Pastoral SenfoniAndré Gide

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.428
Gösterim
Adı:
Pastoral Senfoni
Baskı tarihi:
Ağustos 2013
Sayfa sayısı:
95
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752638976
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Symphinie Pastorale
Çeviri:
Buket Yılmaz
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Timaş Edebiyat'ın Çağdaş Dünya Edebiyatı dizisinden çıkan ilk kitap Pastoral Senfoni, Nobel ödüllü yazar André Gide'in en iyi bilinen eserlerinden birisidir. Huzuru yakalayabilmek için çırpınarak yaşayan ruhlar için aşk, acıya dönüştürülmesi en kolay, en hassas ihtiyaçlardan biridir. Kahramanların hepsi, ya Gide'in kendisi ya da hayatında önemli rolleri olan yakınlarıdır.

Pastoral Senfoni, bir kitap ismi olarak okuyucuya işin en başında, birden fazla dünyanın kapılarını aralar. "Pastoral" kelimesi, hem kırsal yaşamla, hem de Fransızca'da Protestan din görevlilerine verilen "pasteur" adıyla bağlantılı olarak dinî ve manevi yönleri ağır basan bir hikâyenin anlatılacağını okuyucuya haber verir. Günlük türünde yazılmış eserde ortaya konan, bir hikâyeden ziyade, çok sesli bir senfonidir.

Günlük, bizi hem papazın, hem de karısı, oğlu ve âşık olduğu kör kızın dünyalarına götürürken, çok sesli bir senfoniye dönüşür. Gide romanın adıyla, Beethoven'ın en önemli eserlerinden biri olan Pastoral Senfoni'ye gönderme yapar. Bir papaz dünyanın ve aslında yaşamın bütün renklerini kör bir kıza, bu senfoni aracılığıyla anlatmaya çalışır.

(Tanıtım Bülteninden)
Doyumsuzum kitaplara karşı...
Bu sıralar hiç kitap okuyasım yok aslında. Kendi kitaplarıma baktım belki yüz tane vardır okunacak elimdekiler. Hiçbirisini okuyasım gelmedi. Kardeşimin kitaplığına baktım ve incecik ne zamandır da okumayı düşündüğüm bu kitabı, sabahleyin okumaya karar verdim. Başladım ama akşama kadar okuyamadım. İstek gelmedi çünkü. Akşam elime almamla bitirmem bir oldu.

Hüzünlü ancak bir o kadar da ders verici insanlığa dair...

Hayata hiçbir şeyi bilmeden, görmeden geldiniz. Göremiyorsunuz çünkü kör doğdunuz ve sizle oturup konuşan kimse olmadı. Tam böyle on beş seneden fazla yaşadınız. Sonra birisi sizin elinizden tuttu. Çabaladı sizin için. Öğrenin diye konuşun diye... Bu kişiye hissettiğiniz duyguların aşk olması normal değil midir? Ya da ondan başka bu kadar ilgili olan size karşı kimse yoksa bunun öyle sanılması da normal olamaz mı?

O adamın da sizin bu saf ve sadece iyilikle dolu ruhunuza duyduğu yakınlık aşk olabilir mi ? Ya da öyle sanılıp hayranlık olması... Bunlar mümkün olan ihtimaller benim için. Bu hikaye de ana konu olsa gerek ama benim baz aldığım o değil. Bakalım o halde:

Kitapta geçen bir söz:" İnsanoğlu kötülüğü bilmeseydi ne kadar da mutlu olurdu."
Ya ben bu kadar okumamış bazı şeylerin farkında olmamış olsaydım daha az acı çekmez miydim? Ya da biz hepimiz...

Hiç gözlemler misiniz insanları? Ben hep yaparım. Özellikle farklı olanları... Engellileri mesela. Farklı bakarım onlara. Çünkü onların yaşam enerjisi bizlerden daha fazla sanki. Birçoğunun öyle... Buradaki karakter görme engelli olduğu için oradan ilerliyorum ;
Her şey hayal dünyasından ibaret... Duydukları, hissettikleri, tattıkları ve kokladıklarıyla, kendi hayallerinde bir dünya oluşturuyorlar. Bizim bile hayallerimiz hep güzelken onlarınki mükemmel olmaz mı? Kötülük nedir bilinmez, tanımıyorlar çünkü. Bundan dolayı da yaşam enerjileri yüksek. Temizler ve tüm insanları da öyle hayal ediyorlar. Herkes iyilikle sanki elele tutuşmuş gibi... Her insan sanki dost...
Biz ise onların bu güzel dünyalarını kirleten insanlarız. Biz gören kişiler dünya böyle güzel kalmasın diye, çirkinleşsin diye, göre göre batırıyoruz...
Görmek ne kadar da büyük bir şey. Biz sahip olduğumuzdan, hiç elde edememiş kişileri anlayamayız. Kıymetini de anlayamıyoruz; çünkü yokluğunun farkında değiliz...
Görmeyenler görsün diye uğraşıp aslında onları hapishanelerinden kurtarmak niyeti ile girişimler yaparken, gördükleri zaman aslında daha büyük bir zindana kapatıyoruz sanki...

İyiki okudum dediğim ve dilinin sadeliği ile küçük yaşlarda da okunabilecek olan bu kitabın da kapağını kapatıyorum. Tabiki de bununla:
https://youtu.be/dbfa86bTD34
Pastoral Senfoni..
Pastoral hem kırsal yaşamı, hem 'pasteur' - din görevlisini çağrıştırarak dini yönü ağır basan bir hikaye olacağını hissettiriyor. Ayrıca Beethoven'ın Pastoral Senfoni adlı eseri de kör kızımızın renkleri tanımasında bir senfonideki çalgıların örnek gösterilerek anlatılmasına vesile oluyor.

Bu kitabı ilk ortaokul sekizinci sınıfta Türkçe öğretmenimin tavsiyesiyle okumuştum. Babamla beraber çok kitapçı gezmiş, zor bulmuştuk. Oysa ki Nobel almış bir kitaptı. Sonra o kitap ev değiştirince kayboldu gitti, diğer bir çok kitabım gibi. O yıllarımın güzel anılarını hatırlamak belki, ya da giden kitaplarımın acısını hafifletmek için tekrar aldım ve kısa sürede okudum.

Kör bir kızın bakımını üstlenen Papaz Efendi ile bu kız arasındaki ince çizgide yaşanan aşkı okuyun. Olmaması gereken bir aşk.
'Eğer kör olsaydınız, hiç günahınız olmazdı' Peki ya görürse? Spoiler vermeyeceğim.

Kitabın son cümlesi ile veda ediyorum sizlere:
"Ağlamak isterdim. Yazık ki kalbimi bir çölden daha çorak hissediyordum."
Masumiyet, iyilik, sevgi duygularının kalbinize akacağı bi kitaptır.Bir yandan papaz efendi ile kör bir kızın aşkına tanık olurken, diğer yandan sorgulamalar içinde bulursunuz kendinizi. Aşk nedir, sınırları var mıdır, günah mıdır sorusunu bile sordurur işte şu küçücük kitap. Katolik ve Protestan bakış açılarının kıyasını da göreceksiniz. Küçük, dopdolu, iz bırakan bir kitaptır, kalbii okumalar dilerim :)
1947 yılı nobel ödülü sahibi Andre Gide'nin okuduğum dördüncü kitabı.bundan öncekiler gibi bu da harika. Hatta onları da aşarak neredeyse doruklara kadar çıkan bir hikaye.Aynı, kitaptaki öykü gibi, saf,temiz ve akıcı bir anlatım.Dram ve duygusallığın baştan itibaren süregeldiği, özellikle de sonlara doğru ve finalde deyim yerindeyse tavan yaptığı muhteşem bir kitap.kitapta,Alplerde yaşayan bir köy papazının,bir cenaze için gittiği bir evde bulduğu gözleri görmeyen,konuşamayan ve kimsesi olmayan zavallı bir kız çocuğunu orada bırakmayıp,himaye etmek için kendi evine getirmesi ve sonrasında gelişen olaylar anlatılıyor.bu arada katoliklik ve protestanlık arasındaki farklardan da yeri geldikçe bahsediliyor.kitap kısa olması ve ayrıca da akıcılığı sebebiyle bir çırpıda okunup bitiriliyor.okunması gereken kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum ve de okunmasını tavsiye ediyorum.
Hüzünlü bir hikaye diyerek önermişti biri bana bu kitabı. Fakat ben hüzün yerine aldatılmayı içerdiğini düşünüyorum daha çok. Kitabın sonunda içinizden şunu düşüneceksiniz acaba hangisi diğerini yarı yolda bırakmış ya da aldatmış oluyor? Bu durumda acımam gereken ve nefret etmem gereken taraf kim diye ikilemde kalıyorsunuz. Tavsiye ederim kitabı yaklaşık 2 saatte bitirirsiniz çerez niyetine :) keyifli okumalar :))
#Spoiler #

Ruh halim beni uçurumlara sürüklediği zaman kendimi yazıya veririm. Bu beni içinde bulunduğum darbogazdan kurtarır çoğu zaman ve derinden huzur dolu ,baharda açan çiçekler kadar taze bir nefes almamı sağlar...( Ne abarttım beee!!!!!) Her neyse yazmak ıyi geliyor işte.. İncelme işini de devam ettirme kararı aldım kendimce =))..

Gide ile devam eden serüvenin SECOND PART'I bu..Daha önce Kadınlar okulunu okumuştum ve kendimi bir hayli kitabın içinde bulmuştum..Pastrol Senfoni 'de kitaplıkta gözüme çarpınca (elimdeki kitabı sessizce masamın üzerine bırakıp) bunu okumaya karar verdim ...

İşin eften putfen kısımlarını bir kenara bırakıp hemen kitaba dalayım...


*****
PAY ATTENTİON : Bu kitap aşırı dozda GÖNDERMECEEEE içeriyor.. ( Neye kime ? Sorularını sorduğunuzu duyar gibiyim ( belki de bu benim uydurmam =)))) o yüzden cevabını da hemen şuraya ilisitirivereyim :
- Gide kime mi göndermece yapıyorr???
- kime olacak KENDİSİnee..

Ben demiyorum kitapta böyle yazıyor =)))
*******

Sanırım burda birazcık André Gide'den bahsetmek hiç te fena olmaz..Zira bu bilgiler kitabı irdelerken işimize yarayacak =)))

Gide 1869 yılında Pariste dünyaya gelir.Babası PROTESTAN, annesi KATOLİK (sonradan protestanlığı seçmiş) tir.. Gide yaşamını farklı iki mezhep ekseninde yaşamış ve bu eksen çevresinde hayatını şekillendirmiştir..
Eğitim hayatı pek de başarılara gebe olmamıştır.. Bunlara ek olarak sinir krizleri geçiren,sağlık problemeleri yaşıyan hassas bir çocuktur..Kuzenin ve anne babasının ölümü onu derinden etkiler.Ayırca AŞK onun için yaşamın farklı bir boyutu olacak şekilde mana bulurr.
NE ÇEKTİN BE GİDÉ (Pehhh böyle hayat mi olur demketen alamadım kendimi birden!!!!!!!!)

Sanırım bu kadar biyografi yolumuzu aydınlatamaya yeter

<<<<<---------------->>>
Şuraya aklımdan çıkmış olan diğer bir Göndermeceyi de ekleyeyim =
Senin de kulakların çınladı mı BEETHOVEN?????
kitap adını Beethoven'ın Pastrol senfoni adlı esrinden de alır..Ayrıca burda "PASRTOL " kelimesi hem kırsal yaşamı hem de Fr 'da Protestan din görevlilerine verilen "pauster " adıyla bağlantılıdır..

<<<<<---------------->>>>>>>>
Evet bu kadar ıvır zıvır bilgiden sonra gel gelelim dananın kuyruğun koptuğu yere!!!!!!

Kitap bitince kendimi sabah saat 8 den öğle 12:00 ' a kadar magazin programı sunan sunucular gibi hissettim..Bu olay Tr ',de yaşansa gündemi sallar ,Reyting rekorları kırar , Top ten'lerin içinde NUMBER ONE olurdu... Bizimde kahvaltı sofrasında elimizde soğumuş çay bardağı , aval aval olan ağzımız yarım karış açık başka işimiz gücümüz yokmuş gibi izlerdik...

YILAN HİKAYESİ MİSİN BE MÜBAREK?????
( Kitabın öyle masum durduğuna bakmayın ben okuyunca öyle hissettim kadın kalbiyle <3)

Bir papaz günün birinde bir eve gider diye başlar günlük ( Gidé bu tarzda yazıyor olmayı seviyor olsa gerek..eserleri günlük biçiminde).. Gitti yerden eli boş dönecek değil yaaa eve gelirken yanında sağır ve dilsiz bir gariban getirir. Kızcağız kir pas içinde...
Külkedisinin üvey annesi rolünü oynasa Oscar alacak( hani öyle aşırı da kötü değil de kalp kırıyor yaptıklari ) Papaz Efendi'nin hanımı nerden buldun bunu niye getirdin diye sorar... Tabi o sıra kızın konuşamadığını bilmiyorlar..Bizim gariban daa değişik değişik hareketler sergiliyor..Bir de evde bulunan diğer çocuklar var ..
Papaz onun o halde bırakamayacağını söylese de eşi saygıdeğer hanımefendi bu durumdan pek memnun olmuyor..Kızı eğitmeye çalışıyorlar ..Ama ilk başlarda bu o kadar yolunda giden sonuçlar vermiyor.
Eve gelen doktor papaza akıl veriyor ve olanları yazması gerektiğini söylüyor ... papaz kör kıza yaşamın renklerini anlatamaya çalışıyor..onu müzikle tanıştırıyor vs vs ...
İşler papaz'in istediği gibi giderken..Kızı kiliseye bırakıyor orda org çalışması için..
"YILANIN OLAYA DAHİL OLDUĞU YER ..."
Bir de baksın "kim var imiş biz yoğ iken burda "

Oğlu Jacques.. Kızla olan yakın davranışlarını görür...Ve film burda kopar mı???? Yoooo iş daha yeni başlıyor .Klasik Türk babası misali oğlanı köşeye çeker.. oğlan aşık kör kütük..Kızla evlenmek istiyor..Bizim garip kızın sözde bundan haberi yok!!! Gözleri de görmese de kalbiyle dokunuyor hayata..Hani Tr filmlerinde olur ya bir bilet alıp oğlanı gönderirsin..Bunlar da aynını yapıyor.kız o sıra papaz'a yangın tabi... (YASAK AŞK : Evdeki kadın ne yapmalı?? Vah garibim vah!!!!)
ama din görevlisi beyefendini ilahi duygular besliyor küçük hanıma...
Gel zaman git zaman kızın gözlerinin ameliyatla düzeleceği söyleniyor...Bunu istemeye istemeye kabul ediyorlar...
Gözünü açınca ne mı gördu dersiniz?????

"AİLE FACİASI " ah be cahil kız madem oğlana yangındın ne diye zamanında demedinnn??? Kız evdeki kadının hüznünü görünce kendini intihara verir... Kurtarırlar bir iki gün yaşar..ve papaz oğulun din değiştirdiğini öğrenir...
Kitap bitince ağzım açık kaldı ..Aşk'ın böylesi kim kimi seviyor belli değil? İlahi mi yoksa insani mi...?
Sevgisiz kalmamalı insan yüreği bunu bilir bunu söylerim..
Haddinden fazla uzadı galiba..Kitapla kalın..

Kiraz tadında okumalara a Dostlar :))
Kör bir kızın yaşadığı zorluklar.. Duymakla görmek arasındaki fark.. Kör bir kıza yapılan yardımın iyilik için mi hissedilen duygular için mi.. Düşündürecek bir hikaye. Ve Dünya gerçekten kör bir kızın gördüğü kadar temiz mi..
Okumadan önce Beethoven’ın ‘Pastoral Senfoni’sini dinlemekle başlamak gerekiyor galiba.
“Gide’in 1919’da yayınlanan Pastoral Senfoni’si yazarın yaşamından trajik bir kesittir. Yalnız gözün körlüğü değil, sevgiyi, kötülüğü fark etmeyen ruh körlüğü de vardır. Hiç kuşku yok, yazar burada ruh dünyasının ve dünya görüşünün en ince ayrıntılarını sunmuştur.” (Önsöz’den)

Protestan bir papaz, bir gün çıkan bir yangın sonucu gittiği evde tek başına kalmış, kimsesiz, kör bir kızı evine götürmesi bunun üzerine eşinin bu kızı kabullenmekte yaşadığı sıkıntılarla başlayan bir kitap. Sonra, evde eşiyle yaşananlar ile kör kıza iyilik yaparken ikilemler ve hayata belli bir yaştan sonra başka bir gözle bakmanın verdiği zorluklar ile papaz, oğlu ve genç kız arasında geçen günlük yaşamdan birçok renkli olayı, çok sesli bir “pastoral senfoni” dilinde anlatmış bizlere Andre Gide.

“Her rengin açığı ve koyusu olabileceğini ve renkler kendi aralarında karışarak sonsuz sayıda renkler meydana getirebileceklerini anlamakta en büyük güçlüğü çekiyordu.”

Kitapta, papazın anlattıkları günlük şeklinde anlatılıyor. İlerleyen sayfalarda papaz kalbini genç kör kıza kaptırıyor ancak, oğlunun da kör kıza aşık olduğunu öğrenip, onu engellemeye çalışıyor. Ama papaz, kendi içinde fırtınalar, kasırgalarla savaşırken, tüm duyguları genç kör kıza olağan gelmektedir:
“Dostum, Dostum. Kalbinizde ve yaşantınızda gereğinden çok yer kaplamış olduğumu görmelisiniz. Size geri geldiğimde, ilk gözüme çarpan gerçek bu oldu ya da herhalde benim tuttuğum yer bir başkasına aitti ve bu durum onu mutsuz ediyordu. Benim suçum bunun daha önce ayrımına varmamış olmam. Ya da ona karşın beni sevmenize izin vermemdi”.

Psikolojik tahlillerin oldukça yalın bir dille anlatıldığı kitap, kısa, akıcı ve sürpriz bir sona sahip.

“Çocukluktan beri yapmak istediğimiz bir sürü şeyi yapmaktan, sadece etrafımızdakiler "bu işi yapamaz" dediği için, kim bilir kaç kere vazgeçmişizdir…”
''Karanlığın da çeşitleri vardır. Bilmediğimiz her şey bizim için karanlıktır... Okumasını bilmeyen biri için kitaplar karanlıktır. Sevmeyen bir kalp için, sevgi karanlıktır...'' diyor Andre Gide. Doğru da diyor. Karanlık sadece ışığa ve hayata kapanan bir çift gözden ibaret değil maalesef. Birçok göz bunu fark edemeyecek kadar zifiri karanlık içerisinde. Belki şu an bunları yazan ben de bir karanlıktayım ve farkında değilim, bilmiyorum. Işıkta olmayı umut ediyorum...
Pastoral Senfoni'yi uzun süre önce okumuştum fakat bir şeyler söylemek için bıraktığı hissiyattan fazlası lazım geldi, o sebeple tekrar okudum ve şimdi bir öncekinden farklı bir etki ile bir şeyler yazıyorum. Öncelikle şunu söylemeliyim ki yazar çok sade ve akıcı bir imlayla cümle kurmanın yanında düşündüren konulara temas ediyor. Görmeyen birine hatta belirli bir yaşa kadar sadece hayatta kalmış birine, yaşadığımız dünyanın ne olduğunu ve bunun içerisinde bir tanrının var olduğunu -günahıyla sevabıyla- anlatmaya çalışmak çabası... takdire değer bir konuydu. Belki yaşadığımız zaman içinde büyüsünü yitirdi bu mevzu. Filmlerle, dizilerle vs. fakat benim için hala çok etkileyici. Bir hayata dokunmanın kısa öyküsü gibi. Bir anda karanlığın içinde hayata temas ettiriyor, yaşama arzusuna itiyorsunuz. Emekliyor, yürüyor ve bir anda koşuyor bu hayat. Kısa bir süreliğine de olsa gözlerimi kapatıp anlamaya çalıştım bu hayatları ama hayal bile edemeyeceğim bir karanlık sanırım. Göz kapaklarımızın altında yatandan belki daha fazla.. belki daha belirsiz.. Bu yüzden sayfa sayısının azlığı yetersiz gelse de içindeki hayat fazla geliyor. Yoğun bir anlatımı olmasa da saygılı, akıcı cümleler geçiyor. Doğumdan ölüme, ilkbahardan sonbahara pastoral bir senfoni çalıyor. Belki duymuyoruz ama yaşamın arka planında kalmış pek çok hayatı düşündürüyor. En azından benim için. Lütfen, kitabı okumakla beraber bize bahşedilen hayatın kıymetini bilin. Bazen yaşadığımız bazen hayatta kaldığımız bu anlık dünya bir gözün görebileceğinden daha farklı bir renkte; bir kulağın duyabileceğinden daha sonsuz bir tınıda; adımların gideceğinden daha uzun bir mesafede. Bunu heba etmeyin..
Gide, Protestan bir baba ve Katolik bir annenin çocuğu olarak mezhep karmaşasının içerisinde büyümüş. Bu eserinde de bu durumu yansıtmış. Sorguları, karşılaştırmaları kutsal kitap üzerinden göndermelerle yansıtılıyor. Kendi hayatından kesitler var ve harika otobiyografik izler taşıyan bir roman.

Sağır yaşlı bir kadının yanında büyümüş kör bir genç kızın sahipsiz kalmasıyla başlayan hüzünlü bir aşk hikayesi.
Beethoven duyma yeteneğini kaybettiğinde tamamladığı büyülü eseri Pastoral Senfoni ' de doğayı muhteşem hissettiriyorsa bize, Gide de kör bir kıza büyük bir sabır ve aşkla hayatı senfoni gibi anlatan Papaz ile romanına farklılık kazandırmış.
Gide 1915_1916 yılında önemli bir din krizi yasar. Ve katolik olur

Tıpkı gertrude un jacques in etkisiyle mezhep değiştirmesi gibi roman da jacques katolik ligi temsil eder .gertrude ise saflığın ve gunahsizligin simgesidir. Gertrude gormedigi icin günahı bilmeyen kor kız ile papaz birbirine ya da belki aslında birbirlerine sundukları tertemiz dünya ya aşıktırlar..roman
Görülen ile görünmeyen arasindaki çelişki ile geciyor..
Diyolog :

Gertrude (kör kız)
_Hani teyzem sizi onun için hic birsey yapmamakla suçladığı gün ağlamadıgınızı
Söylemiştiniz ya hatırlıyor musunuz?
''Yalan söylüyorsunuz papaz efendi " diye bağırmıştım size. oh ! doğru soylemediginizi hemencecik anlamıştım sesinizden

_Ağladığınızı anlamak için yanaklarınıza dokunmama gerek yoktu ki .
(Sayfa 38)
Abilerim,Ablalarım inanın ne okudum bende bilmiyorum :D

Alplerin eteklerinde yer alan küçük bir kasabada,bir Rahiple çevresinin hayatlarını,yaşadıklarını Rahibin tuttuğu günlük şeklinde okudum.Yanlız içinden çıkamadığım şu oldu;Bu bir aşk hikayesi mi?yoksa bir din adamı da olsa neticede insan olan birinin hırsları,sinsiliği ve her yaptığında (aldatmak,ailesini yok saymak v.b.)kendisini vicdanen haklı çıkarmaya çalışma gayesi mi?

İlginç bir günlük,kitap adını Beethoven'in 6.Senfonisinden alıyor,kitabın içindede geçiyor zaten.

Rahibin ve Gertrude'un(Bu şahışla da kitapta tanışın istedim,o yüzden sadece burada ismini verip kapatacağım)yaşadıkları,çelişkileri,hisleri bana bi garip geldi.

Çelişkiler,sıkıntılar,ne yapacağını bilememeler ve ruhsal kargaşalar.Kitabı bana hediye eden arkadaş Tuco mutlaka oku bunu diyerek elime tutuşturdu.OKUDUM!Şimdide kitaplığa kaldırıyorum.Sağlıklı bir şekilde yorumlayamayacağım bunu biliyorum ama deniyorum,ne söyleyeceğimi bilemedim çünkü.

Kitabı okuyup kararınızı siz verin,ilginç bir hikaye,Türk filmi gibi,Kör Kız-fakir Oğlan misali.

Yazar Gide Nobel Ödüllü biri.Gidenin kahramanları ya kendisi,yada ona çok yakın olan kişilermiş.

Şundan eminim bazı okurlar bu kitabı hüzünlü bir masumiyet,bazı okurlarda sinsice içine girilmiş bir aşk ve ihanet hikayesi olarak görecektir.

Neyse bir trajedi,masum bir aşk,sinsi bir ihanet,vicdani yönden haklı çıkma çabası,din krizi,çelişkilerle dolu dolu kısacık bir roman.





DAHA BİTMEDİ AŞAĞIDA DEVAM EDİYOR...





DAR KAPI
--------------------------

Jerome'nin hikayesi.Gide bu hikayede 12 yaşında babasını kaybetmiş,annesi ile yaşayan Jerome'nın saf ve tutkulu aşkını,fedakarlığını,gelişimini anlatır,Jerome ile birlikte büyüdükçe,hayal kırıklıkları yaşadığı halde kendisine ve Tanrı'ya verdiği sözden dönmemek için çabalamasına tanık oluyoruz.

Yakınlarını tek tek kaybeden Jerome,çocukluk aşkına sıkı sıkıya sarılmaya çalışır ama...

Gide'nin 1909 yılında yayınlanan Dar Kapı adlı romanı içinizi sıkabilir.

İlahi aşk,içsel sorgulamalar ve Gide'nin takıntıları felsefi bir roman çıkarmış ortaya.

Sıkıldım!Ama romanın kısalığı sayesinde kriz geçirmeden bitirdim.(şükürler olsun)

Bu hikayenin sonunda da bu kez Jerome'nın aşkının günlüğünü okuyoruz,valla ne yalan soyleyeyim sıkılmaktan hüzünlenmeye vakit bulamadım.(Gide'de ne günlük meraklısı adammış)

260 sayfalık bir Gide romanı Pastoral Senfoni.Kitapta yorumdan da anlaşılacağı üzere iki ayrı hikaye var(özel baskı olduğundan sanırım).OKUYUN!Sizde bir inceleme yapın bakalım sizden ne çıkacak?


Aşağıda Beethoven'in 6.senfonisinin linkini ve kitabın epub. ını veriyorum.

Hepinize Bol Kitaplı Günler ve Keyifli Okumalar Dilerim.Teşekkür Ederim.


Beethoven 6.Senfoni
---------------------
https://www.youtube.com/watch?v=iMJPZ-mu-Ts


Pastoral Senfoni epub.
---------------------
https://yadi.sk/i/fESPO9E03Lai7c


Kitap için çok teşekkür ederim sevgili Tuco.Ama beni sarmadı bu kez ;)
Çocukluktan beri yapmak istediğimiz bir sürü şeyi yapmaktan, sadece etrafımızdakiler "bu işi yapamaz" dediği için, kim bilir kaç kere vazgeçmişizdir...
Dünya gerçekten bu kuşların anlattığı kadar güzel mi? Peki neden kimse bundan hiç bahsetmiyor?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Pastoral Senfoni
Baskı tarihi:
Ağustos 2013
Sayfa sayısı:
95
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752638976
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Symphinie Pastorale
Çeviri:
Buket Yılmaz
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Timaş Edebiyat'ın Çağdaş Dünya Edebiyatı dizisinden çıkan ilk kitap Pastoral Senfoni, Nobel ödüllü yazar André Gide'in en iyi bilinen eserlerinden birisidir. Huzuru yakalayabilmek için çırpınarak yaşayan ruhlar için aşk, acıya dönüştürülmesi en kolay, en hassas ihtiyaçlardan biridir. Kahramanların hepsi, ya Gide'in kendisi ya da hayatında önemli rolleri olan yakınlarıdır.

Pastoral Senfoni, bir kitap ismi olarak okuyucuya işin en başında, birden fazla dünyanın kapılarını aralar. "Pastoral" kelimesi, hem kırsal yaşamla, hem de Fransızca'da Protestan din görevlilerine verilen "pasteur" adıyla bağlantılı olarak dinî ve manevi yönleri ağır basan bir hikâyenin anlatılacağını okuyucuya haber verir. Günlük türünde yazılmış eserde ortaya konan, bir hikâyeden ziyade, çok sesli bir senfonidir.

Günlük, bizi hem papazın, hem de karısı, oğlu ve âşık olduğu kör kızın dünyalarına götürürken, çok sesli bir senfoniye dönüşür. Gide romanın adıyla, Beethoven'ın en önemli eserlerinden biri olan Pastoral Senfoni'ye gönderme yapar. Bir papaz dünyanın ve aslında yaşamın bütün renklerini kör bir kıza, bu senfoni aracılığıyla anlatmaya çalışır.

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 376 okur

  • Esra
  • n.
  • Derya btk
  • Tuana Neslişah Şahin
  • Çöl Erguvanı
  • kırmızıkurnaztilki
  • 1K Diyarbakır Grubu
  • Kullanıcı adı
  • Esra Bitmez
  • Lilith

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.6
14-17 Yaş
%4.6
18-24 Yaş
%17.2
25-34 Yaş
%37.4
35-44 Yaş
%23
45-54 Yaş
%9.8
55-64 Yaş
%1.7
65+ Yaş
%1.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%66
Erkek
%34

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%19 (24)
9
%31 (39)
8
%31.7 (40)
7
%11.9 (15)
6
%3.2 (4)
5
%0.8 (1)
4
%0.8 (1)
3
%1.6 (2)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları