Pembe İncili Kaftan

·
Okunma
·
Beğeni
·
5.729
Gösterim
Adı:
Pembe İncili Kaftan
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752102477
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
İran şahına elçi olarak giden Muhsin Çelebi, Tüklük onurunu ve şerefini koruyarak cecurca Osmanlı devletini temsil etmiş ve bu görevi çıkarları için değil bir fedekarlık bir görev olarak üstlenmiş ve bundanda asla övünmemiştir.

İranda o zamanlar çevresine korku salan Şah İsmail adında bir hükümdar vardı ve Osmanlı devletinde hiç bir vezir onun yanına elçi gönderemiyordu çünkü elçiler ya cezalandırılıyor yada başları kesiliyordu.Vezirler bu deli adama elçi göndermek için toplanmış ne yapacaklarını düşünüyorlardı.Gönderilecek elçi cesur,ölümden korkmayan,devletin şanına yakışacak bir kişi olmalıydı.Sarayda, Enderunda, divanda böyle bir kişi bulamıyorlardı.Daha sonra vezirlerden biri Muhsin Çelebi'nin adını söyledi .Bunun üzerine Osmanlı sadrazamı Muhsin Çelebinin çağrılmasını istedi. Peki hiç kimsenin cesaret dahi edemediği bu elcilik görevine çağırılan Muhsin Çelebi kimdir?

Doğruluktan ayrılmayan , varlıklı fakiri fukarayı koruyan cesur, iyilikten doğruluktan ayrılmayan Muhsin Çelebi sadrazamın emri üzerine huzurana gider. Sadrazam ondan el etek öpmesini beklerken o eğilmez.Sadrazam onun bu hareketine kızmasına karşın ona elçilik teklifinde bulunur.Muhsin Çelebi bu görevi devleti için kabul eder. Elbette ki bu büyük devletin elçisi; atları,hademeleri ve giysileriyle ihtişamlı olmalıdır.Muhsin Çelebi bu giderleri, sadrazamın ısrarına karşın, kendisi kraşılamak ister. Bütün varlığını rehin vererek tüccarlardan on bin altın alır.Bu parayla ihtiyaçlarını karşılar. Bir de Sırmakeş Toroğlu'ndaki: Kumaşı Hint'ten incileri Venedik'ten gelme Şah İsmail'in hayatında göremeyeceği pembe incili kaftanı sekiz bin altına alır.

Karısını iki çocuğunu akrabalarına bırakarak yola koyulur. Muhsin Çelebi Tebriz'e vardığında halk ve şah onu şaşkınlıkla karşılar. O her zamanki gibi başı dik göğsü ilerde Şah İsmail'in huzuruna varır. Padişahın mektubunu öperek Şaha uzatır.Ayağı öpülmeyen Şah sapsarı kesilir. Muhsin Çelebi sağına soluna bakar ve oturacak bir şeyin olmadığını görür. Bunun ayakta beklemeye mecbur bırakmak için yapılmış bir davranış olduğunu düşünerek o göz kamaştıran kaftanını tahtın önüne serer ve üzerine oturur.Şah,vezirleri komutanları aptallaşmışırlar.Muhsin Çelebi gür sesiyle:Padişahının hiçbir ecnebi padişah karşısında eğilmeyeceğini ve dünyada Türk Padişahı kadar asil bir padişahın olmadığını söyleyerek huzurdan izin istemeden ayrılır.Kapıdan çıkarken Şah'ın askeri kaftanı arkasından getirir.Muhsin Çelebi sesini yükselterek 'bir Türk asla yere serdiği şeyi sırtına koymaz.'diyerek oradan ayrılır.

Muhsin Çelebi sağ salim ülkesine döner.Herkes pembe incili kaftana ne olduğunu merak eder. Fakat o bu yaptığını anlatacak kadar küçük bir insan değildir. Muhsin Çelebi elçilikten kalan malzemelerini satarak küçük bir bahçe alır.Üsküdar pazarında sebze meyve satarak geçimini sağlamaya başlar.Düştüğü bu acı durum karşısında o hiçbir zaman yaptığı fedakarlıkla öğünmemiştir.
96 syf.
·Puan vermedi
Türk klasiklerinin arasında çoğu kitaba sahip olan yazar ömer seyfettin bu kitapta da devlete olan bağlılık ve fedakarlığı gözler önüne seriyor ve okutulması gereken bir kitap
96 syf.
·Puan vermedi
Ömer Seyfettin Türk Edebiyatının çok önemli bir ismi. Bu kitabı da ilkokul yıllarımda okuduğumda çok beğenmiş etkisinde de kalmıştim .:)
Konusunu çok hatırlamıyorum ama öyküleyici ve sürükleyici bir anlatımla devlete olan baģlilıktan bahsediyor. Okuyup küçüklerinize de okutmanızı tavsiye ederim.
Iyi okumalar:)
96 syf.
·Puan vermedi
Ömer Seyfettin Türk edebiyatının çok önemli bir ismi. Bu kitabı da ilkokul yıllarımda okuduğumda çok beğenmiştim. Gerçek bir klasik, herkes okumalı.
96 syf.
·Beğendi·10/10
Öğrencilik çağlarımda okuduğum ve şimdi ise tüm öğrencilerime okuttuğum Ömer Seyfettin klasiği.
Genç nesillere Türk kahramanlığını ve tarihte Türk'ün duruşunu anlatmak için çoğu vasıfsız öğretmenin yaptığı gibi sık sık ve saatler boyunca gereksiz nutuk atabilirsiniz yada bu kitabı okumalarını tavsiye edebilirsiniz. :)
96 syf.
·Beğendi·10/10
Türk edebiyatında Muhsin Çelebi gibi bir kahraman çok az bulunur. O gerçek bir kahramandır, çünkü onda bir ulusun yüksek değerlerini ve insanlığı bulursunuz. Ne yazık ki 90'dan sonra doğanlar onu hiç tanımıyorlar, Pembe İncili Kaftan'ına ne olduğunu hiç merak etmiyorlar...
85 syf.
·10/10
Ömer Seyfettin'den Şah İsmail dönemine atıfta bulunanan güzel bir öykü. Öyküde Şah İsmail'in kötü tabiatı üzerine durulurken, Anadolu insanını ise yüceltmektedir. Güzel bir öykü.
96 syf.
·Puan vermedi
Aziz Türk Milletinin duruşunu anlatan çok güzel bir eser. Küçükken okuduğum bu eserdeki Pembe İncili Kaftanı hiç unutmadım. Gelecek nesillerin bu tür eserleri okuyarak Milli bir duruşu öğrenerek yetişmesi gerektiği kanaatindeyim.
96 syf.
·6/10
Ömer Seyfettin görüşlerini benimsediğim bir yazar değil. Osmanlı devletinin büyüklüğü ön plana çıkarılmış. Bütün iyi ve önemli insanlar, devletine ve milletine bağlılık yemini etmiş insanlar algısı verilmiş, ben yoğun hissettim. Eserinde baş karakter onurlu yaşayan, kimseye kendisi ve ailesiyle ilgili laf söyletmeyen devletine bağlı bir adam. Dönemine göre başarılı ve sürükleyici bir hikaye.
96 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Vatan için gerekirse uğrunda herşey feda edilir. Pembe İncili Kaftan ile Şah İsmail'e iyi bir ders veren Çelebi, yaptığı ile ayrıcalık istemediği için hiç kimseye olanları tek kelime anlatmamıştır.
96 syf.
Sultan Beyazıd zalim düşman şahına bir elçi göndermeye karar verir. Ancak o elçi, onları temsil ettiği kadar, göz dolduran ve saygı duyulan bir elçi olmalıdır ve onun için de öncelikle kıyafeti de çok önemlidir. İşte burada pembe incili kaftan ortaya çıkar ve kaftandan yola çıkarak, olaylar başlar. Ben çok eğlenerek ve severek okumuştum..
96 syf.
·Beğendi·7/10
Ilkokul da annemin hediye ettiği kitap pembe İncili kaftan o kadar çok beğenmiştim ki hala aklımda. büyüdüm ve çocuklarıma hediye edeceğim kitaplardan biride bu kitap umarım onlarda okumayı severler
-Dostum! Sen çok gençsin... Geçmişteki güzellikleri göremezsin...
-Sen de hayal adamısın. Gerçekleri göremezsin. Geçmişte ne var?
-Geçmişte bugünkü uygarlığın söndürdüğü nurlar var dedim. Yücelik var. Ruh temizliği var. Fikir uğruna fedakarlık var. Doğruluk, sadakat, vefa, fazilet, kerem, şefkat, muhabbet, aşk var. Hayatın gerçek manası olan ideallet var. Sonra inanç var.. Ah şimdi...
- Şimdi bunlar yok mu ?
-Yok, yok, diye inledim.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Pembe İncili Kaftan
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752102477
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
İran şahına elçi olarak giden Muhsin Çelebi, Tüklük onurunu ve şerefini koruyarak cecurca Osmanlı devletini temsil etmiş ve bu görevi çıkarları için değil bir fedekarlık bir görev olarak üstlenmiş ve bundanda asla övünmemiştir.

İranda o zamanlar çevresine korku salan Şah İsmail adında bir hükümdar vardı ve Osmanlı devletinde hiç bir vezir onun yanına elçi gönderemiyordu çünkü elçiler ya cezalandırılıyor yada başları kesiliyordu.Vezirler bu deli adama elçi göndermek için toplanmış ne yapacaklarını düşünüyorlardı.Gönderilecek elçi cesur,ölümden korkmayan,devletin şanına yakışacak bir kişi olmalıydı.Sarayda, Enderunda, divanda böyle bir kişi bulamıyorlardı.Daha sonra vezirlerden biri Muhsin Çelebi'nin adını söyledi .Bunun üzerine Osmanlı sadrazamı Muhsin Çelebinin çağrılmasını istedi. Peki hiç kimsenin cesaret dahi edemediği bu elcilik görevine çağırılan Muhsin Çelebi kimdir?

Doğruluktan ayrılmayan , varlıklı fakiri fukarayı koruyan cesur, iyilikten doğruluktan ayrılmayan Muhsin Çelebi sadrazamın emri üzerine huzurana gider. Sadrazam ondan el etek öpmesini beklerken o eğilmez.Sadrazam onun bu hareketine kızmasına karşın ona elçilik teklifinde bulunur.Muhsin Çelebi bu görevi devleti için kabul eder. Elbette ki bu büyük devletin elçisi; atları,hademeleri ve giysileriyle ihtişamlı olmalıdır.Muhsin Çelebi bu giderleri, sadrazamın ısrarına karşın, kendisi kraşılamak ister. Bütün varlığını rehin vererek tüccarlardan on bin altın alır.Bu parayla ihtiyaçlarını karşılar. Bir de Sırmakeş Toroğlu'ndaki: Kumaşı Hint'ten incileri Venedik'ten gelme Şah İsmail'in hayatında göremeyeceği pembe incili kaftanı sekiz bin altına alır.

Karısını iki çocuğunu akrabalarına bırakarak yola koyulur. Muhsin Çelebi Tebriz'e vardığında halk ve şah onu şaşkınlıkla karşılar. O her zamanki gibi başı dik göğsü ilerde Şah İsmail'in huzuruna varır. Padişahın mektubunu öperek Şaha uzatır.Ayağı öpülmeyen Şah sapsarı kesilir. Muhsin Çelebi sağına soluna bakar ve oturacak bir şeyin olmadığını görür. Bunun ayakta beklemeye mecbur bırakmak için yapılmış bir davranış olduğunu düşünerek o göz kamaştıran kaftanını tahtın önüne serer ve üzerine oturur.Şah,vezirleri komutanları aptallaşmışırlar.Muhsin Çelebi gür sesiyle:Padişahının hiçbir ecnebi padişah karşısında eğilmeyeceğini ve dünyada Türk Padişahı kadar asil bir padişahın olmadığını söyleyerek huzurdan izin istemeden ayrılır.Kapıdan çıkarken Şah'ın askeri kaftanı arkasından getirir.Muhsin Çelebi sesini yükselterek 'bir Türk asla yere serdiği şeyi sırtına koymaz.'diyerek oradan ayrılır.

Muhsin Çelebi sağ salim ülkesine döner.Herkes pembe incili kaftana ne olduğunu merak eder. Fakat o bu yaptığını anlatacak kadar küçük bir insan değildir. Muhsin Çelebi elçilikten kalan malzemelerini satarak küçük bir bahçe alır.Üsküdar pazarında sebze meyve satarak geçimini sağlamaya başlar.Düştüğü bu acı durum karşısında o hiçbir zaman yaptığı fedakarlıkla öğünmemiştir.

Kitabı okuyanlar 2.295 okur

  • Zeynep Yılmaz
  • Ahmet Sarpel Tümen
  • AHMEDLÍ9420
  • Serkan Kaçar
  • BÜLENT  SARIKAYA

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları