Peter Schlemihl'in Garip Hikâyesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
2601
Gösterim
Adı:
Peter Schlemihl'in Garip Hikâyesi
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
90
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054849246
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aylak Adam Yayınları
Baskılar:
Peter Schlemihl
Peter Schlemihl
Peter Schlemihl
Peter Schlemihl
"Benim bu hamlem üzerine gölge kaçmaya başladı. Ben de mecburen hafif kilolu firarinin peşinden yorucu bir koşu tutturmak zorunda kaldım, yalnızca içinde bulunduğum feci durumdan kurtulabilme olasılığı beni bu takip için gerekli olan güçle donatıyordu. Gölge, içinde onu kesinlikle gözden kaybedeceğim uzaklardaki bir ormana doğru koşuyordu; bunu görünce kalbimi bir korku sardı ve bu durum hırsımı ateşleyerek bacaklarımı kanatlandırdı."

Peter Schlemihl'in Garip Hikâyesi, Adelbert von Chamisso'nun eğlenceli ve dokunaklı bir masalı olduğu kadar, çağdaşları tarafından yetişkinler için bir başvuru kaynağı olarak nitelendirilmiştir. "Gölgeni şeytana satma" diyen metin, yazar E.T.A. Hoffmann'dan masallarıyla ünlü Andersen'e, ressam Ernst Ludwig Kirchner'den besteci Richard Strauss'a kadar birçok sanatçıyı etkilemekle kalmamış, Schlemihl'in saçma pazarlıklar yapan kimseleri niteleyen bir isme dönüşmesine yol açmıştır. Günümüzdeki Peter Schlemihl'lerin varlığı ise Adelbert von Chamisso'nun ileri görüşlülüğünü olduğu kadar, keskin zekâsını da kanıtlamaktadır.
94 syf.
·2 günde
Muh-te-şem!

Bir masal havasında başlayan öykü, birbirinden güzel metaforlarla an be an daha da ilgi çekici hale gelerek ters köşe bir sonla bitiyor.

Öyküye baktığımızda daha önceleri felsefeyle ilgilenmiş ancak vicdanını servete satmış bir adam olan Peter Schlemıh, günün birinde fakir bir halde yeni geldiği şehirde kardeşinden mektup getirdiği ünlü zengin gri ceketli adamla bir anlaşma yapar. Bu anlaşmaya göre, içinden istediği kadar altın çıkacak olan bir keseye karşılık gölgesini adama satar. Gölge çok basit görünse de insanlar gölgesiz ama zengin adamı dışlarlar. Kitabın heyecanını kaçırmamak için burada kesiyorum devamını anlatmayı.

Kitaptaki yardımcı fikirler ve metaforlar:

* Gölge: Kitap boyunca sanki şerefi simgeler gibi anlatılsa da en son cümlede tam tersine şeref olmayıp “şan, şöhret” olduğunu farkeder insan. İnsan şöhretini ne kadar büyütürse çevresi tarafından o kadar fazla kabul görür. Para şöhretin eksikliğini kapatmakta faydalı da olsa yeterli değildir. Şöhreti olmayan, çevre tarafından kabul görmeyen kişi ne kadar iyi veya zengin olsa da yok hükmündedir. Ne acı!

* Para: Öyle bir göz bürüyen yapısı vardır ki gri ceketli adam gibi görünen şeytanın en iyi silahıdır. İnsanlar para söz konusu olunca, kişinin yüzüne bakmaya veya onu tanımaya bile gerek duymazlar. Gri ceketli adamı hatırlayan kimse olmamasına rağmen altınlarla yapılan veya alınan şeylerin hatırlanması buna çok iyi bir örnektir. Öte yandan altınlara köle olacak kişileri seçer gri ceketli adam kılığındaki şeytan. Halbuki altınlardansa iyiliği düşünen yardımcı Bay Hendel’e sokulmaz şeytan. Neden? Çünkü Kont Peter daha önce de servet karşılığında vicdanını satabilmiştir. Oysa ki Bay Bendel, efendisi uğruna şeytanı öldüresiye dövmekten çekinmeyen iyi yürekli, sadık bir adamdır. Şeytan ona karşılık bile vermez. Neden? Şeytan insanın içindeki hırslara göre yaklaşırken, içi iyilikle dolu olana karşı boynu eğiktir. Bu saptama çok etkileyiciydi! Ne zaman ki Peter Schlemıhl, altın kesesini fırlatma cesaretine kapılır o zaman şeytandan sonsuza kadar kurtulur ve huzura erişir.

* Gri ceketli adam: Şeytandır. Şeytan kötü görünür ama dürüsttür. Eğer insandaki kötülüğü canlandıracağını görürse elinden geleni yapar. Peter kendini aklamaya çalışırken onun yüzüne tokat gibi çarpar yaptığı kurnazlıkları. Kendisi ise davranışlarında hep doğru iken fikirlerinde kötülük barındırır. Özü sözü bambaşka ikiyüzlü insanların nasıl gerçek şeytan olduklarına Harika bir gönderme yapmış yazar.

* Raskal: Sahtekar insan. Bazı insanlar görünüşte sizin yardımınıza koşuyor görünseler de asıl hedefleri başkadır. Raskal’ın altın hırsızlığını bilen ama göz yuman Peter, kötülüğün görüldüğü anda umursanmayıp affedildiğinde, o zaman kendisine zararı olmayan bu kötülüğün gelecekte hayatına mal olabileceğinin yaşayan örneği oluyor. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın!” sözünün yanlışlığını vuruyor yüze. Raskal’ın ölümü nasıl oluyor peki? Cinayet! Neden? Su testisi su yolunda kırılıyor da ondan.

* Ruh: Sonrasında ne olduğu bilinmeyen ama umudun simgesidir. Peter ruhunu satmayarak sevdiği kadının yanında olma şansını yitirmiştir belki ama sevdiği kadının aşkını yitirmeyip onu andığına tanıklık edebilme şansını kazanmıştır. Hayatın yaşadığımız andan ibaret olmadığı iletisini verir yazar bize.

* Figaro: Köpektir ama sadakatin Bay Bendel’de görüldüğü üzere insandan olabileceği gibi doğadaki diğer canlılardan sağlanabileceğinin kanıtıdır. İnsan kendi türüne tapınmayı bıraktığında çaresiz ve yalnız olmadığının da farkına varacaktır yeniden.

* Mağara: ilk evi simgeler. Peter yeniden mağarasına dönerek sıfırdan başlamış ve özünü bulmuştur. İlk insanların ilk dostlarından olan köpeğiyle, doğadaki şifalı otlarıyla vs.

Sonuç olarak yeniden insanların arasına karışma imkanına sahip olan Peter, neden bunu tercih etmeyip insansız ama faydalı hayatına çekiliyor? İnsanlığa yararlı araştırmalarını paylaşmaya devam ederken de huzurlu. İnsan insanın acısını alır mı, insan insana istediği şöhret ve parayı vermezse acı mı verir?
Toplum insanı çürüten bir organizma mı?
Toplumsallaşmadan da olur mu?
Hızır’ın çizmelerini giymeyen de dayanabilir mi bu yalnızlığa ve durağan hayata?
Hem kendimiz hem de iyilik için yaşamayı seçtiğimiz bir hayat yolunda Peter Schlemıhllar olarak yürümeyi denemek zor ama keşke yapılabilse...

Not: Ne olursa olsun Peter Schlemıhl da insandan tamamen kopamıyor. Yaşadıklarını ve bilgisini aktarmak istiyor gördüğümüz üzere. Bu yönden Sait Faik Abasıyanık’ı çağrıştırıyor. “Anlatmasaydım deli olacaktım...” iyi ki anlatıyorlar...
94 syf.
·Beğendi·9/10
İlkini tek seferde okuyup bitirdiğim bir kitap. Çok sürükleyici ve güzel.. Daha sonra tekrar okudum ve kitaptan daha çok haz aldım. Bir insanın gölgesini satması gibi bir durumun olabilme ihtimalini düşündükçe yazarın olağanüstü kurgusuna hayran kaldım. Kıskandım da diyebilirim.
94 syf.
·5/10
Metafizik felsefenin vahşi denilebilecek fantastik bir kurgu içerisinde sunulduğu bir eser. Tanrı-şeytan metaforu karşısında "ben"e ait paha biçilmez değer olarak savrulup duran karakterin hakikatin farkına varması, doğruyu bir değer olarak görmesi yine bu vahşi metafizik felsefenin araçlarıyla(büyülü çizmeler) gerçekleşir. Metafizik, felsefenin bu kadar olmazsa olması, hakikate giden yol ise illa felsefedir. Metafizik felsefe, felsefedir. Felsefe gerçekte metafizik felsefedir yazarın gözünde! Bence bu eser fantastik Roman ve sinemanın eşiği sayılabilir.
94 syf.
·3 günde·6/10
Kitabın konusu oldukça ilgi çekici; gölgesini şeytana satan bir adam. Böyle bir fikir, yazarın aklına nasıl gelmiş diye düşünmeden edemedim. Gölge, kitapta metaforik bir öğe olarak kullanılıyor. Gölgesini, sonsuz zenginlik veren bir kese karşılığında takas eden kahramanımız karlı bir alışveriş yaptığını düşünse de zamanla öyle olmadığını fark edecektir. Aslında işin felsefik yanını bir yana bırakırsak oldukça mantıklı bir alışveriş gibi görünüyor, eninde sonunda bir gölge öyle değil mi? Fakat değil işte... Gölgesizliği, zenginliği ile elde ettiği saygının ötesine geçecektir. Gölgesi, kişinin kendi benliğinden bir parçası neticede.

Kitap bir çırpıda okunup bitirilecek kadar kısa ve anlaşılır. Ama sanki böyle bir konu, daha farklı işlenebilirmiş gibi geldi bana. Beklentilerimin biraz altında kaldığını söyleyebilirim. Ama bu kitabı sevmediğim anlamına gelmez. İlgi çekici bir konu, farklı bir yazar ve değişik bir hayal gücü; okumanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalar…
88 syf.
·Puan vermedi
!
"Eğer yalnızca kendin için ve içindeki iyi tarafın için hayat sürmek istiyorsan, o zaman nasihate ihtiyacın yok."
.
Chamisso 1813 yılında yazdığı kitabı okurken hayal gücünüzün sınırlarında dolaşacak; gölgesini para karşılığında şeytana satan bir adamı ve onun başına gelenleri okuyacaksınız. Damgalanmış ve dışlanmış bir adamın çektiği ızdırabı okurken, eserin yazıldığı tarihten iki yüzyıl geçmesine rağmen hala geçerliliğini koruduğunu göreceksiniz.
.
Şeytanla anlaşma olmaz ve hayatta en değerli şey para değildir.
Adelbert Von Chamisso Peter Schlemihl'in Tuhaf Öyküsü
94 syf.
·8/10
Bu uzun öyküde talih kesesi isimli insanın elini attığında altın çıkardığı bir kese karşılığında gölgesini şeytana satan Peter Schlemihl'in başından geçen tuhaf olaylar anlatılmaktadır. Bu alışveriş sonucunda Schlemihl umduğunun aksine mutsuz olur. Artık zengin bir insandır ama gölgesi olmadığı için diğer insanlar tarafından hakir görülür. Sevdiği kızın babası kızını ona vermek istemez. Gölgesini geri kazanmak amacıyla seytanla tekrar pazarlığa oturduğunda ise ancak ruhu karşılığında gölgesini geri alabilecegini öğrenir ama bu sefer akıllıca hareket eden Schlemihl bunu kabul etmez. Gölgesiz yaşamayı, yaptığı hatanın bedeli olarak kabullenir. Kalan ömrünü insanlardan uzakta ama insanlara faydası olacak bilimsel arastırmalar yaparak geçirir. Öyküyü beğendim. İnsanın islediği günahların kefaretini ödemesi gerektiği ve bir yanlışın dikkat edilmezse daha büyük yanlışlara yol açacağı konusu eserde ustaca işlenmiş.
94 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
200 yıl önce yazılmış, birçok yoruma açık bir eser. Bazıları Chamisso'nun ‘gölgeyi’ kendi ülkesi için bir metafor olarak kullandığını söylemiş (çünkü o, ülkesi olmayan bir adamdı) Bana göre hem “gölgede" insanlığın ayrılmaz bir parçasını gören psikolojik bir çalışma hem de insan toplumumuzun gerçekte ne kadar materyalist olduğunu gösteren bir sosyal eleştiri. Neden daha fazla tanınmadığını bilmiyorum, bence gerçek bir klasiğin tüm özelliklerine sahip çok güzel bir fantastik öykü.
90 syf.
·2 günde·10/10
Para karşılığında gölgesini şeytana satan bir adamın insanlıktan sürgününü anlatıyor kitap. Uzun öykü olarak satılan kitabın dili, konusu inanılmaz akıcı.
Karakter gölgesi olmadığı için ne gün ışığına çıkabildi, ne de insanlar tarafından kabul gördü. Aşkından bile feragat eden bu adamın yaşadığı mutsuzluğu o kadar hissettim ki... Aşkı, özlemi, mutsuzluğu o kadar ince ve güzel yazıya dökmüş ki yazar hayran olmamak işten değil.
‘Mutsuzluğum ile ruhumu doyuruyorum.’

Ve sen dostum, eğer insanların içinde yaşamak istiyorsan gölgene bile paradan daha çok değer ver.
94 syf.
·Beğendi·10/10
thomass mann peter schlemihl'in garip öyküsü adlı eser için şöyle der,
"çocuk masalı olarak tanımlandı. kesinlikle değil. masalsı duruşunun yanı sıra, ciddi ve modern bir yapı ve içeriğe sahip. şayet hikayeye bir tür adı vermek gerekiyorsa, o da 'fanstastik öykü' olur."

masalın ne olduğunu, öyküsel yanlarını biliyoruz. adelbert von chamisso, öyküde verdiği altmetinlerde (değinilecek) algıyı üst düzey tutuyor. ne yazık ki kendisine ait başka bir eser bulunmamakta. belki vardır, bizim yetersiz kültür ve sanat anlayışımız ona erişemiyordur. nitekim alexandre dumas'nın üçyüzden fazla eseri olduğu biliniyor, türkçe'ye çevrilen sadece iki elin parmaklarını geçmemekte.

öyküye geçersek, bir adam uzun süren deniz yolculuğundan sonra elindeki mektup, içindeki umutla lüks bir sarayın sahibi olan john adındaki bir adamın yanına gider. fakat bay john'un çevresi soylu kadınlar ve erkeklerle çevrilidir. yine de fırsatını bulup mektubu adamın eline tutuşturur. john ise mektubu okur ve pek umursamaz. bu sırada yanlarında gri redingotlu, sıska, uzun boylu ve çelimsiz bir adam kendisinden istenilen her şeyi redingotunun içinden çıkartır. bir atı bile! işin tuhaf yanı kimse şaşırmaz, olaya tanık olan adamdan başka. içten içe bu garip adamla tanışma isteğiyle yanıp tutuşur kahramanımız. nihayet büyücü diye adlandırdığı gri redingotlu adam yanına gelir ve der ki, "`acaba gölgenizi bana devretme düşüncesini benimseyebilir misiniz`?"

ve bu gotik, fantastik, trajikomik öykü burada başlar. gölge, öyküde bir metafordur. itibardan daha da üstte yer alır - onun için itibarüstü terimini kullanmak gerekir. öyle ki gölgesiz görüldüğü -yakalandığı- an hemen hakaretler edilir kendisine. bir katil, sapık, din düşmanı yahut cadıymışcasına kendisinden kaçılır, bu ölçüde suçlamalarda bulunulur.

gri redingotlu adam, gölgeyi bir altın kese karşılığında satın almıştır. kahramanımız başlarda bu takası oldukça faydalı bulur. çünkü altın kesesi sonsuzdur ve elini ne zaman daldırsa avuç avuç altın çıkar içinden. chamisso, işte tam burada itibarsızlık ve zenginliği aynı çember içine alır ve altmetinin harika döngüsünü okuyucuya ulaştırır. biraz daha bilindik bir örnek vermemiz gerekirse, şarlo'nun bir filminde (adını maalesef hatırlayamıyorum; keza kemal sunallı bir uyarlaması da mevcuttur.) şarlo, bir dostunun son model arabasıyla gezer, fakat cebinde meteliği dahi yoktur. yere atılan bir izmariti almak için dilenciyle izmarit savaşına girer. bu tezat durumu bu şekilde örnekleyebiliyorsak (en kolay bir şekilde) chamisso'nun sağaltarak aktardığı duruma da kolayca vakıf olabiliriz. zaten kullandığı dil oldukça yalın ve anlaşılabilir cümlelerle çevrilidir. tavsiyem odur ki bir değil, birkaç defa okunmalı. çünkü öyküde altmetin bolluğu kadar subliminal karakterler de mevcuttur.
bendel, rascal ve mina gibi.

öyküyü okuduktan sonra okunması tavsiye edilir:

--------------------

bendel ona tek sadık insan olur. altına pula değer vermez, onun tek mutluluğu efendisini mutlu görmek ve hizmet etmektir. bendel, chamisso'nun oluşturduğu nefsani olmayan, insani bir ruhun temsilidir.
öte yandan rascal, yani diğer hizmetkarı ise, hayvani ruhun temsili olarak çıkar karşımıza. ilerleyen bölümlerde kahramanımıza en büyük sıkıntıları da o verecektir.

mina, yani sevdiği, taptığı kadın ise bedeni, bedene ait olan ne varsa onu temsil eder. mina'yı delilerce sevmesine rağmen, bir gün ona tekrar sahip olma şansını yakalar, fakat artık daha bilgin bir insandır. doğa üzerine, felsefe üzerine ve türlü coğrafyaların, hayvanların keşfiyle aydın bir kişi olmuş, bu kez dünyevi yani bedensel arzulardan, daha doğrusu şehvani duygulardan vaz geçmiştir.

ve son olarak ismi hiçbir şekilde zikredilmeyen gri redingotlu adam ise kaderi temsil eder.
olasılıkdışı, istençdışı da diyebiliriz, olaylar haricinde hayat, kader, bildiğimiz üzere seçimlerimizle şekillenir. belirli bir yaştan sonra hayatımızı önümüze koyar onu bir hamur gibi şekillendiririz. isteklerimiz, temayüllerimiz nasılsa, yaşadığımız atmosfer de o oranda değişir, şekil alır. mesela, matematiği sevmiyorsak, bir doktor olamayız. edebiyatı sevmiyorsak bir yazar olamayız, gibi basit bir durumdur anlatılmak istenen. biz gri redingotlu adamın yani kaderimizin bizi hiçbir şekilde zor kullanmayacağını biliriz. fakat o, bize zaman zaman önemli teklifler sunar. bunları elde etmemiz, ama iyi ama kötü, tamamen kendi kararımıza bağlıdır.

-------------------------------------

kitabın bir film uyarlaması mevcuttur, fakat onca aramalarıma rağmen bir izini bulamadım. alman yapımı ve imdb'de kaydı var, lakin filme ait bir görsel yahut video bulunmamakta. bu da büyük bir hayal kırıklığı.

son olarak, öyküde geçen şu müthiş cümleyle diyeceklerimi bitirmek istiyorum:

"... fakat sen, sevgili dostum, şayet insanların arasında yaşamak istiyorsan, her şeyden önce gölgeye saygı göstermesini öğren, para sonra gelir. yalnızca kendini ve içindeki iyiliği dinleyerek yaşamak istiyorsan, o halde nasihate ihtiyacın yok demektir."

adelbert von chamisso, peter schlemihl'in garip öyküsü

alıntı yapılan kısım "aylak adam yayınevi"ne aittir. şubat 2014
çeviri ise: ertem levent bakaç

not: henüz elinizde yok ve satın almayı düşünüyorsanız, varlık yayınları'ndan çıkan sabahattin ali çevirisi tavsiye edilir. baskısı olmamasına karşın, nadirkitap, kitapyurdu gibi sitelerden edinilebilir.
94 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Gölgesini satan adamın aslında trajik öyküsü bu. Öykü bu ya gölgesini altın saçan bir kese uğruna gri giysili adama satan adamın gölgesizliğini öyküde herkes farkediyor. Ve adam gölgesizliği yüzünden saygınlığını yitiriyor. Ama sadık uşağı hep ona destek oluyor. Galiba bu kitapta ben en çok o uşağı sevdim. Hem iyi niyetli hem de minnettar bir kişi. Kitabın tahmin edemeyeceğim bir şekilde bitmesi de bu kitabı bana ayruca sevdirdi. Kısa ama kurgusu hoş bir kitaptı.
90 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Eser Peter ile gri ceketli adamın yollarının kesişmesiyle başlıyor. Sıradışı özellikleri olan bu gri ceketli adam, Petere içindeki altınları hiç bitmeyen bir tılsımlı kese verip karşılığında Peter'in gölgesini alır. Tükenmez bir hazineye sahip gölgesiz birinin hayatı bundan sonra nasıl olacaktır? Bu sorunun cevabı ve daha fazlası kitapta yer alıyor.
Fantastik bir konu olmasına rağmen edebi yönden çok iyi, düşündürücü ve etkili bir eserdi. Altı çizilecek çok sayıda pasaj vardı.
94 syf.
·Beğendi·10/10
Oldukça öncü, öğüt verici, öğretici nitelikte. Sürükleyici bir klasik. Kendinizi Peter 'ın yerine koyuyor, üzülüyor düşünüyor, şeytana karşı öfkeleniyorsunuz
Demir zincirlerle sımsıkıya bağlanmış olan bir kimseye kanadın yararı olur mu? O, bu kanatlara karşın, hem de daha korkunç bir biçimde, umutsuzluğa düşer.
Ben orada, banyolarda trajik bir kahraman rolü oynayacaktım. Kötü ezberlediğim bu rolde, sahnenin acemisi olduğum için, oyunu bırakarak seyirciler arasındaki bir çift mavi göze tutuldum.
Kibir, atılan bir demirin insanda en kolay tutunabildiği zemindir.
Adelbert Von Chamisso
Sayfa 32 - Aylak Adam Kültür Sanat Yayıncılık, Çevr: Etem Levent Bakaç
Sevgili dostum, hafiflik ederek ayağını doğru yoldan dışarı atan bir kimse, farkında olmadan başka yollara sapar ve bu yollar onu aşağı, hep aşağı götürür.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Peter Schlemihl'in Garip Hikâyesi
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
90
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054849246
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aylak Adam Yayınları
Baskılar:
Peter Schlemihl
Peter Schlemihl
Peter Schlemihl
Peter Schlemihl
"Benim bu hamlem üzerine gölge kaçmaya başladı. Ben de mecburen hafif kilolu firarinin peşinden yorucu bir koşu tutturmak zorunda kaldım, yalnızca içinde bulunduğum feci durumdan kurtulabilme olasılığı beni bu takip için gerekli olan güçle donatıyordu. Gölge, içinde onu kesinlikle gözden kaybedeceğim uzaklardaki bir ormana doğru koşuyordu; bunu görünce kalbimi bir korku sardı ve bu durum hırsımı ateşleyerek bacaklarımı kanatlandırdı."

Peter Schlemihl'in Garip Hikâyesi, Adelbert von Chamisso'nun eğlenceli ve dokunaklı bir masalı olduğu kadar, çağdaşları tarafından yetişkinler için bir başvuru kaynağı olarak nitelendirilmiştir. "Gölgeni şeytana satma" diyen metin, yazar E.T.A. Hoffmann'dan masallarıyla ünlü Andersen'e, ressam Ernst Ludwig Kirchner'den besteci Richard Strauss'a kadar birçok sanatçıyı etkilemekle kalmamış, Schlemihl'in saçma pazarlıklar yapan kimseleri niteleyen bir isme dönüşmesine yol açmıştır. Günümüzdeki Peter Schlemihl'lerin varlığı ise Adelbert von Chamisso'nun ileri görüşlülüğünü olduğu kadar, keskin zekâsını da kanıtlamaktadır.

Kitabı okuyanlar 242 okur

  • Kadri İzer
  • piktobet
  • Oktay Dinç
  • Fihimafih
  • Kamer Asiye YALÇIN
  • Emily
  • Filiz Kurt
  • Mertcan bs
  • Kaktüs & Kitap
  • Gülşen...

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%6.5 (6)
9
%1.1 (1)
8
%8.7 (8)
7
%9.8 (9)
6
%2.2 (2)
5
%1.1 (1)
4
%1.1 (1)
3
%0
2
%0
1
%0