Panislavizm ve Rus Milliyetçiliği (Yazarı: Hans Kohn)

·
Okunma
·
Beğeni
·
302
Gösterim
Adı:
Panislavizm ve Rus Milliyetçiliği
Alt başlık:
Yazarı: Hans Kohn
Baskı tarihi:
1991
Sayfa sayısı:
262
Format:
Karton kapak
ISBN:
9754980373
Orijinal adı:
'Le Panslavisme, son histoire et son ideologie
Çeviri:
Agah Oktay Güner
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı
İslav konularında dünya çapında bir şöhret olan Profesör Hans Kohn (1891-1971) Prag'da doğmuştur. 1914-1919 yıllarında Rusya'da harb esiri olarak kalmıştır. Alman Üniversitesi'nde tarih doktoru olmuş Amerika'nın New York, Harvard, Berkeley Üniversiteleri ve kolejlerinde modern tarih okutmuştur. Eserleri muhtelif dillere çevrilmiştir. Yayın müşavirliğini yaptığı Ansiklopedi britannica'nın pek çok maddesini yazmıştır.
Panislavizmin doğuşu, gelişmesi ve Rus emperyalizminin emrinde kullanmasını İslav devletlerinin arşivlerindeki çalışmalarına dayanarak bu eseriyle ortaya çıkarmıştır. Böylece;dağınık, geri ve gayesiz İslav kavimlerinin son yüzelli yılda büyük bir güç haline gelişindeki sırları çözülmüştür.
Panislavizm ideolojis, Türk-Rus münasebetlerinde önemli bir ağırlığa sahiptir. Ayrıca zamanımızın tarihini iyi anlamak isteyenler için bu eser önemli bir kaynaktır
262 syf.
Okumak için kendimi zorladığım ama okurken çok yorulduğum bir kitap oldu. Agah Oktay Güner Beyin adını duyardım (hem olumlu hem de olumsuz manada) fakat Alman dilinde yetkinliği olduğunu bilmiyordum. Tercümesini maalesef beğenmedim. Evet Hans Kohn çok kıymetli bir eser meydana getirmiş fakat tercüme bilgiye erişmeyi zorlaştırıyor. Bir paragraftan diğerine geçerken bu kimin düşüncesiydi diye evvelki paragrafa göz atmak oldukça can sıkıcı. Pan-nilecek çok kaynak mevcut değil. Türkleri ve Almanları 200-300 yıldır perişan eden bu fikre karşı Türklerin neredeyse hiç eser meydana getirmeyip Almanların tercümanlığını yapmasını da yagırgamamak elde değil. Özetle bu eser için diyebilirim ki; güzel bilgileri okunmaz kılan kötü bir tercüme.
262 syf.
1980'li yıllarda çevrildiği için çok fazla eski kelime var,sürekli sözlüğe bakmak zorunda kalacaksınız. Onun dışında bana güzel gelmedi,bitirmek için çabaladım sadece. Sürekli edebiyatçılar üzerinden dönen bir anlatım var ve inanılmaz sıkıcı. Başka kitaplara yönelin eğer delirmek istemiyorsanız,istiyorsanız iyi okumalar.
Ukrayna'nın en büyük şairi Taraş Shevchenko (1814-
1861) son şiirini Safarik'e ithaf etti: "Mezhep Sapıklığı".
Bu eser Jean Hus'un bir savunmasıdır. İthaf yazısında şair bütün
ümidinin, Slav gruplarını bir güç birliği altında toplanmış görmek
olduğunu ve birleşmenin onlara bütün hürriyetlerini iade
edeceğini ve Rusların Ukrayna üzerinde uyguladıkları baskıya son vereceğine inandığını söyler.
"Kardeşler ellerinin içine
kardeşlerinin ellerini aldılar
Her biri diğerine dostluk yemini etti
Ve ahdetti seveceğine.
Bütün Slav nehirleri geniş tek bir denize dökülür
Sana şükranlarımızı sunuyoruz ey hikmetli adam.
Sen hem Çek hem slavsın!"
Lelewel'in teorileri sürgündeki demokrat Polenyalılar ara-sında büyük bir yankı uyandırdı. 1832 yılında Rus halkına aşa­ğıdaki birleşme mesajı gönderildi: "Ruslar! Zincire vurulmuş Slavlann inleyen sesi sizleri çağırıyor! Alman hükümdarları ve sizin zorba hükümdarımı Slavları köleleştirmek için birleştiler. Polonyalılar, diğer Slavlara kardeşlik eli uzatıyorlar ve bütün kalpleriyle onlara yardım etmek ve hürriyetlerini yeniden ka-zandırmak istiyorlar. "Polanya Demokratik Cemiyeti, 1832'de kurulduğu zaman milletin inancıyla birleşti. Tarım konusunda köylülere toprak ve hürriyet vaat etti. Cemiyet ısrarla Polanya için geçmişle bağlan yıkmayı telkin etti, bu tutum tam bir para-doks idi. Çünkü Polanya için eski tarihi sınırlarını bulmak arzu-su, aristokratik mazi için de en çok karşı çıkılabilecek noktalar-dan idi. Cemiyet, sınırların diplomatik uyuşmalada tespit edil-mesini de reddediyordu. Sınırlar, etnografyanın kumandasında tespit olunmalıydı. Demokratik cemiyet Polanya'nın Baltık'tan Karadeniz'e kadar uzanmasını istiyordu. Demokratlar impara-torların ve kralların bir kere yıkılmasıyla milletler arasındaki bü-tün ayrılıkların kaybolacağına inanıyorlardı. "Yeni doğan Polonya demokrasi fikrini bütün Slavlar arasında yaymaya ve bü-tün Avrupa halklarına esaretten kurtuluşun işaretini vermeye mecburdur. Polanya faziletlerini, cömertliğini, dindar zihniyeti-ni, doğruluğunu muhafaza etti. Polanya bütün Batı Avrupa mil-letlerinden üstündür. Polanya Demokratik Cemiyetinin meşhur bildirisi tıpkı ı832 bildirisi gibi, sınırsız bir saflık ve bütünüyle gerçeklerden nasipsizlik belgesidir.
Artık Rusya büyüyordu, korkutuyordu ve bu haliyle, Rus
olmayan diğer Slavlar için yardım ve himaye bekledikleri ağabey
oluyordu. Rusya her yıl yarım milyon artan 55 ila 60 milyon
civarındaki nüfusuyla yalnızca Avrupa'nın en kalabalık ülkesi
değil, aynı zamanda "1801 yılında Montenegro dağlık bölgesinde nüfusu 108.000"i geçmeyen küçücük Krakovi devleti
ihmal edilirse" tek Slav devleti idi.
Kollar Almanya'daki ikametinden sonra 1824 yılında Budapeşte'ye yerleşti. Burada Lutherci Slovak kilisesinin papazı
oldu. "Slav Kızı" (Slávy dcera) adı ile şiirlerini neşretti. Bu şiirler
bütün Slav dünyasının ondan bahsetmesine sebep oldu.
Sonra bu kitabına "Soneler"i daha az başarılı biçimde, yeni ilaveler şeklinde ekledi. Ancak bu kitabı yalnızca şiir açısından ele
almamak gerekir. Bu eseri bir vatanperverlik yemini olarak değerlendirmek icap eder. Başlangıçtaki insanı rahatlatan özellikler çabucacık, uyumsuz karışık, arkeolojik bir tarihi derinlikte kaybolur. Bununla beraber esere hakim olan ruh diğer eserinin başlangıcında canlı olarak ayaktadır. Kollar üstadı Herder'i ölçüsüz bir nikbinlik tablosu gibi ele alır ve onu Slav halkının geleceğinde güçlü bir ümit gibi düşünerek, Slavlığın geçmişi ile ilgili aldatıcı hayallerinde ısrar ederdi. Bu iki temayül birleşti ve bundan doğan; Panslavizm'in milli İncil'i oldu. Şiirin akışı ölçüsünde, gelecekteki zaferleri bildiren boruların sesi gittikçe, yıkılmış bir mazinin şikayetlerini ve gözyaşı duvarlarını yıkmaya başladı. Bütünüyle bu eser oldukça zayıf bir yapıdadır. Pek çok bölümleri bulutludur. Son bölümü ise tarihi kaynakları öğreten ancak çok hızla geçen bir yapıdadır
Marx Rusya'dan tiksiniyordu. Çünkü Rusya'nın başında
reaksiyoner bir hükümet vardı ve bilhassa Rusya demek
Marx'a göre Panslavizm demekti. Newyork Daily Tribune gazetesinin 5 Mayıs 1855 tarihli nüshasında II. Alexandre'ın tahta
çıkmasını takipen neşrolunan makalesinin başlığı "Panslavizm"
idi. "Avusturya'nın kesinlikle batının müttefiki olacağı
gün, bu ülke yine kesinlikle Rusya'ya karşı açıkça savaş açmış
olacaktır. II. Alexandre bizzat Panslav hareketin başı olacaktır.
XIX. asır başında Avrupa, Çekierin ve Polonyalıların güçlükler içerisinde bulunduğunu hesap ediyor-du. Bu iki millet Fransız ihtilali ve Napolyon savaşları sırasında önemli roller oynamışlardı. Polonya gönüllü birlikleri Fransız ordularının yanında savaşmışlardır. Bu sürgünler kendi mill! marşlarını Fransızların Marseillaise'ine uydurmuşlardı: "Jeszcze Polska nie Zginela" "Biz yaşadıkça Polonya ölmeyecektir!" Eğer bizim ülkemiz esir olursa en azından biz sürgünlerin kal-binde dirilecektir!" diye haykırıyorlardı. Onlar bir an için Na-polyon'un desteğinde bir Polonya devleti kurulması düşüncesi­ne kapıldılar. Şüphesiz Napolyon'un siyasi ihtiraslarına ümit bağlayan bu proje ile, Polonya Devleti geçici olarak gerçekleş­ti. Napolyon Varşova dukalığını ihdas etti ve Saxe kralını bura-ya yerleştirdi. Bu dukalık, Rhenane konfederasyonunun uzantı­sı ve Fransız İmparatorluğu'nun doğuda öncüsü idi: İtalyan krallığının uzantısı olan Illyriens bölgeleri de güney bölgesini teşkil ediyordu. Bunlar, rakip güç ve imparatorluk kudretine sahip Rusya'yı gözetlemekle görevli idiler. Nihai hesapta bu iki burcun hakimiyetini ele geçirmek hedefti: Polonya ve İstanbul. İşte bu sebeple Batının imparatoru Napolyon, Doğu'nun impa-ratoru I. Alexandre ile savaşa girdi. Polonyalılar hararetle Na-polyon'un yanında yer aldılar. O zaman Fransa ve Polonya 1830 ve 1870 arasında Batı Roma'nın iki temel savunucusu gibi hürriyet ve medeniyet uğruna savaş veren kardeş ve şöval­ye milleti kabul ediliyorlardı. Lortlar karnarasında 19 Mart 1846 günü tekrarlanan Victor Hugo'nun sözleri kamuoyuna dile getiriyordu: "Dört asırdır bu iki ülke batı medeniyeti sahne-sinde bütün diğer milletiere üstün ve menfaat gözetmeyen bir rolü omuzladılar, Fransa halkının bilgisizliğini, Polonya barbar-lığı yendi. Fransa fikirleri ekti, Polonya sınırlarını savundu.
Kendi vatanının faydası uğruna bir Polonyalı, Rusya'yı
Slav meselesinde rol almaya tahrik etmiştir. Prens Adara Czartoryski (1770-1861}, 23 Mayıs 1807'de Tilsit'ten Londra'da oturan Kont Pavel A. Stroganov'e şöyle yazıyordu: "Rusya, bütün Slavlara, bir federasyon gerçekleştirme yolundaki büyük gayeyi ilham etmelidir". Bir kaç yıl sonra Rusya'da bir küçük grup genç Birleşik Slavlar Cemiyetini kurdu. Peter I. Borizov ve onun kardeşi Andre 1823'lerde şaşaalı bir üslup ve karakterle bu gizli cemiyetleri tekrar düzenlediler ve 1825 Aralık ayaklanmasını hazırladılar. Bu bir tip Hıristiyanlık eğitimi idi ve ortak menşelerini, ne olduklarını bilmeyen bugüne kadar ayrı
kalmış bütün Slavların önce şekli, sonra fiili birleşmesini istiyordu.
Bir amblem arandı ve sekiz Slav milletini temsil edecek bir
sekizgen tespit edildi. (Rus, Leh, Slovak, Çek, Sırp-Hırvat,
Bulgar, Lusatien ve Sloven}. Dört Slav denizini temsil etmek
için (Karadeniz, Akdeniz, Dalmaçya Denizi, Kutup Denizi} dört
gemi demiri konuldu. Bu cemiyetin bütün üyelerine, asil Slavların, kardeşlik birliği ve hürriyeti uğruna, son nefeslerine kadar binlerce engele ve binlerce ölüme cesaretle karşı koyacaklarına yemin ettirdiler

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Panislavizm ve Rus Milliyetçiliği
Alt başlık:
Yazarı: Hans Kohn
Baskı tarihi:
1991
Sayfa sayısı:
262
Format:
Karton kapak
ISBN:
9754980373
Orijinal adı:
'Le Panslavisme, son histoire et son ideologie
Çeviri:
Agah Oktay Güner
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı
İslav konularında dünya çapında bir şöhret olan Profesör Hans Kohn (1891-1971) Prag'da doğmuştur. 1914-1919 yıllarında Rusya'da harb esiri olarak kalmıştır. Alman Üniversitesi'nde tarih doktoru olmuş Amerika'nın New York, Harvard, Berkeley Üniversiteleri ve kolejlerinde modern tarih okutmuştur. Eserleri muhtelif dillere çevrilmiştir. Yayın müşavirliğini yaptığı Ansiklopedi britannica'nın pek çok maddesini yazmıştır.
Panislavizmin doğuşu, gelişmesi ve Rus emperyalizminin emrinde kullanmasını İslav devletlerinin arşivlerindeki çalışmalarına dayanarak bu eseriyle ortaya çıkarmıştır. Böylece;dağınık, geri ve gayesiz İslav kavimlerinin son yüzelli yılda büyük bir güç haline gelişindeki sırları çözülmüştür.
Panislavizm ideolojis, Türk-Rus münasebetlerinde önemli bir ağırlığa sahiptir. Ayrıca zamanımızın tarihini iyi anlamak isteyenler için bu eser önemli bir kaynaktır

Kitabı okuyanlar 4 okur

  • Her devrin menkûbu
  • Marina H.
  • Batuhan Aydın
  • Mustipusti

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%50 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0