Adı:
Pascual Duarte ve Ailesi
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058259348
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Olvido Kitap
Baskılar:
Pascual Duarte ve Ailesi
Pascual Duarte ve Ailesi
Büyük İspanyol yazarı Camilo José Cela’nın adını dünyaya duyurmasını sağlayan ilk romanı Pascual Duarte ve Ailesi 1942’de yayımlandığında hem üslubu hem de kurgusuyla büyük tartışmalar yarattı ve dört yıl boyunca yasaklı kaldı. Tekrar yayımlanmaya başladığında ise yarattığı heyecan fırtınası çok daha şiddetli esiyordu artık.

İspanyol İç Savaşı’nın ardından, yaşanan travmayı işleyen romanlar art arda yayımlandı. Ancak Cela, bambaşka bir şey keşfetmişti: Yüzünü olaylara değil insana, karmaşık kente değil taşraya çevirmişti. Birey ile toplumun çatışmasını, şiddeti, aşkı, yoksulluğu ve suçu kendisine has “grotesk gerçekçilik”le anlattı. Ama asıl özgünlük romanın ana karakterindeydi: Pascual Duarte, işlediği suçların kökeni ve bu suçlar karşısındaki tavrıyla yeni bir kapı açmıştı. Nitekim aynı yıl Fransa’da Yabancı’nın yayımlanması ile birlikte artık yeni bir edebiyat anlayışının başladığı çok geçmeden anlaşıldı.



Juan Rulfo’dan Marquez’e, Bret Easton Ellis’ten Roberto Bolaño’ya birçok önemli yazarı etkileyen Pascual Duarte ve Ailesi, yazarın Türkçe basım için yazdığı önsöz ve Alev Güçlü’nün İspanyolca aslından çevirisiyle...



“Büyük ihtimalle, Don Quijote’den sonra en çok okunan İspanyol romanı.”

The New York Times



(Tanıtım Bülteninden)
136 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Bir erkeğin çözülüşü.
Adım adım, önceden haber de vererek üstelik.
Gözlerini açtığı aileden gelen mirasla.
İlgisiz, kopuk, temelsiz bir aile. Her birey temiz doğuyor doğmasına ama bazıları çok çabuk kirleniyor. Çamura bulanıp debeleniyor, elinden tutanı bırakın, battıkça itiyor insanlar onları. Bundan keyif alıyorlar.
‘Kötüydü’ demenin dayanılmaz hafifliği ile.
Ancak o bataklıktaki kişinin elleri, boğazlıyor sizi.
Ölümünüz olmasa bile düşüşünüz onların dudakları arasından oluyor.
.
Kan izlerinin peşinde’yi okurken de bu yalıtılmışlık hissini duyumsamış ve etkisine girmiştim.
Seçimlerimiz, başımıza gelenler, muhtemel gelecek olaylar aslında sıkı ancak görünmez bağlarla iç içe.
.
Camilo Jose Cela, bireysel hiddetin sınırlarını sorguluyor; 11 aylıkken ölen bebeğine yas tutan ama bir yandan incir çekirdeğini doldurmayacak bir olay için adam bıçaklayan Pascual Duarte ile.
.
Başlangıçta, yazarın Türkçe basımına önsözü,eseri üzerinde yaptığı temizlik notları ve sonda eserin el yazmasının fotoğraflarının yer alması ise dikkat çeken detaylardı.
Çevirisi Prof. Dr Arif Alev Güçlü’ye (ki yazarın Güçlü’den Dostum olarak bahsetmesi de eklenmeli) kapak tasarımı ise Hakan Güngör’e ait.
136 syf.
Hepimiz kendimizce birer yargıç olduğumuzu sanırız bir suçun işlenmesinin ardından o olayı duyduğumuzda. Bu kez bir insanın doğumundan itibaren nasıl "suçlu" olageldigini, koşulların ve zamanın onu ne şekilde biçimlendirdiğini bu kısacık kitapta görebileceksiniz. Keyifli okumalar...
152 syf.
·2 günde·7/10
Bu aralar okuduğum kitaplarda şiddetin her haline maruz kalıyorum. Sanırım bu kitap en vahşisiydi. Kitap konu karakterin çocukluğunda gördüğü şiddeti kendini ne kadar frenlese de çevresine uyguladığı İspanyol edebiyatının önemli eserlerinden biri. Pascual Portekiz sınırına yakın bir köyde ayyaş bir anne ve dayakçı bir babadan doğar. Kardeşleri olur zamanla. Şiddete maruz kalan annenin yanında Pascual'da nasibini alır. En küçük kardeş ise ölür gider babadan sonra. Şiddetin ve ölümün en uç noktalarını dahi soğuklanlılıkla anlatımını okuyoruz kitapta. Saçma bir biçimde erkekliği üzerinden onuru defalarca kırılan (Erkek misin sen be! vb) Pascual'ın cinayetlere varan yaşamını dişinizi sıkıp okumanızı tavsiye ederim. Yazarın çevirmene yazdığı notu ise çok beğendim.
136 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Birkutukitap’ın Aralık ayı kutusunda yer alıyordu. Daha önce hiç duymadığım bir yazar olan Camilo Jose Cela, 1989 nobel edebiyat ödülüne sahipmiş. Kitap daha ilk sayfadan beni içine çekti. Şiddetin yaşam biçimi olduğu bir evde dünyaya gelen Pascual Duarte, ailesini, hissettiklerini, başından geçenleri, aşkı, yoksulluğu, suçu alışık olmadığımız bir tarzda anlatıyor. Albert Camus- Yabancı kitabını andırıyor bu anlatışla. Fakat buradaki karakter daha hassas bir yapıya sahip.
“Kusura bakmayın devam edemeyeceğim. Dokunsalar ağlayacak gibiyim”, diyor kitabın bir kısmında.

Yazar, çevirmenin isteği üzerine kitabın Türkçe basımına bir önsöz yazmış, çeviri yapmanın sakıncalı olduğu, kitabın en iyi yazıldığı dil ile anlaşıldığı ve sık sık basımı yapılanın kirlendiği düşüncesinde. Benim kullanmış olduğum bir kelime çeviride aynı anlamı vermeyebilir, diyor. Haklı da. Ama çeviri gayet başarılıydı diye düşünüyorum.

135 sayfalık bir kitap olmasına rağmen kitabın etkisinden çıkmak biraz zaman alıyor. Acaba yaşanmış bir hikaye miydi bu diye tekrar incelemedim değil. Kurgu çok başarılıydı. Yer yer güzel mesajlar da veriyor. Merak edenlerin okumasını tavsiye ederim.
152 syf.
·8/10
Bu eserde abartılı bir normallik var ve bu özelliği de onu galiba grotesk edebiyata sokuyor.Camus'un Yabancı'sindaki gibi satırlara tuhaflık işlemiş.Kahramanımız çocukken olayların şiddete başvurularak çözüldüğünü gördüğü için hayatında da bu yolu takip ediyor.Aslında kahramanımız içi iyilikle dolu biri olsa da şiddetten baska kullanacak yöntem bilmiyor.Birey ve toplum çıkmazına sürükleniyor ve kendi deyimiyle insanlara katlanmak zorunda kalıyor.Hatta hapishanede kalmanın onun iyiliğine olabilecek tek şey olduğunun farkında çünkü toplumsal hayatın zorluğuna uyum sağlayamıyor.Ispanyol bir yazarı okumak güzel oldu fakat eser içerikten ziyade yapı ve üslubuyla okura bir şeyler veriyor.Tuhaf edebiyatı sevmeyenlere tavsiye etmem.
136 syf.
·6 günde·Beğendi·6/10
Hayretler içinde okudum resmen kitabı.Daha neler olacak diye merak ettim hep.Yasaklanın bir kitapmış.Neden yasaklandığını da az çok okuyunca anlıyor insan.
136 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Ben yine muhteşem bir kitapla geldim dostlar : Pascual Duarte ve Ailesi
.
Yazarımız Nobel Ödüllü ve üstelik bu eseri bir dönem yasaklanmış. İspanyol iç savaşının insanlarda, toplumda, daha çok da taşrada etkilerini işlemiş. Arka kapaktan öğrendim ki bu kitap ve aynı dönemde yayınlanan Camus'un Yabancı'sı ile edebiyatta yeni bir dönem başlamış. Ee daha fazla bir şey dememe gerek var mı?️
.
Geleyim hislerime: Bir çırpıda okudum. Ön kapakta The New York Times' tan bir alıntı var:"Büyük ihtimalle, Don Quijito'den sonra en çok okunan İspanyol romanı. ' Okumadan önce dedim ki:' Neden acaba?' Evet şu an biliyorum. Kısa olduğu halde sade, akıcı, hemen okunan, duygusu yoğun bir kitap. Hüzün, dehşet, anlayış, acıma gibi duygular hissettim. Elimden bırakamadım. Pascual' ın yaptıkları çok kötü ama genele bakınca onu bu hale getiren toplumsal ve psikolojik durumlar da olduğunun bilincine vardım.
.
Okuduğum için memnun olduğum ve mutlaka önereceğim kitaplar arasında yerini aldı çoktan.
.
Gecemizden ve ömrümüzden huzur eksik olmasın ️
136 syf.
·Beğendi·10/10
Bir dönem yasaklanmış bir kitabı okuyacaksınız. Anlatılan hikayenin normalliği karşısında şaşıracaksınız. Çok normal. O kadar normal anlatıyor ki… Kitap 1942’de yayımlanmıştır. O tarihlerde karanlıklara gömülmüş İspanyol edebiyatında bir bomba etkisi yarattığı söylenir. Bunun nedeni ise kitabı yazdığında henüz 26 yaşında olmasıdır.

Okuma listeme Nobel Edebiyat Ödülü aldığı için eklemiştim. İyi ki de eklemişim. İlk sayfadan itibaren kopamadım kitaptan. Sayfalar birbirini izledi. Sanki yüz yüze konuşuyormuşuz gibiydi. O kadar gerçekti. O kadar inanılmazdı.

Hikayeyi bize Pascual anlatıyor. Fakat alışık olmadığımız bir tarzda. Sanki karışacakmış gibi geliyor ama hiç de öyle olmuyor. Konuyu her ne kadar dağıtmış gibi görünse de aslında dağılan bir yerin olmadığını tam aksine hikayenin derinliği karşısında şaşırıyorsunuz. Çok farklı bir deneyimdi.

Şiddet ile büyümüş biri olsanız siz nasıl davranırdınız? Her şeyi şiddete başvurarak çözmeye çalışan bir aileniz olsaydı? Pascual da öyle bir çocukluk geçirmiş, yaptıkları ve yaşadıkları hep bunun sonucu. Biz nasıl davranırdık bilemiyorum.

İçerisinde bol bol deyim de var. Bu da çok ilginç geldi bana. Hiç bu kadar deyim gördüğüm bir kitap okumamıştım.

Çeviri gerçekten çok başarılı. Zaten yazarın önsözünü okuduğunuzda ne demek istediğimi anlayacaksınız. Çünkü yazar kitapların ana dilinde okunması gerektiğini savunan birisi. Çevirmenimiz Alev Güçlü, bu konuya olması gerekenden daha fazla dikkat etmiş.

Herkesin okuma listesine eklemesi gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Bu zevki herkes tatmalı.

Kitapla kalın.
Çünkü bir bölüm daha var ki ..
..anlatmaya yeltendiģimde ruhumda yükselen büyük fırtınalar yüzünden "çenemi kapayıp " unutmayı yeğledim "
Özetlersek ..
Pascual Duarte temizlendi ..
..önemli olan da bu
"Artık yeniden yavaş yavaş ölmeye başlayabilir"
O gün böğrüme saplanan dikeni hâlâ taşıyorum. .
O dikeni neden çekip çıkartmadıģımı bu gün bile ..
.... bilmiyorum.
Elindeyken değerini bilmediğin onca şeyin sonradan özlemini çekmek,ölümlü insanın doğasındaki gizlerden biri değil de nedir!

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Pascual Duarte ve Ailesi
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058259348
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Olvido Kitap
Baskılar:
Pascual Duarte ve Ailesi
Pascual Duarte ve Ailesi
Büyük İspanyol yazarı Camilo José Cela’nın adını dünyaya duyurmasını sağlayan ilk romanı Pascual Duarte ve Ailesi 1942’de yayımlandığında hem üslubu hem de kurgusuyla büyük tartışmalar yarattı ve dört yıl boyunca yasaklı kaldı. Tekrar yayımlanmaya başladığında ise yarattığı heyecan fırtınası çok daha şiddetli esiyordu artık.

İspanyol İç Savaşı’nın ardından, yaşanan travmayı işleyen romanlar art arda yayımlandı. Ancak Cela, bambaşka bir şey keşfetmişti: Yüzünü olaylara değil insana, karmaşık kente değil taşraya çevirmişti. Birey ile toplumun çatışmasını, şiddeti, aşkı, yoksulluğu ve suçu kendisine has “grotesk gerçekçilik”le anlattı. Ama asıl özgünlük romanın ana karakterindeydi: Pascual Duarte, işlediği suçların kökeni ve bu suçlar karşısındaki tavrıyla yeni bir kapı açmıştı. Nitekim aynı yıl Fransa’da Yabancı’nın yayımlanması ile birlikte artık yeni bir edebiyat anlayışının başladığı çok geçmeden anlaşıldı.



Juan Rulfo’dan Marquez’e, Bret Easton Ellis’ten Roberto Bolaño’ya birçok önemli yazarı etkileyen Pascual Duarte ve Ailesi, yazarın Türkçe basım için yazdığı önsöz ve Alev Güçlü’nün İspanyolca aslından çevirisiyle...



“Büyük ihtimalle, Don Quijote’den sonra en çok okunan İspanyol romanı.”

The New York Times



(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 80 okur

  • Sezin
  • Sadece okur
  • Ayşe Sezer
  • Oya bekez
  • Ayc'ın Kitapları
  • Gamze Akar
  • Burak
  • Yüsra ŞAHİN
  • Gülü
  • Zehra yılmaz

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%10.8 (4)
9
%10.8 (4)
8
%18.9 (7)
7
%8.1 (3)
6
%5.4 (2)
5
%5.4 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0