·
Okunma
·
Beğeni
·
1.253
Gösterim
Adı:
Pazartesi ya da Salı
Baskı tarihi:
Nisan 1992
Sayfa sayısı:
159
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755330105
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İmge Kitabevi Yayınları
Baskılar:
Pazartesi Ya Da Salı
Pazartesi ya da Salı
Virginia Woolf'un yaratıcılığı bir üçgene dayanır. O üçgen ki bir noktasını kişiliği, bir noktasını yapıtları, bir noktasını da delilik nöbetleri oluşturur. Bu üç nokta arasında gidiş-gelişleri aralıksız sürer. Yazdığı her yapıt onu yeni nöbetlere iteler- Hemen her yazdığından etkilenmiştir-. Geçirdiği her delilik nöbeti ise önce yaşamını daha bir alt-üst eder, ardından yeni yapıtlarının nedeni olur. Bu büyük edebiyat dehasının çizgi dışı yaşamını, "bilinçakışı tekniği"nin ustalıkla sergilendiği "Pazartesi ya da Salı"nın sayfaları arasında bulabiliriz.

Pazartesi ya da Salı'da okuru yoğun bir gözlem, ince bir duyarlılık karşılıyor. Yaşamından yola çıkarak sizi kendi yaşamınıza vardırıyor. "Yazılmamış bir Roman"ınızı yaşıyorsunuz. Ve işin kötüsü çevrenizdeki onca şeyle uğraşan insanların arasında, siz hiçbir şey yapamıyor, yalnızca "yaşamı inceliyor"sunuz.
185 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
3 günde okuduğum Pazartesi Ya da Salı, bilinçakışı tekniğiyle yazıldığı için yine anlaşılması çok zor olan kitaplar arasındadır. Woolf’un yazdığı ilk ve son öyküyü okumak oldukça keyifli bir durumdu. Sözcüklere sihirli anlamlar katan Mrs. Dalloway ile Dünya Edebiyatında büyük yankılar uyandıran Woolf’un biricik eserinin Dalloway’in çıkış noktası olan bu kitabı mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum. Woolf okuyan bir daha ondan vazgeçemiyor. Nedeni ise çok basit değil. Dalgalı bir denizin ortasından yıldızlara yükselmek gibi bir şey bu. İlk okuduğum kitabı Mrs. Dalloway olmuştu. Ve tek kelimeyle muhteşemdi. Yine bu kitapta bolca hızlı geçiş mekân ve zamanın birbirine girdiği ortamlarda bulacaksınız kendinizi. Fizik ötesi akımlara maruz kalacağınız kesin. Kısaca; karman çorman olabilirsiniz. Ama hayatta böyle değil mi? Sözlerimi müthiş yazarın sözleriyle bitiriyorum. “Hayatı herhangi bir şeyle kıyaslamak istersek onu saatte yüz kilometre hızla metronun içinde savrulmaya benzetebiliriz.” S. 93 Kırmızı Kedi.
185 syf.
·6/10
Yine Virginia Woolf'un yaratıcılığının uçlarında dolaşacağınız bir kitap. Daha iyi kitapları var bana göre ama bu kitapta ustalıkla kullandığı "bilinç akışı" tekniğiyle kitabın sayfaları arasında kaybolabilirsiniz. Kitap 15 civarı kısa öykülerden oluşuyor, kendi yaşamından yola çıkarak sizi kendi yaşamınıza ulaştırıyor.
İnsanların gözlerinde gördüğünüz şey hayattır; hayattır öğrendikleri ve öğrendikten sonra da, saklamaya çalışsalar da, sürekli farkındadırlar - neyin? Görünüşe bakılırsa, hayatın böyle bir şey olduğunun.
Aman Tanrım, hayatın gizemi bu; fikirlerin kesin olamaması! İnsanların cehaleti! Sahip olduklarımız üzerinde ne kadar az kontrolümüz bulunduğunu göstermek üzere yaşadığımız sürece yitirdiğimiz şeylerden birkaçını sayayım size, ilk başta da, çünkü bu hep kaybettiklerimizin en gizemlisi olarak görünür bize.
İnsanların bu hırsı, bu yaygarası trajikti, sempati uyandırmak için haykıran, kanatlarını çırpan bir karabatak sürüsü gibiydiler.
"İşe yaramaz — hiç işe yaramaz," dedim. "Okumayı öğrenince, bir tek şeye inanmasını öğretebilirsin ona — o da kendisidir."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Pazartesi ya da Salı
Baskı tarihi:
Nisan 1992
Sayfa sayısı:
159
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755330105
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İmge Kitabevi Yayınları
Baskılar:
Pazartesi Ya Da Salı
Pazartesi ya da Salı
Virginia Woolf'un yaratıcılığı bir üçgene dayanır. O üçgen ki bir noktasını kişiliği, bir noktasını yapıtları, bir noktasını da delilik nöbetleri oluşturur. Bu üç nokta arasında gidiş-gelişleri aralıksız sürer. Yazdığı her yapıt onu yeni nöbetlere iteler- Hemen her yazdığından etkilenmiştir-. Geçirdiği her delilik nöbeti ise önce yaşamını daha bir alt-üst eder, ardından yeni yapıtlarının nedeni olur. Bu büyük edebiyat dehasının çizgi dışı yaşamını, "bilinçakışı tekniği"nin ustalıkla sergilendiği "Pazartesi ya da Salı"nın sayfaları arasında bulabiliriz.

Pazartesi ya da Salı'da okuru yoğun bir gözlem, ince bir duyarlılık karşılıyor. Yaşamından yola çıkarak sizi kendi yaşamınıza vardırıyor. "Yazılmamış bir Roman"ınızı yaşıyorsunuz. Ve işin kötüsü çevrenizdeki onca şeyle uğraşan insanların arasında, siz hiçbir şey yapamıyor, yalnızca "yaşamı inceliyor"sunuz.

Kitabı okuyanlar 49 okur

  • korkuyorumanne
  • tabula rasa

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0