Özgürlük Yanılsaması Rousseau ve Marx

·
Okunma
·
Beğeni
·
728
Gösterim
Adı:
Özgürlük Yanılsaması Rousseau ve Marx
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944568852
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yordam Kitap
Kapitalizm, bireysel özgürlüğün son durağı mı' Liberal kuramcılar diyor ki: "Serbest piyasa ekonomisi, belki eşitlik, kardeşlik ve adalet sağlayamıyor ama hiç olmazsa özgürlüğü garanti altına alıyor." Özgürlüğün, tüketicilerin marka seçme özgürlüğüne ya da soyut vatandaşların eşit yasal haklarına indirgenemeyeceğini düşünüyorsak, liberalizmin ilk eleştirmenlerinden Rousseau ve Marx´ın alternatif özgürlük anlayışlarından hâlâ öğreneceğimiz çok şey var. Çoğumuz, ya özgürlüğü kuralsızlık olarak tanımlayıp, mutlak özgürlüğün hiçbir toplumda var olamayacağını düşünüyoruz, ya da özgürlüğü "özel alan" içindeki serbestliğe indirgeyip, kendimizi özgür hissetmenin özgür olmak için yeterli olduğuna inanıyoruz. Peki, ya Rousseau´nun iddia ettiği gibi ayağımızdaki zincirleri halhal zannedip çiçeklerle süslüyorsak' Özgürleşmenin ilk adımı, şu anda neden özgür olmadığımızı kavramaktan geçiyor. Modern toplumda içine düştüğümüz "özgürlük yanılsaması"nı açıklayan Rousseau ve Marx, özgürlüğün ihtiyaçlarla ilişkisine dair iki farklı tez öne sürüyor. Rousseau´ya göre, uygarlık, arzuları ve bağımlılıkları artırdıkça toplumlar yozlaşır ve insanlar farkına varmadan özgürlüklerini kaybeder. Özgürlüğün koşulu "yapay arzular"dan kurtularak yetenekler ve ihtiyaçlar arasında denge kurulmasıdır. Oysa Marx´a göre özgürleşme ancak ihtiyaçların artması ve insancıllaşmasıyla mümkündür. Bütün ihtiyaçlarımızı para ihtiyacına indirgeyen "meta fetişizmi"nden kurtulma mücadelesi, yabancılaşmanın aşılmasının da önünü açar. Bu kitap, "Biz kimiz' Nereden geldik' Nereye gidiyoruz' Nasıl özgürleşebiliriz'" sorularının peşine düşen herkesi düşünsel bir yolculuğa davet ediyor.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Neil Postman, 1985'te yazdığı Amusing Ourselves to Death kitabının önsözünde bu iki kitabı şöyle karşılaştırır:

Orwell kitapları yasaklayacak olanlardan korkuyordu. Huxley'in korkusunun kaynağında kimse kitap okumayı istemeyeceğinden, kitapları yasaklamanın gerekmeyeceği vardı. Orwell bizi bilgisiz bırakacaklardan, Huxley ise insanları pasifliğe ve bencilliğe sürükleyecek kadar enformasyon yağmuruna tutacak olanlardan korkuyordu. Orwell hakikatin bizden gizlenmesinden, Huxley ise gerçeklerin umursamazlıkla karşılanmasından korkuyordu... 1984'te insanlar acı çekmeyle tehdit edilerek kontrol altına alınıyordu; Cesur Yeni Dünya'da ise baştan çıkarıcı, gönül çelici eğlencelerle hazza boğularak.
"insan özgür doğar, oysa her yerde zincire vurulmuştur" Toplum Sözleşmesi 'nin ilk bölümü bu çarpıcı cümleyle başlar
Hiç kimse özgür değil bu dünyada çünkü herkes aynı şeylerin peşinden koşuyor.. Başarı,ün ve para çağımızın yeni tanrıları
Ne de olsa araçların hızla geliştiği, ama amaçların gitgide daha az sorgulandığı bir çağda yaşıyoruz.
Günümüzde medyanın özellikle de televizyonun işlevlerinden biri, bize ulaşamayacağımız lüks yaşamları göstererek göreli yoksunluk, yetersizlik ve kıskançlık duygularımızı arttırması, açgözlülüğü ve tatminsizliği körükleyerek içimizde yaratılan bu yapay boşluğu,ancak daha fazla tüketirsek dolduracağımız yanılsamasını yaratmasıdır. Oysa bu, dibindeki delik gittikçe büyüyen bir kovayı doldurmaya benzer.
Felsefenin iki kurucusu (Sokrates ve Descartes) bilgeliğe ve bilgiye giden yolun ilk adımının kişinin cehaletinin ve sınırlarının farkına varması olduğu konusunda hem fikirlerdir
Çoğu ihtiyacının karşılandığını düşünen, genelde huzurlu ve mutlu hayatı olan birisi yine de kendisini özgür hissetmiyorsa, bu konuda yanılıyor olabilir mi?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Özgürlük Yanılsaması Rousseau ve Marx
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944568852
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yordam Kitap
Kapitalizm, bireysel özgürlüğün son durağı mı' Liberal kuramcılar diyor ki: "Serbest piyasa ekonomisi, belki eşitlik, kardeşlik ve adalet sağlayamıyor ama hiç olmazsa özgürlüğü garanti altına alıyor." Özgürlüğün, tüketicilerin marka seçme özgürlüğüne ya da soyut vatandaşların eşit yasal haklarına indirgenemeyeceğini düşünüyorsak, liberalizmin ilk eleştirmenlerinden Rousseau ve Marx´ın alternatif özgürlük anlayışlarından hâlâ öğreneceğimiz çok şey var. Çoğumuz, ya özgürlüğü kuralsızlık olarak tanımlayıp, mutlak özgürlüğün hiçbir toplumda var olamayacağını düşünüyoruz, ya da özgürlüğü "özel alan" içindeki serbestliğe indirgeyip, kendimizi özgür hissetmenin özgür olmak için yeterli olduğuna inanıyoruz. Peki, ya Rousseau´nun iddia ettiği gibi ayağımızdaki zincirleri halhal zannedip çiçeklerle süslüyorsak' Özgürleşmenin ilk adımı, şu anda neden özgür olmadığımızı kavramaktan geçiyor. Modern toplumda içine düştüğümüz "özgürlük yanılsaması"nı açıklayan Rousseau ve Marx, özgürlüğün ihtiyaçlarla ilişkisine dair iki farklı tez öne sürüyor. Rousseau´ya göre, uygarlık, arzuları ve bağımlılıkları artırdıkça toplumlar yozlaşır ve insanlar farkına varmadan özgürlüklerini kaybeder. Özgürlüğün koşulu "yapay arzular"dan kurtularak yetenekler ve ihtiyaçlar arasında denge kurulmasıdır. Oysa Marx´a göre özgürleşme ancak ihtiyaçların artması ve insancıllaşmasıyla mümkündür. Bütün ihtiyaçlarımızı para ihtiyacına indirgeyen "meta fetişizmi"nden kurtulma mücadelesi, yabancılaşmanın aşılmasının da önünü açar. Bu kitap, "Biz kimiz' Nereden geldik' Nereye gidiyoruz' Nasıl özgürleşebiliriz'" sorularının peşine düşen herkesi düşünsel bir yolculuğa davet ediyor.

Kitabı okuyanlar 23 okur

  • Hüseyinloi
  • Kardelen Allak
  • EySelim
  • Umut
  • Sinem
  • Duygu Yıldız
  • Beyza Arıkan
  • Barış Bal
  • Musa Demir
  • IBRAHIM

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%42.9 (3)
9
%14.3 (1)
8
%42.9 (3)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0