Pembe İncili Kaftan (Cep Boy)

·
Okunma
·
Beğeni
·
9,4bin
Gösterim
Adı:
Pembe İncili Kaftan
Alt başlık:
Cep Boy
Baskı tarihi:
14 Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
77
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057860705
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karbon Kitaplar
Ömer Seyfettin, konusunu günlük olaylardan, hatıralardan, tarih, masal ve efsaneden alan etkileyici hikâyeler yazmıştır. Ömer Seyfettin okumaları, yetişme çağındaki kuşaklara tarihsel perspektife sahip bir bilinç ve belki daha önemlisi, bir dil zevki ve anlatım yeteneği kazandırır. Edebiyat alanındaki ününü 1911’de Genç Kalemler dergisinde yayımlanan hikâyeleriyle kazanan Ömer Seyfettin, edebiyat uzmanlarınca Türk hikâyeciliğinin Maupassant’ı olarak değerlendirilir.

Ömer Seyfettin, Pembe İncili Kaftan hikâyesinde, Osmanlı’yla rekabete kalkışan Şah İsmail’e karşı devletin onur ve saygınlığını özenle temsil edecek bir elçi gönderilişini konu alır. Büyük bir fedakârlıkla donatılan elçilik heyeti, dillere destan bir pembe incili kaftanla Şah İsmail’in huzuruna çıkar.
Kimseye boyun eğmeyen, mert, cesur, gözükara, çok okuyan, bilgili, korkusuz bir yiğitdi Muhsin Çelebi.
Evet zengindi, ama pembe incili kaftanı alacak kadar değil, buna rağmen vazifesinden caymadı, Vatanı uğruna borç batağına girmeye de rağzıydı. Çünkü kula kul olmazdı.
Vatanı zor durumda kalmasın diye kendini zor durumda bırakmayı tercih etti. O zenginlik içinde çocuklarını paşalar gibi yetiştirebilirdi ama Vatanı onun için öncelikliydi. Çocuklarımın geleceği için o mal mülk bana lazım demedi, Vatanın geleceği aynı zamanda çocuklarının da geleceğiydi, unutmadı çünkü fedakârdı.
Herkesin gözünün önünde fiyatı devamlı artış gösteren şan şöhreti bütün dünyayı sarmış pembe incili kaftanı aldı ve ne yaptığını kimseye anlatmadı, övünmek istemedi çünkü alaçakgönüllüydü.
Vatan sevgisini en güzel yansıtan karakterlerden biriydi bence.
Her şeyden korkarak bir şey elde edilmez, ben yapamam diyerek bıçak sırtından kaçılmaz, herkes bir Muhsin Çelebi olamaz.
85 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Türk edebiyatı küçümsenmemeli ve sahip çıkılmalı. Millî edebiyatımızın baş tacı Ömer Seyfettin'in hikâye kitaplarını herkese tavsiye ederim. Her ne kadar kitapları, "çocuk edebiyatı" olarak basılmış olsa da büyük küçük herkes okumalı. Bazı çevrelerce içerdiği savaş, gâzâ ruhu bakımından çocuklara uygun olmadığı, çocukların psikolojisini bozduğu gibi yorumlar okumuştum. Belki haklılık payları vardır. Ben de birçok hikâyesi ile çocukken tanıştım ama abartılacak bir şey görmüyorum, aksine millî ruhu ve ahlâkı yansıtan hikâyeler. Belki birkaç hikâye çocuklara tavsiye edilmeyip, yaş sınırı konulabilir kanısındayım.

Hikâye, II. Bayezid döneminde, İran hükümdarı Şah İsmail'e gönderilen elçiyi temel alıyor. Bu elçi kolay bulunmuyor nihâyetinde. Çünkü aranan elçi, zalim Şah İsmail'in hakaretleri karşısında doğruluktan şaşmayan, yiğit, canını sakınmayan bir elçi olması gerek. Muhsin Çelebi de mert, yürekli, paraya ve makama önem vermeyen, zamanın insanları gibi el etek öpmeyen, üç kuruş için kendilerini düşüren insanlardan nefret eden, kimseye minnet etmeyen, kendi ektiğini biçen namuslu bir yurttaş olduğu için elçilik görevine onu lâyık görürler. Fırsat ayağına gelmişken devletine fedakârlık için,tüm elçilik heyetinin masrafını devletten tek pul almadan kendisi düzer. Bu uğurda çiftliğini, bağ-bahçesini, evini rehin verir, daha sonra da kaybeder. Kendisi ise pahalı, kıymetli, meşhur "pembe incili kaftan"ı satın alır, giyer, yola revân olur. İran şahı elçiyi aşağılamak için yerdeki ipek döşekleri kaldırtır. Çelebi ise bu hakareti sezerek, "pembe incili kaftan"ı yere serer, bağdaş kurar, padişahın mektubunu verir ve Şah'tan izin almadan çıkar. Şah ve mâhiyeti, elçinin hereketlerine çok şaşırır, kızarır, küplere biner. Elçi kıymetli kaftanı unuttu zannedip arkasından yetişecek olurlar. Muhsin Çelebi, Şah'ın duyacağı şekilde "Hayır, unutmadım, onu size bıraktım. Baksanıza bir elçiyi oturtacak bir şilteniz bile yok. Ayrıca bilmez misiniz ki, bir Türk yere serdiği şeyi bir daha sırtına almaz." diyerek çıkar. Yolda, düzdüğü elçilik heyetini azâd eder, üzerlerindeki takımları, eşyaları onlara bağışlar. Memlekete döndüğünde bir malı mülkü kalmamıştır. Yaptığı bu hareketi de kimseye anlatmaz, sadrazam sorduğunda bile; çünkü övünecek adam değildir.

Bu hikâyenin anlattığı çok şey var.. Tekrara düşsem de yineliyorum. Fedâkarlık, devlet ve milletine vefâ, bir şeylere sahip olmak için el, etek öpmemek, dalkavukluğa bulaşmamak, doğruluktan şaşmamak, zorluk karşısında hak olandan dönmemek, maddîyata önem vermemek, kanaatkâr olmak..
Kısaca okuyun, okutturun. Sevgiyle kalın..
77 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Kurgusal zamanın Osmanlı İmparatorluğunda 2. Bayezid Dönemini hatta o dönem içerisinde gerçekleşen Şah İsmail'in İran'ı ve Tebriz'i işgal ettiği dönemleri yansıttığı görülmektedir. Ana mekan tasviri olarak Osmanlı Sarayı ve Şah İsmail'in de içerisinde bulunduğu saray öngörülmüştür. Metinde döneme ait bir çok zihniyete rastlanılmıştır. Her şeyi bilen bir anlatıcı tarafından yazılan bu eser ; ''Bir Türk sadece Allah'a boyun eğer ve insanlar ya da zorluklar karşısında boyun eğmez'' neticeli düşünce ile varlığını sürdürmüştür. Maupassant tarzı olan bu klasik öykü gerçek bir Türk'ün nasıl olması gerektiğini bizlere anlatmıştır. Olayın asıl kahramanı Muhsin Çelebi buna güzel bir örnek teşkil etmiştir. Kapalı bir metin tekniği ile yazılan bu eser akıcı ve öğretici bir niteliğe de sahiptir. Herkese iyi okumalar dilerim. :)
96 syf.
·Puan vermedi
Ömer Seyfettin Türk Edebiyatının çok önemli bir ismi. Bu kitabı da ilkokul yıllarımda okuduğumda çok beğenmiş etkisinde de kalmıştim .:)
Konusunu çok hatırlamıyorum ama öyküleyici ve sürükleyici bir anlatımla devlete olan baģlilıktan bahsediyor. Okuyup küçüklerinize de okutmanızı tavsiye ederim.
Iyi okumalar:)
96 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan·Ne Okusam'dan
Ömer Seyfettinin ağır dili bu kitapta fazla yoktur.Muhsin Çelebi İran elçisi olmayı kabul eder, varını yoğunu satarak, ipotekleyerek pembe incili kaftanı satın alır.Yolculuğu başlar. En can alıcı cümlesi biz müslimanlar yere serdiğimiz şeyi sırtımıza almayızdır ki bence Şaha verilebilecek en güzel cevaptır.
96 syf.
·Puan vermedi
Türk klasiklerinin arasında çoğu kitaba sahip olan yazar ömer seyfettin bu kitapta da devlete olan bağlılık ve fedakarlığı gözler önüne seriyor ve okutulması gereken bir kitap
96 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Ömer Seyfettin, 28 Şubat 1884 tarihinde Balıkesir'in Gönen ilçesinde doğdu. Öğrenimine Gönen'de başladı. Ayancık'ta ve annesiyle birlikte geldiği İstanbul'da Aksaray'daki Mekteb-i Osmaniye'ye devam etti. Eyüp'teki Baytar Rüşdiyesi'ni bitirdi. Asker çocuğu olduğu için Kuleli Askeri İdadisi'ne yazıldı (1893). Bir müddet sonra da Edirne Askeri İdadisi'ne nakl olarak öğrenimini burada tamamladı. Daha sonra İstanbul'da Mekteb-i Harbiye'ye geldi. Piyâde mülâzımı sânisi rütbesiyle buradan mezun oldu. İzmir'de teğmenlik (1903-1910), sonra üsteğmen olarak Rumeli'de görev yaptı (1908-1910). Askerlikten ayrılıp Selanik'e gelerek, Genç Kalemler dergisinde yazmaya başladı. Balkan Savaşı'nda tekrar subay olarak orduya döndü. Yunanlıların elinde bir yıl kadar esir kaldı. Esareti sırasında da öykü yazmaya devam ederek bunları Halka Doğru, Türk Yurdu ve Zakâ dergilerinde yayınladı. İstanbul'a dönünce ordudan ikinci kez ayrıldı. Ölümüne kadar Kabataş Lisesi'nde edebiyat öğretmenliği yaptı. 6 Mart 1920 tarihinde İstanbul'da öldü.
96 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10 puan
Bu eserde devlet görevlilerinin nekadar şerefli tok gözlü varlıklarını devletleri için bir kalemde silebilecek harcayabilecek insanlardan oluşması gerektiğini anlamalı insan. Dik duracak devlet görevlileri milletinin onurunu taşıdığını bilecek. Geçmişten geleceğe bir milletin haysiyeti devlet görevlilerimiz dahil bizimde omuzlarımızda işte böyle bir örneklemeyle bizlere bunu anlatıyor Ömer Seyfettin. Taşıdığımız yük ağır diyor.
96 syf.
·Puan vermedi
Ömer Seyfettin Türk edebiyatının çok önemli bir ismi. Bu kitabı da ilkokul yıllarımda okuduğumda çok beğenmiştim. Gerçek bir klasik, herkes okumalı.
96 syf.
Çok güzel bir kitap padişahların ve askerlerin ve vezirlerin milletlerine olan sevgisini ve padişahın emirlerinin paradan bin kat daha önemli olduğunu anlatıyor...
83 syf.
·2 günde·9/10 puan
Vatanı uğruna malından, mülkünden ve hatta neredeyse canından vazgeçen biri. Yediden yetmişe herkesin okuyabileceği bir kitap, tavsiye ederim. Muazzam bir hikaye ve muazzam bir ders...
Keyifli okumalar.
96 syf.
·6/10 puan
Ömer Seyfettin, yine nefis bir anlatımla karşımızda... Ana kahramanımız Muhsin Çelebi üzerinden mertliği, dürüstlüğü, vatan sevgisini, fedakarlığı sorguluyoruz. Dönemin yönetiminde, Şah İsmail'e gönderilmek üzere cesur ve devletin şerefini ön planda tutacak bir ulak aranmaktadır. Gözükara Muhsin, bu işe talip olur. Ancak tek bir şartı vardır, zengin biri de olduğundan tüm masrafları kendisi karşılayacaktır. Her şeyini ipotek ederek pembe incili bir kaftan satın alır. İran'da kötü bir saray tutumuyla karşılaşır buna rağmen devletinin onurunu korur. Kaftanı sarayda bırakmak zorunda kalır, yurda döndüğünde ise tüm malvarlığını kaybetmiş bir şekilde bulur kendini... Oldukça sürükleyici bir eserdi.
Dünya değişti. Eski günler geçti. Merhamet , mürüvvet, insaniyet kalmadı. Herkes keyfinde, eğlencesinde Kimse kimseyi düşünmez oldu...
Ölümden kim şüphe eder? Altınlara boğulsak, demirden, çelikten kaleler içine saklansak, mutlaka ölüm oku gelip bizi bulacak . Er geç bize yetişecek. Bu kadar muhakkak bir akıbet karşısında gaflete düşen, nefsine uyan, yarını unutan insan mıdır ?
Hayır! Hayvandır. Nefsini uyanların, zevkten başka bir şey tanımayanların, hayvanlardan ne farkı var?
"Mektubunu verdiğim büyük padişahım, Oğuz Kara Han neslindendir!" diye haykırdı. "Dünya yaratıldığından beri onun ecdadından kimse kul olmamıştır. Hepsi padişah, hepsi Hakan'dır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Pembe İncili Kaftan
Alt başlık:
Cep Boy
Baskı tarihi:
14 Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
77
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057860705
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karbon Kitaplar
Ömer Seyfettin, konusunu günlük olaylardan, hatıralardan, tarih, masal ve efsaneden alan etkileyici hikâyeler yazmıştır. Ömer Seyfettin okumaları, yetişme çağındaki kuşaklara tarihsel perspektife sahip bir bilinç ve belki daha önemlisi, bir dil zevki ve anlatım yeteneği kazandırır. Edebiyat alanındaki ününü 1911’de Genç Kalemler dergisinde yayımlanan hikâyeleriyle kazanan Ömer Seyfettin, edebiyat uzmanlarınca Türk hikâyeciliğinin Maupassant’ı olarak değerlendirilir.

Ömer Seyfettin, Pembe İncili Kaftan hikâyesinde, Osmanlı’yla rekabete kalkışan Şah İsmail’e karşı devletin onur ve saygınlığını özenle temsil edecek bir elçi gönderilişini konu alır. Büyük bir fedakârlıkla donatılan elçilik heyeti, dillere destan bir pembe incili kaftanla Şah İsmail’in huzuruna çıkar.

Kitabı okuyanlar 3.540 okur

  • Mete
  • Shiro Mei
  • F.nur Guvenmedi
  • Alparslan Hamid
  • Nazlı Hilal YILDIZ
  • Kismet Parpar
  • Şaban TÜRKEKUL
  • Mahmut Can Kayakent
  • Kibar Salman
  • Gülizar Ecrin Aras

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.1 (5)
9
%0.7 (3)
8
%0.5 (2)
7
%1.4 (6)
6
%0.2 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları