Oyuncak Tamirhanesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.462
Gösterim
Adı:
Oyuncak Tamirhanesi
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752699090
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nesil Yayınları
Baskılar:
Oyuncak Tamirhanesi
Oyuncak Tamirhanesi
Uzmanlıklar çağında yaşıyoruz. İvan İllich'in deyimiyle, 'kabiliyetsizleştirici uzmanlıklar çağı'nda hem de... Her konuyu 'uzmanlara bırakırken, fıtratın sesi de, vahyin sesi de duyulamıyor kulaklarımızda. Bunca gürültü arasında, kendi iç sesimizi dahi duyamaz haldeyiz.Oyuncak Tamirhanesi, bu duruma karşı, yürekli bir isyanın ifadesi. Özelde psikolojizmin insana dair tahakkümüne meydan okuyan yazar, şu gerçeği seslendiriyor: İnsanı tanımak, bir 'uzmanlık' konusu değildir. Kendi iç sesine ve vahyin sesine beraberce kulak veren kişi hayatın anlamı, aile, çocuk, insan-insan ilişkileri konusundaki temel doğruları pekâlâ kavrayabilir!
216 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
YENİSİNİ ALMAYIN, TAMİR EDİN!

Eskiden hayat böyle değildi. Arası bozulan arkadaşlar hemen barışır, kalp kırgınlıkları tamir edilir, eşler arasındaki sorunlar uzamazdı. Neden peki? O zamanlar herkesin içinde bir tamirci vardı. İnsanlar kâh bir oyuncağı, kâh kırılan bir kalbi tamir ederdi. Zamanla birlikte biz içimizdeki tamirciyi yitirdik, belki de onu bu zamana layık göremedik. Sonuç olarak, "Yenisini alırız" çılgınlığına katılarak aslında yalnızlığı aldık...

Yeni zamanın bize en büyük getirisi, çocukluğumuza merdiven dayayıp içeriyi dikizleyen psikolog ve psikiatristler oldu. Bu bir anlamda da suçu başkasına atmak değil mi? Hatta o bir başkası da anne baba değil mi? Ruhumuzda yer alan sorunları çocukluğa bağladık ama başarılamızın tek sebebi biziz. Bu da yeni bir sorun doğuruyor. Çocuğumun ileride psikolojisi bozulmasın diye dört dönen aileler. Peki bunun ne gibi bir zararı var derseniz, çocuklar sera etkisinde büyüyorlar. Bir çiçek üzerinden örnek vermem gerekirse, seralardaki çiçekler çok güzeldir. Hayran kalarak alırız. El bebek gül bebek bakar, sular ve severiz. Sonra ne mi olur? Serada yetişen o çiçek evimize uyum sağlayamaz ve solar. Oysa komşularımızın verdiği bir dal çiçek boy atar, çiçek açar. Şimdi çocuğumuza geri dönelim. Psikolojisi bozulmasın diye uygun ortamda yetiştiren çocuk bir gün hayata atılır ve o çiçek gibi bozulur. Sonra ellerimizi dizimize vurup hayırsız evlat diye yakınırız. Gelecek nesil neden böyle zannediyorsunuz. Çocukluğumuza inen psikoglar yüzünden...
Çocukluklarımızın tamire ihtiyacı yok, çocukluğumuza inenlerin tamire ihtiyacı var. Tamirci nerede?

Dünyada savaşlar var. Gazetelerde her gün sayısız ölüm haberleri var. Yenisini almak işe yaramıyor. Yenisi yok. Ölen bir insanın yerini yenisi dolduramaz. Babasını kaybetmiş bir çocuğa yeni baba alamazsın. Kızına tecavüz edilip öldürülmüş bir anneye yeni evlat alamazsın. Düzen bozulmuş. Düzenin tamire ihtiyacı var. Tamirci nerede?

Hepimizin iç dünyasında çeşitli huy ve meziyetler var. Çoğu zamana ayak uyduramamış ve bozulmuş. O meziyetlerin, o duyguların yenisini alamazsın. Merhametini kaybetmiş bir insan için merhamet satmaz hiç kimse. Aşk satan, mutluluk satan dükkanlar yoktur. Zamanla tamir edilmediği için yok olan meziyet ve duyguların yeri boş kalmaz. Yalnızlık gelir yerleşir. Tamirciye ihtiyacımız var. Tamirci nerede?

Yeryüzü aslında bir kitap. Ağaçlar, kuşlar, gökyüzü... Biz başımızı sayfalardan kaldırıp bu gerçek kitapları okuyamıyoruz. Okumayı bilmiyoruz. Okumayı kelimelerden ibaret zannediyoruz. Çünkü gözlerimiz bozuk. Gözlerimizin tamirciye ihtiyacı var. Tamirci nerede?

Tamirci içimizde...
Bu kitap içimizdeki tamircileri uyandırmak için yazılmış. Oyuncakla başlayıp, dünyayı tamir edebilecek güçte tamircileri uyandırmak için..

Yenisini almayın, tamir edin...
Keyifli okumalar...
224 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Metin karabaşoğlu ismini duyunca akla okumalar gelir. Doğrusu kainatı okumaya çalışıyor. Tıpkı kendisinin çok hayran olduğu Beiüzzaman gibi, Efendimiz gibi. Başlıklarıda zaten varlıkları okuduğunu gösteriyor. Okurkende farklı bir tefekkürle okuyor. Onun okumalarını okurken farklı pencereler açılır, kendinizle yüzleşirsiniz, ezbere okuduklarınızı yeniden tefekkür ederek okumaya başlarsınız. Kendisiyle meselesi olan insan, kendini paranteze almadan okuyor. Çöpler okunur mu? Meydanlar okunur mu? Köpekler okunur mu? Metin Karabaşolu okuyor sizide okumaya çağırıyor. Psikoloji Alanında çalışan biri olarak KUYU okumasını okurken sanki bilim tefekkür okumasını perdeliyor hissine kapılıyorsunuz. İnsan hakikaten bir dönemin esiri ve hapsinden kurtulması gerekiyor. Kadim Bilgi bize neyi anlatmaya çalışıyor diye düşünmeye başlıyorsunuz. Kendinizi tamir edin diyor.Tavsiye ederim mutlaka sizide tamir eden bir okumayla karşılaşıyor olacaksınız.
216 syf.
·7 günde·10/10
Basit cümlelerle ama o kadar kalıcı ve çarpıcı cümleler kullanıyor ki yazar kendisini fazlasıyla severek okuyorum... Sevmemin en büyük nedeni de yazarında dediği gibi modernizmin sünnet-i seniyyeleri hakkında fikirlerimi düşünüp bu kafayla zor dediğim anlarda yüzüme yüzüme vurduğu cümlelerle kalbimin nefes aldığını ve fikirlerimi açıkça söyleyebilecek gücü hissettiriyor ...

Kitabım başımdaki önsözdeki incelik bile 10 üzerinden 10 u gerektiriyor bence . kalbine nefes aldıran insanlara teşekkürüne şöyle başlıyor " Kardeşini Yusuf gibi kuyuda bırakmayı tercih edenlerin de bulunduğu bu dünyada..... gibi kardeşlere sahip olmanın nasıl bir nimet olduğunu ancak yaşayan bilir "diyor :)

Çağımızın hastalığı herkesi her zaman doğruca analiz edebileceğimiz inancından dem vuruyor ve kendimiz süt limanmışcasına insanlar hakkımda büyük konuşurken merhametin elimizden kayıp gittiğine dair serzenişi...

Televizyondaki goggle amcadaki uzmanlarla çevrili hayatımızda yetişen çocuklardan sera mahsulü çocuklar diye bahsetmesi ..

Her kötü huyumuzu ailemizin üzerine atıp elimizi taşın altına sokmadan güzel bir hayat geçirme isteğimiz ... Biz gitmeden gelmeyecek olan güzel günleri beklemek ve o gelmedikçe hep geçmişimizdeki insanları kötülememiz ....

Ömre diar olarak her yıl doğom günü kutlarken 0'dan 4 'e değil 4'ten 0'a doğru yol aldığımız
"Her şey belirlenmiş bir ecele doğru akıp gider.

Ve çevreyi okuması görmek ile bakmak arasındaki farkı bir defa daha hatırlattı bana hele ki mezar taşları hakkındaki okuması hayret vericiydi

Vel hasıl kelam kitap kalbinize hitap ediyor, samimilik hissettiriyor, dinginlik veriyor.
Cümlelerinin kalpten geldiğine inanıyorum. kalpten gelen kalbe ulaşırmış ancak


Selametle....
216 syf.
·Beğendi
Yazar hayata, hâdisâta, modern çağın bize dikte ettiklerine, gözden kaçırdığımız hususlara ve daha pek çok şeye tefekkür penceresinden bakıyor ve bizlere gördüklerini anlatıyor.
Bundan sebeb okuyanın nasibine çokça tefekkür etmek düşüyor.
Tefekkür ki şu zamanda en çok ihtiyacımız olan şeylerden biri.

Zira 'gaflet' hastalığı, dimağlarımızı ve kalbimizi istila etmiş durumda.

Peki ikisi arasında ne gibi bir alaka var diye sorarsanız;
Bediuzzaman Said Nursî Hazretleri gaflet hastalığından muzdarip olanlara şu reçeteyi yazmış yıllar önce;

“Tefekkür gafleti izale eder”

Kitabı okuyup bitirdiğimiz vakit, kalbimizi bu pencerenin önünde bulacağız ve hayata bu pencereden baktığımız zaman kalbimizin gaflet hastalığından sebeb vahim halini ve gözlerimizin hakikatlere ne derece perdelendiğini anlayacağız.
216 syf.
·Beğendi·10/10
‘İyi şeyler bizden; kötü şeyler ortamdan, ebeveynden, kaderden. İyileri bizzat biz yaptık, kötüleri annemiz babamız yüzünden yaptık,’ öyle mi? ‘İyi insan’ olmanın yolu ‘ideal şartlar’dan ve ‘mükemmel ortamlar’dan geçmiyor oysa. Bizi bu kişiliğe anne-babalarımız mahkûm etmiş de değil.

Denklemi şöyle kurmak gerekiyor: Anne-babalarımızın bize nasıl davrandığı, anne-babalarımızın imtihanıdır. O davranışları nasıl içselleştirdiğimiz, nasıl yorumlayıp şekillendirdiğimiz ise, bizim imtihanımız...

Yoksa, irade denilen şey insana niye verilmiş olsun?
216 syf.
·15 günde·Beğendi·10/10
Alalı bayağı olmuştu kitaplığımda bekliyordu bir kaç aydır ne zaman okumak için elime alsam sonra okurum diye tekrardan bırakıp başka bir kitap alıyordum. Demek ki okunmak için zamanını bekliyormuş. Öyle bir zaman denk geldi ki ruhuma ilaç gibi geldi. Öyle güzel şeyler anlatıyor ki, aklınızda sürekli soru işareti kalan, durup durup kendinizi eleştirdiğiniz, acabaların cevabını veriyor ve bence herkesin okuması gereken bir kitap hiç pişman olmadığım okuduğuma bilakis iyi ki okudum diyorum. Ruhunuza ilaç arıyorsanız biran önce okumanızı tavsiye ederim.
216 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Aslında bu kitabı inceledim diyemem zira o beni daha çok inceledi . Demem o ki kitap benim kendime ayna tutmama vesile oldu. Okurken kitabın benim aynama yansıttıkları beni derinden etkiledi.Ben benim kendimi çözmemde bana öncülük olan kitapları seviyorum. O nedenle bu kitaptan da memnun ayrılıyorum....
216 syf.
·4 günde·10/10
Metin Karabaşoğlu'nun kitapları hep güzeldir ama Oyuncak Tamirhanesi en sevdiğim kitabı oldu. Yazarın çok nayif bir dili var ve kitapta çok güzel konulara değinilmiş. Tavsiye olunur arkadaşlar okuyun.
216 syf.
·Puan vermedi
Asım’ın Nesli Okuma Grubu kasım ayı kritik kitabımız Oyuncak Tamirhanesi idi. Kitap deneme türünde yazılmış bir eser. Yazarın gözlemleri, kendi fikirleri bolca mevcut. Yazarın okuduğum ilk kitabı idi. Deneme türünü seven biri olarak eserin girişini çok sevmekle beraber devamında bu fikrimde değişim oldu. Görüşlerini kesin bir dille ifade etmesi bir süre sonra kendi düşüncelerimizi yazara karşı savunmamıza sebep oluyor. Batılı psikiyatristlere karşı öne sürdüğü aksi yöndeki görüşleri bir süre sonra okurda “bu kadar da değil” tavrı oluşturuyor. Okudukça yazarın aslında gözlem alanının dar olduğunu (evde çalıştığını ve mümkün mertebe dışarı çıkmadığını ifade ediyor) farkediyoruz. Kitabın ismi ile içerik arasında bir bağlantı yok, sadece içerisinde geçen bir denemeden esinlenilmiş. Kitapta deneme türüne pek uymayan cinsten sürekli bir eleştiri mevcut. Düşüncelerini bir şeyleri eleştirerek ifade etmiş. Kitap okuyucuyu sıkmıyor, ancak bittikten sonra da damakta leziz bir tat bırakmıyor. Kitapta çok beğendiğim, ilk defa bu yazardan okudum dediğim kısımlar oldu, yani bana bir şeyler kattı. Benim gibi deneme türünü sevenler için okunabilecek bir eser, ancak tam olarak beklentinizi karşılayamayabilir. Selam ve dua ile.
216 syf.
·9/10
Önsözünde “yenisini değil, bunu istiyorum!” diyen çocuğuna teşekkür eden bir yazarın kitabı Oyuncak Tamirhanesi. Kitabın fikri de burdan çıkmış. Çocukların vakit geçirdikleri, değer verdikleri, birlikte yiyip içip birlikte uyudukları oyuncaklarına olan vefasını birbirine karşı kaybediyor insanoğlu. Temel sorun bu. Ne zaman ki onların oyuncaklarını tamir edersek o zaman kendi hayatımıza el atmış olacağız diyor Metin Karabaşoğlu.
Yazarın okuduğum ilk kitabı ancak son olmayacağı aşikar. Hemen öncesinde okuduğum Cemil Meriç’in Bu Ülke’si ile paralel bir çok konusu var. Tabii ki daha sade ve anlaşılır bir dille.
Psikiyatriye sırtını dönmese de asıl dermanı hadis ve ayetlerin ışığında aramamızdan bahsetmiş. Kitapta çoğu kısımda hissedilen bir ispat çabasından ziyade okuyucunun kalbine dokunup onu kendine getirme, özüne ve kabuğuna sarılmasını sağlayıp sıkıntılardan kurtarma.
Okumalı, okutulmalı. Ruha şifa niyetine.
216 syf.
·10 günde·Beğendi·7/10
Uzmanlıklar çağında yaşıyoruz. Ivan Illich'in deyimiyle 'kabiliyetsizleştirici uzmanlıklar çağı'nda hem de... Her konuyu 'uzman'lara bırakırken, fıtratın sesi de, vahyin sesi de duyulamıyor kulaklarımızda. Bunca gürültü arasında, kendi iç sesimizi dahi duyuramaz haldeyiz.

Oyuncak Tamirhanesi, bu duruma karşı yürekli bir isyanın ifadesi. Özelde psikolojizmin insana dair tahakkümüne meydan okuyan yazar, şu gerçeği seslendiriyor: İnsanı tanımak, bir 'uzmanlık' konusu değildir. Kendi iç sesine ve vahyin sesine beraberce kulak veren kişi hayatın anlamı, aile, çocuk, insan-insan ilişkileri konusundaki temel doğruları pekala kavrayabilir!
216 syf.
·Beğendi·10/10
Kalplerimizin tamire ihtiyacı var. Duygularımızın ve dahi düşüncelerimizin bile..
Her şeyin yenisini almaya meyilli olduğumuz şu çağda tamir nedir unuttuk belkide. İşte #metinkarabasoglu hayatın her alanında tamire ihtiyacımız olduğunu bir oyuncağı tamir etmek ile bir dostluğu tamir etmek arasında bağ kurabilmiş bize kainatın her bir zerresine tefekkür ederek gönül gözüyle bakabilmeyi öğretmeye çalışan ender yazarlardan. Son aylarda hep tanımakta okumakta geç kaldığım yazarları okuyorum. Böyle olunca bir yandan geç kalmışlığıma kızıyorum diğer yandan da böyle kıymetli yazarları okuyabildiğim için de şükrediyorum. “Deneme”benim için hep özeldir.
Hele de böyle hayatınıza anlam katıyorsa okudukça hatalarınızla yüzleşip doğru bakmayı sağlıyorsa daha bir kıymetlidir.
Kısacası kitapta bir ayakkabıdan tutun da bir bebeğin yüzüne, bir çöplükten tutun da kabuğa ve öz’e dair yani kainatı okumaya dair öyle ibretlik güzel yazılar var ki. Bakış açısına hayran oldum daha ne diyeyim.
Bu toprakların güzel insanlara ihtiyacı var. Güzel kelimelerle düşündüğü için güzel kelimelerle söyleşen güzel insanlara.
Dün bozulan oyuncağın 'tamiri'ne değil 'yenisi'ne yönlendirilmiş çocuklar, bugün bozulan dostlukların 'tamiri'ne değil, 'yenisi'ne yöneliyor...
Metin Karabaşoğlu
Sayfa 46 - Nesil karakalem
Ey yeryüzü kadınları! Olmak istiyorsanız, görünmek zorunda değilsiniz! Hele ki güzel görünmek zorunda hiç değil...
Metin Karabaşoğlu
Sayfa 128 - Nesil karakalem
Ölümün değil hayatın, öldürmenin değil yaşatmanın asıl olduğu bir dünyada yaşamak istiyorum.
Öldürmenin de, öldürülmenin de yüceltilmediği bir dünyada yaşamak istiyorum.
Filistin'den ölüm haberleri değil, hayat haberleri duymak istiyorum.
Ve biliyorum ki Filistin artık asla Filistin değildir. Filistinli çocukları yaşatamadığımız sürece insanlık ölecektir.
Dünyanın en saf, en temiz, en anlamlı ve en pürüzsüz sayfasını bir bebeğin yüzünde okursunuz.
Metin Karabaşoğlu
Sayfa 185 - Nesil karakalem

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Oyuncak Tamirhanesi
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752699090
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nesil Yayınları
Baskılar:
Oyuncak Tamirhanesi
Oyuncak Tamirhanesi
Uzmanlıklar çağında yaşıyoruz. İvan İllich'in deyimiyle, 'kabiliyetsizleştirici uzmanlıklar çağı'nda hem de... Her konuyu 'uzmanlara bırakırken, fıtratın sesi de, vahyin sesi de duyulamıyor kulaklarımızda. Bunca gürültü arasında, kendi iç sesimizi dahi duyamaz haldeyiz.Oyuncak Tamirhanesi, bu duruma karşı, yürekli bir isyanın ifadesi. Özelde psikolojizmin insana dair tahakkümüne meydan okuyan yazar, şu gerçeği seslendiriyor: İnsanı tanımak, bir 'uzmanlık' konusu değildir. Kendi iç sesine ve vahyin sesine beraberce kulak veren kişi hayatın anlamı, aile, çocuk, insan-insan ilişkileri konusundaki temel doğruları pekâlâ kavrayabilir!

Kitabı okuyanlar 223 okur

  • Firdevs K.
  • Vera'
  • Gülistan Ayvazoğlu
  • Melike İkra Akman

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.3 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0