·
Okunma
·
Beğeni
·
2.701
Gösterim
Adı:
Pazartesi ya da Salı
Baskı tarihi:
Nisan 1992
Sayfa sayısı:
159
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755330105
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İmge Kitabevi Yayınları
Baskılar:
Pazartesi ya da Salı
Pazartesi ya da Salı
Pazartesi ya da Salı
Pazartesi ya da Salı
Virginia Woolf'un yaratıcılığı bir üçgene dayanır. O üçgen ki bir noktasını kişiliği, bir noktasını yapıtları, bir noktasını da delilik nöbetleri oluşturur. Bu üç nokta arasında gidiş-gelişleri aralıksız sürer. Yazdığı her yapıt onu yeni nöbetlere iteler- Hemen her yazdığından etkilenmiştir-. Geçirdiği her delilik nöbeti ise önce yaşamını daha bir alt-üst eder, ardından yeni yapıtlarının nedeni olur. Bu büyük edebiyat dehasının çizgi dışı yaşamını, "bilinçakışı tekniği"nin ustalıkla sergilendiği "Pazartesi ya da Salı"nın sayfaları arasında bulabiliriz.

Pazartesi ya da Salı'da okuru yoğun bir gözlem, ince bir duyarlılık karşılıyor. Yaşamından yola çıkarak sizi kendi yaşamınıza vardırıyor. "Yazılmamış bir Roman"ınızı yaşıyorsunuz. Ve işin kötüsü çevrenizdeki onca şeyle uğraşan insanların arasında, siz hiçbir şey yapamıyor, yalnızca "yaşamı inceliyor"sunuz.
185 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10 puan
3 günde okuduğum Pazartesi Ya da Salı, bilinçakışı tekniğiyle yazıldığı için yine anlaşılması çok zor olan kitaplar arasındadır. Woolf’un yazdığı ilk ve son öyküyü okumak oldukça keyifli bir durumdu. Sözcüklere sihirli anlamlar katan Mrs. Dalloway ile Dünya Edebiyatında büyük yankılar uyandıran Woolf’un biricik eserinin Dalloway’in çıkış noktası olan bu kitabı mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum. Woolf okuyan bir daha ondan vazgeçemiyor. Nedeni ise çok basit değil. Dalgalı bir denizin ortasından yıldızlara yükselmek gibi bir şey bu. İlk okuduğum kitabı Mrs. Dalloway olmuştu. Ve tek kelimeyle muhteşemdi. Yine bu kitapta bolca hızlı geçiş mekân ve zamanın birbirine girdiği ortamlarda bulacaksınız kendinizi. Fizik ötesi akımlara maruz kalacağınız kesin. Kısaca; karman çorman olabilirsiniz. Ama hayatta böyle değil mi? Sözlerimi müthiş yazarın sözleriyle bitiriyorum. “Hayatı herhangi bir şeyle kıyaslamak istersek onu saatte yüz kilometre hızla metronun içinde savrulmaya benzetebiliriz.” S. 93 Kırmızı Kedi.
224 syf.
·7/10 puan
Yaşamına kendi eliyle son verenler halkasının temsilcilerinden Woolf. Maalesef.

Attığı her adımda kadın ve kadına dair her şeyi yüksek sesle dile getirip yazanlardan oldu.

Faulkner, Joyce ve Woolf’da sürekli duyuyorsunuz ‘Bilinç Akışı’ tekniğini. En basit tabiriyle kahramanların düşün eylemlerinin ‘iç diyalog’ şeklinde aktarıldığı edebiyat ürünleri.

Anlaması, anlamlandırması ve okuması zor olan bir edebi teknik. Çokça sabır isteyebiliyor.

Burada da Woolf’un yine bu teknikle yazılmış hikayelerinden ilki olan ‘Phyllis ve Rosamond’ ile başlayan kitap yaşamının son demlerinde yazmış olduğu ‘Kaplıca’ ile son buluyor.

Onun gelişim ve değişimini görmek adına da okunası kitaplarından. Yine belirtelim: Zor okumaları sevenlere hitap ediyor Woolf.
185 syf.
·6/10 puan
Yine Virginia Woolf'un yaratıcılığının uçlarında dolaşacağınız bir kitap. Daha iyi kitapları var bana göre ama bu kitapta ustalıkla kullandığı "bilinç akışı" tekniğiyle kitabın sayfaları arasında kaybolabilirsiniz. Kitap 15 civarı kısa öykülerden oluşuyor, kendi yaşamından yola çıkarak sizi kendi yaşamınıza ulaştırıyor.
224 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Bu kitap yalnızlaşan bir yazarın değil yazarak insanlarla kucaklaşan bir yaşam müptelasının öykülerini okudum. Edebiyatın en özgün imgelemleri kullanan hülyalı hikayeleri hikayeler hem ufkumu hem de ruhumu doldurdu. İyi okumalar. Var olun
159 syf.
Mrs. Dalloway'a üç ya da dört hikayede başvurmuş. Tabii o partisine gönderme yaparak. Galiba Dalloway onun gözünde bizim gerçek olarak kabul ettiğimiz şeylerden daha gerçek! İki hikayesinde partisine giden kişinin analizini yapmış birincisi kendini toplumdan dışlamış kabul eden sancılı bir kişilik taşıyor ikincisi ise daha fazla toplumdan ayrık tarafları üzerinde duruyor. Kew Bahçeleri adlı hikayesinde geçen bir kesit ise kesinlikle sizi Gece ve Gündüz romanındaki karakterlerine götürüyor ve sanki o durumun paralel evrendeki halini gösteriyor. Birkaç hikayesinde de insanlara bakarak onlara yeni bir hayat oluşturur zihninde tabii bunu yaparken dış etkenlerden yola çıkar. Ancak hikayelerin sonunda yanıldığını görür. Yani bütünüyle insanları dıştan gözlemleyerek ne kadar yanlış bir yargılamada bulunabileceğimizi göstermeye çalışır. Toplam 18 öyküden oluşuyor ilk birkaç öyküsünde fazla bir şey kapamazsınız ama sonrasında hikayeler su gibi akmaya başlar. Onun kalemine alıştıktan sonra ondan gelen her şey dokunaklı gelmeye başlıyor. Bol sorgulamalı bir hikaye kitabı sizi bekliyor diyebilirim.
İyi Okumalar.
185 syf.
V. Woolf için eleştirmen Lord David Cecil'in değerlendirmesi "Bir deniz kızı gibiydi biraz. Hepimize şöyle bir bakmak için denizden yüzerek gelen güzel bir deniz kızıydı diye düşünürdüm- çok meraklıydı,çok ilgiliydi. Ama bir denizkızı gibiydi işte."

Kendine ait odaya ve gelire kavuşan kadının öyküleri...
224 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Virginia Woolf’un bilinçaltı akışı tekniğiyle yazdığı kitabını kendi dilinde okumak beni biraz zorladı, kabul. Ama dönüp bir de Türkçesini okuyayım diyecek kadar vurulmadım kitaba. Kesinlikle daha iyi kitapları vardı
224 syf.
·Puan vermedi
Adı beni kendine çektiği için internet kitap alışverişinde sepete tıktıkladığım bir kitaptı. Okurken kendimi çok fazla veremedim dili biraz ağır gibi. Açıkçası içindeki birkaç öyküyü anladım desem yeridir. Kitap sayfalarına bakınca sayfa sahibi olumsuz bir yorum yapıyorsa kitabı merak edip alıyorum belki siz de bu kitapta anlamayacak ne var diye alıp okursunuz ve seversiniz bazı şeylere vesile olmak diyelim gelelim kitaba; kitabı kısa bir sürede okudum kendime günlük okuma planı yaparak hemen bitirdim zaten uzatsaydım bitiremezdim yarım bırakırdım onu da ben sevmiyorum kitabı tavsiye edebilecek miyim yazarının bir kitabını daha okumayı planlıyorum çünkü fenomen bir yazar anlamadıysam sorun bende diye düşünüyorum eğer öykü okumayı seviyorsanız ve woolf hayranıysanız kesinlikle kendinize göre bir şeyler bulabilirsiniz ama yazara karşı nötrseniz başka bir kitabına şans verebilirsiniz.. iyi okumalar
224 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Virginia Woolf okunması sabır isteyen bir yazardır. O yüzden eğer onun dünyasına adım atmak istiyorsanız bu kitaba bir göz gezdirin derim. Bu kitap Virginia Woolf’un 35 yıllık süreçte yazdığı hikâyelerden oluşuyor. Her biri birbiriden enfes ve okurken sizi başka yerlere alıp götüren hikâyeler. Ben yazarın diline diğer kitaplarından, denemelerinden alışkın olduğum için bu kitabı bana zor gelmedi. Yaptığı uzun betimleri okurken zevk aldım. Zaten çoğu öyküsü de bu betimlemeler ve benzetmelerden oluşuyor. Mesela bir kadının duvarda gördüğü bir iz hakkında konuşmasını yaklaşık 10 sayfa okuyoruz. İlk öyküsü ve yazdığı son öyküye kadar kendini nasıl geliştirdiğini, her öyküde ortaya koyduğu ilginç hayatları okumak çok zevkli. Bknz: Bir kadına, babasından miras kalır ama mirası almasının tek şartı Londra kütüphanesindeki bütün kitapları okumasıdır. Böyle ilginç birçok kişiyi okumak bana göre aşırı zevkli ayrıca çokta zor. Dediğim gibi eğer diline hâkim değilseniz, okumak sizin için çok zor olacaktır. Size tavsiyem yavaş yavaş okumanız. Bir öyküyü bitirdikten sonra ara vermeniz. Ben çok sabırsız bir insan olduğum için tek seferde okudum.
İçinde özellikle beğendiğim öyküler var ama zaten kısa oldukları için burada onları anlatmam gereksiz kalır. Mrs. Dalloway kitabını çok beğenmiştim ve çoğu öyküde Mrs. Dalloway karakterini görmek sürpriz oldu. Keşke oralarda bir yerlerde Orlando olsaydı dedim...

Virginia Woolf bu kitabında da diğer kitaplarında ki gibi inanılmaz bir feminizm havası hakim. Hatta bazen bir kitabını okuduktan sonra erkek düşmanı oluveriyorsunuz. Çünkü şu gibi cümleler her kitabında var: “Erkekler böyle beş para etmez şeyler yazıyorlarsa annelerimiz neden onları dünyaya getirmek için gençliklerini heba ettiler?”

Son olarak benim en en en beğendiğim öyküleri “Bir Topluluk” ve “Lappin ve Lapinova” oldu.
224 syf.
·39 günde·6/10 puan
Virginia Woolf ilk ürünlerini 1900'lerde vermeye başlayan devrim niteliğinde konuları ele alan kadın yazar. Romancılığında çokça kullandığı bilinç akışı tekniğinin ilk adımları öykülerinde hissedilir. Bu kitap Pazartesi ya da Salı, onun ilk ve son öyküsünün de bulunduğu öykü kitabıdır. Çevirmen bunu yazarın eserindeki gelişmeyi göstermek için yaptığını söyler. İlk öyküsü "Phyllis ve Rosamond" Woolf'un ölümünden sonra okuyucuya ulaşmıştır. İki kız kardeşin kişiliği üzerine yazılmıştır bu öykü. Çatışma yoktur, olay yoktur. Kız kardeşlerin üzerinden toplumsal konum ele alınır ve sorgulanır. İnsanı düşünmeye zorlar. Günümüzde bile yerini hâlâ bulmaya çalışan kadınların 1900'lerdeki savunucusunu görmek insanın bir nebze de olsa içini rahatlatır. "Bir Topluluk" adlı öyküsünde ise dünyayı, kadın ve erkeğin toplumdaki yerini sorgulayan insanı kendine getiren bir öyküsüdür. Erkeklerin mi kadınlardan kadınların mı erkeklerden daha akıllı olduğunu uzun uzun düşünürsünüz Virginia ile beraber. Birçok öyküsünde karakterlerini o kadar iyi analiz etmiştir ki sanki gerçekte olan kişileri uzun süre gözlemlemiş de onları yazmış gibi hissedersiniz. Kısa bir bakışın, hafif bir yaşayışın, küçük bir selamın, hayata olan duyarlılığın, kendi türünü sevmenin gücünü hisseder ve hayata daha anlamlı bakmayı öğrenirsiniz.
Bilinç akışı tekniğinin güçlü bir temsilcisi olan Virginia Woolf'un eserini okumakta zorlandım açıkçası. Bazı hikâyelerinde kafam karıştı anlayamadım bazılarında ise etkisinden çıkamadım. Onunla tanışmak için öyküsünü seçmiştim şimdi sıra "Kendine Ait Bir Oda"da. İyi okumalar sağlıklı günler sevgili okur :)
Bu yılın en tavsiye etmeyeceğim kitabı şimdilik bu. Anlamak için çok özel çaba istiyor. Kaprisli ve dünyayı kendisinin etrafında döndüğü kuruntusuyla kasılan otu çöpü ve fazlasıyla içsel hisleri düşünceleri ayrıntılayan birinin kaleminden çıkmış gibi. Ben katlanamadım, katlanabileni kutlar, saygı duyarım.Katiyyen okumanızı önermem. Yine de siz bilirsiniz.
216 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Normalde daha kısa sürede bitirebileceğinizi düşündüğünüz 216 sayfalık bir kitap. Ama hiç de öyle olmuyor. İlk okumaya başladığımda kendimi duvara toslamış gibi hissettim. Başa alıp alıp okudum. Anlaması, anlamlandırması çok zor bir kitap. Acaba ben de mi bir sorun var dedim, ufak çaplı bir araştırma yaptım. Yazar, bilinç akışı tekniği dediğimiz iç konuşma yöntemini kullanıyor yazılarında. Bu da biraz zorluyor sizi. Sabır istiyor, emek istiyor okumak. İlk başlarda yarım bırakmayı bile düşündüm. Ama sabredince hakikaten tekniğe alıştım, hatta tat bile aldım.ama bir daha başka kitabını okumaya cesaret edebilir miyim bilemiyorum :) Öykülerini barındırdığı bir kitap. Bu kitapta yazarın hem ilk hem son öyküsü yer alıyor ki, karşılaştırma yapma imkanını buluyorsunuz. Biraz sabırla, keyifli okumalar :)
"Yaşam kuralla­rını kabul ettirir: yaşam yolları kapar: yaşam eğrelti­ otlarının gerisinde: yaşam bir tiran; ama zorba değil! Hayır, inanın ben kendi isteğimle buradayım."
Virginia Woolf
Kırmızı kedi yayınları
"Dünyaya bir çocuk daha getirmeden önce dünyanın nasıl bir yer olduğunu öğreneceğimize yemin etmeliyiz."
Virginia Woolf
Kırmızı kedi yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Pazartesi ya da Salı
Baskı tarihi:
Nisan 1992
Sayfa sayısı:
159
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755330105
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İmge Kitabevi Yayınları
Baskılar:
Pazartesi ya da Salı
Pazartesi ya da Salı
Pazartesi ya da Salı
Pazartesi ya da Salı
Virginia Woolf'un yaratıcılığı bir üçgene dayanır. O üçgen ki bir noktasını kişiliği, bir noktasını yapıtları, bir noktasını da delilik nöbetleri oluşturur. Bu üç nokta arasında gidiş-gelişleri aralıksız sürer. Yazdığı her yapıt onu yeni nöbetlere iteler- Hemen her yazdığından etkilenmiştir-. Geçirdiği her delilik nöbeti ise önce yaşamını daha bir alt-üst eder, ardından yeni yapıtlarının nedeni olur. Bu büyük edebiyat dehasının çizgi dışı yaşamını, "bilinçakışı tekniği"nin ustalıkla sergilendiği "Pazartesi ya da Salı"nın sayfaları arasında bulabiliriz.

Pazartesi ya da Salı'da okuru yoğun bir gözlem, ince bir duyarlılık karşılıyor. Yaşamından yola çıkarak sizi kendi yaşamınıza vardırıyor. "Yazılmamış bir Roman"ınızı yaşıyorsunuz. Ve işin kötüsü çevrenizdeki onca şeyle uğraşan insanların arasında, siz hiçbir şey yapamıyor, yalnızca "yaşamı inceliyor"sunuz.

Kitabı okuyanlar 182 okur

  • Ühüdogğgpwısğcusb09383726ahdjdjs20583926dhsjs
  • İlkan Efe
  • Romeo’nun kırık kalbi
  • Tuubaa
  • RA
  • Ukuş
  • Atilla Uçak
  • Sevda
  • Mehmet DOĞAN
  • Gökhan Taşpınar

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%2.1 (1)
7
%2.1 (1)
6
%0
5
%2.1 (1)
4
%2.1 (1)
3
%0
2
%0
1
%0