Özgürlüğün İslami YoluMustafa Akyol

·
Okunma
·
Beğeni
·
602
Gösterim
Adı:
Özgürlüğün İslami Yolu
Baskı tarihi:
Eylül 2013
Sayfa sayısı:
284
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050916492
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Mustafa Akyol, İslam düşüncesindeki "bireyci" ve "hürriyetçi" damarı gözler önüne seriyor ve özgürlükçü bir İslamın mümkün olabileceğini gösteriyor.

"İstanbuldaki en parlak zihinlerden biri."
-Fareed Zakaria, CNN-

"Çok cesur ve zarif bir Müslümanca özgürlük müdafaası."
-Financial Times-

"Türkiyede ve İslami Ortadoğuda liberal demokrasi imkânları üzerine çok orijinal bir yorum."
-Wall Street Journal-

Mustafa Akyol, 2011de İngilizce yayımlanan ve Türkçe baskısı için gözden geçirdiği kitabında Müslüman dünyadaki "özgürlük açığı"nı ele alıyor. Ve şu kritik soruyu soruyor: Müslüman dünyadaki otoriter rejim ve akımlar, İslamdan değil de, acaba dünyanın bu kısmında kökleşmiş siyasi kültürler ve sosyal yapılardan kaynaklanıyor olabilir mi? Başka bir ifadeyle, acaba otoriter Müslümanlar, hasbelkader Müslüman olmuş otoriter insanlar mı?Tüm dünyayı ilgilendiren bu temel sorunun ardından, İslam düşüncesindeki "bireyci" ve "hürriyetçi" damarı gözler önüne seren Akyol, okurlara özgürlükçü bir İslamın pekâlâ mümkün olabileceğini de gösteriyor.
(Tanıtım Bülteninden)
Kesinlikle çok beğendiğim bir kitap. Yorumlar enfes. Uzun zamandır islami açıdan sorgulamalarıma anlam katan düşünceler var. Özgürlüğün tarifi güzel eleştirilerle yorumlanmış. Faydalı olacaktır okuyanlar için.
İslam tarihinde iki ana akımın farklılıkları ve birbirleri ile olan uğraşlarını kısa ve olabildiğince akıcı anlatılan, kaynakcalı bu bilimsel eserin okunmasının bugünkü olayları daha sağlıklı yorumlamaya katkı da bulunacağını düşünüyoruz. Her evde okunması ve her kütüphane de bulunması gereken baş vuru kitabı.
Kitapta, otoriter rejim ve akımlar neden müslüman dünyada kendilerine bu kadar yer bulabildiler sorusunun cevabına odaklanılıyor. Otoriterleşme islam kaynaklı mı yoksa otorite yanlısı kişiler hasbelkader müslüman kişiler mi? İslamda özgür ve bireyci bakış açıları nasıl yer bulur? Aslında islamın özünde bu bakış açılarına olumsuz bir yaklaşım yoktur ama neden bu şekilde algılanır sorusuna verilen cevaplarla yeni bakış açıları kazandıran bir kitap. Her olumsuzluğun islamla ilişkilendirilmesinin önünü alacak güzel çözümlemeler ve anlaşılır bir dil kullanılmış.
Tek cümleyle șöyle özetleyeceğim, bu kitap siyasi/dini düșüncelerimin %90 oranında baskıya dökülmüș hali. Mustafa Akyol'un zihinsel gelișimi ve fikirleri gerçekten ilgi çekici ama kitabı asıl güzelleștiren Mustafa Akyol'un savunduğu fikirlerin aslında birçok entelektüel-akademisyen tarafından desteklenen fikirler olduğunu göstermesi. Bunu yaparken atıflar ve alıntılarda bulunuyor. Kitap "Liberalizm" fikrinin doğușunda erken dönem Islam değerleri ve alimlerinin fikirlerinin ne kadar etkili olduğunu göstermekle kalmıyor, -malesef- bastırılmıș Liberal Islami hareketlerin de öyküsünü anlatıyor. Mustafa Bey bu kitabı yazdığında ülkemizde yeșermiș AKP modelinin 2000'li yılların bașındaki bașarılarından bahsederken, kitabı yazdıktan birkaç sene sonra olan Gülen Terörizmi ile kavgaları ve AKP iktidarının ivmeli șekilde otoriterleșmesini bilseydi heralde bazı yerleri yazdığına pișman olurdu. :) Yine de yazıldığı yıla göre değerlendirelim biz.
Kitaba katılmadığım %10 ise Mustafa Bey'in klasik muhafazakar düșüncesi yüzünden Kemalist iktidarların ilk yıllardaki reflekslerine karșı çok anlayıșsız olması. "Acaba Kemalizm'in ilk yıllardaki zorunlu bazı hareketleri olmasaydı Türkiye bölgesinde esir düșememiș birkaç ülkeden biri olur muydu?" sorusunu kendisine sorması lazım Türk Liberallerin. Bunun dıșında Nurcu harekete karșı da biraz masumane bakıșı olmuș Mustafa Bey'in bu kitabı yazdığı yıllarda. Bu iki husus yüzünden %100 yerine %90 katıldığımı söylüyorum kitaba. Yine de 10 puanı hakeden bir kitap kesinlikle.
Kur’an kumarı, faizi, içkiyi, leş ve domuz eti yemeyi ve putlar için kurban edilmesini
haram kılmıştır.
Ayrıca Müslümanlara günde beş vakit namaz kılmalarını, Ramazan ayında oruç
tutmalarını, ömürde bir kez hacca gitmelerini, fakire zekat vermelerini ve buna benzer
yükümlülükleri yerine getirmelerini emretmiştir.

...Fakat çok ilginçtir ki, Kur’an bu dünyada söz konusu günahlara yönelik bir ceza
belirlememiştir.
Kur’an’da spesifik olarak ceza öngörülen günah dörttür; hırsızlık, haydutluk,
(İftira) zina iftirası ve zina.. Ve bu günahlara bedeni cezalar tayin edilmiştir.

...Az önce sözünü ettiğimiz dört günah,Kur’anda ceza önerilmeyen günahlardan
kategorik olarak farklıdır.
Çünkü bu günahlarda Allah hakkıyla beraber, kul hakkı da çiğnenmektedir.
Başka bir ifadeyle, birine bir zulüm yapılmaktadır.

Kur’an sadece ‘’insanların haklarını’’ çiğneyen günahları (yani suçları) cezalandırmaktadır.
Allah’ın haklarını çiğneyen günahların sonuçları, hesabı öbür dünyada görülmek üzere Allah’a bırakılır.
14. yüzyılda yaşamış Müslüman düşünür olan İbn Haldun ise Mukaddime’yi yazmıştı ki, İngiliz tarihçisi Arnold Toynbee’ye göre, bu kitap “hiç kuşkusuz, şimdiye kadar herhangi bir zamanda ya da yerde hiçbir akıl tarafından aşılamamış, kendi türünün en büyük eseri”ydi. Kitapta, İbn Haldun, başka pek çok şeyin yanı sıra, bir ekonomik liberalizm teorisi de geliştirmişti: Hükümetlere vergileri azaltmaları, özel mülkiyeti güvence altına almaları, serbest piyasayı desteklemeleri ve bütçe açıklarından kaçınmalarını tavsiye ediyordu. Dünya Bankası’nın İbn Haldun’u “özelleştirmenin ilk savunucusu” olarak övmesi bundandır ve yersiz değildir.
Gerçi, hoş, Kur’an, peygamberi, “Şüphesiz ben, ancak sizin benzeriniz olan bir beşerim”ve “... gaybı da bilmiyorum”diyen mütevazı bir insan olarak tanıtmasına rağmen, Ehl-i Hadis, onu çoktan, gelecekle ilgili her şeyi bilen bir kâhin gibi tasvir etmişti. Dolayısıyla, insanüstü bir konuma yükseltilen bu peygamber imajı, kendisinden sonra gelen idareciler hakkında yorum yapar hale de gelmişti. Mesela “Allah idarecilerin sadece iyi amellerini yazar, kötü olanlarını yazmaz”17gibi inanılmaz hadislere rastlanabiliyordu. Bu, muhtemelen, Emevi halifelerinin zulüm ve yolsuzluklarına meşruiyet kazandırmak için 8. yüzyıl başlarında dolaşıma soktukları bir uydurmaydı.
Ünlü Katolik ilahiyatçı Hans Küng’e göre ise, bireysel kurtuluş üzerine yapılan vurgu, bireyin Arabistan’daki kabileci boyunduruktan özgürleşmesini sağladı:
"Muhammed’in yaydığı tutarlı tek-tanrıcılık... yeni bir bireysel sorumluluk yarattı... Tek bir Tanrı varsa ve o Tanrı Yaratıcı ise, onun yarattığı insanlar özel bir onur kazanıyor; her şeyi belirleyen bir kabileler sisteminin objeleri değil, Yaratıcı’larına karşı sorumlu ve hatta O’nun 'halife'si olan bireyler oluyorlardı."
Bu öğreti (Mutezile ekolü), dünyanın insanların ‘’tercih etme hakkına’’ sahip olduğu özgür
bir yer olması gerektiği sonucuna götürdü.

Onlara göre, bütün dünya insanların hakiki imanı kabul edip etmeyeceklerinin imtihan
olunduğu bir ‘’imtihan yeri’’ olarak görülmeliydi.

‘’Dinde zorlama ve baskı yoktur’’ ayetinin de işaretiyle , iman, ancak hakiki bir tasdikle,
yani ‘kalbin bir eylemiyle’ gerçekleşebilirdi.

Öyleyse, insanlar, iman edebilmek için, önce ‘’din konusunda tercihte bulunabilme’’
özgürlüğüne sahip olmalıydılar.
Özgürlük, her bireyin, kendi tercih ve kararlarıyla, doğru ve yanlışlarıyla şekillenen dolu bir hayat yaşamak için ihtiyaç duyduğu zemindir.
Ve hatta özgürlük, her bireyin, Allah’ı bulmak için yürüyeceği yoldur.
Eleştiri ve alaya öfkeyle tepki vermeye yatkın olan Müslümanlar, bu tavrın kendilerini
sadece olgunlaşmamış ve öz güvensiz kişiler olarak resmedeceğini görmeliler.
Buna karşın şayet tepkileri ağırbaşlı ve akılcı olursa, İslam’a çok daha iyi bir şekilde
hizmet etmiş olacaklardır.
Unutmamak gerekir ki, bir dinin gücü, muhaliflerini susturma gücüyle ifade bulmaz.
O dine inananların ahlaki erdemleri ve entellektüel kapasitesiyle ifade bulur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Özgürlüğün İslami Yolu
Baskı tarihi:
Eylül 2013
Sayfa sayısı:
284
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050916492
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Mustafa Akyol, İslam düşüncesindeki "bireyci" ve "hürriyetçi" damarı gözler önüne seriyor ve özgürlükçü bir İslamın mümkün olabileceğini gösteriyor.

"İstanbuldaki en parlak zihinlerden biri."
-Fareed Zakaria, CNN-

"Çok cesur ve zarif bir Müslümanca özgürlük müdafaası."
-Financial Times-

"Türkiyede ve İslami Ortadoğuda liberal demokrasi imkânları üzerine çok orijinal bir yorum."
-Wall Street Journal-

Mustafa Akyol, 2011de İngilizce yayımlanan ve Türkçe baskısı için gözden geçirdiği kitabında Müslüman dünyadaki "özgürlük açığı"nı ele alıyor. Ve şu kritik soruyu soruyor: Müslüman dünyadaki otoriter rejim ve akımlar, İslamdan değil de, acaba dünyanın bu kısmında kökleşmiş siyasi kültürler ve sosyal yapılardan kaynaklanıyor olabilir mi? Başka bir ifadeyle, acaba otoriter Müslümanlar, hasbelkader Müslüman olmuş otoriter insanlar mı?Tüm dünyayı ilgilendiren bu temel sorunun ardından, İslam düşüncesindeki "bireyci" ve "hürriyetçi" damarı gözler önüne seren Akyol, okurlara özgürlükçü bir İslamın pekâlâ mümkün olabileceğini de gösteriyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 19 okur

  • Ömer Karahasanoğlu
  • Vinicius Capra
  • Mümin BIYIKLIOĞLU
  • Behcet ÖZDEMİR
  • naim sarı
  • feylesof:
  • ultima forsan
  • Nusret Doğan
  • ukulele
  • Adnan HACIÖMEROĞLU

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (2)
9
%33.3 (2)
8
%16.7 (1)
7
%16.7 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0