Geri Bildirim

Pastoral SenfoniAndré Gide

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.164
Gösterim
Adı:
Pastoral Senfoni
Baskı tarihi:
Ağustos 2013
Sayfa sayısı:
95
ISBN:
9789752638976
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Symphinie Pastorale
Çeviri:
Buket Yılmaz
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Timaş Edebiyat'ın Çağdaş Dünya Edebiyatı dizisinden çıkan ilk kitap Pastoral Senfoni, Nobel ödüllü yazar André Gide'in en iyi bilinen eserlerinden birisidir. Huzuru yakalayabilmek için çırpınarak yaşayan ruhlar için aşk, acıya dönüştürülmesi en kolay, en hassas ihtiyaçlardan biridir. Kahramanların hepsi, ya Gide'in kendisi ya da hayatında önemli rolleri olan yakınlarıdır.

Pastoral Senfoni, bir kitap ismi olarak okuyucuya işin en başında, birden fazla dünyanın kapılarını aralar. "Pastoral" kelimesi, hem kırsal yaşamla, hem de Fransızca'da Protestan din görevlilerine verilen "pasteur" adıyla bağlantılı olarak dinî ve manevi yönleri ağır basan bir hikâyenin anlatılacağını okuyucuya haber verir. Günlük türünde yazılmış eserde ortaya konan, bir hikâyeden ziyade, çok sesli bir senfonidir.

Günlük, bizi hem papazın, hem de karısı, oğlu ve âşık olduğu kör kızın dünyalarına götürürken, çok sesli bir senfoniye dönüşür. Gide romanın adıyla, Beethoven'ın en önemli eserlerinden biri olan Pastoral Senfoni'ye gönderme yapar. Bir papaz dünyanın ve aslında yaşamın bütün renklerini kör bir kıza, bu senfoni aracılığıyla anlatmaya çalışır.

(Tanıtım Bülteninden)
Pastoral Senfoni..
Pastoral hem kırsal yaşamı, hem 'pasteur' - din görevlisini çağrıştırarak dini yönü ağır basan bir hikaye olacağını hissettiriyor. Ayrıca Beethoven'ın Pastoral Senfoni adlı eseri de kör kızımızın renkleri tanımasında bir senfonideki çalgıların örnek gösterilerek anlatılmasına vesile oluyor.

Bu kitabı ilk ortaokul sekizinci sınıfta Türkçe öğretmenimin tavsiyesiyle okumuştum. Babamla beraber çok kitapçı gezmiş, zor bulmuştuk. Oysa ki Nobel almış bir kitaptı. Sonra o kitap ev değiştirince kayboldu gitti, diğer bir çok kitabım gibi. O yıllarımın güzel anılarını hatırlamak belki, ya da giden kitaplarımın acısını hafifletmek için tekrar aldım ve kısa sürede okudum.

Kör bir kızın bakımını üstlenen Papaz Efendi ile bu kız arasındaki ince çizgide yaşanan aşkı okuyun. Olmaması gereken bir aşk.
'Eğer kör olsaydınız, hiç günahınız olmazdı' Peki ya görürse? Spoiler vermeyeceğim.

Kitabın son cümlesi ile veda ediyorum sizlere:
"Ağlamak isterdim. Yazık ki kalbimi bir çölden daha çorak hissediyordum."
Masumiyet, iyilik, sevgi duygularının kalbinize akacağı bi kitaptır.Bir yandan papaz efendi ile kör bir kızın aşkına tanık olurken, diğer yandan sorgulamalar içinde bulursunuz kendinizi. Aşk nedir, sınırları var mıdır, günah mıdır sorusunu bile sordurur işte şu küçücük kitap. Katolik ve Protestan bakış açılarının kıyasını da göreceksiniz. Küçük, dopdolu, iz bırakan bir kitaptır, kalbii okumalar dilerim :)

Benzer kitaplar

1947 yılı nobel ödülü sahibi Andre Gide'nin okuduğum dördüncü kitabı.bundan öncekiler gibi bu da harika. Hatta onları da aşarak neredeyse doruklara kadar çıkan bir hikaye.Aynı, kitaptaki öykü gibi, saf,temiz ve akıcı bir anlatım.Dram ve duygusallığın baştan itibaren süregeldiği, özellikle de sonlara doğru ve finalde deyim yerindeyse tavan yaptığı muhteşem bir kitap.kitapta,Alplerde yaşayan bir köy papazının,bir cenaze için gittiği bir evde bulduğu gözleri görmeyen,konuşamayan ve kimsesi olmayan zavallı bir kız çocuğunu orada bırakmayıp,himaye etmek için kendi evine getirmesi ve sonrasında gelişen olaylar anlatılıyor.bu arada katoliklik ve protestanlık arasındaki farklardan da yeri geldikçe bahsediliyor.kitap kısa olması ve ayrıca da akıcılığı sebebiyle bir çırpıda okunup bitiriliyor.okunması gereken kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum ve de okunmasını tavsiye ediyorum.
Hüzünlü bir hikaye diyerek önermişti biri bana bu kitabı. Fakat ben hüzün yerine aldatılmayı içerdiğini düşünüyorum daha çok. Kitabın sonunda içinizden şunu düşüneceksiniz acaba hangisi diğerini yarı yolda bırakmış ya da aldatmış oluyor? Bu durumda acımam gereken ve nefret etmem gereken taraf kim diye ikilemde kalıyorsunuz. Tavsiye ederim kitabı yaklaşık 2 saatte bitirirsiniz çerez niyetine :) keyifli okumalar :))
Kör bir kızın yaşadığı zorluklar.. Duymakla görmek arasındaki fark.. Kör bir kıza yapılan yardımın iyilik için mi hissedilen duygular için mi.. Düşündürecek bir hikaye. Ve Dünya gerçekten kör bir kızın gördüğü kadar temiz mi..
Okumadan önce Beethoven’ın ‘Pastoral Senfoni’sini dinlemekle başlamak gerekiyor galiba.
“Gide’in 1919’da yayınlanan Pastoral Senfoni’si yazarın yaşamından trajik bir kesittir. Yalnız gözün körlüğü değil, sevgiyi, kötülüğü fark etmeyen ruh körlüğü de vardır. Hiç kuşku yok, yazar burada ruh dünyasının ve dünya görüşünün en ince ayrıntılarını sunmuştur.” (Önsöz’den)

Protestan bir papaz, bir gün çıkan bir yangın sonucu gittiği evde tek başına kalmış, kimsesiz, kör bir kızı evine götürmesi bunun üzerine eşinin bu kızı kabullenmekte yaşadığı sıkıntılarla başlayan bir kitap. Sonra, evde eşiyle yaşananlar ile kör kıza iyilik yaparken ikilemler ve hayata belli bir yaştan sonra başka bir gözle bakmanın verdiği zorluklar ile papaz, oğlu ve genç kız arasında geçen günlük yaşamdan birçok renkli olayı, çok sesli bir “pastoral senfoni” dilinde anlatmış bizlere Andre Gide.

“Her rengin açığı ve koyusu olabileceğini ve renkler kendi aralarında karışarak sonsuz sayıda renkler meydana getirebileceklerini anlamakta en büyük güçlüğü çekiyordu.”

Kitapta, papazın anlattıkları günlük şeklinde anlatılıyor. İlerleyen sayfalarda papaz kalbini genç kör kıza kaptırıyor ancak, oğlunun da kör kıza aşık olduğunu öğrenip, onu engellemeye çalışıyor. Ama papaz, kendi içinde fırtınalar, kasırgalarla savaşırken, tüm duyguları genç kör kıza olağan gelmektedir:
“Dostum, Dostum. Kalbinizde ve yaşantınızda gereğinden çok yer kaplamış olduğumu görmelisiniz. Size geri geldiğimde, ilk gözüme çarpan gerçek bu oldu ya da herhalde benim tuttuğum yer bir başkasına aitti ve bu durum onu mutsuz ediyordu. Benim suçum bunun daha önce ayrımına varmamış olmam. Ya da ona karşın beni sevmenize izin vermemdi”.

Psikolojik tahlillerin oldukça yalın bir dille anlatıldığı kitap, kısa, akıcı ve sürpriz bir sona sahip.

“Çocukluktan beri yapmak istediğimiz bir sürü şeyi yapmaktan, sadece etrafımızdakiler "bu işi yapamaz" dediği için, kim bilir kaç kere vazgeçmişizdir…”
Gide, Protestan bir baba ve Katolik bir annenin çocuğu olarak mezhep karmaşasının içerisinde büyümüş. Bu eserinde de bu durumu yansıtmış. Sorguları, karşılaştırmaları kutsal kitap üzerinden göndermelerle yansıtılıyor. Kendi hayatından kesitler var ve harika otobiyografik izler taşıyan bir roman.

Sağır yaşlı bir kadının yanında büyümüş kör bir genç kızın sahipsiz kalmasıyla başlayan hüzünlü bir aşk hikayesi.
Beethoven duyma yeteneğini kaybettiğinde tamamladığı büyülü eseri Pastoral Senfoni ' de doğayı muhteşem hissettiriyorsa bize, Gide de kör bir kıza büyük bir sabır ve aşkla hayatı senfoni gibi anlatan Papaz ile romanına farklılık kazandırmış.
Gide 1915_1916 yılında önemli bir din krizi yasar. Ve katolik olur

Tıpkı gertrude un jacques in etkisiyle mezhep değiştirmesi gibi roman da jacques katolik ligi temsil eder .gertrude ise saflığın ve gunahsizligin simgesidir. Gertrude gormedigi icin günahı bilmeyen kor kız ile papaz birbirine ya da belki aslında birbirlerine sundukları tertemiz dünya ya aşıktırlar..roman
Görülen ile görünmeyen arasindaki çelişki ile geciyor..
Diyolog :

Gertrude (kör kız)
_Hani teyzem sizi onun için hic birsey yapmamakla suçladığı gün ağlamadıgınızı
Söylemiştiniz ya hatırlıyor musunuz?
''Yalan söylüyorsunuz papaz efendi " diye bağırmıştım size. oh ! doğru soylemediginizi hemencecik anlamıştım sesinizden

_Ağladığınızı anlamak için yanaklarınıza dokunmama gerek yoktu ki .
(Sayfa 38)
''Karanlığın da çeşitleri vardır. Bilmediğimiz her şey bizim için karanlıktır... Okumasını bilmeyen biri için kitaplar karanlıktır. Sevmeyen bir kalp için, sevgi karanlıktır...'' diyor Andre Gide. Doğru da diyor. Karanlık sadece ışığa ve hayata kapanan bir çift gözden ibaret değil maalesef. Birçok göz bunu fark edemeyecek kadar zifiri karanlık içerisinde. Belki şu an bunları yazan ben de bir karanlıktayım ve farkında değilim, bilmiyorum. Işıkta olmayı umut ediyorum...
Pastoral Senfoni'yi uzun süre önce okumuştum fakat bir şeyler söylemek için bıraktığı hissiyattan fazlası lazım geldi, o sebeple tekrar okudum ve şimdi bir öncekinden farklı bir etki ile bir şeyler yazıyorum. Öncelikle şunu söylemeliyim ki yazar çok sade ve akıcı bir imlayla cümle kurmanın yanında düşündüren konulara temas ediyor. Görmeyen birine hatta belirli bir yaşa kadar sadece hayatta kalmış birine, yaşadığımız dünyanın ne olduğunu ve bunun içerisinde bir tanrının var olduğunu -günahıyla sevabıyla- anlatmaya çalışmak çabası... takdire değer bir konuydu. Belki yaşadığımız zaman içinde büyüsünü yitirdi bu mevzu. Filmlerle, dizilerle vs. fakat benim için hala çok etkileyici. Bir hayata dokunmanın kısa öyküsü gibi. Bir anda karanlığın içinde hayata temas ettiriyor, yaşama arzusuna itiyorsunuz. Emekliyor, yürüyor ve bir anda koşuyor bu hayat. Kısa bir süreliğine de olsa gözlerimi kapatıp anlamaya çalıştım bu hayatları ama hayal bile edemeyeceğim bir karanlık sanırım. Göz kapaklarımızın altında yatandan belki daha fazla.. belki daha belirsiz.. Bu yüzden sayfa sayısının azlığı yetersiz gelse de içindeki hayat fazla geliyor. Yoğun bir anlatımı olmasa da saygılı, akıcı cümleler geçiyor. Doğumdan ölüme, ilkbahardan sonbahara pastoral bir senfoni çalıyor. Belki duymuyoruz ama yaşamın arka planında kalmış pek çok hayatı düşündürüyor. En azından benim için. Lütfen, kitabı okumakla beraber bize bahşedilen hayatın kıymetini bilin. Bazen yaşadığımız bazen hayatta kaldığımız bu anlık dünya bir gözün görebileceğinden daha farklı bir renkte; bir kulağın duyabileceğinden daha sonsuz bir tınıda; adımların gideceğinden daha uzun bir mesafede. Bunu heba etmeyin..
Abilerim,Ablalarım inanın ne okudum bende bilmiyorum :D

Alplerin eteklerinde yer alan küçük bir kasabada,bir Rahiple çevresinin hayatlarını,yaşadıklarını Rahibin tuttuğu günlük şeklinde okudum.Yanlız içinden çıkamadığım şu oldu;Bu bir aşk hikayesi mi?yoksa bir din adamı da olsa neticede insan olan birinin hırsları,sinsiliği ve her yaptığında (aldatmak,ailesini yok saymak v.b.)kendisini vicdanen haklı çıkarmaya çalışma gayesi mi?

İlginç bir günlük,kitap adını Beethoven'in 6.Senfonisinden alıyor,kitabın içindede geçiyor zaten.

Rahibin ve Gertrude'un(Bu şahışla da kitapta tanışın istedim,o yüzden sadece burada ismini verip kapatacağım)yaşadıkları,çelişkileri,hisleri bana bi garip geldi.

Çelişkiler,sıkıntılar,ne yapacağını bilememeler ve ruhsal kargaşalar.Kitabı bana hediye eden arkadaş Tuco mutlaka oku bunu diyerek elime tutuşturdu.OKUDUM!Şimdide kitaplığa kaldırıyorum.Sağlıklı bir şekilde yorumlayamayacağım bunu biliyorum ama deniyorum,ne söyleyeceğimi bilemedim çünkü.

Kitabı okuyup kararınızı siz verin,ilginç bir hikaye,Türk filmi gibi,Kör Kız-fakir Oğlan misali.

Yazar Gide Nobel Ödüllü biri.Gidenin kahramanları ya kendisi,yada ona çok yakın olan kişilermiş.

Şundan eminim bazı okurlar bu kitabı hüzünlü bir masumiyet,bazı okurlarda sinsice içine girilmiş bir aşk ve ihanet hikayesi olarak görecektir.

Neyse bir trajedi,masum bir aşk,sinsi bir ihanet,vicdani yönden haklı çıkma çabası,din krizi,çelişkilerle dolu dolu kısacık bir roman.





DAHA BİTMEDİ AŞAĞIDA DEVAM EDİYOR...





DAR KAPI
--------------------------

Jerome'nin hikayesi.Gide bu hikayede 12 yaşında babasını kaybetmiş,annesi ile yaşayan Jerome'nın saf ve tutkulu aşkını,fedakarlığını,gelişimini anlatır,Jerome ile birlikte büyüdükçe,hayal kırıklıkları yaşadığı halde kendisine ve Tanrı'ya verdiği sözden dönmemek için çabalamasına tanık oluyoruz.

Yakınlarını tek tek kaybeden Jerome,çocukluk aşkına sıkı sıkıya sarılmaya çalışır ama...

Gide'nin 1909 yılında yayınlanan Dar Kapı adlı romanı içinizi sıkabilir.

İlahi aşk,içsel sorgulamalar ve Gide'nin takıntıları felsefi bir roman çıkarmış ortaya.

Sıkıldım!Ama romanın kısalığı sayesinde kriz geçirmeden bitirdim.(şükürler olsun)

Bu hikayenin sonunda da bu kez Jerome'nın aşkının günlüğünü okuyoruz,valla ne yalan soyleyeyim sıkılmaktan hüzünlenmeye vakit bulamadım.(Gide'de ne günlük meraklısı adammış)

260 sayfalık bir Gide romanı Pastoral Senfoni.Kitapta yorumdan da anlaşılacağı üzere iki ayrı hikaye var(özel baskı olduğundan sanırım).OKUYUN!Sizde bir inceleme yapın bakalım sizden ne çıkacak?


Aşağıda Beethoven'in 6.senfonisinin linkini ve kitabın epub. ını veriyorum.

Hepinize Bol Kitaplı Günler ve Keyifli Okumalar Dilerim.Teşekkür Ederim.


Beethoven 6.Senfoni
---------------------
https://www.youtube.com/watch?v=iMJPZ-mu-Ts


Pastoral Senfoni epub.
---------------------
https://yadi.sk/i/fESPO9E03Lai7c


Kitap için çok teşekkür ederim sevgili Tuco.Ama beni sarmadı bu kez ;)
Dünya gerçekten bu kuşların anlattığı kadar güzel mi? Peki neden kimse bundan hiç bahsetmiyor?
Ağlamak isterdim. Yazık ki kalbimi bir çölden daha çorak hissediyordum.
Seni anlamamı istediğin zaman kendini biraz daha açık ifade etmeyi denersen iyi olur.
... İşte tam da bunu demek istemiştim. Ben kötülüğe hiçbir şey eklemediğimden emin olmak isterdim.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Pastoral Senfoni
Baskı tarihi:
Ağustos 2013
Sayfa sayısı:
95
ISBN:
9789752638976
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Symphinie Pastorale
Çeviri:
Buket Yılmaz
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Timaş Edebiyat'ın Çağdaş Dünya Edebiyatı dizisinden çıkan ilk kitap Pastoral Senfoni, Nobel ödüllü yazar André Gide'in en iyi bilinen eserlerinden birisidir. Huzuru yakalayabilmek için çırpınarak yaşayan ruhlar için aşk, acıya dönüştürülmesi en kolay, en hassas ihtiyaçlardan biridir. Kahramanların hepsi, ya Gide'in kendisi ya da hayatında önemli rolleri olan yakınlarıdır.

Pastoral Senfoni, bir kitap ismi olarak okuyucuya işin en başında, birden fazla dünyanın kapılarını aralar. "Pastoral" kelimesi, hem kırsal yaşamla, hem de Fransızca'da Protestan din görevlilerine verilen "pasteur" adıyla bağlantılı olarak dinî ve manevi yönleri ağır basan bir hikâyenin anlatılacağını okuyucuya haber verir. Günlük türünde yazılmış eserde ortaya konan, bir hikâyeden ziyade, çok sesli bir senfonidir.

Günlük, bizi hem papazın, hem de karısı, oğlu ve âşık olduğu kör kızın dünyalarına götürürken, çok sesli bir senfoniye dönüşür. Gide romanın adıyla, Beethoven'ın en önemli eserlerinden biri olan Pastoral Senfoni'ye gönderme yapar. Bir papaz dünyanın ve aslında yaşamın bütün renklerini kör bir kıza, bu senfoni aracılığıyla anlatmaya çalışır.

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 321 okur

  • Kundaktaki ermiş
  • Burcu Erdem
  • Çağatay Göktuğ Polat
  • Hilal Oruç
  • Azad Pamuk
  • Kemal Albayrak
  • Kübra Yiğit
  • Milena'nın Kız Kardeşi
  • Şevval Yıldırım
  • Tolga karacaoğlu

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.6
14-17 Yaş
%4.6
18-24 Yaş
%17.2
25-34 Yaş
%37.4
35-44 Yaş
%23
45-54 Yaş
%9.8
55-64 Yaş
%1.7
65+ Yaş
%1.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%66
Erkek
%34

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%19.3 (22)
9
%29.8 (34)
8
%31.6 (36)
7
%13.2 (15)
6
%3.5 (4)
5
%0.9 (1)
4
%0.9 (1)
3
%0.9 (1)
2
%0
1
%0