·
Okunma
·
Beğeni
·
1.395
Gösterim
Adı:
Paris'ten Çiçeklerle
Baskı tarihi:
20 Eylül 2018
Sayfa sayısı:
335
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057976017
Kitabın türü:
Orijinal adı:
All the Flowers in Paris
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pena Yayınları
Bu kitabı yazarken, karakterlerimin peşinden en etkileyici kafelere, güzel balkonlara ve canım Paris manzaralarına gittim. Bu seyahatte Montmartre’nin basamaklarına tırmandım, Rue de Cler pazarındaki renkli görüntülere hayranlıkla baktım, küçük ara sokaklardaki gizli kafelerde espresso yudumladım. Hepsi unutulmazdı.
Ama bu hikâye, çikolatalı kruvasanlardan ve bir bahar günündeki Eyfel Kulesi’nden daha derinlere iniyor. Bu hikâyenin sayfaları, 1940’lı yılların savaşla yıpranmış Paris’inde, gönül yaralarını ve travmaları ele alıyor. Günümüzde ise direnmeyi, affetmeyi ve sevmeyi becerebilen veya beceremeyen karakterleri.
Bu kitap, benim Paris’e yazdığım aşk mektubum. Ve belki bir gün, bir mektup daha yazarım. Şimdilik, hayal ettiğim bu hikâyenin, karakterlerin, Paris’in her şeyinin en ince detayına kadar keyfini çıkarmanızı umuyorum.
Nilüfer çiçekleri yürek parçalayıcı yolculuklardan geçer. Tohumları toprakla, artıklarla ve birbirine giren köklerle kaplı bulanık bataklık suyunda filizlenir. Çiçek açmaları için bu korkunç karanlıkta yolunu bulması gerekir, suyun üstünde bir yerde güneş ışığının olduğunu içten içe bilmeli ya da en azından bunu umut etmeli. Böylelikle bu yolculuktan zarar görmeden çıkar ve zafer kazanmış bir şekilde çiçek açar.
1940’ların işgal altındaki Paris’inde Paris’in tüm çiçeklerini beklerken Paris’in tüm acılarını kendinde bulan bir kadın… 2000’lerde Işığın Şehri Paris’in nostaljik havasında ve aydınlığında kendi acılarıyla ve geçmişiyle yüzleşebilmek için başka bir kadının geçmişinin peşinde iz süren başka bir kadın…
Kendine özgü sürükleyici tarzıyla Sarah Jio bu romanında bulanık sularda derinlere batmış iki nilüfer olan güçlü kadın karakterlerle geçmiş ve bugün arasında köprü kurarak hayatta önemli olan şeyleri hatırlatıyor.
Mutluluktan çığlık atasım var!Daha çıkalı ne kadar olduki resmen taze taze.Sarah Türkiye'ye kadar geldi ama ben bir fotoraf bile çektiremedim fakat elime geçen imzalı kitabı ile çok mutlu oldum hatta öyle ki daha okumadan sizinle paylaşmak istedim.
Hem Celine oldum, hem Caroline. Caroline ile evlat acısı çektim. Celine ile savaşın zorluklarını ve dehşeti yaşadım. Sarah Jio yine mükemmel bir kurgu ile karşımızda. Sarah Jio'nun kitapları kalbinizi yaralarken bir yandan da size mükemmel hayat dersleri veriyor. Kitabın sonunda bir yanda hüzün diğer yanda mutlu son yine beraberdi.
Yine bir solukta okunan sarah eseri bir mart meneksesi bir yagmur sonrasi kadar olmasada sarsici bir hikaye okuduklarimi ozumsemem biraz zaman alicak her romanda yaptigi gibi baska bir boyuta tasidi yine
Etkileyici dramatik bir hikaye. Yine ikinci dünya savaşı yine naziler yine Yahudilerin çektiği acılar da... Şu an dünya Yahudilerin elinde ve bizler onlar yüzünden bu durumdayız. Hikaye güzel gerçeklik o kadar da değil. Yahudilerin çektiği sıkıntıları içeren kitap okumaktan biraz bıktım sanırım. Her ne kadar yazar güzel yazmış olsa da.. Bu konu da kaç tane kitap okuduğumu hatırlamıyorum..
Yıl1940 ve Paris işgal altında. Hitlerin askerlerinin korku saldığı, yüzlerce aileyi yakıp yıktığı acı dolu, yürek sıkıştıran okurken yer yer nefesinizi tutacağınız bir kitap...
Sarah jio, diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da geçmiş zaman ve günümüz tarihini şöyle bir havalandırıp, sonra nazikçe birleştirip yerli yerine koymuş. Beni tek rahatsız eden çevirinin zayıflığıydı. Bu nedenle belkide ilk onluklu sayfalarda hikayenin içine derinlemesine dalamadım. Ortalarında da yine anlatımda (çeviriden ötürü) yaşanan boşluklar can sıkıcıydı. Peki bu durum Sarah'ın tadını bozmuş mu? Tabi ki hayır.
Yalnız onca kitaptan sonra bir tık daha özenilse ortaya mükemmel bir eser çıkabilirmiş...
Hitler zulmünün ulaştığı Fransa'da geçen harika kurgulu bir roman. Günümüz-geçmiş tarzında bu romanın kurgusuyla beni yine kendine hayran bırakmayı başardı Sarah Jio. Kitaba adapte olmam biraz uzun sürdü onun eleştirisini birazdan yapacağım. Adapte olduktan sonra kitabı elimden bırakmak istemedim. Zaten İkinci Dünya Savaşı ilgimi çeken bir dönemdir. 
Kurgu açısından her daim Sarah Jio'yu beğenmişimdir. Yine öyle oldu ancak büyük eleştirilerim de olacak şöyle:

İlk başlarda, yaklaşık 100 sayfa kadar beklediğim, okumayı istediğim Sarah Jio değildi. Basit cümleler ve basit olay örgüsü beni son derece hayal kırıklığına uğratmıştı. Örneğin; 'Eve gittim. Kahvaltı yaptım, duş aldım. Sonra dışarı çıktım' gibi cümleler o kadar fazlaydı ki çığlık atacaktım. Kısa kısa ve hiçbir şey ifade etmeyen boş cümleler okumayı beklemiyordum. Biraz içtenlik, biraz yüreğe dokunuş, ne bileyim birazcık sıradışılık bekliyordum.
Özellikle kitap okurken gıcık olduğum bir olay vardır ki o da bu kitapta oldukça yaygındı: 'dedi, dedim'ler. Her diyalog sonunda dedi, dedim görmeye dayanamıyorum!!! Kitabı zayıflatıyor, bir esprisi kalmıyor.

Bir de mantık hatası farkettim ki sormayın! Hikayemde de paylaşmıştım: " Hafızasını kaybeden bir kadın karakter var. Her zaman gittiği kafeye gidiyor ve kahve istiyor. Garson kız ise ona 'ama siz kahve içmezdiniz' diyor. Böyle bir diyalog geçtikten iki sayfa sonra kafenin şefi kadına 'her gün aynı şeyi sipariş ederdiniz, poşe yumurta ve espresso' diyor."
Hem kahve içmeyip hem her gün espresso istemesi...
268. Sayfada ise günümüzdeki karakter Caroline'nın kızının adı Alma iken, 1943 senesindeki Celine'nin kızı Cosi'nin adı yazılmış. Alma ve Cosi, geçmiş ve günümüz karıştırılmış. Yazar mı çevirmen hatası mı bilmiyorum ama böyle hatalar beni soğutuyor...

Son olarak kitapta Jessica diye birinden bahsedildi ve Caroline'a birileri Victor'un güvenilmez olduğunu söyledi. Ancak bir daha ne Jessica anıldı ne de Victor neden güvenilmezmiş onu öğrenebildik. Sanırım kitabın yarısında kurgu değişmiş...
Baştan aşağı acemice bir kitap. Tek beğendiğim şey kurgusu.
Sarah Jio'nun bir Yeşil Deniz Kabuğu kitabında bir de bu kitabında hayal kırıklığına uğradım. Hem de aynı nedenlerden ötürü.
Yüreğinden kopan cümleleri okumak isterdim, yazmış olmak için yazdıklarını değil...

Deli gibi yeni kitap bekleyip Sarah'yı yere göğe sığdıramayan okurlara yakışmadı bu kitap. Biraz özen, biraz da eski Sarah tadı gerek...
Kitap iki ayrı zaman dilimini anlatıyor. Bir yanda 1940’lı yılların Alman işgali altındaki Parisi diğer yanda 2017 sevmeyi, affetmeyi ama her şeyden önce kendini affetmenin önemini anlatılıyor.
Kitaptaki her karakterin bir hikayesi vardı: Celine, Cosi, Caroline, Victor, Nico ve daha niceleri..
Ama en çok da yazar son bölümde iki farklı zamanı birbirine bağlarken çok etkilendim. Kitaptaki tasvirleri çok sevdim gözümde birebir canlandı.
Hangi birini anlatsam az kalır o yüzden tüm duyguları hissetmek istiyorsanız bence okuyun derim.
1940lı yılların Parisinde yaşanan gönül yaraları Ve travmaları ele alınıyor.Celine,Cosi ve Victor karakterleri beni çok etkiledi.Özellikle de Celine karakteri.Kendimi Celine gibi hissettim.Keyifli bir kitaptı.Keyifli okumalar. :)
Sarah jionun siradaki harikasi. Diger kitaplardan farki o ki olaylar yine seattle da deil, parisde gerceklesior. Savas doneminde yasananve hafizasini kaybetmks bir kadini anlatior
O ne kadar güzel bir romandıı. Sarah jio yazmış yazacağını yine ve harika bir olay cıkartmış ortaya. Okurken cok heyecanlandım. İki ayrı kadının hikayesi var romanda ve sürekli sizi okumaya teşvik ediyor elinizden bırakamıyorsunuz kitabı. Sarah jio okumak hiç bir zaman pişmanlık değildir.
Kitabın konusu 2. Dünya savaşı Nazi Almanyasi ve Yahudiler.
Bu tarz konuya sahip baya kitap okuduğum için çok sevdim diyemem çünkü sıkıldım artık.
Yine de sarah yazdığı için okumazsam olmazdi <3
@1kitaplikiz video hikayemde :)
Sarah jio'dan gelen video
Sarah Jio elinden çıkan bütün kitapları okumuş ve neredeyse hepsini beğenmiş biri olarak bu kitabını da genel itibariyle beğendim. Meşhur Nazi yönetiminin kendi ülkesinin yanı sıra diğer ülkelere de etkilerini Cosi, Celine ve Luc karakterleri ile öğrendik ki yine can yakıcı idi.

Her zamanki gibi olayları anlatırken iki farklı tarihte geçen iki ayrı olayı anlatıyor ve ikisini tek bir noktada çok ilginç bir şekilde bağlıyor. Bağlama konusunda yine sıkıntı yaşamamış ancak arada boşluklar kaldı. Mesela geçmişteki Cosi ve Luc karakterinin başına neler geldiğini, Cosi’nin nasıl kurtarıldığını ya da Luc ile birbirlerini nasıl bulduklarını vs bilemiyoruz. Günümüzden anlattığı olayda da kulübedeyken arayan Jessica kimdi, Victor için neden güvenilmez dendi, Caroline’ı takip eden kimdi, Victor’ın kulübedeki telefon konuşmasında esrarengiz bir şekilde bahsettiği o kız kimdi vs soruları cevapsız kaldı. Ki bunlar bence olumsuz etkilemiş akışı. Ancak yine de kurgu başarılıydı. Celine’in Cosi için yaptığı fedakarlık beni çok sarstı ve etkisinden uzun süre çıkabileceğimi sanmıyorum.

Çeviriden kaynaklandığını düşündüğüm bir de mantık hatası vardı. Günümüzü anlatırken o dönemin çocuk karakterinin adı yerine geçmişteki karakterin adı geçmiş ki hayli itici geldi bana. Bu tür hataları sevmediğim gibi görmezden de gelemiyorum.

Üslubu, dili ve anlatımı yine kendine özgüydü. Sürükleyiciliğine zaten söz yok. Bir iki yazım yanlışı vardı ki sürükleyiciliği ve konusunun etkileyiciliği bunları görmezden gelmemi kolaylaştırdı. Haricinde, klasik Jio kitaplarından biriydi. Umarım siz de okur ve beğenirsiniz.

Kitapla kalın.
Yalnızlığını kalabalıkla doldurmasını bilmeyen kişi telaşlı bir kalabalık içinde yalnız olmasını da bilmez.
Temkinli olmak, paranoyak olmaktan farklı bi şeydi ve ben, korkunun beni yönetmesini istemiyordum.
Benden önce... Beni hayatında bir dönüm noktası olarak düşünmesi hoşuma gitmişti.
"Affetmek bir hediyedir."demişti."Hem affedilen hem kendiniz için.Ama hiç kimse hazır olmadıkça hediye veremez."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Paris'ten Çiçeklerle
Baskı tarihi:
20 Eylül 2018
Sayfa sayısı:
335
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057976017
Kitabın türü:
Orijinal adı:
All the Flowers in Paris
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pena Yayınları
Bu kitabı yazarken, karakterlerimin peşinden en etkileyici kafelere, güzel balkonlara ve canım Paris manzaralarına gittim. Bu seyahatte Montmartre’nin basamaklarına tırmandım, Rue de Cler pazarındaki renkli görüntülere hayranlıkla baktım, küçük ara sokaklardaki gizli kafelerde espresso yudumladım. Hepsi unutulmazdı.
Ama bu hikâye, çikolatalı kruvasanlardan ve bir bahar günündeki Eyfel Kulesi’nden daha derinlere iniyor. Bu hikâyenin sayfaları, 1940’lı yılların savaşla yıpranmış Paris’inde, gönül yaralarını ve travmaları ele alıyor. Günümüzde ise direnmeyi, affetmeyi ve sevmeyi becerebilen veya beceremeyen karakterleri.
Bu kitap, benim Paris’e yazdığım aşk mektubum. Ve belki bir gün, bir mektup daha yazarım. Şimdilik, hayal ettiğim bu hikâyenin, karakterlerin, Paris’in her şeyinin en ince detayına kadar keyfini çıkarmanızı umuyorum.
Nilüfer çiçekleri yürek parçalayıcı yolculuklardan geçer. Tohumları toprakla, artıklarla ve birbirine giren köklerle kaplı bulanık bataklık suyunda filizlenir. Çiçek açmaları için bu korkunç karanlıkta yolunu bulması gerekir, suyun üstünde bir yerde güneş ışığının olduğunu içten içe bilmeli ya da en azından bunu umut etmeli. Böylelikle bu yolculuktan zarar görmeden çıkar ve zafer kazanmış bir şekilde çiçek açar.
1940’ların işgal altındaki Paris’inde Paris’in tüm çiçeklerini beklerken Paris’in tüm acılarını kendinde bulan bir kadın… 2000’lerde Işığın Şehri Paris’in nostaljik havasında ve aydınlığında kendi acılarıyla ve geçmişiyle yüzleşebilmek için başka bir kadının geçmişinin peşinde iz süren başka bir kadın…
Kendine özgü sürükleyici tarzıyla Sarah Jio bu romanında bulanık sularda derinlere batmış iki nilüfer olan güçlü kadın karakterlerle geçmiş ve bugün arasında köprü kurarak hayatta önemli olan şeyleri hatırlatıyor.

Kitabı okuyanlar 95 okur

  • canan coşkun
  • Gülşah Öztürk
  • Özlem Sigo
  • Tuğba karadağ
  • mehmet
  • Gül Sultan Yşmş
  • nilüfer
  • Hkmt
  • Özge
  • Salih Sami dinccetin

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%37 (17)
9
%17.4 (8)
8
%28.3 (13)
7
%10.9 (5)
6
%4.3 (2)
5
%2.2 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları