arzunun tutkuya,tutkununda zaafa dönüşmesi.Antino’nun düştüğü hastalıklı durum,içinden çıkılamaz halleri,kendi kendini kandırmasıyla geçen uzun bir süreç anlatılıyor kitapta.

Sıradan bir aşk hikayesinin yanında yazar Antonio karakteriyle kentsoylu,burjuva insanını,Laida karakteriyle ise varoşun ve sınıf atlama çabasındaki küçük kızların yaşam şekillerini de anlatmış.Toplumda ki sınıf farklarını,yaşam şekillerini göz önüne sermiş bir nevi.Bunu da bir çok betimleme ve iç monolog yöntemiyle yapmış Dino Buzzati kitapta.

Peki ya şiirin evrensel manası? Nasıl oluyor da sevilen kadına dökülen satırlarda bu kadar çok manzara, orman, bahçe, kumsal, nehir, ağaç gündoğumu yer alıyor?Nasıl oluyor da şairler herkesten daha çok kader ile doğa ilişkisini kurabiliyorlar. Kadim kuleler, bulutlar, şelaleler, gizemli kabirler, kayalara vuran dalgaların Hıçkırığı, dalların fırtınaya boyun bükmesi,İkindi vakitlerinde derelerin yalnızlığı, bütün bunlar tam olarak ona, bizi küle
döndürecek olan kadına göndermedir. Dünyanın her şeyi, türünün devamını sürdürmek için dünyanın öteki şeyleriyle bilge bir bütünleşmeyle bir araya gelir.
aşk? İnsanın üzerine çöken ve direnmenin mümkün olmadığı bir lanet.
280 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
50 yaşında bir adamın 20 yaşındaki bir kıza karşılıksız aşkını anlatıyor. Adamın aşkını aralarda çok güzel bir şekilde irdeleyerek olayları anlatmış. Kitabın sonuna doğru tespitleri muhteşem. Anlatımı akıcı, anlaşılır ve okuması keyif verici bir kitap. Aralarda karakterlere kızabiliniyor ama sonra yazar karakterlerle empati kurmamızı sağlıyor.
280 syf.
·8/10
Bir aşk mı bir saplantı mı?

Sene 1960 ve Milano 'dayız. 50 'li yaşlarındaki kentsoylu Antonio' nun, henüz reşit olmamış genelev fahişesi Laide 'ye olan saplantılı aşkını okuyoruz. Antonio' nun aşk olarak tabir ettiği saplantılı duygu sebebiyle içine girdiği ruhsal durum, septik haller, iç hesaplaşma, kıskançlıklar çok iyi anlatılmıştı bana göre.
Yazar, Antonio karakteriyle dönemin kentsoylularının yaşamlarına dair bilgiler vermekle birlikte toplumda burjuva olarak adlandırılan soylu sınıfın çelişkilerle dolu ahlak anlayışını da gözler önüne seriyor.
280 syf.
·6/10
Kafamı karıştıran bir kitapla karşınızdayım. Kısa sürede okudum, yazarla tanışma kitabımdı . Yazarın diline alışmam başta zor oldu ama konunun içine girdikçe karakterleri tanıdıkça sürükleyici hale geldi diyebilirim. Yazarın tarzı alışılmışın dışında hoşuma giden bir tarzdı. Kısa bölümlere ayrılmış bir halde az diyaloglu ve oldukça erkeğin ruh halini monolog bir anlatımla bize aktaran bir eserdi diyebilirim. Yer yer nokta kullanmayarakta akıcılığı arttırmış diye düşünüyorum.
Konuya gelecek olursam özellikle yazarın kullandığı kelimelerle size aktarmak istiyorum. 20 li yaşlarında Laide oldukça gururlu, kibirli, kendini beğenmiş biri ve fahişe olarak hayatını idame ettiriyor. Erkek ise 50 li yaşlarda çalışkan bir iş adamı. Erkek kadına zamanla sırılsıklam olur ama aynı karşılığı kadından alamaz. Aralarında ki bu umutsuz ve değersiz ilişkiyi okuyoruz diyebilirim. Kitapta yaşanılanlar oldukça rahatsız ediciydi. Ancak haklı ya da haksızı veya yanlışı doğruyu aramak bu kitap için saçma olur diye düşünüyorum. Bir insanlık dramasını okudum gibiydi, karşılıklı bireysel değerlerine önem vermeyen iki karakterin birbirine nasıl zarar verdiklerini okudum. Çaresizlik ve umutsuzluk koca bir sis bulutu gibi kitap üzerinde dolaştı okumam boyunca. Ama yazarın diğer kitaplarını kesinlikle okumaya karar verdim. Yazım tarzı, kurgu biçimi çok hoşuma gitti diyebilirim. Merak edenlere tavsiyemdir.
280 syf.
·6/10
Antonio adlı kentsoylu 50yaşlarında bir adamın henüz reşit olmamış bir fahişeye duyduğu aşkı,kıskançlıkları,saplantılarını okuyoruz(inanın 280 sayfa bunu okuyoruz)Kitapla ilgili eleştrilerim;aşkın gözü bu kadar da kör olmamalı dedirtiyor.Adamın yaşadığı iç hesaplaşmaları,duygu karmaşası güzel anlatılmış fakat çok gereksiz uzatılmış.Hikayeyi bir de Laide ‘nin gözünden okumak iyi olabilirdi.Romanın sonuna doğru birşeyler oluyo galiba diye düşünürken bitişi beni çok tatmin etmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Öylesine Bir Aşk
Baskı tarihi:
Ocak 1990
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Un amore
Çeviri:
Aydın Arıtan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yılmaz Yayınları
Baskılar:
Bir Aşk
Öylesine Bir Aşk

Kitabı okuyanlar 128 okur

  • Zenzero
  • Güler Deniz
  • Meryem
  • 'berna
  • kediyiav
  • Dilek
  • Zübeyde Uyutmaz
  • Emre başatlı
  • Gn
  • Barbega

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%2.1 (1)
8
%0
7
%2.1 (1)
6
%0
5
%2.1 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0