Adı:
Oyuncak Tamirhanesi
Baskı tarihi:
Mayıs 2018
Sayfa sayısı:
216
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053261353
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İz Yayıncılık
Uzmanlıklar çağında yaşıyoruz. İvan İllich’in deyimiyle “kabiliyetsizleştirici uzmanlıklar çağı”nda hem de... Her konuyu “uzman”lara bırakırken, fıtratın sesi de, vahyin sesi de duyulamıyor kulaklarımızda. Bunca gürültü arasında, kendi iç sesimizi dahi duyamaz haldeyiz. Oyuncak Tamirhanesi bu duruma karşı yürekli bir isyanın ifadesi. Özelde psikolojizmin insana tahakkümüne meydan okuyan Metin Karabaşoğlu, şu gerçeği seslendiriyor: İnsanı tanımak, bir “uzmanlık” konusu değildir. Kendi iç sesine ve vahyin sesine beraberce kulak veren bir kişi, hayatın anlamı, aile, çocuk, insan-insan ilişkileri konusundaki temel doğruları pekâlâ kavrayabilir!
YENİSİNİ ALMAYIN, TAMİR EDİN!

Eskiden hayat böyle değildi. Arası bozulan arkadaşlar hemen barışır, kalp kırgınlıkları tamir edilir, eşler arasındaki sorunlar uzamazdı. Neden peki? O zamanlar herkesin içinde bir tamirci vardı. İnsanlar kâh bir oyuncağı, kâh kırılan bir kalbi tamir ederdi. Zamanla birlikte biz içimizdeki tamirciyi yitirdik, belki de onu bu zamana layık göremedik. Sonuç olarak, "Yenisini alırız" çılgınlığına katılarak aslında yalnızlığı aldık...

Yeni zamanın bize en büyük getirisi, çocukluğumuza merdiven dayayıp içeriyi dikizleyen psikolog ve psikiatristler oldu. Bu bir anlamda da suçu başkasına atmak değil mi? Hatta o bir başkası da anne baba değil mi? Ruhumuzda yer alan sorunları çocukluğa bağladık ama başarılamızın tek sebebi biziz. Bu da yeni bir sorun doğuruyor. Çocuğumun ileride psikolojisi bozulmasın diye dört dönen aileler. Peki bunun ne gibi bir zararı var derseniz, çocuklar sera etkisinde büyüyorlar. Bir çiçek üzerinden örnek vermem gerekirse, seralardaki çiçekler çok güzeldir. Hayran kalarak alırız. El bebek gül bebek bakar, sular ve severiz. Sonra ne mi olur? Serada yetişen o çiçek evimize uyum sağlayamaz ve solar. Oysa komşularımızın verdiği bir dal çiçek boy atar, çiçek açar. Şimdi çocuğumuza geri dönelim. Psikolojisi bozulmasın diye uygun ortamda yetiştiren çocuk bir gün hayata atılır ve o çiçek gibi bozulur. Sonra ellerimizi dizimize vurup hayırsız evlat diye yakınırız. Gelecek nesil neden böyle zannediyorsunuz. Çocukluğumuza inen psikoglar yüzünden...
Çocukluklarımızın tamire ihtiyacı yok, çocukluğumuza inenlerin tamire ihtiyacı var. Tamirci nerede?

Dünyada savaşlar var. Gazetelerde her gün sayısız ölüm haberleri var. Yenisini almak işe yaramıyor. Yenisi yok. Ölen bir insanın yerini yenisi dolduramaz. Babasını kaybetmiş bir çocuğa yeni baba alamazsın. Kızına tecavüz edilip öldürülmüş bir anneye yeni evlat alamazsın. Düzen bozulmuş. Düzenin tamire ihtiyacı var. Tamirci nerede?

Hepimizin iç dünyasında çeşitli huy ve meziyetler var. Çoğu zamana ayak uyduramamış ve bozulmuş. O meziyetlerin, o duyguların yenisini alamazsın. Merhametini kaybetmiş bir insan için merhamet satmaz hiç kimse. Aşk satan, mutluluk satan dükkanlar yoktur. Zamanla tamir edilmediği için yok olan meziyet ve duyguların yeri boş kalmaz. Yalnızlık gelir yerleşir. Tamirciye ihtiyacımız var. Tamirci nerede?

Yeryüzü aslında bir kitap. Ağaçlar, kuşlar, gökyüzü... Biz başımızı sayfalardan kaldırıp bu gerçek kitapları okuyamıyoruz. Okumayı bilmiyoruz. Okumayı kelimelerden ibaret zannediyoruz. Çünkü gözlerimiz bozuk. Gözlerimizin tamirciye ihtiyacı var. Tamirci nerede?

Tamirci içimizde...
Bu kitap içimizdeki tamircileri uyandırmak için yazılmış. Oyuncakla başlayıp, dünyayı tamir edebilecek güçte tamircileri uyandırmak için..

Yenisini almayın, tamir edin...
Keyifli okumalar...
Metin karabaşoğlu ismini duyunca akla okumalar gelir. Doğrusu kainatı okumaya çalışıyor. Tıpkı kendisinin çok hayran olduğu Beiüzzaman gibi, Efendimiz gibi. Başlıklarıda zaten varlıkları okuduğunu gösteriyor. Okurkende farklı bir tefekkürle okuyor. Onun okumalarını okurken farklı pencereler açılır, kendinizle yüzleşirsiniz, ezbere okuduklarınızı yeniden tefekkür ederek okumaya başlarsınız. Kendisiyle meselesi olan insan, kendini paranteze almadan okuyor. Çöpler okunur mu? Meydanlar okunur mu? Köpekler okunur mu? Metin Karabaşolu okuyor sizide okumaya çağırıyor. Psikoloji Alanında çalışan biri olarak KUYU okumasını okurken sanki bilim tefekkür okumasını perdeliyor hissine kapılıyorsunuz. İnsan hakikaten bir dönemin esiri ve hapsinden kurtulması gerekiyor. Kadim Bilgi bize neyi anlatmaya çalışıyor diye düşünmeye başlıyorsunuz. Kendinizi tamir edin diyor.Tavsiye ederim mutlaka sizide tamir eden bir okumayla karşılaşıyor olacaksınız.
Basit cümlelerle ama o kadar kalıcı ve çarpıcı cümleler kullanıyor ki yazar kendisini fazlasıyla severek okuyorum... Sevmemin en büyük nedeni de yazarında dediği gibi modernizmin sünnet-i seniyyeleri hakkında fikirlerimi düşünüp bu kafayla zor dediğim anlarda yüzüme yüzüme vurduğu cümlelerle kalbimin nefes aldığını ve fikirlerimi açıkça söyleyebilecek gücü hissettiriyor ...

Kitabım başımdaki önsözdeki incelik bile 10 üzerinden 10 u gerektiriyor bence . kalbine nefes aldıran insanlara teşekkürüne şöyle başlıyor " Kardeşini Yusuf gibi kuyuda bırakmayı tercih edenlerin de bulunduğu bu dünyada..... gibi kardeşlere sahip olmanın nasıl bir nimet olduğunu ancak yaşayan bilir "diyor :)

Çağımızın hastalığı herkesi her zaman doğruca analiz edebileceğimiz inancından dem vuruyor ve kendimiz süt limanmışcasına insanlar hakkımda büyük konuşurken merhametin elimizden kayıp gittiğine dair serzenişi...

Televizyondaki goggle amcadaki uzmanlarla çevrili hayatımızda yetişen çocuklardan sera mahsulü çocuklar diye bahsetmesi ..

Her kötü huyumuzu ailemizin üzerine atıp elimizi taşın altına sokmadan güzel bir hayat geçirme isteğimiz ... Biz gitmeden gelmeyecek olan güzel günleri beklemek ve o gelmedikçe hep geçmişimizdeki insanları kötülememiz ....

Ömre diar olarak her yıl doğom günü kutlarken 0'dan 4 'e değil 4'ten 0'a doğru yol aldığımız
"Her şey belirlenmiş bir ecele doğru akıp gider.

Ve çevreyi okuması görmek ile bakmak arasındaki farkı bir defa daha hatırlattı bana hele ki mezar taşları hakkındaki okuması hayret vericiydi

Vel hasıl kelam kitap kalbinize hitap ediyor, samimilik hissettiriyor, dinginlik veriyor.
Cümlelerinin kalpten geldiğine inanıyorum. kalpten gelen kalbe ulaşırmış ancak


Selametle....
‘İyi şeyler bizden; kötü şeyler ortamdan, ebeveynden, kaderden. İyileri bizzat biz yaptık, kötüleri annemiz babamız yüzünden yaptık,’ öyle mi? ‘İyi insan’ olmanın yolu ‘ideal şartlar’dan ve ‘mükemmel ortamlar’dan geçmiyor oysa. Bizi bu kişiliğe anne-babalarımız mahkûm etmiş de değil.

Denklemi şöyle kurmak gerekiyor: Anne-babalarımızın bize nasıl davrandığı, anne-babalarımızın imtihanıdır. O davranışları nasıl içselleştirdiğimiz, nasıl yorumlayıp şekillendirdiğimiz ise, bizim imtihanımız...

Yoksa, irade denilen şey insana niye verilmiş olsun?
Metin Karabaşoğlu'nun kitapları hep güzeldir ama Oyuncak Tamirhanesi en sevdiğim kitabı oldu. Yazarın çok nayif bir dili var ve kitapta çok güzel konulara değinilmiş. Tavsiye olunur arkadaşlar okuyun.
Uzmanlıklar çağında yaşıyoruz. Ivan Illich'in deyimiyle 'kabiliyetsizleştirici uzmanlıklar çağı'nda hem de... Her konuyu 'uzman'lara bırakırken, fıtratın sesi de, vahyin sesi de duyulamıyor kulaklarımızda. Bunca gürültü arasında, kendi iç sesimizi dahi duyuramaz haldeyiz.

Oyuncak Tamirhanesi, bu duruma karşı yürekli bir isyanın ifadesi. Özelde psikolojizmin insana dair tahakkümüne meydan okuyan yazar, şu gerçeği seslendiriyor: İnsanı tanımak, bir 'uzmanlık' konusu değildir. Kendi iç sesine ve vahyin sesine beraberce kulak veren kişi hayatın anlamı, aile, çocuk, insan-insan ilişkileri konusundaki temel doğruları pekala kavrayabilir!
Asım’ın Nesli Okuma Grubu kasım ayı kritik kitabımız Oyuncak Tamirhanesi idi. Kitap deneme türünde yazılmış bir eser. Yazarın gözlemleri, kendi fikirleri bolca mevcut. Yazarın okuduğum ilk kitabı idi. Deneme türünü seven biri olarak eserin girişini çok sevmekle beraber devamında bu fikrimde değişim oldu. Görüşlerini kesin bir dille ifade etmesi bir süre sonra kendi düşüncelerimizi yazara karşı savunmamıza sebep oluyor. Batılı psikiyatristlere karşı öne sürdüğü aksi yöndeki görüşleri bir süre sonra okurda “bu kadar da değil” tavrı oluşturuyor. Okudukça yazarın aslında gözlem alanının dar olduğunu (evde çalıştığını ve mümkün mertebe dışarı çıkmadığını ifade ediyor) farkediyoruz. Kitabın ismi ile içerik arasında bir bağlantı yok, sadece içerisinde geçen bir denemeden esinlenilmiş. Kitapta deneme türüne pek uymayan cinsten sürekli bir eleştiri mevcut. Düşüncelerini bir şeyleri eleştirerek ifade etmiş. Kitap okuyucuyu sıkmıyor, ancak bittikten sonra da damakta leziz bir tat bırakmıyor. Kitapta çok beğendiğim, ilk defa bu yazardan okudum dediğim kısımlar oldu, yani bana bir şeyler kattı. Benim gibi deneme türünü sevenler için okunabilecek bir eser, ancak tam olarak beklentinizi karşılayamayabilir. Selam ve dua ile.
Hani hep deriz ya "Bu kitap benim hayatımı,bakış açımı değiştirdi"diye işte bu kitap onlardan biri.Deneme tarzında kısa yazılardan oluşan kitap ismini her ne kadar içindeki bir denemeden alsa da aslında hayatımızdaki tamire ihtiyacı olan noktalara değiniyor.Mesela düzeni bozulmuş dünyadan,her yaptığımız hatada bizi çocukluğumuza indirmek isteyen psikologlardan,yeryüzünü okuyamayan gözlerimizden...
Peki nerede bu tamirci?Tabi ki içimizde.İçimizdeki tamirciyi harekete geçirmek,uyandırmak için herkese tavsiyemdir efendim.
aah ah dertli gönüller,gönle şifa diller,sözler,eller ve can bulan can'lar...
yagmur olup rahmet deryasından damla damla süzülen iksir.
ışık,güç,sahibi hayrat..
gel hasret çağ,gel davetsiz,gel..
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı, çok güzel konulara değinmiş yazar,
sindire sindire okunması gereken bir kitap olmuş şiddetle tavsiye ederim.
Okurken çok keyif aldığım bir kitaptı şu alıntıyı paylaşmak istiyorum...

"Uzmanlıklar çağında yaşıyoruz.
İvan İllich’in deyimiyle “kabiliyetsizleştirici uzmanlıklar çağı”nda hem de... Her konuyu “uzman” lara bırakırken,
Fıtratın sesi de,
Vahyin sesi de duyulamıyor kulaklarımızda. Bunca gürültü arasında, kendi iç sesimizi dahi duyamaz haldeyiz.
Oyuncak Tamirhanesi bu duruma karşı yürekli bir isyanın ifadesi. "
Bu yıl okuduğum 100. Kitabın 10 üzerinden 10 luk olması beni çok mutlu etti. Kolay kolay çok beğenen biri olmam hele ki denemeleri, Ancak bu kitapla yazara hayran kaldım açıkçası. Öyle müthiş noktalara değiniyor ki hak vermemek elde değil. İnsanlar hakkında yorum yapmayı, neyin değerli olup olmadığını, eskileri atmamayı, sosyal medyayı, şaşahlı elbiseleri, kimin ne göreceğini... DAha nicesi var yani okuyup beğenmemeniz imkansız gibi birşey kesinlikle okuyun tavsiye ediyorum. Dini olarakta değenip görüşlerini argümanlaması ayrı hayan kalınası.
Bu toprakların güzel insanlara ihtiyacı var. Güzel kelimelerle düşündüğü için güzel kelimelerle söyleşen güzel insanlara.
Dün bozulan oyuncağın 'tamiri'ne değil 'yenisi'ne yönlendirilmiş çocuklar, bugün bozulan dostlukların 'tamiri'ne değil, 'yenisi'ne yöneliyor...
Metin Karabaşoğlu
Sayfa 46 - Nesil karakalem
Zira bu diyarda 'köpek' kelimesi nadiren köpekleri tarif için kullanılır.
Metin Karabaşoğlu
Sayfa 208 - Nesil karakalem
Ölümün değil hayatın, öldürmenin değil yaşatmanın asıl olduğu bir dünyada yaşamak istiyorum.
Öldürmenin de, öldürülmenin de yüceltilmediği bir dünyada yaşamak istiyorum.
Filistin'den ölüm haberleri değil, hayat haberleri duymak istiyorum.
Ve biliyorum ki Filistin artık asla Filistin değildir. Filistinli çocukları yaşatamadığımız sürece insanlık ölecektir.
Dünyanın en saf, en temiz, en anlamlı ve en pürüzsüz sayfasını bir bebeğin yüzünde okursunuz.
Metin Karabaşoğlu
Sayfa 185 - Nesil karakalem
İnsanlar yarışsa ama çatışmasa, herhalde daha güzel olurdu hayat. Ama bu, dünyanın gerçeği değil.
Metin Karabaşoğlu
Sayfa 69 - Nesil karakalem

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Oyuncak Tamirhanesi
Baskı tarihi:
Mayıs 2018
Sayfa sayısı:
216
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053261353
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İz Yayıncılık
Uzmanlıklar çağında yaşıyoruz. İvan İllich’in deyimiyle “kabiliyetsizleştirici uzmanlıklar çağı”nda hem de... Her konuyu “uzman”lara bırakırken, fıtratın sesi de, vahyin sesi de duyulamıyor kulaklarımızda. Bunca gürültü arasında, kendi iç sesimizi dahi duyamaz haldeyiz. Oyuncak Tamirhanesi bu duruma karşı yürekli bir isyanın ifadesi. Özelde psikolojizmin insana tahakkümüne meydan okuyan Metin Karabaşoğlu, şu gerçeği seslendiriyor: İnsanı tanımak, bir “uzmanlık” konusu değildir. Kendi iç sesine ve vahyin sesine beraberce kulak veren bir kişi, hayatın anlamı, aile, çocuk, insan-insan ilişkileri konusundaki temel doğruları pekâlâ kavrayabilir!

Kitabı okuyanlar 119 okur

  • Levent Günaydın
  • Merve Tunç
  • DİLEK DAYIOĞLU
  • Hilmi Karaca
  • Semra BİÇER
  • Sevgili Dost
  • Medine Türk
  • Elif Demirbaş Caymak
  • türkan çetinkaya
  • Melek Yıldız Türk

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.3
14-17 Yaş
%5.3
18-24 Yaş
%26.3
25-34 Yaş
%42.1
35-44 Yaş
%5.3
45-54 Yaş
%5.3
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%10.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%81.9
Erkek
%16.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%44.4 (20)
9
%28.9 (13)
8
%15.6 (7)
7
%6.7 (3)
6
%0
5
%2.2 (1)
4
%2.2 (1)
3
%0
2
%0
1
%0