Paris'te Balayı

7,6/10  (129 Oy) · 
430 okunma  · 
106 beğeni  · 
4.423 gösterim
Jojo Moyesin merakla beklenen kitabı Ardında Bıraktığın Kadınla tanışmak için küçük bir başlangıç.

Âşıklar şehri Pariste yeni evli iki çift…

Genç ve güzel Liv, 2002 yılında zengin ve çekici bir mimar olan Davidle evlenir. Rüya gibi bir balayı geçirme hayaliyle Parise gelseler de beklenmedik bir sorun evliliklerini daha ilk günden sorgulamalarına yol açar. Acaba aralarındaki büyük aşk onları bir arada tutmaya yetecek midir?

1900lerin başında ünlenen ressam Édouard Lefèvre, tabloları için kendisine modellik yapan Sophieye âşık olur. Bir kadına bağlanmayı daha önce asla aklından geçirmemiş olsa da Sophienin, hayatının kadını olduğuna inanıp ona evlenme teklif eder. Ancak genç Sophie kısa bir süre sonra evlilik hayatının beklediğinden çok daha farklı olduğunu, aşkı için büyük fedakârlıklarda bulunması gerektiğini anlar…

Farklı yüzyıllarda yaşanan kadın erkek ilişkilerini, sevgiyi ve evliliği anlatan Pariste Balayı, büyük aşkların ölümsüz olduğunu kanıtlıyor.

"Mutlaka etrafınızdaki insanlara da okutmak isteyeceğiniz sımsıcak bir kısa roman. Moyes karizmatik, inatçı ve hayattan ne beklediğini bilen karakterler yaratıyor."
-Independent on Sunday-

"Pariste Balayı kahkahalar attırıyor, yoğun hislerle gülümsetiyor ve bir bebek gibi ağlatıyor."
- Closer-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Temmuz 2014
  • Sayfa Sayısı:
    144
  • ISBN:
    9786053433583
  • Çeviri:
    Solina Silahlı
  • Yayınevi:
    Pegasus Yayınları
  • Kitabın Türü:
Damla Köseoğlu | Hermione 
22 Mar 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 8/10 puan

Jojo Moyes ile Senden Önce Ben kitabını okuyarak tanışmış, gerek kitaba gerekse kitabın beyaz perdeye aktarılmış haline bayılmıştım. Tabii ki yazarı okumaya devam etme kararı aldım ve tercihimi Paris'te Balayı'ndan yana kullandım. Kitapları genelde 400 sayfadan az olmayan Moyes'in 138 sayfalık romanı olduğunu görmek şaşırtıcı gelebilir o halde şunu söyleyeyim; bu durum sizi şaşırtmasın. Paris'te Balayı yazarın Ardında Bıraktığın Kadın kitabı için küçük bir giriş. Bu kitabı Ardında Bıraktığın Kadın'ı daha iyi anlayabilmek için karakterleri tanıdığımız, hikayenin ortaya çıkış noktasını öğrendiğimiz bir girizgâh olarak tanımlayabiliriz.

Paris'te Balayı geçmiş ve gelecek bağı olan kitaplardan. Bir tarafta 2002 yılının Paris'indeki Liv, bir tarafta 1910'lu yılların Paris'inde Sophie. Liv mimar olan eşi David ile birlikte balayını geçirmek için Paris'e gider. Işıklar Şehri'nde harika bir balayı geçirmek isteyen Liv'in hayalleri bir anda alt üst olur ve çiçeği burnunda gelinimiz kendini evlilik kararını sorgularken bulur. Öte yandan Sophie ise o dönemde çizdiği resimlerle ünlenen ressam Édouard Lefèvre ile evlenmiştir ancak Liv'de olduğu gibi Sophie'de de işler umulduğu gibi gitmez. Sophie evlilik için aşkın yetmediğini, fedakarlıklar yapılması gerektiğini anlar.

Farklı dönemlerde yaşayan iki kadının evliliğe attıkları adımı Jojo Moyes'in akıcı anlatımı ile okuyoruz. Paris'te Balayı'nda sevdiğim bir nokta Liv'in, Paris'teki müzelerden biri olan Orsay Müzesi'nde gezerken Édouard Manet'in Kırda Öğle Yemeği tablosundan bahsedilmeseydi. Yazarımız Sophie'nin eşinin ismi için Manet'ten esinlenmiş gibi görünüyor. :) Son olarak Ardında Bıraktığın Kadın'ı da yakın bir zamanda okumayı düşünüyorum. Seri tamamlandığında çok daha sağlıklı bir inceleme yapabilirim.

Keyifli okumalar...