Pervanenin RüyasıVedat Ali Tok

·
Okunma
·
Beğeni
·
480
Gösterim
Adı:
Pervanenin Rüyası
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
166
ISBN:
9789759089917
Kitabın türü:
Yayınevi:
Sütun Yayınları
Osmanlı dehasının her alanda zirveleştiği 16. yüzyıl. Tabiri diğerle Muhteşem Yüzyıl.. Şimdilerde bu isim o dönemi anlatan bir televizyon dizisinin de ismi aynı zamanda. Bu diziye ait eksik ya da güdük, doğru ya da yanlış değerlendirmeler bir yana, Sultan Süleyman'la birlikte Mimar Sinan'ın, Fuzulî ve Bakî'nin eserleriyle hüküm ferma olduğu döneme farklı açıdan bakan bir romanla karşı karşıyayız.

Vedat Ali Tok imzasıyla Sütun Yayınları tarafından yayınlanan Pervanenin Rüyası isimli eser, dönemin yaşanmışlıklarına hiç bakılmamış bir yerden 'şairlerin' penceresinden bakıyor. Ve romanın merkezine Fuzulî'yi koyuyor. Bağdat Seferi neticesinde fethedilen şehirde Fuzulî'yi gören roman anlatıcısı, Fuzulî'yi tanımaya ve tanıtmaya çalışırken aynı zamanda devrin dişe dokunur hadiselerine de ışık tutuyor.

Fuzûlî'yi bulmak ve onunla konuşmak için sarf edilen çaba sırasında Kanuni'nin hanımı Hürrem, vezirleri, çocukları Mustafa, Bayezid, Selim ve bunlar arasındaki gizli ya da aşikâr kavgaları da ortaya koyuyor. Osmanlı'nın en haşmetli döneminde bu tür kavgaların yaşanması normaldir. Anormal olan ise koca bir devri sadece kavgaların kısır dünyasına sıkıştırmak olacaktır. Muhteşemliğin ardındaki kahramanlığı, savfet ve samimiyeti arayan bu kitap ihtiras ve kavgaların çok ötesinde bir aşk deryası Fuzûli'yi merkeze alarak okuyucusunu farklı bir iklimin içine çekiyor.

Roman her türlü ihtişamın yaşandığı bir dönemde yalnızlığı seçen ve bir kulübeye kendini terk eden Fuzulî'yi yakalıyor ve onunla konuşuyor. Fuzulî ile halleşiyor adeta. Yazdıkları, söyledikleri, arzuları, yaptıkları ve yapamadıkları üzerine sohbet ediyor. Onun şiirden anladığı, hayatı anlamlandırma biçimini sorguluyor. Neden bu kadar ünlü olup, Sultan Süleyman'ın methiyesini kazanıp da payitahta taşınmadığının cevabını buluyor.

Şiir nedir, şair kimdir? Niçin yazar? Şair'in güzel şeyler yazması için kendini yalnızlığa mı itmesi lazımdır? Faydasız şiir hangisidir? İlim mi önemlidir, şiir mi? Kişinin şiir yazmaması gereken yasaklı dönemi hangisidir? Leylâ ile Mecnûn yazma fikri ne zaman ve neden geldi aklına? İşte bu tür soruları devrin büyük söz sultanı, Bağdat'ın fethini haber veren bir kâşif Fuzûli cevaplıyor, Pervanenin Rüyası'nda.

Bu kitapta Sultan Süleyman'la birlikte Hürrem Sultan, Vezir İbrahim Paşa, Hayatî, Zâtî, Bakî de var, Sinân da. Fuzulî ise saklı bir umman, onun sanat şiir ve kitap üzerine düşündüklerini okumak bir ayrıcalık. Beyitleri üzerine söyleşmek ise farklı bir tat bırakıyor insan aklında.

Pervane'nin Rüyası, muhteşem yüzyılda yaşananları sizi yanlışa düşürmeden, nefrete boğmadan, bin bir entrikanın içinde paralamadan en sade haliyle aktarıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
Efendim yılın 16. kitabının kapağını da kapattık. Yoruma nasıl başlasam bilemiyorum. Sahafta gördüm, divan edebiyatını sevdiğim için dikkatimi çekti ve aldım. Üzerinde gördüğünüz gibi "Fuzulî Romanı" yazıyor, lâkin roman 100. Sayfada bitti :) Evet evet ciddiyim. 100. Sayfada Fuzulî romanı bitti. Yahu roman dediğin bir kitap boyunca sürmez mi? Sürdürmemiş işte :) 100. Sayfadan sonra Kanuni-Bayezid ve Selim'i anlatıyor kitap. Fakat deneme tarzında yazmış 100den gerisini :) Çok merak ediyorum, yazar kitabını yazdıktan sonra tekrar okudu mu? :) Zira bence kesinlikle okumadı. Ben böyle acayip bir kitap okumadım. Başta Fuzûlî'yi yerden yere vurdu, sonra yüceltti. Osmanlı dedelerimizi hele kitap boyunca yerdi. Şah Ismail'i yüceltti. Buradan anlaşılıyor ki yazar Alevi. Tabii Alevi olup olmadığı sadece buradan anlaşılmıyor genel olarak kullandığı kelime ve ifadeler neticesinde bunu düşündüm. Ha Alevi olması beni rahatsız etmedi. Ayrımcılık da yapmıyorum, ötekilestirmiyorum da. Fakat biraz saygı kardeşim, biraz saygı. Şimdi bu adam bizim değerlerimizi alaşağı etmiş bu görülmez. Ben Alevi dedim diye ayrıştırıcı addedilirim! Bence herkes haddini bilmeli. Hunharca eleştirebiliyorsa eleştirilmeye de açıktır demektir. Neyse, nasıl bir kitap yazmış kendi de farkında olacak ki başka bir yayınevinden farklı bir kapak yazısıyla kitabı tekrar basmış. Benim okuduğum ilk baskı ve 2007 tarihli. Fuzulî romanı ismi lâkin Fuzulî, Hayalî, Hayatî, Aşık Çelebi vs divan şairlerinin de canına okumuş kitapta! Yahu sen şimdi divan edebiyatına dair roman mı yazdığını zannettin!!! Sen bildiğin deneme yazmışsın! Yani neresinden tutsam elimde kalıyor kitap. Tasavvufa dahi pervasızca laf atmış. Hallac-ı Mansur'a şirk koşuyor, imansız dedirtmiş... Ya sabır Ya Allah... Elbette bunlar yazarın görüşüdür saygı duyarım diyeceğim lâkin, kendileri saygı duymuş mu, bir de ordan bakmak lazım... Kitabın son 10 sayfasında Fuzulî'yi tekrar kitaba dahil etmesi de komik olmuş :) Yani bu kitap olmamış, olmamış, olmamış :) Olmadığını anlamış ki farklı yayinevinden farklı bir baskıyla okuyucuya tekrar sunmuş. Yeni basımda arka kapak yazısı ustalıkla yazılmış ve fakat acaba içi nasıl? Biliyorsunuz pervane kelebek demek. Bir başka anlamı da, serinletici, vantilatör vs. Kitabın ismini Pervanenin Rüyası koyup da bence kendini ele vermiş. Zira bir vantilatör gibi dönüp durmuş kitapta Kitabın sonuna doğru tüm divan şairlerini acımasızca yerdi. E be kardeşim o adamlar senin dediklerini düşünüp yapsa dahi bir müslümanın ayıbını örtmek mi gerekir yoksa sen gibi aşikar mı etmek gerekir? Velhasıl saygı, saygı, saygı... !!!
Zer nîst, sim nîst, güher nîst, lâ'l nîst
Hâkest şi'r-i bende velî hâk-i Kerbelâst
.
Benim şiirlerim altın değil, gümüş değil, inci değil, lâ'l değil; topraktır, fakat Kerbela toprağıdır.
.
Fuzûlî
Vedat Ali Tok
Sayfa 6 - Laçin Yayınları, 1. Baskı, 2007
Yıldız sayarım her gece ta subha dek. Uykuyu tüneği çoktan yitirdi gözüm.
Vedat Ali Tok
Sayfa 89 - Laçin Yayınları, 1. Baskı, 2007
Âşıkâne gönlini akıtmasaydı yâre su
Olmaz idi vâdî-i ışka düşüp âvâre su.
.
Su, aşıklar gibi gönlünü sevgiliye akıtmasaydı, aşk vadisine düşüp avare olmazdı.
Vedat Ali Tok
Sayfa 19 - Laçin Yayınları, 1. Baskı, 2007
İstiğna sahibi olmalı insan. Aza kanaat eder, tok gözlü olur, dünya malı, mevkii ve mansıbına tenezzül etmezse, bütün bunlar onun peşine düşer.
Vedat Ali Tok
Sayfa 21 - Laçin Yayınları, 1. Baskı, 2007
Gökyüzü, rengini herhalde gözümüzden akan sulardan almakta... Ağlamak güzeldir; çünkü gözyaşı gönüllerin cilasıdır. Gözyaşı, yürek aydınlığıdır. Gözyaşı gece karanlığında yolunu kaybedenlere kılavuzluk yapan yıldızdır. Ağlayalım, aşk ile ağlayalım... Ağlayalım ta ki sinemiz, gelinciğin gönlüne sevda ateşinin düşmesiyle yanıp kararması derecesine gelsin... Ağlayalım, mumun sevdasına hasretle döktüğü gözyaşının tükendiği an kendisinin de bitişi derecesinde... Ağlayalım, o şemin etrafında döne döne yanan pervane derecesinde...
Vedat Ali Tok
Sayfa 80 - Laçin Yayınları, 1. Baskı, 2007

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Pervanenin Rüyası
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
166
ISBN:
9789759089917
Kitabın türü:
Yayınevi:
Sütun Yayınları
Osmanlı dehasının her alanda zirveleştiği 16. yüzyıl. Tabiri diğerle Muhteşem Yüzyıl.. Şimdilerde bu isim o dönemi anlatan bir televizyon dizisinin de ismi aynı zamanda. Bu diziye ait eksik ya da güdük, doğru ya da yanlış değerlendirmeler bir yana, Sultan Süleyman'la birlikte Mimar Sinan'ın, Fuzulî ve Bakî'nin eserleriyle hüküm ferma olduğu döneme farklı açıdan bakan bir romanla karşı karşıyayız.

Vedat Ali Tok imzasıyla Sütun Yayınları tarafından yayınlanan Pervanenin Rüyası isimli eser, dönemin yaşanmışlıklarına hiç bakılmamış bir yerden 'şairlerin' penceresinden bakıyor. Ve romanın merkezine Fuzulî'yi koyuyor. Bağdat Seferi neticesinde fethedilen şehirde Fuzulî'yi gören roman anlatıcısı, Fuzulî'yi tanımaya ve tanıtmaya çalışırken aynı zamanda devrin dişe dokunur hadiselerine de ışık tutuyor.

Fuzûlî'yi bulmak ve onunla konuşmak için sarf edilen çaba sırasında Kanuni'nin hanımı Hürrem, vezirleri, çocukları Mustafa, Bayezid, Selim ve bunlar arasındaki gizli ya da aşikâr kavgaları da ortaya koyuyor. Osmanlı'nın en haşmetli döneminde bu tür kavgaların yaşanması normaldir. Anormal olan ise koca bir devri sadece kavgaların kısır dünyasına sıkıştırmak olacaktır. Muhteşemliğin ardındaki kahramanlığı, savfet ve samimiyeti arayan bu kitap ihtiras ve kavgaların çok ötesinde bir aşk deryası Fuzûli'yi merkeze alarak okuyucusunu farklı bir iklimin içine çekiyor.

Roman her türlü ihtişamın yaşandığı bir dönemde yalnızlığı seçen ve bir kulübeye kendini terk eden Fuzulî'yi yakalıyor ve onunla konuşuyor. Fuzulî ile halleşiyor adeta. Yazdıkları, söyledikleri, arzuları, yaptıkları ve yapamadıkları üzerine sohbet ediyor. Onun şiirden anladığı, hayatı anlamlandırma biçimini sorguluyor. Neden bu kadar ünlü olup, Sultan Süleyman'ın methiyesini kazanıp da payitahta taşınmadığının cevabını buluyor.

Şiir nedir, şair kimdir? Niçin yazar? Şair'in güzel şeyler yazması için kendini yalnızlığa mı itmesi lazımdır? Faydasız şiir hangisidir? İlim mi önemlidir, şiir mi? Kişinin şiir yazmaması gereken yasaklı dönemi hangisidir? Leylâ ile Mecnûn yazma fikri ne zaman ve neden geldi aklına? İşte bu tür soruları devrin büyük söz sultanı, Bağdat'ın fethini haber veren bir kâşif Fuzûli cevaplıyor, Pervanenin Rüyası'nda.

Bu kitapta Sultan Süleyman'la birlikte Hürrem Sultan, Vezir İbrahim Paşa, Hayatî, Zâtî, Bakî de var, Sinân da. Fuzulî ise saklı bir umman, onun sanat şiir ve kitap üzerine düşündüklerini okumak bir ayrıcalık. Beyitleri üzerine söyleşmek ise farklı bir tat bırakıyor insan aklında.

Pervane'nin Rüyası, muhteşem yüzyılda yaşananları sizi yanlışa düşürmeden, nefrete boğmadan, bin bir entrikanın içinde paralamadan en sade haliyle aktarıyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 10 okur

  • Selennur Yıldız
  • Selen Sevim
  • 09:46
  • Semanur özer
  • Şeyda
  • Norma
  • Emre Köse
  • mutlu tibet
  • Merve Mehsima
  • Şeyma

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (1)
9
%0
8
%0
7
%25 (1)
6
%25 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%25 (1)