Adı:
Pastoral Senfoni
Baskı tarihi:
Ağustos 2013
Sayfa sayısı:
95
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752638976
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Symphinie Pastorale
Çeviri:
Buket Yılmaz
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Timaş Edebiyat'ın Çağdaş Dünya Edebiyatı dizisinden çıkan ilk kitap Pastoral Senfoni, Nobel ödüllü yazar André Gide'in en iyi bilinen eserlerinden birisidir. Huzuru yakalayabilmek için çırpınarak yaşayan ruhlar için aşk, acıya dönüştürülmesi en kolay, en hassas ihtiyaçlardan biridir. Kahramanların hepsi, ya Gide'in kendisi ya da hayatında önemli rolleri olan yakınlarıdır.

Pastoral Senfoni, bir kitap ismi olarak okuyucuya işin en başında, birden fazla dünyanın kapılarını aralar. "Pastoral" kelimesi, hem kırsal yaşamla, hem de Fransızca'da Protestan din görevlilerine verilen "pasteur" adıyla bağlantılı olarak dinî ve manevi yönleri ağır basan bir hikâyenin anlatılacağını okuyucuya haber verir. Günlük türünde yazılmış eserde ortaya konan, bir hikâyeden ziyade, çok sesli bir senfonidir.

Günlük, bizi hem papazın, hem de karısı, oğlu ve âşık olduğu kör kızın dünyalarına götürürken, çok sesli bir senfoniye dönüşür. Gide romanın adıyla, Beethoven'ın en önemli eserlerinden biri olan Pastoral Senfoni'ye gönderme yapar. Bir papaz dünyanın ve aslında yaşamın bütün renklerini kör bir kıza, bu senfoni aracılığıyla anlatmaya çalışır.

(Tanıtım Bülteninden)
Pastoral Senfoni..
Pastoral hem kırsal yaşamı, hem 'pasteur' - din görevlisini çağrıştırarak dini yönü ağır basan bir hikaye olacağını hissettiriyor. Ayrıca Beethoven'ın Pastoral Senfoni adlı eseri de kör kızımızın renkleri tanımasında bir senfonideki çalgıların örnek gösterilerek anlatılmasına vesile oluyor.

Bu kitabı ilk ortaokul sekizinci sınıfta Türkçe öğretmenimin tavsiyesiyle okumuştum. Babamla beraber çok kitapçı gezmiş, zor bulmuştuk. Oysa ki Nobel almış bir kitaptı. Sonra o kitap ev değiştirince kayboldu gitti, diğer bir çok kitabım gibi. O yıllarımın güzel anılarını hatırlamak belki, ya da giden kitaplarımın acısını hafifletmek için tekrar aldım ve kısa sürede okudum.

Kör bir kızın bakımını üstlenen Papaz Efendi ile bu kız arasındaki ince çizgide yaşanan aşkı okuyun. Olmaması gereken bir aşk.
'Eğer kör olsaydınız, hiç günahınız olmazdı' Peki ya görürse? Spoiler vermeyeceğim.

Kitabın son cümlesi ile veda ediyorum sizlere:
"Ağlamak isterdim. Yazık ki kalbimi bir çölden daha çorak hissediyordum."
Nobel ödüllü yazar Andre Gide'nin günlük türünde ele aldığı bu eseri sıkmayacak sadelikte ve bir nefeste okuyabileceğimiz akışkanlıkta.

Fransa'nın bir kasabasında Protestan bir Rahip, kimsesiz ve kör olan bir kızcağızı sahiplenip evine getirmesi sonrası yaşananları konu edinir.

Duyguların besin kaynaklarına - din, mezhep, vicdan, yükümlülük, soy, insani arzu- göre şekillenmesini görüyoruz.

Sonra da bu duyguların sonucu kalıplaşan hayatları ahlaki açıdan değerlendirmemiz istenir.

Beden körlüğü ilk aklımıza gelen peki ruh körlüğünü nasıl tanımlayacağız?
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.660 Oy)18.223 beğeni41.299 okunma2.688 alıntı173.806 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.204 Oy)8.512 beğeni27.308 okunma750 alıntı133.151 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.860 Oy)8.808 beğeni24.155 okunma1.634 alıntı112.120 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.336 Oy)12.909 beğeni33.036 okunma3.126 alıntı138.890 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.116 Oy)7.685 beğeni21.612 okunma775 alıntı84.444 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.546 Oy)8.493 beğeni25.084 okunma2.289 alıntı108.301 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.444 Oy)5.553 beğeni18.855 okunma774 alıntı96.373 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.196 Oy)3.711 beğeni12.293 okunma1.112 alıntı50.411 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.255 Oy)8.694 beğeni24.197 okunma1.279 alıntı119.041 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.762 Oy)6.070 beğeni15.987 okunma2.543 alıntı82.510 gösterim
Masumiyet, iyilik, sevgi duygularının kalbinize akacağı bi kitaptır.Bir yandan papaz efendi ile kör bir kızın aşkına tanık olurken, diğer yandan sorgulamalar içinde bulursunuz kendinizi. Aşk nedir, sınırları var mıdır, günah mıdır sorusunu bile sordurur işte şu küçücük kitap. Katolik ve Protestan bakış açılarının kıyasını da göreceksiniz. Küçük, dopdolu, iz bırakan bir kitaptır, kalbii okumalar dilerim :)
#Spoiler #

Ruh halim beni uçurumlara sürüklediği zaman kendimi yazıya veririm. Bu beni içinde bulunduğum darbogazdan kurtarır çoğu zaman ve derinden huzur dolu ,baharda açan çiçekler kadar taze bir nefes almamı sağlar...( Ne abarttım beee!!!!!) Her neyse yazmak ıyi geliyor işte.. İncelme işini de devam ettirme kararı aldım kendimce =))..

Gide ile devam eden serüvenin SECOND PART'I bu..Daha önce Kadınlar okulunu okumuştum ve kendimi bir hayli kitabın içinde bulmuştum..Pastrol Senfoni 'de kitaplıkta gözüme çarpınca (elimdeki kitabı sessizce masamın üzerine bırakıp) bunu okumaya karar verdim ...

İşin eften putfen kısımlarını bir kenara bırakıp hemen kitaba dalayım...


*****
PAY ATTENTİON : Bu kitap aşırı dozda GÖNDERMECEEEE içeriyor.. ( Neye kime ? Sorularını sorduğunuzu duyar gibiyim ( belki de bu benim uydurmam =)))) o yüzden cevabını da hemen şuraya ilisitirivereyim :
- Gide kime mi göndermece yapıyorr???
- kime olacak KENDİSİnee..

Ben demiyorum kitapta böyle yazıyor =)))
*******

Sanırım burda birazcık André Gide'den bahsetmek hiç te fena olmaz..Zira bu bilgiler kitabı irdelerken işimize yarayacak =)))

Gide 1869 yılında Pariste dünyaya gelir.Babası PROTESTAN, annesi KATOLİK (sonradan protestanlığı seçmiş) tir.. Gide yaşamını farklı iki mezhep ekseninde yaşamış ve bu eksen çevresinde hayatını şekillendirmiştir..
Eğitim hayatı pek de başarılara gebe olmamıştır.. Bunlara ek olarak sinir krizleri geçiren,sağlık problemeleri yaşıyan hassas bir çocuktur..Kuzenin ve anne babasının ölümü onu derinden etkiler.Ayırca AŞK onun için yaşamın farklı bir boyutu olacak şekilde mana bulurr.
NE ÇEKTİN BE GİDÉ (Pehhh böyle hayat mi olur demketen alamadım kendimi birden!!!!!!!!)

Sanırım bu kadar biyografi yolumuzu aydınlatamaya yeter

<<<<<---------------->>>
Şuraya aklımdan çıkmış olan diğer bir Göndermeceyi de ekleyeyim =
Senin de kulakların çınladı mı BEETHOVEN?????
kitap adını Beethoven'ın Pastrol senfoni adlı esrinden de alır..Ayrıca burda "PASRTOL " kelimesi hem kırsal yaşamı hem de Fr 'da Protestan din görevlilerine verilen "pauster " adıyla bağlantılıdır..

<<<<<---------------->>>>>>>>
Evet bu kadar ıvır zıvır bilgiden sonra gel gelelim dananın kuyruğun koptuğu yere!!!!!!

Kitap bitince kendimi sabah saat 8 den öğle 12:00 ' a kadar magazin programı sunan sunucular gibi hissettim..Bu olay Tr ',de yaşansa gündemi sallar ,Reyting rekorları kırar , Top ten'lerin içinde NUMBER ONE olurdu... Bizimde kahvaltı sofrasında elimizde soğumuş çay bardağı , aval aval olan ağzımız yarım karış açık başka işimiz gücümüz yokmuş gibi izlerdik...

YILAN HİKAYESİ MİSİN BE MÜBAREK?????
( Kitabın öyle masum durduğuna bakmayın ben okuyunca öyle hissettim kadın kalbiyle <3)

Bir papaz günün birinde bir eve gider diye başlar günlük ( Gidé bu tarzda yazıyor olmayı seviyor olsa gerek..eserleri günlük biçiminde).. Gitti yerden eli boş dönecek değil yaaa eve gelirken yanında sağır ve dilsiz bir gariban getirir. Kızcağız kir pas içinde...
Külkedisinin üvey annesi rolünü oynasa Oscar alacak( hani öyle aşırı da kötü değil de kalp kırıyor yaptıklari ) Papaz Efendi'nin hanımı nerden buldun bunu niye getirdin diye sorar... Tabi o sıra kızın konuşamadığını bilmiyorlar..Bizim gariban daa değişik değişik hareketler sergiliyor..Bir de evde bulunan diğer çocuklar var ..
Papaz onun o halde bırakamayacağını söylese de eşi saygıdeğer hanımefendi bu durumdan pek memnun olmuyor..Kızı eğitmeye çalışıyorlar ..Ama ilk başlarda bu o kadar yolunda giden sonuçlar vermiyor.
Eve gelen doktor papaza akıl veriyor ve olanları yazması gerektiğini söylüyor ... papaz kör kıza yaşamın renklerini anlatamaya çalışıyor..onu müzikle tanıştırıyor vs vs ...
İşler papaz'in istediği gibi giderken..Kızı kiliseye bırakıyor orda org çalışması için..
"YILANIN OLAYA DAHİL OLDUĞU YER ..."
Bir de baksın "kim var imiş biz yoğ iken burda "

Oğlu Jacques.. Kızla olan yakın davranışlarını görür...Ve film burda kopar mı???? Yoooo iş daha yeni başlıyor .Klasik Türk babası misali oğlanı köşeye çeker.. oğlan aşık kör kütük..Kızla evlenmek istiyor..Bizim garip kızın sözde bundan haberi yok!!! Gözleri de görmese de kalbiyle dokunuyor hayata..Hani Tr filmlerinde olur ya bir bilet alıp oğlanı gönderirsin..Bunlar da aynını yapıyor.kız o sıra papaz'a yangın tabi... (YASAK AŞK : Evdeki kadın ne yapmalı?? Vah garibim vah!!!!)
ama din görevlisi beyefendini ilahi duygular besliyor küçük hanıma...
Gel zaman git zaman kızın gözlerinin ameliyatla düzeleceği söyleniyor...Bunu istemeye istemeye kabul ediyorlar...
Gözünü açınca ne mı gördu dersiniz?????

"AİLE FACİASI " ah be cahil kız madem oğlana yangındın ne diye zamanında demedinnn??? Kız evdeki kadının hüznünü görünce kendini intihara verir... Kurtarırlar bir iki gün yaşar..ve papaz oğulun din değiştirdiğini öğrenir...
Kitap bitince ağzım açık kaldı ..Aşk'ın böylesi kim kimi seviyor belli değil? İlahi mi yoksa insani mi...?
Sevgisiz kalmamalı insan yüreği bunu bilir bunu söylerim..
Haddinden fazla uzadı galiba..Kitapla kalın..

Kiraz tadında okumalara a Dostlar :))
1947 yılı nobel ödülü sahibi Andre Gide'nin okuduğum dördüncü kitabı.bundan öncekiler gibi bu da harika. Hatta onları da aşarak neredeyse doruklara kadar çıkan bir hikaye.Aynı, kitaptaki öykü gibi, saf,temiz ve akıcı bir anlatım.Dram ve duygusallığın baştan itibaren süregeldiği, özellikle de sonlara doğru ve finalde deyim yerindeyse tavan yaptığı muhteşem bir kitap.kitapta,Alplerde yaşayan bir köy papazının,bir cenaze için gittiği bir evde bulduğu gözleri görmeyen,konuşamayan ve kimsesi olmayan zavallı bir kız çocuğunu orada bırakmayıp,himaye etmek için kendi evine getirmesi ve sonrasında gelişen olaylar anlatılıyor.bu arada katoliklik ve protestanlık arasındaki farklardan da yeri geldikçe bahsediliyor.kitap kısa olması ve ayrıca da akıcılığı sebebiyle bir çırpıda okunup bitiriliyor.okunması gereken kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum ve de okunmasını tavsiye ediyorum.
Hüzünlü bir hikaye diyerek önermişti biri bana bu kitabı. Fakat ben hüzün yerine aldatılmayı içerdiğini düşünüyorum daha çok. Kitabın sonunda içinizden şunu düşüneceksiniz acaba hangisi diğerini yarı yolda bırakmış ya da aldatmış oluyor? Bu durumda acımam gereken ve nefret etmem gereken taraf kim diye ikilemde kalıyorsunuz. Tavsiye ederim kitabı yaklaşık 2 saatte bitirirsiniz çerez niyetine :) keyifli okumalar :))
Kör bir kızın yaşadığı zorluklar.. Duymakla görmek arasındaki fark.. Kör bir kıza yapılan yardımın iyilik için mi hissedilen duygular için mi.. Düşündürecek bir hikaye. Ve Dünya gerçekten kör bir kızın gördüğü kadar temiz mi..
Klasikten biraz daha klişe bir kitap.Her yanı yaşilçam kokuyor.Normal bir türk filminden farkları ve benzerlikleri var.

Benzer 1.Kör ve fakir bir kız
Benzer 2.Klişe bir başarı öyküsü
Benzer 3.Aynı kıza aşık oğul ve baba
Benzer 4.Ameliyat ile açılan gözler

Fark 1.Kitap mutsuz son ile bitiyor
Fark 2.Kız ölüyor
Fark 3.Baba ve oğul birbirine düşmüyor

Kitabın kabuğu bunlardan oluşuyor gelelim kuru fasulyenin faydalarına şimdi...

Pastoral Senfoni" bir papazın bakımını üstlendiği çocuğa karşı beslediği aşk duygularını şeytana uyma olarak nitelendirir ve bu arzuya karşı koyma duygusunu dile getirir.Kitabın dili gayet açık ve akıcı çok betimleme yapılmamış ve bu da okurun kitabı alıp bir solukta bitirmesini sağlıyor(iki solukta okudum been(: ...)

Kitap Nobel ödüllü ve 1952'de Katolik kilisesi tarafından yasaklanmış.
Kitabın adına gelecek olursak Yazarın Beethoven'in Pastoral Senfoni eserinden etkilenmiş olduğu fikri bana cazip geliyor ki kitapta eserden bahsedilmiş....

Onu da buraya koyayım barii
https://youtu.be/iMJPZ-mu-Ts
Okumadan önce Beethoven’ın ‘Pastoral Senfoni’sini dinlemekle başlamak gerekiyor galiba.
“Gide’in 1919’da yayınlanan Pastoral Senfoni’si yazarın yaşamından trajik bir kesittir. Yalnız gözün körlüğü değil, sevgiyi, kötülüğü fark etmeyen ruh körlüğü de vardır. Hiç kuşku yok, yazar burada ruh dünyasının ve dünya görüşünün en ince ayrıntılarını sunmuştur.” (Önsöz’den)

Protestan bir papaz, bir gün çıkan bir yangın sonucu gittiği evde tek başına kalmış, kimsesiz, kör bir kızı evine götürmesi bunun üzerine eşinin bu kızı kabullenmekte yaşadığı sıkıntılarla başlayan bir kitap. Sonra, evde eşiyle yaşananlar ile kör kıza iyilik yaparken ikilemler ve hayata belli bir yaştan sonra başka bir gözle bakmanın verdiği zorluklar ile papaz, oğlu ve genç kız arasında geçen günlük yaşamdan birçok renkli olayı, çok sesli bir “pastoral senfoni” dilinde anlatmış bizlere Andre Gide.

“Her rengin açığı ve koyusu olabileceğini ve renkler kendi aralarında karışarak sonsuz sayıda renkler meydana getirebileceklerini anlamakta en büyük güçlüğü çekiyordu.”

Kitapta, papazın anlattıkları günlük şeklinde anlatılıyor. İlerleyen sayfalarda papaz kalbini genç kör kıza kaptırıyor ancak, oğlunun da kör kıza aşık olduğunu öğrenip, onu engellemeye çalışıyor. Ama papaz, kendi içinde fırtınalar, kasırgalarla savaşırken, tüm duyguları genç kör kıza olağan gelmektedir:
“Dostum, Dostum. Kalbinizde ve yaşantınızda gereğinden çok yer kaplamış olduğumu görmelisiniz. Size geri geldiğimde, ilk gözüme çarpan gerçek bu oldu ya da herhalde benim tuttuğum yer bir başkasına aitti ve bu durum onu mutsuz ediyordu. Benim suçum bunun daha önce ayrımına varmamış olmam. Ya da ona karşın beni sevmenize izin vermemdi”.

Psikolojik tahlillerin oldukça yalın bir dille anlatıldığı kitap, kısa, akıcı ve sürpriz bir sona sahip.

“Çocukluktan beri yapmak istediğimiz bir sürü şeyi yapmaktan, sadece etrafımızdakiler "bu işi yapamaz" dediği için, kim bilir kaç kere vazgeçmişizdir…”
Andre Gide'nin Pastoral Senfoni'si sayesinde çok güzel bir, bir saat geçirdim bugün. Günlük türünde yazılmış ve gayet akıcı bir sevgi öyküsü. Aslında kabul edilemez ve ahlâka oldukça aykırı bir konu. Doğruları bile sorgularken buldum kendimi. Ruh tahlilleri çok iyiydi. Konu dışarıdan bakıldığında oldukça rahatsız edici olsa da kitabın içine girince iş değişiyor. Evli ve çocuklu bir din adamı, daha 15'inde savunmasız ve görme duyusu olmayan gencecik bir kız.. Macera Papaz'ın acıyarak kızı eve almasıyla başlıyor. Dış dünyaya karşı hiçbir deneyimi olmayan, günahı, ölümü, gerçekleri bilmeyen bu kıza rehberlik ediyor Papaz. Zamanla aralarındaki ilişki boyut değiştiriyor. İşler iyice karmaşık bir hâl alıyor. Aşk, günah, aile, karı-koca ilişkileri, ihanet, tartışılacak doğruluk kavramı, din.. İşlenen çok şey var. Sonu şaşırtıcıydı. Bir filmin içinde gibi hissettim desem yalan olmaz. Kitabın 3'te 1'ini Beethoven'in Pastoral Senfoni'si eşliğinde okudum. Gerçekten bulunduğum ortamı, kendimi unuttum diyebilirim. Son sayfaları dönüp 2-3 defa okudum. İncecik ama sarsıcı bir kitap arıyorsanız bu uygundur. Pişman olmayacağınızı düşünüyorum. :)
Gide, Protestan bir baba ve Katolik bir annenin çocuğu olarak mezhep karmaşasının içerisinde büyümüş. Bu eserinde de bu durumu yansıtmış. Sorguları, karşılaştırmaları kutsal kitap üzerinden göndermelerle yansıtılıyor. Kendi hayatından kesitler var ve harika otobiyografik izler taşıyan bir roman.

Sağır yaşlı bir kadının yanında büyümüş kör bir genç kızın sahipsiz kalmasıyla başlayan hüzünlü bir aşk hikayesi.
Beethoven duyma yeteneğini kaybettiğinde tamamladığı büyülü eseri Pastoral Senfoni ' de doğayı muhteşem hissettiriyorsa bize, Gide de kör bir kıza büyük bir sabır ve aşkla hayatı senfoni gibi anlatan Papaz ile romanına farklılık kazandırmış.
Gide 1915_1916 yılında önemli bir din krizi yasar. Ve katolik olur

Tıpkı gertrude un jacques in etkisiyle mezhep değiştirmesi gibi roman da jacques katolik ligi temsil eder .gertrude ise saflığın ve gunahsizligin simgesidir. Gertrude gormedigi icin günahı bilmeyen kor kız ile papaz birbirine ya da belki aslında birbirlerine sundukları tertemiz dünya ya aşıktırlar..roman
Görülen ile görünmeyen arasindaki çelişki ile geciyor..
Diyolog :

Gertrude (kör kız)
_Hani teyzem sizi onun için hic birsey yapmamakla suçladığı gün ağlamadıgınızı
Söylemiştiniz ya hatırlıyor musunuz?
''Yalan söylüyorsunuz papaz efendi " diye bağırmıştım size. oh ! doğru soylemediginizi hemencecik anlamıştım sesinizden

_Ağladığınızı anlamak için yanaklarınıza dokunmama gerek yoktu ki .
(Sayfa 38)
Çocukluktan beri yapmak istediğimiz bir sürü şeyi yapmaktan, sadece etrafımızdakiler "bu işi yapamaz" dediği için, kim bilir kaç kere vazgeçmişizdir...
Dünya gerçekten bu kuşların anlattığı kadar güzel mi? Peki neden kimse bundan hiç bahsetmiyor?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Pastoral Senfoni
Baskı tarihi:
Ağustos 2013
Sayfa sayısı:
95
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752638976
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Symphinie Pastorale
Çeviri:
Buket Yılmaz
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Timaş Edebiyat'ın Çağdaş Dünya Edebiyatı dizisinden çıkan ilk kitap Pastoral Senfoni, Nobel ödüllü yazar André Gide'in en iyi bilinen eserlerinden birisidir. Huzuru yakalayabilmek için çırpınarak yaşayan ruhlar için aşk, acıya dönüştürülmesi en kolay, en hassas ihtiyaçlardan biridir. Kahramanların hepsi, ya Gide'in kendisi ya da hayatında önemli rolleri olan yakınlarıdır.

Pastoral Senfoni, bir kitap ismi olarak okuyucuya işin en başında, birden fazla dünyanın kapılarını aralar. "Pastoral" kelimesi, hem kırsal yaşamla, hem de Fransızca'da Protestan din görevlilerine verilen "pasteur" adıyla bağlantılı olarak dinî ve manevi yönleri ağır basan bir hikâyenin anlatılacağını okuyucuya haber verir. Günlük türünde yazılmış eserde ortaya konan, bir hikâyeden ziyade, çok sesli bir senfonidir.

Günlük, bizi hem papazın, hem de karısı, oğlu ve âşık olduğu kör kızın dünyalarına götürürken, çok sesli bir senfoniye dönüşür. Gide romanın adıyla, Beethoven'ın en önemli eserlerinden biri olan Pastoral Senfoni'ye gönderme yapar. Bir papaz dünyanın ve aslında yaşamın bütün renklerini kör bir kıza, bu senfoni aracılığıyla anlatmaya çalışır.

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 430 okur

  • Burcu ÖZGÜR
  • Drkitapsever
  • Hande Karaca
  • OGÜN YAVUZ
  • Murat Sezgin
  • Koray Gelmez
  • Merve S. Türk
  • Hülya Tunçer
  • gölgesinerazıfesleğen
  • Ozan Yıldırım

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.6
14-17 Yaş
%4.6
18-24 Yaş
%17.2
25-34 Yaş
%37.4
35-44 Yaş
%23
45-54 Yaş
%9.8
55-64 Yaş
%1.7
65+ Yaş
%1.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%66
Erkek
%34

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18.6 (26)
9
%32.1 (45)
8
%30.7 (43)
7
%11.4 (16)
6
%4.3 (6)
5
%0.7 (1)
4
%0.7 (1)
3
%1.4 (2)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları