Oyuncak Tamirhanesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.585
Gösterim
Adı:
Oyuncak Tamirhanesi
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752699090
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nesil Yayınları
Baskılar:
Oyuncak Tamirhanesi
Oyuncak Tamirhanesi
Uzmanlıklar çağında yaşıyoruz. İvan İllich'in deyimiyle, 'kabiliyetsizleştirici uzmanlıklar çağı'nda hem de... Her konuyu 'uzmanlara bırakırken, fıtratın sesi de, vahyin sesi de duyulamıyor kulaklarımızda. Bunca gürültü arasında, kendi iç sesimizi dahi duyamaz haldeyiz.Oyuncak Tamirhanesi, bu duruma karşı, yürekli bir isyanın ifadesi. Özelde psikolojizmin insana dair tahakkümüne meydan okuyan yazar, şu gerçeği seslendiriyor: İnsanı tanımak, bir 'uzmanlık' konusu değildir. Kendi iç sesine ve vahyin sesine beraberce kulak veren kişi hayatın anlamı, aile, çocuk, insan-insan ilişkileri konusundaki temel doğruları pekâlâ kavrayabilir!
216 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
YENİSİNİ ALMAYIN, TAMİR EDİN!

Eskiden hayat böyle değildi. Arası bozulan arkadaşlar hemen barışır, kalp kırgınlıkları tamir edilir, eşler arasındaki sorunlar uzamazdı. Neden peki? O zamanlar herkesin içinde bir tamirci vardı. İnsanlar kâh bir oyuncağı, kâh kırılan bir kalbi tamir ederdi. Zamanla birlikte biz içimizdeki tamirciyi yitirdik, belki de onu bu zamana layık göremedik. Sonuç olarak, "Yenisini alırız" çılgınlığına katılarak aslında yalnızlığı aldık...

Yeni zamanın bize en büyük getirisi, çocukluğumuza merdiven dayayıp içeriyi dikizleyen psikolog ve psikiatristler oldu. Bu bir anlamda da suçu başkasına atmak değil mi? Hatta o bir başkası da anne baba değil mi? Ruhumuzda yer alan sorunları çocukluğa bağladık ama başarılamızın tek sebebi biziz. Bu da yeni bir sorun doğuruyor. Çocuğumun ileride psikolojisi bozulmasın diye dört dönen aileler. Peki bunun ne gibi bir zararı var derseniz, çocuklar sera etkisinde büyüyorlar. Bir çiçek üzerinden örnek vermem gerekirse, seralardaki çiçekler çok güzeldir. Hayran kalarak alırız. El bebek gül bebek bakar, sular ve severiz. Sonra ne mi olur? Serada yetişen o çiçek evimize uyum sağlayamaz ve solar. Oysa komşularımızın verdiği bir dal çiçek boy atar, çiçek açar. Şimdi çocuğumuza geri dönelim. Psikolojisi bozulmasın diye uygun ortamda yetiştiren çocuk bir gün hayata atılır ve o çiçek gibi bozulur. Sonra ellerimizi dizimize vurup hayırsız evlat diye yakınırız. Gelecek nesil neden böyle zannediyorsunuz. Çocukluğumuza inen psikoglar yüzünden...
Çocukluklarımızın tamire ihtiyacı yok, çocukluğumuza inenlerin tamire ihtiyacı var. Tamirci nerede?

Dünyada savaşlar var. Gazetelerde her gün sayısız ölüm haberleri var. Yenisini almak işe yaramıyor. Yenisi yok. Ölen bir insanın yerini yenisi dolduramaz. Babasını kaybetmiş bir çocuğa yeni baba alamazsın. Kızına tecavüz edilip öldürülmüş bir anneye yeni evlat alamazsın. Düzen bozulmuş. Düzenin tamire ihtiyacı var. Tamirci nerede?

Hepimizin iç dünyasında çeşitli huy ve meziyetler var. Çoğu zamana ayak uyduramamış ve bozulmuş. O meziyetlerin, o duyguların yenisini alamazsın. Merhametini kaybetmiş bir insan için merhamet satmaz hiç kimse. Aşk satan, mutluluk satan dükkanlar yoktur. Zamanla tamir edilmediği için yok olan meziyet ve duyguların yeri boş kalmaz. Yalnızlık gelir yerleşir. Tamirciye ihtiyacımız var. Tamirci nerede?

Yeryüzü aslında bir kitap. Ağaçlar, kuşlar, gökyüzü... Biz başımızı sayfalardan kaldırıp bu gerçek kitapları okuyamıyoruz. Okumayı bilmiyoruz. Okumayı kelimelerden ibaret zannediyoruz. Çünkü gözlerimiz bozuk. Gözlerimizin tamirciye ihtiyacı var. Tamirci nerede?

Tamirci içimizde...
Bu kitap içimizdeki tamircileri uyandırmak için yazılmış. Oyuncakla başlayıp, dünyayı tamir edebilecek güçte tamircileri uyandırmak için..

Yenisini almayın, tamir edin...
Keyifli okumalar...
216 syf.
·7 günde·10/10
Basit cümlelerle ama o kadar kalıcı ve çarpıcı cümleler kullanıyor ki yazar kendisini fazlasıyla severek okuyorum... Sevmemin en büyük nedeni de yazarında dediği gibi modernizmin sünnet-i seniyyeleri hakkında fikirlerimi düşünüp bu kafayla zor dediğim anlarda yüzüme yüzüme vurduğu cümlelerle kalbimin nefes aldığını ve fikirlerimi açıkça söyleyebilecek gücü hissettiriyor ...

Kitabım başımdaki önsözdeki incelik bile 10 üzerinden 10 u gerektiriyor bence . kalbine nefes aldıran insanlara teşekkürüne şöyle başlıyor " Kardeşini Yusuf gibi kuyuda bırakmayı tercih edenlerin de bulunduğu bu dünyada..... gibi kardeşlere sahip olmanın nasıl bir nimet olduğunu ancak yaşayan bilir "diyor :)

Çağımızın hastalığı herkesi her zaman doğruca analiz edebileceğimiz inancından dem vuruyor ve kendimiz süt limanmışcasına insanlar hakkımda büyük konuşurken merhametin elimizden kayıp gittiğine dair serzenişi...

Televizyondaki goggle amcadaki uzmanlarla çevrili hayatımızda yetişen çocuklardan sera mahsulü çocuklar diye bahsetmesi ..

Her kötü huyumuzu ailemizin üzerine atıp elimizi taşın altına sokmadan güzel bir hayat geçirme isteğimiz ... Biz gitmeden gelmeyecek olan güzel günleri beklemek ve o gelmedikçe hep geçmişimizdeki insanları kötülememiz ....

Ömre diar olarak her yıl doğom günü kutlarken 0'dan 4 'e değil 4'ten 0'a doğru yol aldığımız
"Her şey belirlenmiş bir ecele doğru akıp gider.

Ve çevreyi okuması görmek ile bakmak arasındaki farkı bir defa daha hatırlattı bana hele ki mezar taşları hakkındaki okuması hayret vericiydi

Vel hasıl kelam kitap kalbinize hitap ediyor, samimilik hissettiriyor, dinginlik veriyor.
Cümlelerinin kalpten geldiğine inanıyorum. kalpten gelen kalbe ulaşırmış ancak


Selametle....
224 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Metin karabaşoğlu ismini duyunca akla okumalar gelir. Doğrusu kainatı okumaya çalışıyor. Tıpkı kendisinin çok hayran olduğu Beiüzzaman gibi, Efendimiz gibi. Başlıklarıda zaten varlıkları okuduğunu gösteriyor. Okurkende farklı bir tefekkürle okuyor. Onun okumalarını okurken farklı pencereler açılır, kendinizle yüzleşirsiniz, ezbere okuduklarınızı yeniden tefekkür ederek okumaya başlarsınız. Kendisiyle meselesi olan insan, kendini paranteze almadan okuyor. Çöpler okunur mu? Meydanlar okunur mu? Köpekler okunur mu? Metin Karabaşolu okuyor sizide okumaya çağırıyor. Psikoloji Alanında çalışan biri olarak KUYU okumasını okurken sanki bilim tefekkür okumasını perdeliyor hissine kapılıyorsunuz. İnsan hakikaten bir dönemin esiri ve hapsinden kurtulması gerekiyor. Kadim Bilgi bize neyi anlatmaya çalışıyor diye düşünmeye başlıyorsunuz. Kendinizi tamir edin diyor.Tavsiye ederim mutlaka sizide tamir eden bir okumayla karşılaşıyor olacaksınız.
216 syf.
·10 günde·Beğendi·7/10
Uzmanlıklar çağında yaşıyoruz. Ivan Illich'in deyimiyle 'kabiliyetsizleştirici uzmanlıklar çağı'nda hem de... Her konuyu 'uzman'lara bırakırken, fıtratın sesi de, vahyin sesi de duyulamıyor kulaklarımızda. Bunca gürültü arasında, kendi iç sesimizi dahi duyuramaz haldeyiz.

Oyuncak Tamirhanesi, bu duruma karşı yürekli bir isyanın ifadesi. Özelde psikolojizmin insana dair tahakkümüne meydan okuyan yazar, şu gerçeği seslendiriyor: İnsanı tanımak, bir 'uzmanlık' konusu değildir. Kendi iç sesine ve vahyin sesine beraberce kulak veren kişi hayatın anlamı, aile, çocuk, insan-insan ilişkileri konusundaki temel doğruları pekala kavrayabilir!
216 syf.
·Beğendi·10/10
‘İyi şeyler bizden; kötü şeyler ortamdan, ebeveynden, kaderden. İyileri bizzat biz yaptık, kötüleri annemiz babamız yüzünden yaptık,’ öyle mi? ‘İyi insan’ olmanın yolu ‘ideal şartlar’dan ve ‘mükemmel ortamlar’dan geçmiyor oysa. Bizi bu kişiliğe anne-babalarımız mahkûm etmiş de değil.

Denklemi şöyle kurmak gerekiyor: Anne-babalarımızın bize nasıl davrandığı, anne-babalarımızın imtihanıdır. O davranışları nasıl içselleştirdiğimiz, nasıl yorumlayıp şekillendirdiğimiz ise, bizim imtihanımız...

Yoksa, irade denilen şey insana niye verilmiş olsun?
216 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Okurken çok keyif aldığım bir kitaptı şu alıntıyı paylaşmak istiyorum...

"Uzmanlıklar çağında yaşıyoruz.
İvan İllich’in deyimiyle “kabiliyetsizleştirici uzmanlıklar çağı”nda hem de... Her konuyu “uzman” lara bırakırken,
Fıtratın sesi de,
Vahyin sesi de duyulamıyor kulaklarımızda. Bunca gürültü arasında, kendi iç sesimizi dahi duyamaz haldeyiz.
Oyuncak Tamirhanesi bu duruma karşı yürekli bir isyanın ifadesi. "
216 syf.
·4 günde·10/10
Metin Karabaşoğlu'nun kitapları hep güzeldir ama Oyuncak Tamirhanesi en sevdiğim kitabı oldu. Yazarın çok nayif bir dili var ve kitapta çok güzel konulara değinilmiş. Tavsiye olunur arkadaşlar okuyun.
224 syf.
·4 günde·9/10
aah ah dertli gönüller,gönle şifa diller,sözler,eller ve can bulan can'lar...
yagmur olup rahmet deryasından damla damla süzülen iksir.
ışık,güç,sahibi hayrat..
gel hasret çağ,gel davetsiz,gel..
216 syf.
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı, çok güzel konulara değinmiş yazar,
sindire sindire okunması gereken bir kitap olmuş şiddetle tavsiye ederim.
216 syf.
·Beğendi·9/10
Bazı bölümleri ilaç gibi geldi, çok naif çok bizden çok içten. Gözlerimi kapatıp sindirmeye özümsemeye içselleştirmeye çalıştım okuduğumu çoğu zaman . Tekrar okumak isterim.
216 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Hani hep deriz ya "Bu kitap benim hayatımı,bakış açımı değiştirdi"diye işte bu kitap onlardan biri.Deneme tarzında kısa yazılardan oluşan kitap ismini her ne kadar içindeki bir denemeden alsa da aslında hayatımızdaki tamire ihtiyacı olan noktalara değiniyor.Mesela düzeni bozulmuş dünyadan,her yaptığımız hatada bizi çocukluğumuza indirmek isteyen psikologlardan,yeryüzünü okuyamayan gözlerimizden...
Peki nerede bu tamirci?Tabi ki içimizde.İçimizdeki tamirciyi harekete geçirmek,uyandırmak için herkese tavsiyemdir efendim.
216 syf.
·Puan vermedi
Asım’ın Nesli Okuma Grubu kasım ayı kritik kitabımız Oyuncak Tamirhanesi idi. Kitap deneme türünde yazılmış bir eser. Yazarın gözlemleri, kendi fikirleri bolca mevcut. Yazarın okuduğum ilk kitabı idi. Deneme türünü seven biri olarak eserin girişini çok sevmekle beraber devamında bu fikrimde değişim oldu. Görüşlerini kesin bir dille ifade etmesi bir süre sonra kendi düşüncelerimizi yazara karşı savunmamıza sebep oluyor. Batılı psikiyatristlere karşı öne sürdüğü aksi yöndeki görüşleri bir süre sonra okurda “bu kadar da değil” tavrı oluşturuyor. Okudukça yazarın aslında gözlem alanının dar olduğunu (evde çalıştığını ve mümkün mertebe dışarı çıkmadığını ifade ediyor) farkediyoruz. Kitabın ismi ile içerik arasında bir bağlantı yok, sadece içerisinde geçen bir denemeden esinlenilmiş. Kitapta deneme türüne pek uymayan cinsten sürekli bir eleştiri mevcut. Düşüncelerini bir şeyleri eleştirerek ifade etmiş. Kitap okuyucuyu sıkmıyor, ancak bittikten sonra da damakta leziz bir tat bırakmıyor. Kitapta çok beğendiğim, ilk defa bu yazardan okudum dediğim kısımlar oldu, yani bana bir şeyler kattı. Benim gibi deneme türünü sevenler için okunabilecek bir eser, ancak tam olarak beklentinizi karşılayamayabilir. Selam ve dua ile.
İnsanlar yarışsa ama çatışmasa , herhalde daha güzel olurdu hayat.
...
Böyle olunca da , dünya ruhların daha da yükseklere daha süratle çıkabilmek için hayırda yarıştığı yer olmanın ötesinde, alilerle , denilerin, yüksek ruhlar ile alçakların çatıştığı bir diyara dönüşüyor. İblis Adem'in peşinde, Kabil Habil'in peşini bırakmıyor. Her İbrahim'in bir Nemrud'u var. Her Musa'nın karşısına bir firavun çıkıyor.
..
Bırakalım herkesin hayırda yarıştığı bir dünyayı, müminin kafirle çatıştığı bir dünyaya razı olsak bile, durum bundan da ötesi..Birbiriyle hayırda yarışmaktan öte, müminin müminle çatışabildiği bir dünyada yaşıyoruz.
Zaten, bu dünyada insana en büyük ızdırap veren de bu. Müminlerin müminlere ettiği kötülükler kadar yürek yandıran hangi durum var bu dünyada sahi?
Çocuk Yusuf, ağabeylerinin hasediyle atıldığı kuyudan alnının akı ve yüreğinin sekinetiyle çıkmıştı. Genç Yusuf, azizin karısının önce günah çağrısına, sonra da iftirasına maruz kaldığı saray görünümlü zindandan ise iffetiyle çıktı. Atıldığı zindan ise, ubudiyet miracına ulaştığı bir manevi saray olmuştu Yusuf için. Nitekim, haksız yere atıldığı o zindandan peygamber olarak çıktı. Uğradığı musibetlerin her biri, onun için, manevi ilerleme yolunda birer basamak olmuştu kısacası...
Çünkü bedeni kuyuya atılan Yusuf, ruhunu asla kuyuya düşürmemişti.
Onlar için hayat kolay: ''Bir Mehmet gitse, yerine bin Mehmet gelir.''
Onların çocuklarının adı Mehmet değil çünkü. Oray yahut Koray olduğu için kurtuluyor bu kan ve ateş çemberinden.
Ve onlar için, 'Mehmet,' sayılabilir birşey demek. Oysa onların yerine bin tanesi gelir dedikleri o bir Mehmet, bir annenin bir babanın tek oğlu, bir kadının tek kocası, bir çocuğun tek babası, bir delikanlının ve ya genç kızın tek ağabeyi.
Onların 'bin'i hatırlatıp 'BİR'i unutturma gayretlerine karşılık, o bir Mehmet 'her şey' demek birileri için...
Başkasının çocuğu üzerinden vatanseverlik en kolayı, ama aynı zamanda en korkakçasıdır.
Çözümle ilgili bir sözü ve sorumluluğu olanlar, bu kolaycılığı hamasetle örtmeye kalkacak yerde, kanlı tabutun içinde cenaze namazının kılınmasını bekleyen o Mehmet'lerin yerinde kendi çocuğunu hayal ederek yola koyulmalıdır.
Söylemeye yatkın insanlar da görüyoruz, söylenmeye de. Ama söyleşip de, sözleşmenin uzağındayız. Anlatmayı sevdiğimiz kadar, anlaşmayı sevdiğimizi söylemek imkansız. İletime dünden razıyız da iletişime açık değil zihinlerimiz.
Kalabalık ortamlarda oturup insanları gözlemleme gibi güya 'meslek icabı' bir hali terk edeli hayli zaman olmuş benim için. Gözlem yapmaya 'gözün gıybeti' olarak bakıyorum nicedir...
Gerçi doğrudur, merhamet güçtür.
Ama şu da doğrudur: Merhamet, güçtür!!
Nitekim, öfkenin yenemediği nice kalbler, merhamete ise yenilmiştir...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Oyuncak Tamirhanesi
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752699090
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nesil Yayınları
Baskılar:
Oyuncak Tamirhanesi
Oyuncak Tamirhanesi
Uzmanlıklar çağında yaşıyoruz. İvan İllich'in deyimiyle, 'kabiliyetsizleştirici uzmanlıklar çağı'nda hem de... Her konuyu 'uzmanlara bırakırken, fıtratın sesi de, vahyin sesi de duyulamıyor kulaklarımızda. Bunca gürültü arasında, kendi iç sesimizi dahi duyamaz haldeyiz.Oyuncak Tamirhanesi, bu duruma karşı, yürekli bir isyanın ifadesi. Özelde psikolojizmin insana dair tahakkümüne meydan okuyan yazar, şu gerçeği seslendiriyor: İnsanı tanımak, bir 'uzmanlık' konusu değildir. Kendi iç sesine ve vahyin sesine beraberce kulak veren kişi hayatın anlamı, aile, çocuk, insan-insan ilişkileri konusundaki temel doğruları pekâlâ kavrayabilir!

Kitabı okuyanlar 237 okur

  • Mehru_yan
  • Ebru YİĞİT
  • Firdevs K.
  • Vera'
  • Gülistan Ayvazoğlu
  • Melike İkra Akman

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.3 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0