Pardayan’ın Kızı (Pardayanlar Serisi 9)

·
Okunma
·
Beğeni
·
7
Gösterim
Adı:
Pardayan’ın Kızı
Alt başlık:
Pardayanlar Serisi 9
Baskı tarihi:
1974
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Baskan Yayınları
Louvre Sarayı bahçelerinin çiçeklenmiş ağaçlarından gelen kokularla dolu, berrak bir ilkbahar sabahıydı.
Grenelle Sokağı'nın ağzında, üstünde hiçbir arma görünmeyen basit bir tahtırevan durmuştu. Meşin perdeleri sımsıkı kapalıydı. Arkasında on kişilik, atlı ve tepeden tırnağa silâhlı bir muhafız grubu vardı. Hepsi de müthiş haydutlara benziyordu. Şık giyinmişlerdi ama bu, görünüşlerinin korkunçluğunu azaltmıyordu. Hepsi de süslü eyerlerinin üstünde süvari heykelleri gibi hareketsiz ve dimdik duruyorlardı. Gözlerini, tahtırevanın sağında, yine heykel gibi kımıldamadan duran atlıya dikmişlerdi. Bu adamın, her saldırıya dayanabileceği kolaylıkla anlaşılan geniş bir göğsü vardı. Sırtındaki mor kadifeden, sâde elbiseye rağmen, her hâliyle asilzâde olduğunu anlatıyordu. Bakışlarını arabanın meşin perdesine dikmiş; oradan hiç ayırmıyordu. Herhalde bu perdeden sızacak bir emri bekliyordu.

Tahtırevanın solunda, fakir halktan kişiler gibi giyinmiş bir kadın duruyordu. Üstü başı temiz, yüzü soluk, gülüşü yılışıktı. Yaşını söylemek zordu. Belki kırkındaydı, belki de altmışında. Fakat bu kadın, yanındaki tahtırevanla hiç ilgilenmiyor, yarı kapalı, boyuna kırpışan gözlerini Saint-Honore Sokağı'na dikmiş, oradaki kalabalığı kolaçan edip duruyordu. Birdenbire dudaklarını tahtırevanın meşin perdesine yapıştırıp yavaş sesle:

"İşte, madam," dedi. "İnci Çiçeği veya halkın tâbiriyle Gonca geliyor."
(Kitaptan)
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Pardayan’ın Kızı
Alt başlık:
Pardayanlar Serisi 9
Baskı tarihi:
1974
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Baskan Yayınları
Louvre Sarayı bahçelerinin çiçeklenmiş ağaçlarından gelen kokularla dolu, berrak bir ilkbahar sabahıydı.
Grenelle Sokağı'nın ağzında, üstünde hiçbir arma görünmeyen basit bir tahtırevan durmuştu. Meşin perdeleri sımsıkı kapalıydı. Arkasında on kişilik, atlı ve tepeden tırnağa silâhlı bir muhafız grubu vardı. Hepsi de müthiş haydutlara benziyordu. Şık giyinmişlerdi ama bu, görünüşlerinin korkunçluğunu azaltmıyordu. Hepsi de süslü eyerlerinin üstünde süvari heykelleri gibi hareketsiz ve dimdik duruyorlardı. Gözlerini, tahtırevanın sağında, yine heykel gibi kımıldamadan duran atlıya dikmişlerdi. Bu adamın, her saldırıya dayanabileceği kolaylıkla anlaşılan geniş bir göğsü vardı. Sırtındaki mor kadifeden, sâde elbiseye rağmen, her hâliyle asilzâde olduğunu anlatıyordu. Bakışlarını arabanın meşin perdesine dikmiş; oradan hiç ayırmıyordu. Herhalde bu perdeden sızacak bir emri bekliyordu.

Tahtırevanın solunda, fakir halktan kişiler gibi giyinmiş bir kadın duruyordu. Üstü başı temiz, yüzü soluk, gülüşü yılışıktı. Yaşını söylemek zordu. Belki kırkındaydı, belki de altmışında. Fakat bu kadın, yanındaki tahtırevanla hiç ilgilenmiyor, yarı kapalı, boyuna kırpışan gözlerini Saint-Honore Sokağı'na dikmiş, oradaki kalabalığı kolaçan edip duruyordu. Birdenbire dudaklarını tahtırevanın meşin perdesine yapıştırıp yavaş sesle:

"İşte, madam," dedi. "İnci Çiçeği veya halkın tâbiriyle Gonca geliyor."
(Kitaptan)

Kitap istatistikleri