Perşembe Mektupları

·
Okunma
·
Beğeni
·
19
Gösterim
Adı:
Perşembe Mektupları
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
157
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056485527
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yazılı Kağıt Yayınları
Sennur Sezer, edebiyatçılara yazdığı mektupları 2010 - 2014 arasında, perşembe günleri Evrensel Gazetesinde yayımlamıştı.
157 syf.
Sennur Sezer sesi gür bir kadın yazar. Kadınların, çocukların, işçilerin kısaca toplumun sesiydi.
Perşembe Mektupları, 2010 - 2014 yılları arasında Evrensel Gazetesi'nde yayınlanan mektupların, Yazılı Kağıt Yayınları tarafından basılmasıyla oluşan bir kitap.
Kimlere kimlere yazılmamış ki o mektuplar.
En çok mektup kendi kuşağım dediği yazarlara. Onlar 60'lı ve 80'li yılların ortamında yaşamaya ve yazmaya çalışmış insanlar. Onlar için biz acılarla büyüyen ama umutlu gençlerdik, bizi bazen acılarımız bazen de umutlarımız birleştirdi, "yazdık da direndik" diyor.
Bu mektupların bazıları muhatabı tarafından bilinmiyor bir iç dökmeye dönüşüyor çünkü seslendiği şair ve yazarların bir kısmı hayatta değil. Ama bu dünyadan yaşamlarımıza dokunarak geçtiği ve hala edebiyatımızda büyük yerleri olduğunu düşündüğü için onlara da yer vermiş.

Yazarların yazın hayatlarını, kişiliklerini, hayata bakışlarını, pek bilinmeyen yönlerini; bazen üstü kapalı bazen eleştirel bir dille bazen de dosthane bir kaç tavsiyeyle anlatmış. Bunu yazarın bir şiiri ya da bir öyküsünden, romanından cümlelerle kendi cümlelerini harmanlayıp yapmış.

Mesela Mehmet Akif Ersoy'a yazdığı mektubun içinde hâlâ yaşamakta olduğumuz sıkıntıları ve bilinçsizliği dile getiriyor. Köse İmam şiirinde, bir erkeğin karısına şiddet uyguladığı ve boşanmadan başkasıyla evlenmek isteği üzerine, Köse İmam'ın bunun kulaktan duyduğu kadar basit olmadığını, kadının da erkeğinki gibi hakları olduğunu, inancın körü körüne bağlanılmaması gereken ve bilgi gerektiren bir şey olduğunu anlatıyor. Sennur Sezer, Mehmet Akif'e benim gözümde bunları Köse İmam değil siz söylüyorsunuz, saygım bir kez daha artıyor diyor. Ama sizin saygın kişiliğinizi kullanarak şeriatı kullananlara saygım yok bilin istedim diye bitiriyor mektubunu.

Bundan sonrasında kitap konuşuyor. Çok beğendiğim bir kaç mektubun bazı bölümlerini paylaştım.

Çok insanla tanıştırdı bu kitap beni. Ve en etkili tanışma, 1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı için ilk Türkçe şiiri yazan kadın şair olarak bilinen Yaşar Nezihe Bükülmez ile oldu.
Ve hayatı hem çok etkileyici hem çok bildik.
Yaşam öyküsünün başlangıcını böyle anlatmış: "Silivrikapı'nın fakir bir sokağında, fırtınanın çatıları titrettiği bir kış gecesinde doğmuşum. Doğduğum gece evde damla gaz yokmuş. Annemi altı yaşında kaybettim. Dört kızı ölmüş bir ailenin tek kızıydım. Yoksulluk içinde büyüdüm."
Devamı da pek farklı olmamış kendi çabasıyla yaşamış, Yaşar Nezihe Bükülmez olmuş. Değerini kendi kendine oluşturmuş bir kadından, kıymet bilmeyen olur illa ki tadında bir dize:

" Ben ışıl ışıl bir yıldız idim/ Düştüysem yere gökyüzü utansın"
#53049806


Mustafa Balel'e mektuptan, çok ince bir yer örnek vereceğim:
Sevgili Mustafa,
Birlikte ansiklopedilerde çalıştık 1980 koşullarında. Çocuklar gibi gülüp ağladığımız oldu. Acılarımızı boğduk kahkahalarımızla. Birbirimize okuduk yazdıklarımızı. Öykülerini en çok o yıllardan anımsıyorum. Fabrikada öğle yemeğinde çıkan kirazlardan evdeki çocuğuna götürmeyi düşleyen işçinin öyküsünü mesela. Kiraz Küpeler'deki açıkça söylenmeyen bir yoksulluk öyküsü. Bizden izler vardı bu öyküde belki. Üstelik o günlerde ikimizin de çocukları küçüktü.
Kiraz Küpeler, Mustafa Balel'in öykü kitabı.



Tekin Gönenç'e mektuptan çocuklar için kısımlarını paylaşıyorum:
Sevgili Tekin Gönenç,
Şiirlerinizden yapılmış bir seçmeyi yeniden okudum dün. Karanfil Sesleri' ni. Şiirinizin size ne kadar benzediğini düşündüm. Bir söyleşinizde "Benim şiirim bağırmaz" demişsiniz ya. Doğru.
Sesinizi yükselttiğinizi de görmedim. Bu topluma yabancılaştığınızı göstermez ama. TMK Mağduru Çocuklar için şiir istediğimde bir an bile duraksamamıştınız. O gün okunsun diye verdiğiniz şiiri hiç unutmadım: Bana Yalnız Kuşları Ve Çocukları Bırakın. Ve şiirdeki uyarı hep aklımda: "sen susunca/ askıya alır birileri/ senin yerine/ senin düşlerini". Susmayı öğütleyen bir şiirin bağırması gerekmez ki.
...yalnız bir insan gibi görünüyorsun. Ve biraz mesafeli hayata. Başka alanların karanfil sesleri yüzüne çarptıkça: "gidin dersin/ hepiniz gidin/ bana yalnız kuşları/ ve çocukları bırakın."
Kuşları ve çocukları sevenler yalnız olamazlar.

Bir mektup bir google sıralamasıyla okudum bu kitabı, çok şey öğrendim. Şiir severlere daha samimi gelecektir. Okuyun derim.
Sen bizim kuşağın ve ardından gelenlerin ölüm karşısında yenilmemeye çalışan görünürdeki sertliğine vuruyordun sanki. Sakladığımız gözyaşlarımızı dile getirmekten korkmuyordun:
"ölüm günleridir şimdi/ ölüme doğar çocuklar/ey soruların gelini, soruların gelini/ nereye yürüsek duvar /nereye baksak çöl."
Kırmızısını siyahtan alan güller işlemişsin şiirine. Bu güllerin yarısı bile sözcükleri yakar diye korku salıyorsun okura. Şiir okurunu sınamak için acemisin daha...
Yazık, yazık... Bizi gülden çekinir, kordan ürker diye belletmişler sana. Gül peşinde koşup yanlışlıkla kora düşmedik. Biz ateşi içimizin yangınını serinletir diye seçtik.
...
Alınyazın şiirin bereketini korusun.
"Yanında ödünç alınmış bir dikiş kutusu, dikmek için iki yakası bir araya gelmeyen düşlerini."
Sennur Sezer
Sayfa 100 - Yazılı Kağıt Yay.
"Kalbim artık uyumuyor geceleri
sabah gazeteler Ürgüp'te nişanlısı için
öldürülen talihsiz askerin acı destanını yazıyor.
Gazeteler işletme vergisini, Almanya'ya
kaçak giden işçileri. Fenerbahçe-Göztepe
maçını yazıyor. Halkın kurtuluşu için öldürülen
genç devrimcileri, yiğit işçileri, militan
öğrencileri yazıyor. Hüseyin Aslantaş da
öldürüldü diyorum. Bir kıblesi daha
yağmalandı umudun.
Sabah. Gazeteler.
Namluya bir mermi daha sürüyorum."
Sennur Sezer
Sayfa 88 - Yazılı Kağıt Yay.
ben onsekiz yaşında hiç olmadım
kayak yaptığımı anımsamıyorum
yüzme havuzuna girdiğimi ve berbere gittiğimi de
dünyanın doğusuna doğru ilerledikçe
çoğalır hiçbir yaşa gelmeden ölenler
ve neden öldüğünü bilmeden ölenler yemen'de
altmış yaşında da olamaz kimse
kırkbeş yaşında da tam tamına
Sennur Sezer
Sayfa 68 - Yazılı Kağıt Yay.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Perşembe Mektupları
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
157
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056485527
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yazılı Kağıt Yayınları
Sennur Sezer, edebiyatçılara yazdığı mektupları 2010 - 2014 arasında, perşembe günleri Evrensel Gazetesinde yayımlamıştı.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Dilek

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0