Paris və Londonda qara qəpiksiz

·
Okunma
·
Beğeni
·
7.394
Gösterim
Adı:
Paris və Londonda qara qəpiksiz
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
296
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789952268461
Kitabın türü:
Dil:
Azerice
Ülke:
Azerbaijan
Yayınevi:
Qanun Nəşriyyatı
Baskılar:
Paris ve Londra'da Beş Parasız
Paris ve Londra
Paris ve Londra
Paris və Londonda qara qəpiksiz
Birmadakı (indiki Myanmar) müstəmləkə polisi vəzifəsindən ayrılıb yazıçı olmağa qərar verən Corc Oruell (Erik Blair) Paris və Londonda çox ağır və yoxsulluq içində həyat keçirir. Ədəbi tənqidçilərin çoxu avtobioqrafik olaraq qəbul etsələr də, bu ağır günlərdən bəhs edən və 1933-cü ildə qələmə alınmış Paris və Londonda Qara Qəpiksiz əsərindəki hadisələrin gerçək, yaxud uydurma olduğu hələ də mübahisə mövzusudur. İkihissəli bu əsərdə Parisdəki pulsuz və ağır işlərdə işləməyə məhkum günlər ilə Londonda – tüfeylilər arasında və müvəqqəti sığınacaqlarda keçən günlərdən bəhs edilir.

Daha çox 1984 və Heyvanıstan əsərləri ilə məşhur olan Corc Oruellin bu əsəri yoxsulluq və səfalətin ən yaxşı təsvirlərindən biri kimi qəbul edilir. Paris və Londonda Qara Qəpiksiz kitabında yoxsulluq və səfalətin Oruellvarı təsvirini görəcəksiniz.
248 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
Okurken acıkıp midenizin gurultularını duyacağınız, dolapta kalan bayat ekmeğe tarihi geçmiş süte şükredeceğiniz bir kitap. Zaman makinası icat edilirse ilk iş gidip Orwell'e tereyağlı bol yoğurtlu 1,5 iskender ısmarlayacağım..
248 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Gerçekten herkesin hayatında bir kere bu kitabı okuması gerektiğini düşünüyorum. Kitabı okurken bambaşka dünyalarda kaybolabiliyorsunuz. O kadar ince ayrıntılarına kadar işlenmiş ki sizi elinizden tutup içine çekiyor resmen.. Dış dünyada gördüğümüz o muhteşem lüks hayatların beş para etmeyen şeyler olduğunu, parasızlığın sizi hangi noktalara kadar düşürebildiğini, insanların böcek gibi sizi nasıl ezdiğine, sırf paranızın olmadığını ve o işe muhtaç olduğunuzu bildiği için sizi nasıl kullanabildiğine ve bunun gibi birçok şeye mükemmel derece güzel ve ince çizgilerle değinilmiş.. George Orwell'in kaleminden gerçek dünyayı, açlığı, değersizliği, yardımlaşmayı ve daha birçok şeye elinizin altında ulaşabilceğiniz koskoca bir kitap aslında.. Yazarın emeğine yüreğine sağlık.. Çevirisini yapan Berrak Göçer'in de emeğine sağlık.. Keyifli okumalar.. :)
248 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Okuduğum ilk Orwell kitabı ve muazzam güzeldi. Yazarın Paris ve Londra sokaklarında hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Kendine özgü bir mizah anlayışı var ve bu kadar hüznün içinde gülümsetiyor insanı. Yazarın 'Berduşlar ' dediği insanları tanıyoruz. Nasıl hayatta kalıyorlar, ne yerler ne içerler, nasıl 'berduş' oldular.. Kitap gerçekten farklı ve ince mesajlar var içerisinde . Okuyunuz :)
248 syf.
·17 günde·Beğendi·8/10
George ORWELL’ın ‘’Paris ve Londra’da Beş Parasız romanı’’. Paris’in ve Londra’nın 1930’lardaki görünümünü, modern Avrupa’nın da nasıl yoksulların terleri üzerinde yükseldiğini yalın bir dille anlatıyor. Ve yazar bizzat berduşların arasında beş parasız aç susuz yaşayarak, çekmiş oldukları sıkıntılardan da yola çıkarak berduşların hayatlarını daha kolaylaştıracak önerilerini aşağıda açıklandığı gibi çözüm olarak dile getiriyor ve şimdiki uygulanan sistemin rahatlayacağını söylüyor. Ayrıca yazarların hayatlarının ne geçmişte ne de bugün kolay olmadığını da bir bakıma anlatmış oluyor.

Berduş barınakları kelimenin tam anlamıyla lüks olsa bile (asla olmayacaklar) berduşların yaşamı yinede boşa gidecektir. Yine düşkün olacak, evlilikten ve aile yaşamından uzak kalacak ve toplum için tam bir ziyan sayılacaklardır. Yapılması gereken, düşkünlüklerine son vermek, buda ancak onlara iş bulunarak yapılabilir-sadece çalışmak için yapılan bir iş değil, yararlarını görebilecekleri bir iş. Şu an çoğu barınakta berduşlar hiç çalışmıyor. Bir zamanlar yemek karşılığında taş kırıyorlardı ama bu, gelecek uzun yıllara yetecek kadar çalışıp taş kırıcıları işsiz bıraktıklarında durdu. Bu günlerde boş bırakılıyorlar çünkü görünürde yapabilecekleri hiçbir şey yok. Oysa işe yarayabilecekleri çok basit bir şey var, o da şu; her düşkünler evinde küçük bir çiftlik yada en azından ufak bir bostan olabilir ve eli ayağı tutan her berduş bir günlük mesai yapabilir. Çiftlik ya da bostandan elde edilecek mahsul berduşları beslemek için kullanılabilir ve en kötü ihtimalde bile margarinli ekmek ve çaydan oluşan o pis perhizden daha iyi olur. Elbette berduş barınakları hiçbir zaman tam olarak kendilerine yetmezler ama bu açıdan önemli bir yol kat edebilirler ve muhtemelen vergiler açısından uzun vadede yararlı olurlar. Bu günkü sistemde berduşların ülke için oldukça büyük bir zarara yol açtığını unutmamak lazım; zira sadece çalışmakla kalmıyor, aynı zamanda sağlıklarını bozacak bir perhiz yaşıyorlar; onları düzgün besleyen ve kendi yiyeceklerinin en azından yarısını kendilerinin üretmesini sağlayan tasarı denemeye değer olacaktır.
248 syf.
·2 günde·9/10
George Orwell.... İlk incelememi yazmama önayak olan adam. Hangi kitabını okusam kendimi çok iyi hissediyorum. Lise dönemlerinde Stalin yönetimini yeren romanı Hayvan Çiftliği'ni okumuştum. Ben o kitapta şunu gördüm açıkçası: Daima bir otoritenin var olacağı gerçeği.. Evet kaçınılmaz olan şey bu. Tarih boyunca insanlar hep bir çatı altında buluşmuştur. Bu çatıya ister sadece bir 'devlet' deyin ister despot bir yönetim.
Sonra 1984.. düşsel bir gelecek. Bir nevi Ütopya...1930'lu yıllarda yazılmasına rağmen geleceğe dair müthiş tespitlerde bulunduğu roman. Yine bir çatı var bu kitapta da. Her şeyi gören, bilen bir çatı. Kendisinden kaçamadığınız bir çatı. Büyük Birader'in yönetimi altında bulunan insanlar medya aracılığıyla olsun, işkence yoluyla olsun her zaman istenilen yönde hareket etmek zorunda bırakılıyor.
Peki bu kitap.. Paris ve Londra'da Beş Parasız, yazarın söz konusu şehirlerde geçirdiği sıkıntıları; hayatta kalabilmek için yaptıklarını, kendisi gibi olan birçok insanla iletişiminin nasıl olduğunu, toplumun tabiri caizse en alt katmanında yer alan insanların yaşamından bir kesit sunuyor. Burada bir çatı var aslında. Yoksullukla mücadelede etkisiz olan bir çatı. Şehirlerde evsiz barksız onbinlerce insan varken bunun için önlemler almayan ya da üstünkörü alınan bazı önlemlerin ise yetersiz olduğu bir çatı. Yazar söz konusu durumda nelerin yapılabileceğini kitabın sonunda ufacık da olsa birkaç örnekle aktarıyor. Lakin yaşadıkları, bizim başımıza gelmesi durumunda hayatın zorlukları ile nasıl baş edebileceğimiz konusunda bize adeta yol gösteriyor. Günde 20-25 kilometre yol yürümek zorunda kalıyor bazen, hayatta kalabilmek için.
Bizler ne kadar zor durumda yaşıyor olsak da vazgeçmemeliyiz. Hayat herkese doğumunda bir Ferrari armağan etmez. Ferrari'yi kazanmamızı ister. Ferrari'nin ne olduğu ise size kalmış bir şey...
248 syf.
·11 günde·Beğendi·9/10
Okuduğum ikinci George Orwell kitabı... Kesinlikle ilgi çekici,bilgilendirici,hüzünlü,komik.... ve maalesef toplum içinde insanlar tarafından oluşturulan sınıfsal sistemin en alt tabakasında ki dilencilerin,evsizlerin, berduşların yaşamını,karşılaştıkları zorlukları,duygularını,hayal kırıklıklarını,umutlarını ve bu insanlara karşı ne yapılması gerektiğini,onları sosyal hayata yeniden kazandırmak için ne gibi önlemler alınması gerektiğini güzel, akıcı bir dille anlatmış. Özellikle yazarın kitabın son sayfasında kendine çıkardığı sonuç gerçekten beni derinden etkiledi; "Yine de meteliksiz kalmanın bana kesinlikle öğrettiği bir iki şeyi gösterebilirim. Bir daha hiçbir zaman berduşların sarhoş birer ahlaksız oluğunu düşünmeyeceğim, bir peni verdim diye bir dilencinin bana minnet duymasını beklemeyeceğim, işsizler uyuşuksa buna şaşmayacağım, Selamet Ordusuna para vermeyeceğim, giysilerimi rehine koymayacağım, sokakta birisinin uzattığı el ilanını geri çevirmeyeceğim, şık bir restoranda yediğim yemekten tat almayacağım. Bu, bir başlangıç."

Benim için de bu bir başlangıç...Bana bu farkındalığı sağladığı için George Orwell'a ve kitabı bana veren Seray' a en içten teşekkürlerimi sunuyorum.
248 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
Gercekten güzel bir Orwell kitabı.
1930 lu yillarda Paris'te ve Londra'da en alt tabakanın yaşam koşullarını çalışma şartlarını ve hayatta kalabilmek için açlıkla verdikleri sınavı okuyorsunuz.
Ve yazar bizzat kendisi de bu insanlarla birlikte yaşadıktan sonra bu kitabı yazıyor. Ilk once Pariste başlıyor serüven orda ki beş parasız gunlerinde lüks otellerin restoranlarında çalışma sürecinden sonra baska bir iş umudu ile Londra ya gidiyor. Fakat orda da işler umduğu gibi olmayınca yeniden beş parasız aç ve evsiz günlerine devam eder.
Kitap da evsiz insanların hayatlarına nasıl devam ettiğini ve ayni zamanda bu insanlarin toplumdaki yerini okuyoruz.
Sayfalarda açlıkla çok fazla karşılaşıyoruz ve ben normalde böyle bir konu okurken çok duygulanırım aşıri etkilenirim. Fakat bu kitabın duygusu bana biraz eksik geldi. Yani onca yoksulluk, onca aclik ve sefalet olan bir kitapdı ama ben çok empati kurup bu duyguyu alamadım.
Keyifli okumalar dilerim.
Kitap yorumlarım icin kanalima göz atabilirsiniz 🤗
https://www.youtube.com/...YAdpca9gSpXaa33F04Cw
248 syf.
·Beğendi·10/10
"Varlı və kasıb insan arasındakı tək fərq sahib olduğu puldur və hər hansı milyonçu, əslində təzə və dəbdəbəli kostyum geyinmiş adi qabyuyandan başqa bir şey deyil. Bir anlıq bunların yerini dəyişdirin, budur, indi hansı mədəni, hansı oğru oldu?"
"Yəhudiyə etibar edəcəyinə ilana etibar et, yunana etibar edəcəyinə yəhudiyə etibar et, amma erməniyə heç vaxt etibar et".
248 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
"Beş parasız kalmaktan o kadar çok bahsetmiştiniz ki; eh işte beş parasız kaldınız ve hâlâ ayaktasınız."
George Orwell'ın Paris ve Londra'da çektiği sıkıntılarını anlattığı muhteşem bir kitap. George Orwell fakirliği öyle bir anlatmıştır ki tam olarak yaşayamasanız bile ne olduğunu, ne olabileceğini az çok tahmin edebiliyorsunuz.
Gerçekten de George Orwell'ın dediği gibi parasız yaşanabilir ama nasıl, ne zorluklarla? İşte bu soruların cevabını en güzel şekilde verebilen bir anı veya otobiyografik roman. Okurken biraz tuhaf hissedebilirsiniz çünkü gerek 1984 ile gerek Hayvan Çiftliği ile bu kadar ün yapmış bir yazarın bu kadar sıkıntıyı nasıl çektiğine inanamıyorsunuz.
‎Son olarak bir tavsiye niteliğinde şunları söyleyebilirim: George Orwell'ı mutlaka okuyun. Hangi kitabı olursa olsun mutlaka okuyun. Çünkü bize vereceği çok şey var. Her kitabında...
248 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
"Genç bir insan olarak Paris'te yaşayacak kadar şansın varsa geri kalan hayatında nereye gidersen git, Paris senin içinde bir şenlik olarak kalacaktır." demiş Ernest Hemingway.
Sanırım bu, Orwell için hiç de geçerli olmamış.
Cebinizde paranız yoksa Paris bile bir şenlik yerinden çıkıp ıstırap yeri haline gelebiliyor.

Kitap parasızlığın yol açtığı birçok sorunun başında gelen açlığın, insanı nasıl bambaşka birine dönüştürebildiğini anlatıyor. Açlıktan kimliği değişen insan ancak yoğun uğraşlar sonucu iş bulabiliyor (çünkü para kazanmak için iş bulmak için bile bir yerlere para vermek gerekiyor) ve bulduğu bu iş de insani değerlerden yoksun, iş verenin işçilerin çaresizliğini kullanarak onların sırtından mümkün olduğu kadar fazla asalakça para kazandığı türden bir iş oluyor.
Bilindik bu tür konuların yanı sıra kitap açlığın ve işsizliğin psikolojisini derinlemesine anlatıyor.
Son kıyafetine kadar eşyalarını rehin vermeler, her gün ekmek yemek zorunda kalmalar, karnın aç bir halde iş bulabilmek için kilometrelerce yürüyüp her seferinde red cevabı alıp aynı yolu geri yürümek zorunda kalmalar, eğitimli bile olsan sırf paran olmadığından düzgün kıyafetler alamadığın için insanların seni aşağılık görmeleri...
Yazarın bu çilesini okurken aklıma Charlie Chaplin'in Modern Times filmindeki işsiz karakterinin yanlışlıkla hapse düştükten sonra hapisten çıkış günü geldiğinde çıkmamakta direttiği sahne geldi.
"Başlarına talih kuşu konmadığı sürece bu hayattan kurtulmanın tek yolu hapse düşmek."
Çünkü modern kölelikte insanın hapishanedeki gibi karnının doyacağının garantisi yoktur. Hapisteki insan cezasını çeker ama onun cezasını çekmesinin düzene pek bir katkısı yoktur. Oysa yazarın anlattığı modern kölelik düzeninde işsizlerin bile bir görevi vardır:
Berbat koşullarda çalışanların haklarını aramalarına engel olmak için patronlar tarafındandan kullanılmak.
248 syf.
Kitabın yazarını ve ismini bilmeden okusaydım yaklaşık yarım saat içinde George Orwell eseri olduğunu anlayabilirdim. Hayatının büyük bir bölümünü ekonomik sorunlar ve bu sorunlara bağlı sosyal sıkıntılarla geçirmiş bir insandan başka konular hakkında yazması da beklenemezdi.
Bana göre Orwell kitabın Paristeki kısmını yaşıyarak yazarken, İngilterede geçen kısmını yaşanılınanlardan ziyade izlenimlerle yazmıştır. Kitapta hemen hemen bir asır önceki Fransada anlatılan otel çalışanları "plangeur"lar modern dünyanın köleleri, günümüzde hiçbir değişime uğramadılar. Bizim coğrafyamızda otellerde "ekstra" ismiyle anılırlar.
Lüks otellere ve şık restaurantlara ihtiyacımız var ya da var olduğunu sanıyoruz. Böyle yerlerin lüks sunması bekleniyor ama işin esasında lüksün ucuz, iğrenç bir taklidini sunuyorlar. Yüzyıllar da geçse, ülkeler de değişse sanırım sistem bir türlü değişmeyecek. On dakika boş durmana müsade etmeyen şefler, 17 saat çalışan üniversite mezunları, sırf yatıcak yerleri olmadığı için 20 saat çalışmaya razı olan insanlar. Sadece düşünmeyi imkansızlaştıran bir rutin içinde hapsolmuş durumdalar.
Orwell'ı her zaman kendime yakın bulurdum fakat bu kitapla birlikte artık uzaklaştıramıyacağım bir noktada kendine ebedi bir yer edindi.
248 syf.
·Beğendi·7/10
Georgo Orwel'In bu kitabı okurken yazar o kadar içten parasızlığı işlemiş ki,.bir ara çıkarıp para veresim geldi.Yeterki rahat etsınler dıye
"İnsanlar, tüm işlerin mantıklı bir amaca hizmet etmek adına yapıldığına gözü kapalı inanıyorlar."
Geliriniz belli bir seviyenin altına düşer düşmez insanların size vaaz verme ya da sizin adınıza dua etme hakkını bulmaları çok ilginç.
Paranız ne kadar az olursa endişeniz de o kadar az olacağı iddiası aslında belli sınırlar çerçevesinde doğru...
Yıldız gösterisi bedava;
Gözlerini kullanmak için paraya gerek yok.

Ne güzel bir fikir!
Bu daha önce hiç aklıma gelmemişti..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Paris və Londonda qara qəpiksiz
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
296
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789952268461
Kitabın türü:
Dil:
Azerice
Ülke:
Azerbaijan
Yayınevi:
Qanun Nəşriyyatı
Baskılar:
Paris ve Londra'da Beş Parasız
Paris ve Londra
Paris ve Londra
Paris və Londonda qara qəpiksiz
Birmadakı (indiki Myanmar) müstəmləkə polisi vəzifəsindən ayrılıb yazıçı olmağa qərar verən Corc Oruell (Erik Blair) Paris və Londonda çox ağır və yoxsulluq içində həyat keçirir. Ədəbi tənqidçilərin çoxu avtobioqrafik olaraq qəbul etsələr də, bu ağır günlərdən bəhs edən və 1933-cü ildə qələmə alınmış Paris və Londonda Qara Qəpiksiz əsərindəki hadisələrin gerçək, yaxud uydurma olduğu hələ də mübahisə mövzusudur. İkihissəli bu əsərdə Parisdəki pulsuz və ağır işlərdə işləməyə məhkum günlər ilə Londonda – tüfeylilər arasında və müvəqqəti sığınacaqlarda keçən günlərdən bəhs edilir.

Daha çox 1984 və Heyvanıstan əsərləri ilə məşhur olan Corc Oruellin bu əsəri yoxsulluq və səfalətin ən yaxşı təsvirlərindən biri kimi qəbul edilir. Paris və Londonda Qara Qəpiksiz kitabında yoxsulluq və səfalətin Oruellvarı təsvirini görəcəksiniz.

Kitabı okuyanlar 808 okur

  • Nigar Məcidzadə

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları