Paris Sıkıntısı

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.612
Gösterim
Adı:
Paris Sıkıntısı
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055752569
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Mitra Yayınları
Baskılar:
Paris Sıkıntısı
Paris Sıkıntısı
Paris Sıkıntısı
Paris Kasveti
Le Spleen De Paris
Modern şiirin kurucuları arasında sayılan, Sembolist şiir akımını büyük ölçüde etkileyen Charles Baudelaire (1821-1867) şairliğinin yanı sıra önemli bir düşün insanıydı. Kendini doğuştan lanetlenmiş sayan, yaşadığı büyük yalnızlık dolayısıyla daima çağının ötesinde bir sürgün olarak hisseden büyük şair hep başka bir yerin özlemi ve arayışı içinde olmuş, bu özlemini ise şiir dışında, edebiyatın farklı dallarında da ürünler vererek dışa vurmuştur. 1862'yılında kitap haline getirilen Paris Sıkıntısı, Baudelaire'nin düzyazı şiirlerinin en güzel örneklerini içerir.
128 syf.
·1 günde·9/10
Bir sanat eseri meydana getirirken bana göre iki kavram önemlilik arz ediyor; “Soyutlama ve Empati”... Eserinde bu iki unsuru insanların beynine ve kalbine hitap ettiren bir sanatçı, sanatseverlere o eseri kabul ettirmiş sayılır. Eğer ki insan yaşadığı anı sorgular ise soyutlama yapar ve huzursuzluklarının yada mutlu anlarının sebeplerini empati kurarak bulmaya çalışır. İşte bir eseri inceleyen insan, o eser için “Beni kendimden geçirdi adeta!” diyebiliyorsa, o eser sanatseverin soyutlama ve empati kurma duygudurumuna hitap ediyor demektir.

Yazar Charles Baudelaire, bu eserinde yukarıda anlatılanlara paralel bir edebi sanat yaratmış. Öyküleme ile şiirsel anlatım tekniğini harmanlayarak okuyucuya, soyutlama ve eşduyum yapabilmek için bir adeta bir ruh devinimi imkanı sağlamış. Öyle ya, kitabı okurken bölümden bölüme geçtiğinizde yeni bir düşünce biçimini ister istemez alıyorsunuz.

Kelime hazinelerini geliştirmek için de çaba sarfeden okuyuculara, Fransızca menşeli kelimeleri tanıma imkanı da cabası. Zaten bana göre yazar Fransız Edebiyatı’nın kökleşmiş kalıplarını fazlasıyla yansıtmış. Felsefe içine katılmış sosyoloji ve toplumsal olguları kendi şiirsel diliyle ustaca yorumlamış.

Kitabı okuyan kişi, eminim ki kendi ile yüzleşme fırsatına nail olacaktır ve kendi iç dünyasındaki serüvenlerine şöyle bir göz atacaktır. İleri ki zamanlarda bu eseri tekrar okuyarak belki bir inceleme güncellemesi yapar mıyım bilmiyorum ama bu eseri tekrar bir kere daha okumam gerektiğini biliyorum. Eminim bu eserde kaçırdığım çok nokta halen mevcuttur. Fransız edebiyatını benimsemiş ve şiirsel düz yazı anlatımının keyfini sürüp, empati ve soyutlama hazzını yaşamak isteyen değerli arkadaşlarıma mutlaka önerdiğim bir eserdir.
Bu arada bana eseri öneren https://1000kitap.com/AnnaHeymes ‘ye daha önce önermediği için teessüflerimi iletirim. :)
Saygılarımla…
128 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
        Bir serseri gibi kentte tek başına dolaşmak ve gözlemlemek var olan her şeyi: nesnelerle insanların iç içe geçip birbirinden ayırt edilemediği yabanıl bir zamanda ! Kendisini kendisiyle taşıyan ve yorulduğunda bile durmadan düşlemeye devam eden ... tüm bunlar şuan yazılmış ise de, geçmişte yaşanan o tüm gözlemsel duygular kavranamasa da, yazınsal geçmişin coşkunluğu ve düşsel fantazmasi belki bize yardımcı olur. Aksi takdirde Charles Baudlaire'yi anlamak olabildiğince zorlaşır. Diyorum ki, ya bizim çağımız anlatılan bu türden duyguları kaybederse? Şekilsiz ve duygudan büyük ölçüde yoksun olan bir çağdan neler beklenmez ki !

   Charles Baudlaire, Paris Sıkıntısı eserini kaleme alırken kalabalığın içinde yalnız olabilmeyi ve yalnızken kalabaligi düşlemeyi kavramış bir yazar. Igreti duyguların çok ötesinde bir erotik düzlemdir bunun adı. Flanörün gezintide olma hali denilse çok daha uygun olur. Eserde sizi içine alıp öznel deneyimlerini paylaşıp bağdaş kuran bu büyük yazar, sizi de kentsel gözlem şölenine davet eder. Evet, tanımlamak gerekirse ona bu ad yakışır ( Kentsel Gözlem Şöleni) ne var ki bu şölen bildiğimiz antik yunan sempozyumlari denen şölenlere benzemez ya da ortaçağdaki şatafatlı şölenlere. Bu şölenlerin merkezinde modern bir birey yaşar ve şölen tek kişiliktir! Şölen ev mekanından taşıp Kente , sokağa caddeye sıçrar. Kendisiyle sürüklermiş gibi şöleninin mezelerini ! Kalabalığa böyle bir esrikli geceden kalma hali ile dalar. Flanör düşünürdür Baudlaire, tam bir flanör örneğidir. Hem kendisi nasıl tanımlar ki flanörü?

" Nasıl ki kuş havada, balık suda yaşarsa, o da
kalabalıklarda varolur. Aşkı, işi, gücü kalabalıklardır. Kusursuz flâneur için, tutkulu gözlemci için, ahalinin tam orta yerini, hareketin gel-git noktasını, gelip
geçici ile sonsuzun arasını mesken tutmak müthiş bir keyiftir. Evden uzak kalmak ama her yerde
evinde hissetmek; dünyanın merkezinde olmak, dünyayı gözlemek ama dünyadan saklı kalmak..."

    Eserdeki gözlemlerin keskin ve sonsuz kucukluklerin temel hakikatini yansıtır gibi imgelem gücünü kullanan Baudlaire, düşsel ve eros fantazmasini da harmanlar. Düşünceler birbirini izler. Her şey gözlemin ve düşüncenin konusudur. Özellikle Yaşlı Hokkabaz ve Pasta pasajlarında dikkat çekici olan bir çok nokta vardır. Hem can sıkıntısının modernist proto-tipini sunan hem de ozanı bir hokkabaz imgesi içerisinde değerlendiren bir Baudlaire vardır. Pasta alegorisini ekmekle bağdaştırır. O an tam bir tarihe tanık özne figürü belirmiş gibidir.  “Ekmeğin pasta diye adlandırıldığı, tam bir kardeş kavgası doğuracak kadar ender bir katık olduğu görkemli bir ülke varmış demek!”

   Paris Sıkıntısı bir gezinti içerisinde bir gezinti gibi sunulur. Parisi görmeyen biri Paris' in sokaklarına caddelerinde o an mevcut karmaşayı ve bireyin kalabalık içerisindeki gözlem gücüne ortak olur. O an tüm karmasa ve kalafatın içerisindeki akışa, modern bireye ortak olan tek kişi okuyucudur. Ve bu gözlem yolculuğunun essizligine okuyucu da katılır.
117 syf.
·10 günde·Beğendi·8/10
Üniversitede Baudelaire'i tercüman olarak tanıdım. Poe'nun metinlerini fransızcaya çevirmiş bir tercüman olarak kaldı aklımda. Bir de şu olaylı şiir kitabı var tabi. Kötülük Çiçekleri -Les Fluers Du Mal-. Ahlaki sınırları zorladığı gerekçesiyle bir süre yasaklı kalmış, edebiyatçıya türlü davalar açılmış. (Kendisinin frengiden öldüğünü belirtmek lazım mı? Bilemedim.) Sonuç olarak Baudelaire'in çeviri dışında hoşuma gideceğini hiç düşünmedim. Ama Paris Sıkıntısı yüzümü kara çıkardı. Fransız sanatçılarının huyudur; eserlerinde alttan alta ideolojik, dini, kültürel vs. birçok konuyu fark ettirmeden eleştirirler. Baudelaire düz yazıyı kullanarak, şiir sanatında bile bir insanın zekasının ne kadar kıvrak olabileceğini gösterdi bana. Kitabı okumaya zamanınız yoksa bile içini açıp; İki Kişilik Oda, Yoksulun Oyuncağı, Perilerin Armağanları, İp, Sarhoş Olun, Ne Çabuk!, Ayna, Çorba ve Bulutlar metinlerini ve sonuç bölümündeki şiiri okumanızı tavsiye ederim. (Şiir bir kısım kısaltılmış.) Çerez kitaplardan kendisi...
117 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Baudelaire'in eşsiz anlatımını bu kitapta yazmış olduğu 116 sayfalık kısa şiirsel anlatımı ile imgelemeler, alttan alta metaforlar, göndermelerle olsa da düzyazı olarak yazdığı yaşadığı hayata dair müthiş gözlem yeteneği ile kendisinin yanında Fransa halkının sorunlarına değiniyor. Bu yönüyle hem anlatım tarzı, hem de değindiği konular ile etkili bir kitap.

"Paris Sıkıntısı" kitabın ilk yayınlandığı andan itibaren insanların ve edebiyat dünyasının etkisi altına almış önemli tartışmalara neden olmuş. En büyük amacı anlaşılmak olan yazarın anlaşılmaması bu yüzden onu üzmüştür.

Kitapta cümlelerin ve tartışmalara neden olmasının en büyük nedeni; insanın dehşetle, sıkıntıyla, yaşadığının düşmanın ölümsüz isteğiyle anlatan bir üsluba sahip olmasıdır. O dönemde Fransa da bulunan romantizm akımının etkisi Baudelaire bu tam tersi kullandığı gerek üslubu gerekse anlatılan konuların tam tersi özelliklerde olması büyük bir problem teşkil ediyordu. Nesne özneleştiğinde, ben kendisini eritir. Ruh öyle mutsuzdur belki de bu dünyada yaşam yaşar, yaşamı düşe dalar, ama yaşamı her zaman günün birinde mutlaka acı çeker. İnsan düşleyen bir varlıktır. Tutku beslediği için düşleyen bir varlık olan insan, bütün dünyayı tutkusunun görüntüsüne dönüştürme gücüne sahiptir. BAUDELAİRE'in gerek şiir dünyasında gerekse felsefesinde bu tutkulu düşüncelerini rahatlıkla görebiliyoruz. Bunu yaparken de okuyucusuna insanın kendisini gizlemekten hoşlandığı en önemli şey olan varlığını gün ışığına çıkartmasına yardımcı oluyor.
128 syf.
·10/10
Düz yazı şiire ancak bu denli yakisabilirdi. Ve bu kitap bir insanın 116 sayfalık nesir boyunca şairine üslubunu koruyabileceginin kanitiydi...
120 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Baudelaire’nin Paris Sıkıntısı anlayışımı oldukça değiştiren kitaplardan biri oldu.
Baudelaire’in okurken çok geniş bir hayal gücüne sahip olduğunu hemen anlayabilirisiniz ve yeteneğini kolaylıkla görebilirsiniz.
Müthiş bir hayal gücüne sahip, ruh çözümlemeri ve imgeleri var.
Kitap düz yazı şiirlerden oluşuyor ve bölüm bölüm ilerliyor.
Kitapta göze çarpan konular genellikle can sıkıntısı,manasızlık,kaçma isteği gibi konular.
Kitabı severek okudum kitaptaki şiirler kendi tekrara çok kaçmamış bu da kitabı daha da severek okumama neden oldu.
Baudelaire bu kitabıyla beni çok etkiledi ve beğendiğim yazarlar arasına kendini yerleştirdi.
Sonraki kitaplarını büyük bir zevk ve heyecan ile okuyacağım.
Bu kitabı size öneriyorum Baudelaire bu işin ustası gibi gözüküyor.
128 syf.
·Puan vermedi
Baudelaire'in dusunce dunyasi cok derin olmakla beraber, ayrintilarda cümleler boyunca dolaşabiliyor.Kendisi bu kitabin icindekilerin duz yazılmış kisa siirler oldugunu belirtiyor ve kitap da zaten 1-2 sayfadan olusan siirsel metinlerden olusuyor. Durumlardan yola çıkarak kendi iç dunyasini ve hayata bakis acisini yansitan metinler bana kalirsa çok da iç karartıcı.
128 syf.
·11 günde·Beğendi·8/10
Bitirme tezimi yazarken karşıma çıkmış bir şairdir kendileri ve adını ilk duyduğum eseri de buydu. Eser her ne kadar düzyazılardan oluşuyor olsada cümleler içerisindeki şiirsellik muazzam derecede göze çarpıyor. En çok etkilediğim bölüm ise "Yoksulları Gebertelim!". Mutlaka okumayı denemelisiniz.
186 syf.
·2 günde·7/10
Baudelaire, dünya şiir antolojilerinin tümünü etkilemiş bir manzume ustası. Paris Sıkıntısı düz yazı, hikaye, kurmaca, denemenin şiirsel dil anlatımına en çok yaklaştığı edebiyat ürünlerinden biri. Zaman zaman çevirinin kitabın orjinal metninin önüne geçtiğini ben de düşündüm. Ancak genel olarak memnun bir okuma deneyimini sonlandırdım diyebilirim.
128 syf.
·1 günde·Beğendi·6/10
Ne rahatsız edici bir çeviri. İnsanı rahatsız ediyor metnin şiirselliği uyduruk kelimelerle boğulmuş, anlam öz türkçecilikten başka bir safhaya geçmiş ilerlemeci tarih anlayışının dile uygulanmasından doğan bir rahatsız edicilikle karşımızda -sanırım-
128 syf.
Kitap yakın arkadaşımın hediyesiydi. İlk okuduğumda anlatılanları pek anlamamış, dilini kavrayamamış ve kitabı yarım bırakmıştım. Ama şimdi kitabı tekrar elime alınca bütün fikrim değişti.
Kitap yazarın yaşamış olduğu Paris’te geçtiğini düşündüğüm olayların kısa hikayeler şeklinde yazarın kendi gözünden anlatımıyla oluşuyor. Kitabın başında denildiği gibi, düz şiir tarzında bir anlatımı var. Gayet akıcı, insana az kelimeyle çok şey anlatan bir kitap. Bazı tasvirler o kadar etkileyici ki gerçek mi hikaye mi pek ayırt edemiyorsunuz. Son birkaç hikayeyi pek beğenmesem de genel anlamda beğendiğim bir kitap oldu.
Sakin bir kafayla okunduğunda şiir kitabı tadı veriyor.
Bu dünyanın mutlularına bazı bazı kendi mutluluklarından daha üstün, daha derin mutluluklar bulunduğunu anımsatmakta yarar vardır, yalnızca budala gururlarını sarsmak için bile olsa.
"Dışarıdan, açık bir pencereden içeriye bakan kişi, kapalı bir pencereye bakanın gördüğü kadarını göremez hiçbir zaman."
"Peki neyi seversiniz öyleyse, olağanüstü yabancı?"
"Bulutları severim. İşte şu, şu geçip giden bulutları, eşsiz bulutları....

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Paris Sıkıntısı
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055752569
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Mitra Yayınları
Baskılar:
Paris Sıkıntısı
Paris Sıkıntısı
Paris Sıkıntısı
Paris Kasveti
Le Spleen De Paris
Modern şiirin kurucuları arasında sayılan, Sembolist şiir akımını büyük ölçüde etkileyen Charles Baudelaire (1821-1867) şairliğinin yanı sıra önemli bir düşün insanıydı. Kendini doğuştan lanetlenmiş sayan, yaşadığı büyük yalnızlık dolayısıyla daima çağının ötesinde bir sürgün olarak hisseden büyük şair hep başka bir yerin özlemi ve arayışı içinde olmuş, bu özlemini ise şiir dışında, edebiyatın farklı dallarında da ürünler vererek dışa vurmuştur. 1862'yılında kitap haline getirilen Paris Sıkıntısı, Baudelaire'nin düzyazı şiirlerinin en güzel örneklerini içerir.

Kitabı okuyanlar 278 okur

  • esin
  • Serkan Kaçar
  • Olcay Arın
  • Nehir

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.1 (1)
9
%1.1 (1)
8
%1.1 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0