Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda (AKP-Cemaat İttifakı Nasıl Dağıldı?)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.025
Gösterim
Adı:
Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda
Alt başlık:
AKP-Cemaat İttifakı Nasıl Dağıldı?
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
640
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052980231
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınları
Baskılar:
Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda
Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda
AKP ve Fethullahçılar...
Bir dönem öncesine kadar Türkiye’yi siyasal ve toplumsal olarak birlikte dönüştüren iktidar ortakları...
Yakın geçmişin yol arkadaşları...
Şimdi “Yeni Türkiye”nin savaşan güçleri olarak karşımızdalar
Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda, Fethullahçılar’ın kanlı darbe girişimine giden yolun nasıl hazırlandığını gösteriyor, Türkiye’nin yakın geçmişine dair ayrıntılı bir analiz sunuyor.
“Kitabın adı kadar önsözün başlığı zaten yeterince ipucu veriyor ne okuyacağınıza: ‘Hırsızlar çete, çeteler hırsız.’”

-Haluk Kalafat-
624 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Dikkat spoiler içerir.
Daha önceden Ergenekon terör örgütü üyeliği sebebi ile tutuklanan gazeteci yazarın, ülkede Cemaat'in büyümesi ve AKP ile olan savaşını anlatan araştırma eseri. 60lı yıllardan itibaren Cemaati genişletmeye başlayan Gülen'in, Erbakan'a yakınlaşarak kadrosunu genişletmesi, Yazıcılar ve Okuyucular denilen Nur tarikatlarından ayrılması ve siyasetin içinde olmadığını belirtmesine rağmen gırtlağına kadar siyasete dalması ile başlayan kitapta, Erbakan ile anlaşmamasından dolayı Çiller'e yanaşması, sonrasında 28 Şubat'ı desteklemesi ve özellikle Emniyet ile Adliye teşkilatı içerisinde örgütlenmesini anlatıyor. AKP iktidara geldikten sonra asker tehlikesinden dolayı zoraki ittifak kuran bu ikili Ergenekon operasyonları ile Orduyu çalışamaz hale getiriyor ancak MİT'e nüfuz edemeyen Cemaat, Hakan Fidan'ı devre dışı bırakmak için 7 Şubat operasyonunu başlatıyor ve köprüler atılıyor. Sonrasında da dershaneler olayı ve 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonları ile savaş başlıyor. Bu arada Taraf gazetesinin Cemaate doğru kayması, Oslo görüşmelerinin sızdırılması, Başbakanın odasına böcek yerleştirilmesi gibi olaylar zaten savaşın 2012'de başladığını gösteriyor. Yolsuzluk operasyonu, devletin medyaya müdahalesi, sızdırılan tapeler ülkede resmen bir sirk kurulduğunu gözler önüne seriyor. Yolsuzluk operasyonu sonrasında hükümetin yaptıkları, Gezi olayları, HSYK'yı cemaatin elinden almak için yapılanlar, o dönem cemaat ve hükümet yetkililerinin operasyonlar hakkındaki açıklamaları ülkedeki korkunç tabloyu apaçık bir şekilde gözler önüne seriyor. Bu dönemi merak edenlerin mutlaka okuması gereken kitaplardan biri.
624 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10 puan
İslamcıların bir yandan ortak düşmanlarla mücadele ederken öte yandan birbirlerini yok etmeye yönelik hamleler için biriktirdikleri malzemeler anlatılıyor. Ortalıkta yok edecek düşman kalmadığına kanaat getirince de devletin sahibinin kim olacağı kavgasına tutuşarak birbirini hedef alan iki İslamcı grubun mücadelesi bu. Bu mücadele ne demokrasi ve temiz toplum, ne de birilerinin iddia ettiği gibi barış ya da sivilleşme için yaşanmamıştır. Bu mücadele İslam'ın gelişme ve yayılma sebebi olan ganimet elde etme düşüncesi ile yapılmıştır. Ganimet alanı da Türkiye'dir. Türkiye için tek tehlike Fetö değildir. İslam içinden Fetö gibi çok daha tehlikelilerini çıkarmak mümkündür. Sorun ne Fetö, ne AKP ve ne de diğerleridir. Sorun, farklı düşüncelere saygısı olmayan Orta Çağ köleci erkek toplumun kültürü İslamdır.
624 syf.
·48 günde·8/10 puan
Yarısından çoğu bitti. Kitap, cemaati derinlikle, isim isim ve olay olay inceliyor buraya ladar her şey çok iyi. Ciddi bir çalışma eseri. Yani x tarihli y gazetesindeki yazılardan tutun kim neden içeri girmiş mahkeme tutanaklarına kadar... Lakin erbakan gibi "kürt sorununda " her daim hdp safına daha yakın bir duruş sergilemiş bir lideri sırf antiamerikancılığından dolayı övmesi büyük eksi. O Erbakan ki türkle kürt savaşımda şehit olmaz, tsk da kafirdir gibi söylemleri olan biri. Müntesipleri daha da ileri gidip aleni cumhuriyet düşmanlığı yaparlar...

Yine cemaatin çok milliyetçi, kürt sorununu silahla çözmeye yatkın olduğunu söyleyip gayrı milli yakıştırmasını da anlamadım. ( amerikancılığı dışında bir gayrı millilikten bahsediyor)

Ergenekon soruşturmasını da komple çöpe atması çok tutarsız zira veli küçük albayken susurluk komisyonuna çağırılmasına rağmen ısrarla gelmemiş biridir, doğu perinçek gibi binde 1 oy alan biri jandarma istihbarat bilgilerini aleni gazetesinde yazmaktadır vs vs...

Hem cemaati hem de son yılları okumak isteyen herkese öneriyorum kitabı. Sıkılmadan okunacak bir kitap
624 syf.
·9/10 puan
Aylardir okuyorum, yeni bitirdim kitabı. Ahmet Şık; cemaat nasıl doğmuş, nasil buyumus, nasil Akp ile devam etmiş, nasıl evdeki hesabi carsiya uyduramayip yalniz kalmis ve daha fazlasini kaynak sunarak anlatmis.Bu kitabi da okuyup sinir olacaksınız ama alin okuyun
624 syf.
·14 günde·8/10 puan
Manevi mide bulantısı nedir bilir misiniz? Hiç hissettiniz mi bunu? İşte bu kitabı okurken bunu hissettim ben. İki ayrı gücün devlete egemen olmak adına giriştikleri savaşta insan onuru adına ne varsa çöpe attığını, sadece kendi hukuksuzluklarını örtbas etmek adına yeni hukuksuzlukları nasıl gözümüzün içine baka baka uyguladıklarına yakın zamanda şahit olduk. AKP ve Cemaat arasında geçen bu kirli savaşı anlatma cesaretini gösteren ender gazetecilerden yazarlardan biri Ahmet Şık. Zaten iki güce de biat etmediği için hapishanede en çok hukuksuzluğa maruz kalan, iki tarafında ortak nefreti olan Ahmet Şık. Biliyorum ki bugün hırsızlık ve yolsuzluklara “montaj, komplo, yalan” diyenler okumayacaktır. Okusa da doğuyu analiz edip anlamayacaktır. Yine biliyorum ki binlerce kişiyi kurdukları kumpaslarla, çaldıkları sorularla mağdur eden F. Gülen cemaatine “hizmet, barış elçileri” diyenler de okumayacaktır. 610 sayfalık kitabı sinir harbi ile okudum. Zira yakın zamanda yaşananların vatandaş olarak biz bir kısmını görebildik. Çünkü ihale muslukları ile satın alınan medyanın sus pus olduğu, internet erişiminin yasaklandığı dönemlerde ortaya saçılan bu iğrenç talan ve yolsuzluk zincirinin birçoğunu göremedik. Göstermediler! Detayına girmemin bir anlamı yok. Kimsenin hakkını yemeden, çalmadan, onuru ile yaşayan insanların okuması gerekir. Karınca kararınca bulunduğu konuma göre haksızlık yapan insanlar zaten okusa da bir şey kazanmayacaktır. Yakın geçmişte güç zehirlenmesi ile insanoğlunun nasıl yoldan çıktığını gösteren bir belgesel gibi kitap. Kitabın sonunda belirtildiği gibi “Uzun sözün kısası, AKP suçladığı Cemaat kadar çete, Cemaat suçladığı AKP kadar hırsızdır” Bir vatandaş olarak eseri okuduktan sonra benim de kanaatim bu yöndedir.
624 syf.
·7/10 puan
FETÖ'nün izmir yillarindan yükselisi ve zamanin siyasetcileriyle olan iliskileri anlatiliyor. Tabi yakin doneme pek deginmiyor. Bir tarikatin siyasetcilerle nasil yukseldigini yeri geldigi zaman geri cekildigini ve yukselmek icin firsat kolladigini olaylarla anlatmis.
Umudumuz o ki demokratik meşruiyetten yoksun, dini ve siyasal ilkelerden değil, gündelik yada dönemsel kazanç içeren pragmatizmden kendini var eden tüm yapıların siyasetin çöplüğüne gideceği bir gün gelecek.
Umudumuz o ki demokratik meşruiyetten yoksun, dini ve siyasal ilkelerden değil, gündelik ya da dönemsel kazanç içeren pragmatizmden kendini var eden tüm yapıların siyasetin çöplüğüne gideceği bir gün gelecek.
Sistemi değiştirme düşüncesiyle yola çıkan İslamcılar seleflerinden pek de farklı olmadıklarını kanıtladılar. Haram yollardan helale ulaşılamayacağını da gözardı ederek, çıkarları için haksızlıklara imza atarak, din soslu bir neoliberalizmin arka bahçesi olmayı kabul ettiler.
Soygun ve talan düzeninin asli sorumlularının darbe, darbeciler söylemlerine inanmaya hazır bir kitle de var olunca her şey kılıfına uydurulmuş oldu.
AKP iktidarının hırsızlık, yolsuzluk, talan yapan bir hükümet olduğunu söylemek için yasal ya da yasadışı telefon kayıtlarına ihtiyacımız yok. Tıpkı, AKP ve aktörlerinin dindar değil din tüccarı olduğunu söylemek için dini değerlerin aşağılandığı bir telefon konuşmasına ihtiyacımız olmadığı gibi. Erdoğan ve yakın çevresinin mal varlığındaki artış bize nasıl bir çark döndüğünü zaten kanıtlıyor.
Başlangıçta kimin kazanacağını bilemedikleri bu savaşta sessiz kalmayı yeğleyen zulüm ortağı kalemler, daha sonra çıkarlarının devam edebilmesi için arabuluculuk rolüyle tarafları sağduyulu olmaya çağırsalar da zaman geçtikçe her zaman olduğu gibi güçlü olanın yanında durmayı tercih ettiler.
AKP'nin yolsuzluk ve rüşvet bataklığındaki bir hırsız olarak seleflerinden farkı olmadığı, Suriye'deki radikal dinci örgütlere yasadışı silah ve cephane sevkiyatı yaptığı ve ülkeyi darbe hukukuyla yöneteceği artık gizlenemez hale gelmişti. Somut olan bir başka gerçekse biri diğerinden temiz olmayan ve birbirine düşmüş bu iki güç odağının geçmişte tüm suçlarda ortaklık yaptıklarıydı.
Hırsızın hükümet kılığında devleti soyduğu, kurulan talan çarkının içine çocuklarıyla beraber yakın çevresini de katan hanedanlık mafyasının lideri Başbakan'ın kendisi, Recep Tayyip Erdoğan'dı.
Taraflardan biri düğerine göre daha iyi değildi ve her ikisinin de temel hak ve özgürlükler, demokrasi, barış gibi dertleri bulunmuyordu.
Kuvvetin geleneğindeki bozukluk, hemen hemen bütün kuvvet temsilcilerine başka insanların tepelerine binme, onları ezme, sindirme ve seslerini kesme hissini pompalar. Dolayısıyla da, kuvvetin taşkınlığı ve çılgınlığıyla insanları ezip sindirme sadece belli bir kesimin işi değildir. Bazen, siyasi iktidarı güçlenenler de artık kimseyi kaale almamaya başlarlar ve dediğim dedik düşüncesiyle hareket ederler. Dahası, idarecilerin etrafı danışmanlar, özel kalemler, yakın çevrelerce kuşatılır ve halkın sesinin asıl merciye ulaşmasının önü kesilir. Böylece daha dün herkesin elini öpen kimseler, biraz güçlenince gayrı kimseyi dinlemez olur, bildikleri gibi davranır ve her iyi işin de kendilerine mal edilmesini isterler.
Gülen Cemaati'yle birlikte içinde fazlasıyla kuşku ve haksızlık barındıran siyasal davalar yoluyla doğal düşmanlarını birer birer temizleyen AKP gücü ele geçirdikçe bağlı olduğu köklerinin antidemokratik geleneklerinden kopamadığını da ortaya koydu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda
Alt başlık:
AKP-Cemaat İttifakı Nasıl Dağıldı?
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
640
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052980231
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınları
Baskılar:
Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda
Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda
AKP ve Fethullahçılar...
Bir dönem öncesine kadar Türkiye’yi siyasal ve toplumsal olarak birlikte dönüştüren iktidar ortakları...
Yakın geçmişin yol arkadaşları...
Şimdi “Yeni Türkiye”nin savaşan güçleri olarak karşımızdalar
Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda, Fethullahçılar’ın kanlı darbe girişimine giden yolun nasıl hazırlandığını gösteriyor, Türkiye’nin yakın geçmişine dair ayrıntılı bir analiz sunuyor.
“Kitabın adı kadar önsözün başlığı zaten yeterince ipucu veriyor ne okuyacağınıza: ‘Hırsızlar çete, çeteler hırsız.’”

-Haluk Kalafat-

Kitabı okuyanlar 81 okur

  • Kadeh
  • İsmail Yörük
  • Emre Karkın
  • Fatih Urgan
  • Bayram Aktaş
  • Muhammed Urhan
  • Şule Aydoğan
  • Serhat Cüre
  • İlhan Çağlar
  • Barış

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%3 (1)
9
%3 (1)
8
%3 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0