Peygamberler Tarihi

·
Okunma
·
Beğeni
·
461
Gösterim
Adı:
Peygamberler Tarihi
Baskı tarihi:
Mart 2011
Sayfa sayısı:
860
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055546601
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Polen Yayınları
Baskılar:
Peygamberler Tarihi
Peygamberler Tarihi (2 Cilt)
Allah’u Teâlâ, davetçilere teselli kaynağı ve yol azığı olması için Peygamberlerin kıssalarını anlatmıştır. Kur’an-ı Kerim’in birçok sûresinde bazen tafsilatlı ve bazen de genel olarak bu kıssalara değinilmiştir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’de Hadis-i şeriflerinde hem Peygamberlerin kıssalarından ve hem de onların ümmetlerinde cereyan eden pek çok olaydan bahsetmiştir.

İşte İslam tarihçileri bu kıssaları “Kasasü’l-Enbiyâ/Peygamberlerin Kıssaları” ismi altında bir araya getirerek tasnif etmişlerdir. Bu konuda pek çok kitap yazmışlardır. Bu kitaplardan bir tanesi de muhaddis, müfessir, fakih ve tarihçi olan Hafız İbni Kesir’in “Kasasü’l-Enbiyâ” isimli muhteşem eseridir. Bu kitap aslında Hafız İbni Kesir’in büyük tarih kitabı “el-Bidaye ve’n-Nihaye”nin bir bölümüdür. Daha faydalı olması ve daha çok insana ulaşması için bu şekilde tek başına basılmıştır.

Bu kitabın diğer benzerlerinden ayrıldığı bazı özellikleri bulunmaktadır: Muhaddis olan Hafız İbni Kesir konu ile ilgili hadisleri senedleri ile rivayet etmiş, hadislerin kaynaklarını belirtmiş ve hadislerin sahih olup olmadığını özenle belirtmiştir. Konu ile alakalı âyeti kerimeleri vererek, tefsir etmiştir. Rivayetler arasında bulunan ihtilaflı noktaları gidermiştir. İsrailiyat hususunda çok dikkatli davranmıştır. Çünkü en fazla İsrailiyatın rivayet edildiği alan, kıssalar konusudur. Dolayısıyla Peygamberlerine iftira eden Beni İsrail’in rivayetlerine dikkat etmek gerekir. Zaten birçok tarihçinin yanıldığı nokta bu rivayetleri hiç ayıklamadan nakletmeleridir. İşte muhaddis ve müfessir olan Hafız İbni Kesir, Beni İsrail’den nakledilen rivayetleri üç kısıma ayırmıştır. Bizim şeriatımıza aykırı olduğu için reddedilmesi gerekenler, şeriatımızda varid olup tasdik edildiği için kabul edilmesi gerekenler ve şeriatımızda varid olmadığı halde dinimize de aykırı olmayan hususlardır. Bunlar da ne tekzib edilir ve ne de tasdik edilir. Ancak rivayet edilebilir ve nakledilebilir. Hafız İbni Kesir de kitabını bu dikkatle yazmış ve bu kısımları tafsilatlı bir şekilde anlatmıştır.
Esselamu aleykum.

Bu kitap, peygamberler tarihi ile ilgili okuduğum ikinci kitaptır. Diğerinden -Peygamberler Tarihi farkı, kitapta İsrailiyattan olan bilgiler verilip "isriliyattandır" diye belirtilmiş olmasıdır. Biliyor musunuz, İslama dair bildiğimiz çoğu şey sahih hadislerle sabit olmayan, ehli kitaptan alınan bilgilermiş. Örneğin, yecüc mecücün kulakları fil kulağı gibi, boyları uzun, insan üstü göründüğünü zannetmemiz..

Ayrıca okuduğum günlerde soranlara da söylediğim gibi, defalarca "aa ben bu olayı hiç böyle düşünmemiştim" dediğim yerler oldu, olaylara bakış açımı değiştirdi.

Kitapla ilgili bir anımı paylaşmak istiyorum.

Bir gün arkadaşlarla yemek yerken bana hangi yayınevlerinden kitap aldığımı sordular. Bildiğiniz üzere, bu kitabın yayınevi "Karınca Polen Yayınları" olduğu için saydıklarım arasında Karınca Polen'i de zikrettim.

Birisi atlayıp: "Karınca Polen okunmuyor." dedi. Şaşırdım ve haliyle nedenini sordum. Konuşmalar aynen su şekilde:
- Karınca kitapta birçok sıkıntılı ifadeler var.
+ Nereden duydun bunu?
- Annem dedi. Kendisi hocadır.
+ Hangi cemaattensin?
- ... (bunu belirtmeyeceğim ama o söylemeden neresi olduğunu tahmin etmiştim.) Bu yayınevinin sıkıntılı olduğu tespit edildi. Okursan görürsün zaten.
+Sen okudun mu?
- Hayır.
+ Ben okuyorum zaten.
- ..?!

Bu cehaletin kaçıncı seviyesi arkadaşlar? Nasıl okumadığı kitaba "yanlıştır" diyebilir insan? Hiç mi kendi fikriniz, görüşünüz diye bir şey yok hayatınızda? Hep mi böylesiniz? Hayata bakış açınız "hocam diyorsa doğrudur" iken nasıl yaşıyorsunuz?

Bi keresinde başka bir cemaat ehli ile tesettür hakkında konuşurken, yani neden bu şekilde giyindiklerini sorduğumda "büyüklerimizden böyle gördük. Ben hoca değilim, açıklayamam ama hocalarımız açıklayabilirler." demişti. "Nasıl yani? Ben size neden böyle giyindiğimi açıklayabilirim ayet ve hadislerle. Ama siz büyüklerimiz böyle uygun görüyor diyorsunuz. Sorgulamaz mısınız hiç?" dediğimde ise, gayet gururlu bir şekilde:

"Hayır. Bizim yolumuz Ebubekir Radiyallahu Anh'ın yoludur. Hocalarımız söylediyse doğrudur deriz. (ifade buna yakın bir şeydi)" demişti.

O anda diyecek başka söz bulamadım. Hocasını benzettiği insan, ağzından bir kere yalan söz çıkmamış, kendisine "emin" lakabı verilmiş olan önderimiz, peygamberimiz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem.. Kendisini benzettiği kişi ise O'nun doğru sözlülüğünü bildiği için kendisine tam bir teslimiyetle teslim olan "ikinin ikincisi" olarak Kuran'da anılan, Ebubekir radiyallahu anhu.

Kardeşim! Bir yerlerde çok büyük sıkıntılar var. Kadına "hadislerde böyle geçiyor." dememe rağmen, "ben Ebubekir gibi teslim oldum hocama" diyebiliyor bana. Bu hiç değilse beyinsizliktir. Senin Ebubekir teslimiyeti göstereceğin yer, Allah ve Rasulü'dür, ki Ebubekir radiyallahu anhu da Rasulullah'a teslim olmuş, hocana değil! Rabbimiz Ahzab suresinde "Allah ve Peygamber'i bir şeye hükmettiği zaman, Mü'min erkek ve kadına artık işlerinde başka yolu seçmek yaraşmaz." buyurmuştur. Ama hocalarınızı söylememiş. Sevin ama İlahlaştırmayın. Kendinize gelin! Putlarınızın İbrahim'i kendiniz olun!

İlginçtir ki aynı cemaatten olan başka birisine neden böyle giyindiklerini sorduğumda "yanlış yapıyorlar." demişti. Elbette herkesi aynı kefeye koyamayız.

Geçmiş yıllarda bir ateist benim bilinçsiz Müslümanlığıma binaen "sen bu kafayla Hıristiyan olsaydın, emin ol onu da sorgulamazdın ve öyle yaşar giderdin." demişti de çok ürkmüştüm. Aradan hiç değilse beş yıl geçti ama bu söz bana çok ibret oldu. Allah kendisine hidayet etsin, onu vesile kılarak Rabbim bana sorgulama nimeti verdi. Ve "acaba Allah var mı?" dediğim günler de oldu. Arayan mevlasını bulurmuş. Elhamdülillah.

Bu devirde Allah ve Rasulü dışında kendisine tam manasıyla güvenilecek kimse yok dostlarım. İnsanların hepsi yalancıdır, demiyorum. İnsanlar kendi düşüncelerine destek arıyorlar, hakkı anlatmak yerine, diyorum.

Kendi kalbinizle akledin. Ve okuyun..
"Şüphesiz ki melekler, yaptığından razı olarak ilim talebesine kanatlarını gererler."

Hadis-i Şerif (el-Musned: 5/196; Ebu Davud: 3641; Tirmizi: 2682; İbn Mace: 223)
"Kişi dinine göre musibete maruz kalır. Eğer dininde sağlam ve sabit ise, bela ve musibeti de artırılır."

Hadis-i şerif
İbn Kesir
Sayfa 403 - Karınca Polen Yayınları (el-Müsned: 1/172; Tirmizi: 2398 Tirmizi dedi ki: Bu hasen sahih bir hadistir.
"Rüya tabir edilmediği sürece kuşun ayağı üzerindedir (sabit değildir) Tabir edilince gerçekleşir."
İbn Kesir
Sayfa 374 - Karınca Polen Yayınları (el-Müsned: 4/10; Tirmizi: 2278. Tirmizi dedi ki: Bu hasen sahih bir hadistir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Peygamberler Tarihi
Baskı tarihi:
Mart 2011
Sayfa sayısı:
860
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055546601
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Polen Yayınları
Baskılar:
Peygamberler Tarihi
Peygamberler Tarihi (2 Cilt)
Allah’u Teâlâ, davetçilere teselli kaynağı ve yol azığı olması için Peygamberlerin kıssalarını anlatmıştır. Kur’an-ı Kerim’in birçok sûresinde bazen tafsilatlı ve bazen de genel olarak bu kıssalara değinilmiştir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’de Hadis-i şeriflerinde hem Peygamberlerin kıssalarından ve hem de onların ümmetlerinde cereyan eden pek çok olaydan bahsetmiştir.

İşte İslam tarihçileri bu kıssaları “Kasasü’l-Enbiyâ/Peygamberlerin Kıssaları” ismi altında bir araya getirerek tasnif etmişlerdir. Bu konuda pek çok kitap yazmışlardır. Bu kitaplardan bir tanesi de muhaddis, müfessir, fakih ve tarihçi olan Hafız İbni Kesir’in “Kasasü’l-Enbiyâ” isimli muhteşem eseridir. Bu kitap aslında Hafız İbni Kesir’in büyük tarih kitabı “el-Bidaye ve’n-Nihaye”nin bir bölümüdür. Daha faydalı olması ve daha çok insana ulaşması için bu şekilde tek başına basılmıştır.

Bu kitabın diğer benzerlerinden ayrıldığı bazı özellikleri bulunmaktadır: Muhaddis olan Hafız İbni Kesir konu ile ilgili hadisleri senedleri ile rivayet etmiş, hadislerin kaynaklarını belirtmiş ve hadislerin sahih olup olmadığını özenle belirtmiştir. Konu ile alakalı âyeti kerimeleri vererek, tefsir etmiştir. Rivayetler arasında bulunan ihtilaflı noktaları gidermiştir. İsrailiyat hususunda çok dikkatli davranmıştır. Çünkü en fazla İsrailiyatın rivayet edildiği alan, kıssalar konusudur. Dolayısıyla Peygamberlerine iftira eden Beni İsrail’in rivayetlerine dikkat etmek gerekir. Zaten birçok tarihçinin yanıldığı nokta bu rivayetleri hiç ayıklamadan nakletmeleridir. İşte muhaddis ve müfessir olan Hafız İbni Kesir, Beni İsrail’den nakledilen rivayetleri üç kısıma ayırmıştır. Bizim şeriatımıza aykırı olduğu için reddedilmesi gerekenler, şeriatımızda varid olup tasdik edildiği için kabul edilmesi gerekenler ve şeriatımızda varid olmadığı halde dinimize de aykırı olmayan hususlardır. Bunlar da ne tekzib edilir ve ne de tasdik edilir. Ancak rivayet edilebilir ve nakledilebilir. Hafız İbni Kesir de kitabını bu dikkatle yazmış ve bu kısımları tafsilatlı bir şekilde anlatmıştır.

Kitabı okuyanlar 13 okur

  • Zeynep Gokmen
  • Küçük Tolstoy
  • yıldırım kerem çambel
  • Bluebead
  • Sercan Akbayrak
  • Mizgine_İslâm … ﷽…
  • ^^ Ö *..m."..E...'r...^^
  • Fahrettin
  • Ömer
  • ŞEYHÜLİSLAM SEVDÂLISI.... (ÖMER)

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%75 (3)
9
%25 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0