Petrol Savaşının Kirli Tarihi

·
Okunma
·
Beğeni
·
536
Gösterim
Adı:
Petrol Savaşının Kirli Tarihi
Baskı tarihi:
Ağustos 2007
Sayfa sayısı:
197
Format:
Karton kapak
ISBN:
9758724888
Çeviri:
Fatma Zehra Arslan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Selis Kitaplar
Bu kitap, üç beş gün içinde yazılmış, değildir. Bu kitabın yazan olarak, birçok defa dünyayı dolaştım ve içinde bunalıp kaldığımız genel karışıklıktan çıkıp kurtulacak bir kapı aradım. Tam on sene gerçeğin peşinde koştum ve gerçeği öğrenebilmek için her çareye başvurdum. Dünya hakkında tam bir fikir edinebilmek ve birbirine bağlı olayların içyüzünü öğrenmek için çırpındım. Nihayet, yaşadığımız devrin bütün kanlı anlaşmazlıklarının, bütün gizli savaşların, bütün mücadelelerin hep aynı şahsiyetlerin eseri olduğu sonucuna vardım. Petrol saltanatını kuran adamlarla ve petrol uğrunda ölmeye mahkûm insanlarla görüştüm. Nihayet, ciltler dolusu ekonomiyle ilgili raporlar okuduktan ve muhtelif şirketlere ait birçok belgeyi inceledikten sonra, petrol dramının senaryosu gözümün önünde canlandı; dünya yüzünde cereyan eden mücadelelerin hepsinden daha kanlı bir dram!..Yaşanan mücadele sonunda bazı insanlar petrol saltanatı kurmayı başardılar. Başkaları da dünyayı tehlikeden, petrol krallarının görmedikleri yahut görmek istemedikleri bu tehlikeden kurtarmalıdır.
197 syf.
·Puan vermedi
İlk yayınladığı tarihte daha petrolün nasıl sınırları, hakimiyetleri, savaşları belirleyeceğini ön görmüş, birçoğumuzun halen göremediklerini tüm gerçekleriyle anlatan bir kitap.
197 syf.
·7 günde·Puan vermedi
kitap 1934 yazılmış. Yazar suni petrole ciddi ümit bağlıyor o tarihte almanya'da kömürden petrol üretildiğinden bunun yaygınlaşmasının petröl endüstrisinin kan siyaset ve savaş üzerine kurulu gücünü kıracağından bahsediyor. ancak "suni petrol" ve "kömürden petrol üretimi" diye arattım. kömürden petrolü 2. dünya savaşı sırasında almanya sonra da ambargo altındaki güney afrika üretmiş. güney afrika hala üretiyor diyor haberde. Peki bu neden yaygın şekilde üretilmiyor.
Bir de ingilizlerin hidrojenden suni petrol ürettiği haberi var. Anlamadım? Bilen birisi aydınlatırsa sevinirim.

Bir de kitabın editörüne (ve yayına hazırlayanına) bir not düşmek istiyorum. ABD Başkanı için çeviride ABD Cumhurbaşkanı ifadesi kullanılmış, Milletler Cemiyeti için ise Uluslar Kurumu. Bu kadar mı basit bu işler.

http://www.haberturk.com/...35-dolara-sivi-yakit
http://www.globalenerji.com.tr/...olun-varili-35-dolar
http://www.milliyet.com.tr/.../1345861/default.htm
Mesela arazi satın almak için, bir çiftlik sahibine müracaat eden petrolcünün adamı, Hasyendero'ya iyi bir fiyat teklif etmiştir. Köylünün verdiği cevap daima şudur: "Satamam, arazi benim değildir." Halbuki buranın sahibi olduğu resmi kayıt­larla sabittir. Bunu kendisi de tasdik eder. Fakat buranın ancak idaresine memur olduğunu söyler. Kendisinden önce babası, büyük babası, göçüp giden ataları, hepsi burada yaşamışlar; torunları meyvelerini toplasın diye fidanlar dikmişler; çocukla-rının çocukları araziyi hep verimli bir halde bulsunlar diye toprağı terbiye etmiş, bugüne hazırlamışlar. Hayır, kendisinin bu toprağı satmaya hakkı yoktur, kendi-sinden sonra gelecek olanları düşünmesi gerek ... Memur, para ile elde edilebilecek ne varsa; seyahat, mücev-herat, otomobil, hepsini köylünün gözünde büyütmeye, onu ğişmez: "Bir yere o kadar hızlı ve acele gitmeye ne gerek var. Tarlaları görmek ve köylülerle, çiftçilerle konuşmak için ata bi-nip dolaşıyorum. Hem ben aslında seyahat etmem ki, otomo-bili ne yapayım." O zaman memur, çiftlik sahibinin gözlerini kamaştırmak için önüne bir kese altın döker. Fakat altının, yerlinin gözünde hiçbir kıyıneti yoktur. Hatta onun için değerli olan dağlar gibi yığılı mısır, sürülerle domuz verseler yine de toprağını satmaya razı olmaz. Adamcağız devamlı aynı terane-yi tekrarlar durur: ''.Arazi benim değildir. Babalıklarıma ve benim için çalışan çiftçilere aittir. Ben onların hem başı, hem koruyucusuyum. Onlar bana yardım ederler, toprağı ekip biçerler. Onların babaları da, benim babam ve atalarım için çalış­mıştır."
İnsanların ne önemi var ki? Asrımızda her şeye hakim olan makineleri doyurmak, petrol bulmak gibi önemli bir iş dururken insanlara değer vermek abes olmaz mı?!... Salandrlar diri diri petrol alevlerinde yanmış, nitrogliserin kamyonlarının şoförleri lokma halinde havalara savrulmuş, ne çıkar?
On kişinin, yüz kişinin, bin kişinin ölümü; gelecekte ölecek olanların, yani petrole susamış milletler arasında gelecekte patlayacak olan petrol savaşının kurbanlarının yanında hiçtir!.
Evet petrol yarışı devam ettikçe, kuyuların tamamen tükenmesi ihtimaline ve dünyanın bütün petrolünü bugün ellerinde bulunduran bir avuç insanın dindirilmesi mümkün olmayan susuzluğuna karşı keskin bir ilaç bulunamadığı takdirde pek çok insanın hayatı mahvolacaktır.
Bir kere daha milyonlarca insanın hayatı dayanılmaz bir didinme halini alacak, milyonlarca insan yiyecek ekmek bulamayacak, bugün satın aldıkları şeyin dörtte birini satın almak için yarın kendilerinde güç-kuvvet bulamayacaklardır.
Bir avuç insan, aralarında anlaşamıyorlar diye, binlerce facia doğacak.
Bizzat ben Deterdinglerin, Rockefellerlerin, Sinclairlerin yerinde olsaydım, ben de belki tıpkı onlar gibi hareket ederdim, bunu pekala düşünebiliyorum. Çok iyi biliyorum ki, bu adamların hepsi bir sistemin esiridir ve bir ucu bulutların arasında kaybolmuş bir merdivene tırmanmaya çabalayan bu adamlar, kendileri ölmemek için başkalarını öldürüyorlar. Çünkü dur-mak, onlar için ölmekie eşdeğerdir. Arkalarından gelen gençle-rin önlerinde ezilmemek için, rakiplerini ezmek mecburiyetin-dedirler. Bu petrol mücadelesinde her şey o kadar acı bir bi-çimde mantığa uygun ve her şey o kadar bariz, anlaşılması o kadar sade ki... Ve her şey o kadar boş ki! ... Çok zengin bir petrol kaynağını, çok verimli bir kuyuyu ay-larca kazıyorlar. Tarihten önce, kiİnbilir ne kadar eski zaman-larda toprakiarın altında yaşamış olan dinozorların veya başka hayvanların kalıntılarından oluşan ve toprağın en derin nokta-larından yukarı doğru çıkan bu petrol, bu siyah altın sütunu göğe doğru fışkırırken beraberinde bir yığın taşı da sürüklüyor. Etrafa çarpan taşlardan kıvılcımlar sıçrıyor, derhal bir alev par-lıyor. Ve servetler duman olup gidiyor. Petrol krallarının yaptığı, günün birinde tamamen tükene-cek bir madde için birbirlerini öldürmekten başka nedir? Meksika'da gördüğüm Amerika yerlisi, toprağa yapılan yatı­rımın değerinin farkına varmıştı. Toprak ebedidir, güneşin ısı­sını emiyor ve daima yeni yeni nesiller besliyor. Halbuki petrol birkaç otomobilin ardan oraya gitmesini te-min etmekten başka bir şey yapmıyor. Etrafa pis kokular saçı­yor ve duman halinde yok oluyor. Nihayet yüz sene sonra pet-rol son damlasına kadar tükenecektir. Bu madenler için, bu kadar savaşa, milyonlarca insanın ölü-me sürükienmesine, içlerinde bütün Deterdinglerin ve Rockefellerlerin hepsinden daha zeki, daha akıllı ve insanlığa daha büyük hizmetler edebilecek kimselerin bulunduğu milyonlar-ca gencin hayatına kastetmeye değer mi? Petrol krallarını anlamak mümkün değil... Yaptıkiarı mika-dele sonuç itibariyle torunlarının bile işine yarayacak mahiyette değil. Belki torunları yine dünyanın nüfuzlu insanları arasın­da olacak; fakat çocukiarının çocukiarı, yakacak bir damla petrol bulamayacak ve birbirlerini öldürmek için elbet başka bir sebep arayacaklardır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Petrol Savaşının Kirli Tarihi
Baskı tarihi:
Ağustos 2007
Sayfa sayısı:
197
Format:
Karton kapak
ISBN:
9758724888
Çeviri:
Fatma Zehra Arslan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Selis Kitaplar
Bu kitap, üç beş gün içinde yazılmış, değildir. Bu kitabın yazan olarak, birçok defa dünyayı dolaştım ve içinde bunalıp kaldığımız genel karışıklıktan çıkıp kurtulacak bir kapı aradım. Tam on sene gerçeğin peşinde koştum ve gerçeği öğrenebilmek için her çareye başvurdum. Dünya hakkında tam bir fikir edinebilmek ve birbirine bağlı olayların içyüzünü öğrenmek için çırpındım. Nihayet, yaşadığımız devrin bütün kanlı anlaşmazlıklarının, bütün gizli savaşların, bütün mücadelelerin hep aynı şahsiyetlerin eseri olduğu sonucuna vardım. Petrol saltanatını kuran adamlarla ve petrol uğrunda ölmeye mahkûm insanlarla görüştüm. Nihayet, ciltler dolusu ekonomiyle ilgili raporlar okuduktan ve muhtelif şirketlere ait birçok belgeyi inceledikten sonra, petrol dramının senaryosu gözümün önünde canlandı; dünya yüzünde cereyan eden mücadelelerin hepsinden daha kanlı bir dram!..Yaşanan mücadele sonunda bazı insanlar petrol saltanatı kurmayı başardılar. Başkaları da dünyayı tehlikeden, petrol krallarının görmedikleri yahut görmek istemedikleri bu tehlikeden kurtarmalıdır.

Kitabı okuyanlar 10 okur

  • Nisə Qulizadə
  • Ahmet Sedat Oktay
  • Seher Uyar
  • Meryem Birmec
  • Ali Can
  • Gül Yetiştiren Anne
  • a.sun
  • Ofelya
  • ramazan k.
  • BEDRİ ÖZTÜRK

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0