Oyuncak Tamirhanesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.572
Gösterim
Adı:
Oyuncak Tamirhanesi
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752699090
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nesil Yayınları
Baskılar:
Oyuncak Tamirhanesi
Oyuncak Tamirhanesi
Uzmanlıklar çağında yaşıyoruz. İvan İllich'in deyimiyle, 'kabiliyetsizleştirici uzmanlıklar çağı'nda hem de... Her konuyu 'uzmanlara bırakırken, fıtratın sesi de, vahyin sesi de duyulamıyor kulaklarımızda. Bunca gürültü arasında, kendi iç sesimizi dahi duyamaz haldeyiz.Oyuncak Tamirhanesi, bu duruma karşı, yürekli bir isyanın ifadesi. Özelde psikolojizmin insana dair tahakkümüne meydan okuyan yazar, şu gerçeği seslendiriyor: İnsanı tanımak, bir 'uzmanlık' konusu değildir. Kendi iç sesine ve vahyin sesine beraberce kulak veren kişi hayatın anlamı, aile, çocuk, insan-insan ilişkileri konusundaki temel doğruları pekâlâ kavrayabilir!
216 syf.
·Beğendi·7/10
"YENİSİNİ ALMAYIN, TAMİR EDİN!
Eskiden hayat böyle değildi. Arası bozulan arkadaşlar hemen barışır, kalp kırgınlıkları tamir edilir, eşler arasındaki sorunlar uzamazdı. Neden peki? O zamanlar herkesin içinde bir tamirci vardı. İnsanlar kâh bir oyuncağı, kâh kırılan bir kalbi tamir ederdi. Zamanla birlikte biz içimizdeki tamirciyi yitirdik, belki de onu bu zamana layık göremedik. Sonuç olarak, "Yenisini alırız" çılgınlığına katılarak aslında yalnızlığı aldık..." Sözleriyle anlatmak istediğini gayet de güzel anlatmış.. nasıl bir çağda yaşıyoruz ki herşeyimiz var ve hâlâ almaya devam ediyoruz ama mutlu değiliz...
Kitap kapağı da bu konuyu yeterince güzel açıklamış. "Uzmanlıklar çağında yaşıyoruz. Ivan Illich'in deyimiyle 'kabiliyetsizleştirici uzmanlıklar çağı'nda hem de... Her konuyu 'uzman'lara bırakırken, fıtratın sesi de, vahyin sesi de duyulamıyor kulaklarımızda. Bunca gürültü arasında, kendi iç sesimizi dahi duyuramaz haldeyiz.
Oyuncak Tamirhanesi, bu duruma karşı yürekli bir isyanın ifadesi. Özelde psikolojizmin insana dair tahakkümüne meydan okuyan yazar, şu gerçeği seslendiriyor: İnsanı tanımak, bir 'uzmanlık' konusu değildir. Kendi iç sesine ve vahyin sesine beraberce kulak veren kişi hayatın anlamı, aile, çocuk, insan-insan ilişkileri konusundaki temel doğruları pekala kavrayabilir!" Alıntı
Hepimizin bu zamanda bir tamirciye ihtiyacı var... Yenisini almak artık tatmin etmiyor bizi.. tamir etsin içimizdeki kırılanlari da bir tamirci...
Aslında hepimizin içinde var bir tamirci.. çünkü biz böyle büyümedik. Gördük, biliyoruz tamir etmeyi... azıcık hatırlamak lazım sadece...
"Bu kitap içimizdeki tamircileri uyandırmak için yazılmış. Oyuncakla başlayıp, dünyayı tamir edebilecek güçte tamircileri uyandırmak için.."
216 syf.
·15 günde·Beğendi·10/10
Alalı bayağı olmuştu kitaplığımda bekliyordu bir kaç aydır ne zaman okumak için elime alsam sonra okurum diye tekrardan bırakıp başka bir kitap alıyordum. Demek ki okunmak için zamanını bekliyormuş. Öyle bir zaman denk geldi ki ruhuma ilaç gibi geldi. Öyle güzel şeyler anlatıyor ki, aklınızda sürekli soru işareti kalan, durup durup kendinizi eleştirdiğiniz, acabaların cevabını veriyor ve bence herkesin okuması gereken bir kitap hiç pişman olmadığım okuduğuma bilakis iyi ki okudum diyorum. Ruhunuza ilaç arıyorsanız biran önce okumanızı tavsiye ederim.
216 syf.
·9/10
Önsözünde “yenisini değil, bunu istiyorum!” diyen çocuğuna teşekkür eden bir yazarın kitabı Oyuncak Tamirhanesi. Kitabın fikri de burdan çıkmış. Çocukların vakit geçirdikleri, değer verdikleri, birlikte yiyip içip birlikte uyudukları oyuncaklarına olan vefasını birbirine karşı kaybediyor insanoğlu. Temel sorun bu. Ne zaman ki onların oyuncaklarını tamir edersek o zaman kendi hayatımıza el atmış olacağız diyor Metin Karabaşoğlu.
Yazarın okuduğum ilk kitabı ancak son olmayacağı aşikar. Hemen öncesinde okuduğum Cemil Meriç’in Bu Ülke’si ile paralel bir çok konusu var. Tabii ki daha sade ve anlaşılır bir dille.
Psikiyatriye sırtını dönmese de asıl dermanı hadis ve ayetlerin ışığında aramamızdan bahsetmiş. Kitapta çoğu kısımda hissedilen bir ispat çabasından ziyade okuyucunun kalbine dokunup onu kendine getirme, özüne ve kabuğuna sarılmasını sağlayıp sıkıntılardan kurtarma.
Okumalı, okutulmalı. Ruha şifa niyetine.
216 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Aslında bu kitabı inceledim diyemem zira o beni daha çok inceledi . Demem o ki kitap benim kendime ayna tutmama vesile oldu. Okurken kitabın benim aynama yansıttıkları beni derinden etkiledi.Ben benim kendimi çözmemde bana öncülük olan kitapları seviyorum. O nedenle bu kitaptan da memnun ayrılıyorum....
216 syf.
·Beğendi·10/10
Kalplerimizin tamire ihtiyacı var. Duygularımızın ve dahi düşüncelerimizin bile..
Her şeyin yenisini almaya meyilli olduğumuz şu çağda tamir nedir unuttuk belkide. İşte #metinkarabasoglu hayatın her alanında tamire ihtiyacımız olduğunu bir oyuncağı tamir etmek ile bir dostluğu tamir etmek arasında bağ kurabilmiş bize kainatın her bir zerresine tefekkür ederek gönül gözüyle bakabilmeyi öğretmeye çalışan ender yazarlardan. Son aylarda hep tanımakta okumakta geç kaldığım yazarları okuyorum. Böyle olunca bir yandan geç kalmışlığıma kızıyorum diğer yandan da böyle kıymetli yazarları okuyabildiğim için de şükrediyorum. “Deneme”benim için hep özeldir.
Hele de böyle hayatınıza anlam katıyorsa okudukça hatalarınızla yüzleşip doğru bakmayı sağlıyorsa daha bir kıymetlidir.
Kısacası kitapta bir ayakkabıdan tutun da bir bebeğin yüzüne, bir çöplükten tutun da kabuğa ve öz’e dair yani kainatı okumaya dair öyle ibretlik güzel yazılar var ki. Bakış açısına hayran oldum daha ne diyeyim.
216 syf.
·Beğendi·10/10
Öyle bir kitap ki kalbinizin en gizli köşelerine dokunup ben buradayım artık sakinleş yalnız değilsin diyor. Çok uzun zamandır listem de olduğu halde sürekli ertelediğim bir kitaptı oyuncak tamirhanesi alır almaz da bir kaç gün içinde bitirdim. Doğru mu yaptım bilmiyorum ama Metin hocanın üslubunu çok sevdim. Sanırım diğer kitaplarını alıp okumam için güzel bir sebep oldu. Oyuncak Tamirhanesini okudukça aklımdan sürekli Cemil Meriç'in şu sözleri geçti kitap bir limandı benim için kitaplarda yaşadım. Ve kitapta ki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim.. Hem de çok..
216 syf.
·Beğendi
Yazar hayata, hâdisâta, modern çağın bize dikte ettiklerine, gözden kaçırdığımız hususlara ve daha pek çok şeye tefekkür penceresinden bakıyor ve bizlere gördüklerini anlatıyor.
Bundan sebeb okuyanın nasibine çokça tefekkür etmek düşüyor.
Tefekkür ki şu zamanda en çok ihtiyacımız olan şeylerden biri.

Zira 'gaflet' hastalığı, dimağlarımızı ve kalbimizi istila etmiş durumda.

Peki ikisi arasında ne gibi bir alaka var diye sorarsanız;
Bediuzzaman Said Nursî Hazretleri gaflet hastalığından muzdarip olanlara şu reçeteyi yazmış yıllar önce;

“Tefekkür gafleti izale eder”

Kitabı okuyup bitirdiğimiz vakit, kalbimizi bu pencerenin önünde bulacağız ve hayata bu pencereden baktığımız zaman kalbimizin gaflet hastalığından sebeb vahim halini ve gözlerimizin hakikatlere ne derece perdelendiğini anlayacağız.
216 syf.
·7 günde·10/10
“Hayat imtihanında işaretlediğimiz yanlış şıkların hesabı başkalarının hesabına yazılıyor bu yaklaşımla: İyi şeyler bizden; kötü şeyler ortamdan, ebeveynden, kaderden. İyileri bizzat biz yaptık, kötüleri annemiz babamız yüzünden yaptık. İyilikler bizden, kötülükler başkalarından...
Bilakis denklemi şöyle kurmak gerekiyor: Anne babalarımızın bize nasıl davrandığı anne babalarımızın imtihanıdır. Bizim imtihanımız ise o davranışları nasıl içselleştirdiğimiz nasıl yorumlayıp şekillendirdiğimiz...”
216 syf.
·4 günde·10/10
Bu yıl okuduğum 100. Kitabın 10 üzerinden 10 luk olması beni çok mutlu etti. Kolay kolay çok beğenen biri olmam hele ki denemeleri, Ancak bu kitapla yazara hayran kaldım açıkçası. Öyle müthiş noktalara değiniyor ki hak vermemek elde değil. İnsanlar hakkında yorum yapmayı, neyin değerli olup olmadığını, eskileri atmamayı, sosyal medyayı, şaşahlı elbiseleri, kimin ne göreceğini... DAha nicesi var yani okuyup beğenmemeniz imkansız gibi birşey kesinlikle okuyun tavsiye ediyorum. Dini olarakta değenip görüşlerini argümanlaması ayrı hayan kalınası.
216 syf.
·Puan vermedi
Asım’ın Nesli Okuma Grubu kasım ayı kritik kitabımız Oyuncak Tamirhanesi idi. Kitap deneme türünde yazılmış bir eser. Yazarın gözlemleri, kendi fikirleri bolca mevcut. Yazarın okuduğum ilk kitabı idi. Deneme türünü seven biri olarak eserin girişini çok sevmekle beraber devamında bu fikrimde değişim oldu. Görüşlerini kesin bir dille ifade etmesi bir süre sonra kendi düşüncelerimizi yazara karşı savunmamıza sebep oluyor. Batılı psikiyatristlere karşı öne sürdüğü aksi yöndeki görüşleri bir süre sonra okurda “bu kadar da değil” tavrı oluşturuyor. Okudukça yazarın aslında gözlem alanının dar olduğunu (evde çalıştığını ve mümkün mertebe dışarı çıkmadığını ifade ediyor) farkediyoruz. Kitabın ismi ile içerik arasında bir bağlantı yok, sadece içerisinde geçen bir denemeden esinlenilmiş. Kitapta deneme türüne pek uymayan cinsten sürekli bir eleştiri mevcut. Düşüncelerini bir şeyleri eleştirerek ifade etmiş. Kitap okuyucuyu sıkmıyor, ancak bittikten sonra da damakta leziz bir tat bırakmıyor. Kitapta çok beğendiğim, ilk defa bu yazardan okudum dediğim kısımlar oldu, yani bana bir şeyler kattı. Benim gibi deneme türünü sevenler için okunabilecek bir eser, ancak tam olarak beklentinizi karşılayamayabilir. Selam ve dua ile.
216 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Hani hep deriz ya "Bu kitap benim hayatımı,bakış açımı değiştirdi"diye işte bu kitap onlardan biri.Deneme tarzında kısa yazılardan oluşan kitap ismini her ne kadar içindeki bir denemeden alsa da aslında hayatımızdaki tamire ihtiyacı olan noktalara değiniyor.Mesela düzeni bozulmuş dünyadan,her yaptığımız hatada bizi çocukluğumuza indirmek isteyen psikologlardan,yeryüzünü okuyamayan gözlerimizden...
Peki nerede bu tamirci?Tabi ki içimizde.İçimizdeki tamirciyi harekete geçirmek,uyandırmak için herkese tavsiyemdir efendim.
'Sayının değil 'Söz'ün; sonucun değil yolun erdemine itibar edip, 'başarı'yı böyle anlayanlara selam olsun.
Hoşnut olmadığımız bir halde isek, başkalarının değil, kendi irademizin yahut iradesizliğimizin esiriyiz.

Ve de, kendi nefsimizin mahkumu... Kendisini temize çıkarmak uğruna --- alemlerin Rabbi dahil --- herkesi ve herşeyi suçlamaya yatkın nefsimizin.
Bu dünyada ki, acının her türlüsünü onun üzerinde tatmış şanlı Nebi aleyhisselâtu vesselam "Elhamdülillahi alâ külli hâl, sivel küfri ve'd-delâl," yani "Küfür ve dalâlet hali hariç, her hal için elhamdülillah" sözünü bu dünyada söylemiştir.
Dünya güzeldir.Hayat da güzeldir.
Ey yeryüzü kadınları! Olmak istiyorsanız, görünmek zorunda değilsiniz! Hele ki güzel görünmek zorunda hiç değil...
Bedeni kuyuya atılan Yusuf’un ruhu, asla kuyuya düşmemişti.
İlerleyen yıllarda, aynı beden bu kez zindanlara atıldı; ama Yusuf’un kuyuya düşmeyen ruhu zindana da düşmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Oyuncak Tamirhanesi
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752699090
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nesil Yayınları
Baskılar:
Oyuncak Tamirhanesi
Oyuncak Tamirhanesi
Uzmanlıklar çağında yaşıyoruz. İvan İllich'in deyimiyle, 'kabiliyetsizleştirici uzmanlıklar çağı'nda hem de... Her konuyu 'uzmanlara bırakırken, fıtratın sesi de, vahyin sesi de duyulamıyor kulaklarımızda. Bunca gürültü arasında, kendi iç sesimizi dahi duyamaz haldeyiz.Oyuncak Tamirhanesi, bu duruma karşı, yürekli bir isyanın ifadesi. Özelde psikolojizmin insana dair tahakkümüne meydan okuyan yazar, şu gerçeği seslendiriyor: İnsanı tanımak, bir 'uzmanlık' konusu değildir. Kendi iç sesine ve vahyin sesine beraberce kulak veren kişi hayatın anlamı, aile, çocuk, insan-insan ilişkileri konusundaki temel doğruları pekâlâ kavrayabilir!

Kitabı okuyanlar 235 okur

  • Guse_nisin
  • Ebru YİĞİT
  • Firdevs K.
  • Vera'
  • Gülistan Ayvazoğlu
  • Melike İkra Akman

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.3 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0