Adı:
Pala Hayriye
Baskı tarihi:
Nisan 2014
Sayfa sayısı:
175
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750512711
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Kulağıma durmadan yürü diye fısıldayan, gittikçe uğultuya dönüşen, menşei belirsiz bir ses çalınıyordu. Gökyüzü pusunu üzerime kusuyor, beni yutmaya yelteniyordu. Boyun eğmek, geri dönmek yoktu. Yolu bir çaprazına, bir dikine dilimledim. Sonunda bitap düşüp bir merdivenin başında durdum. Çöksem olduğum yerde uyuyacak, soğuğun ikide bir dürten dikenli ellerinde yığılıp kalacaktım. Artık bir evim yoktu ama bir okulum vardı. Ailemi yeni arkadaşlarımdan kuracak, atanmışlarla değil, seçilmişlerle mutlu mesut yaşayacaktım.


Böreğe pudra şekeri ister misin? Ertürk Yöndem, Lenin'i döver mi? Kim otlu peynir kokuyor? "Bekâret esaret", yarım yarım hatıralar, öğrenciler, gazeteciler... Kim dans eder ki komparsitayla? Şehrin yokuşları, çıkmaz sokakları... Yalnız mısın sen oralarda? Genç bir kadın evden kaçıyor, kalın fitilli kadifesi kirden üzerine yapışmış, kaşı-bıyığı gür Pala Hayriye bu... Figen Şakacı, doksanlı yıllarda üniversiteye başlayan Hayriye'nin kırklı yaşlara kadar yaşadıklarını anlatıyor.Pala Hayriye, neşeli, meydan okuyan, direnen bir kadının hikâyesi... Figen Şakacı, Bitirgen'le başladığı büyüme hikâyesine Pala Hayriye'yle devam ediyor.
(Tanıtım Bülteninden)
üçlemenin ikinci kitabı... genç kızlık dönemini anlatıyor hayriyenin...
yazarın üslubu ve anlatımda ki kullandığı bizden biri olması mükemmel...
kendisini sosyal medya üzerinden de takip ediyorum...
sahaflar da kitap evlerinde görürseniz mutlaka edinin
Bitirgen'den sonra Hayriye'nin evi terk ettiği ve üniversiteye başladığı günleri Pala Hayriye ile okuyoruz. Çocukluğunun o yalnızlığı yine devam eden Hayriye bir yandan devrimci diğer yandan feministlere katılıyor. Aslında tek istediği normal bir hayat. Karnı tok, başını sokacağı bir ev ve hayalleri istediği. Ama hayat onu birçok insanla karşılaştırıyor ve Hayriye insanları ve hayatı tanıyor. Hayal kırıklıkları, dönüp dolaşıp yalnızlığa saplanan hayatı. Peki Hayriye Hanım'ı kim çaldı işte ben bunu daha çok merak ediyorum artık.
"Hasret çekmek, bir hayalin yerini durmadan değiştirmek demek. Özlemek daha başka, onda bütün dünyayı aynı anda kucaklamak isteği gibi imkansız bir şey var. Birinde hiç kavuşamayacağını bilmenin sancısı, diğerinde yutkundukça fark ettiğin bir yumru."
Bitirgen ile başladığımız Hayriye'nin yolculuğuna çocukluğundan çıkıp üniversiteye gitmesi ve 40 yaşına kadar geçen zamanı okuyoruz Pala Hayriye'de. Yine söylediğini hiç yumuşatmadan direk söyleyen ama çocukluğundaki haşarılıkların biraz törpülendiği bir Hayriye var. Üniversitede yaşadığı kimlik bunalımı, siyasi bir gruba ait olma zorunluluğu, ev arkadaşlarıyla ilişkileri okul sonrası iş hayatıyla topluma uyum süreci ama hiç bir zaman kendini bi yere ait hissedememe. Kendisiyle bir türlü barışamayan bir kadın portresi çiziliyor bu kitapta. İlk kitabına göre daha hüzünlü ve duygusal. Severek okudum.
“Sadece okuyup yazarak yaşasam, sırf bu yüzden maaşa bağlasalar diye boşuna beklediğimi biliyorum, yine de kimsenin kapısını çalamıyorum.”
Hasret çekmek, bir hayalin yerini durmadan değiştirmek demek.. Özlemek, daha başka; onda bütün dünyayı aynı anda kucaklamak isteği gibi imkansız bir şey var.. Birinde hiç kavuşamayacağını bilmenin sancısı, diğerinde yutkundukça fark ettiğin bir yumru.
Yalnızlığı seyrettim sonra, önümde gittikçe çatallanan bir yol gibi yalnızlığı, nereye sapsam orada beni bekleyen, kavuşup kavuşup dalaştığım yalnızlığı.
“Geçer” diyebildim sadece, “Zamanla her şey geçer Meral, ya da zaman her şeyin üzerinden geçer, siler, o anlar anı olur, sonra unutulur (..)”
Gençliğim kıytırık bir kasnağa gerilmişti. Bol soru, yığınla muğlak cevap ve bir umut arasındaki gergefe kendimi işledim.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Pala Hayriye
Baskı tarihi:
Nisan 2014
Sayfa sayısı:
175
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750512711
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Kulağıma durmadan yürü diye fısıldayan, gittikçe uğultuya dönüşen, menşei belirsiz bir ses çalınıyordu. Gökyüzü pusunu üzerime kusuyor, beni yutmaya yelteniyordu. Boyun eğmek, geri dönmek yoktu. Yolu bir çaprazına, bir dikine dilimledim. Sonunda bitap düşüp bir merdivenin başında durdum. Çöksem olduğum yerde uyuyacak, soğuğun ikide bir dürten dikenli ellerinde yığılıp kalacaktım. Artık bir evim yoktu ama bir okulum vardı. Ailemi yeni arkadaşlarımdan kuracak, atanmışlarla değil, seçilmişlerle mutlu mesut yaşayacaktım.


Böreğe pudra şekeri ister misin? Ertürk Yöndem, Lenin'i döver mi? Kim otlu peynir kokuyor? "Bekâret esaret", yarım yarım hatıralar, öğrenciler, gazeteciler... Kim dans eder ki komparsitayla? Şehrin yokuşları, çıkmaz sokakları... Yalnız mısın sen oralarda? Genç bir kadın evden kaçıyor, kalın fitilli kadifesi kirden üzerine yapışmış, kaşı-bıyığı gür Pala Hayriye bu... Figen Şakacı, doksanlı yıllarda üniversiteye başlayan Hayriye'nin kırklı yaşlara kadar yaşadıklarını anlatıyor.Pala Hayriye, neşeli, meydan okuyan, direnen bir kadının hikâyesi... Figen Şakacı, Bitirgen'le başladığı büyüme hikâyesine Pala Hayriye'yle devam ediyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 25 okur

  • nur kaya
  • İbrahim Demiroz
  • 1K GRUBU SANLIURFA
  • Mehmet Ali Düzenli
  • AyhÖzy
  • Nihan
  • Kitap Odası
  • Enes Çubukçu
  • sanem
  • Rabia Nalkesen

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18.2 (2)
9
%18.2 (2)
8
%27.3 (3)
7
%27.3 (3)
6
%9.1 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0