Piraye'ye Mektuplar 2

·
Okunma
·
Beğeni
·
33182
Gösterim
Adı:
Piraye'ye Mektuplar 2
Baskı tarihi:
1998
Sayfa sayısı:
371
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Adam Yayıncılık
Baskılar:
Piraye
Piraye
Piraye
772 syf.
Nazım'ın Piraye'ye ihanetini öğrendikten sonra Piraye'ye olan aşkına inanmadım ama Nazım'ın başarılı bir dil ustası ve edebiyatçı olmasına da bi o kadar hayran kalmaktan kurtulamadım vesselam. Zıtlıklar dünyası naparsınız.. Nâzım hapishanede durmadan çalışıyor, şiir kitapları tasarlıyor, yazıyor ve bunları Piraye'ye göndererek, hemen okumasını istiyor ve Piraye'nin görüşlerini merakla bekliyordu. Bana göre Nazım, Piraye'nin ufkunu aydınlatmasına aşıktı. Kültürümüz, karakterimiz gereği çok bağlıyız duygulara. Aslında Piraye, Nazımın aklının arkadaşıydı. Onu ve parçalarını toplayıp, birleştirdiği için sevdi diye düşünüyorum. Çünkü insanın en değerlisi. aklının arkadaşı olan birisine sahip olmaktır. Okumadan bilinmez bazı şeyler :)
772 syf.
·6 günde·8/10
Ah Piraye.. Ah Nazım.. Ne güzel sevip ne güzel sevilmişsiniz..Her mektup bir destan gibi. Ben aşk'ın içinde böyle boğulmadım bugüne kadar..
Bu aşk'ın sonunun böyle bitmesi benim tek üzüntüm oldu.
772 syf.
·13 günde·Beğendi·9/10
AHH NAZIM AHHH NE YAPTIN!(SPOİLER)!
NAZIM HİKMET'İN EŞİ PİRAYE'YE YAZDIĞI MEKTUPLARI,PİRAYE'NİN İLK EVLİLİĞİNDEN OLAN OĞLU, NAZIM HİKMET'İN DE ÇOK SEVDİĞİ,OĞLUM DEDİĞİ MEMET FUAT DERLEYEREK YAYINLATMIŞTIR. BU MEKTUPLARI PİRAYE NAZIM'IN YAPTIĞI TAHTA BİR BAVULDA TOPLAMIŞTIR.
PİRAYE İLK KOCASINDAN OLAN İKİ ÇOCUĞU İLE GEÇİM SIKINTISI ÇEKERKEN, NAZIM'DA UZUN YILLAR HAPİSHANE DE YATARKEN ARALARINDA BU MEKTUPLAŞMALAR OLMUŞTUR. NAZIM EN GÜZEL ESERLERİNİ PİRAYE VE MEKTUPLARINDAN İLHAM ALARAK YAZMIŞTIR.
MAALESEF BU BÜYÜK AŞK NAZIM'IN SIK SIK ZİYARETİNE GELEN DAYI KIZINA AŞIK OLMASI YA DA AŞIK OLDUĞUNU SANMASI İHANETİ İLE SON BULMUŞTUR.AMA 3 YIL SONRA ONDAN DA AYRILACAKTIR.
772 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Merhaba arkadaşlar kitabı okumamın üzerinden günler geçtiği halde incelemeyi yazmak istedim;aslında aklımdaydı, fakat halı yıkıyordum, kapı pencere temizliyordum falan filan. Ve tabi o esnada başka kitaplar okumaya başladım. Neyse kitap incelememe başlayabilirim. Öncelikle Nazım Hikmet hem dilini hem de ideolojisini çok sevdiğim bir yazar. Fakat aynı şeyi özel hayatı için düşünmüyorum demeyeceğim çünkü insan hayatı boyunca tek kişiye aşık olacak diye bir kural yok, yani bence tabi. Nazım Hikmet’in aşk hayatı çokça kalabalık olmuş diye onu eleştirmeye çalışmak biraz haksızlık gibi geldi. Evet ben de başta nasıl ya Piraye’yi seviyorken; “Münevver nerden çıktı? Vera nerden çıktı?” diye kendi kendime hayıflanmadım değil. Fakat biraz üzerinde kafa yorduğumda bunun baya insani olduğuna karar verdim. İnsanlar birini çok severken, bir süre sonra başkasını da sevebilir hatta çok sevebilir. Severken de ona aşkını ilk defa birine aşık oluyormuş gibi, tek o varmış gibi de dile getirebilir. Tıpkı Nazım’ın Piraye’ye hissettiklerini dile getirmesi gibi. Kitabı yani beş yüz küsür mektupu okurken başta çok utandım kendimi Nazım’ın yerine koydum ve özelimin herkes tarafından okunduğunu düşündüm ve kızdım, fakat biraz ilerleyen sayfalarda Nazım’ın bir mektubunda Piraye’den Çankırı’da yazdığı mektupların kitaplaştırılmasını istediğini okuduğumda bu his üzerimden kalktı. Sanırım yazdığı mektupların bir şekilde yayınlanmasını istemişti Nazım; hepsini değilse de...
Nazım Hikmet farklı cezaevlerinde bulunduğu 17 yıl boyunca Piraye’ye yazdığı mektuplardan oluşuyor kitap. Aşkı, kavuşma umudunu, yalnızlığı çok güzel hissettirmiş hem de şiirsel bir dille. “Şişmanlığında, yaşlılığında, hastalığında bile seni seviyorum, seveceğim(her ne kadar ilerleyen yıllarda sevmediyse de) “ diyen Nazım Hikmet’in o zamanlar biricik aşkı olan Piraye’yi kıskanmadım değil. Bize “Şişmansın, git biraz kilo ver,” diyen adamlar denk gelmişken...Aşk güzel bir şeydir, bunu kitabı okurken en derinlerde bir yerde hissettim fakat kitap bitiminde uğruna yıllarımızı verdiğimiz aşklar da tıpkı kitaplar gibi biter diye düşünmeye başladım. Sonsuz olan hiçbir şey yoktur, aşk da bunlardan biridir. Aşk acısı da...

Herkese iyi okumalar diliyorum, sevdiğiniz yanınızdayken sıkı sıkı sarılın ona zira hayat çok sürprizli bir oyun sahnesi; bugün yanınızda rolü olana yarın yanınızda rol vermeyebilir...
772 syf.
·Beğendi·6/10
Her zaman soylerim Nazım Hikmert in şiirlerini de kitaplartını da çoookkk sevrrim her zaman olduğum gibi size yine tavsiye ediyorum lutfen şiirleri bırakmayalım raflarda hep birbirlerimize tavsiye edelim ben de size tavsiye ediyorum tabi bu kitabıda ..
772 syf.
·5 günde
Nazım Hikmet’in sevgilisi, ona edebiyatta önemli yer tutan şiirleri yazdıran kadın. Piraye. Büyük aşk, özlem, sevgi... Nazım Hikmet mutluluk, üzüntü, sevinç, umutsuzluk, ümit her türlü duygusunu olduğu gibi bu mektuplara aktarmış, mektuplarda yaşatmış. Okuyana olduğu gibi geçen bu duygular Piraye’nin mektupları bir bavulda saklamasıyla bize ulaşmış.. Ne değerli bişeydir Piraye vasıtasıyla yıllar sonra bu duyguları bizim yaşamamız hissetmemiz..
772 syf.
·Beğendi·8/10
772 sayfa. Sanırım bu zamana kadar okuduğum en uzun roman diyebilirim. 'Piraye ' de Nâzım olmak kitabı bende derin bir tesir bırakmış olmalı ki bu kitabı rafta görür görmez aldım. Nâzım o kadar umut dolu o kadar inançlı ,yaşamayı seven, başkalarından teselli sözleri duymak yerine onları teselli ederek belki de aslında kendine güç veren bir insan. Dünyaya mâl olmuş bir adam. Aşk.. tek kelime..fakat insan hayatında, hissedebilirsen, yaşayabilirsen ve vâr olduğuna inanırsan muazzam bir güç.
772 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Nazım Hikmet'e bir kez daha hayran olduğum, bir kez daha aşık olduğum bir kitap diyebilirim. Ne kadar güzel anlatmış, ne kadar güzel sevmiş ve aşkı ne kadar da güzel kaleme almış. Bir adamın her şeye rağmen sevmesini, her şeye rağmen aşkını devam ettirmesini ve hiç bıkmadan usanmadan aklındaki ve kalbindekileri kaleme aktarışını izledim. Okudum demiyorum, izledim. Tüm duyguları aynı anda yaşatan bir adamı izledim ve bir kez daha o adama saygı duydum.
772 syf.
·6 günde
Şiir ancak bir aşık tarafından yazılır. Bu duyulan aşk, vatan aşkı, ilahı aşk ve birine duyulan aşk olabilir ama iyi şiir aşk kökünden filizlenir dallanır, budaklanır..
Bunun en güzel göstergelerinden Nazım Hikmet, kalbinden memleket sevdası, insan sevdası ve Piraye’ ye duyduğu sevdanın olduğu şair.
Piraye’de Nazım Hikmet’in sevgilisi, edebiyatta önemli yer tutan şiirleri yazdıran kadın, Nazım Hikmet’in akıl arkadaşı olup, ufkunu aydınlatan, onun dağılan parçalarını toplayıp, birleştirdiği için sevdiği kişidir.
Bu kitap ile Nazım Hikmet’in hayatını ve Piraye duyduğu aşkı yakından tanıma şansına sahip olacaksınız. Her bir sayfası aşk, özlem dolu olan bu kitap 772 sayfadan oluşmuş olup, Piraye'nin oğlu Memet Fuat'ın, Nâzım Hikmet 'in Piraye’den uzakta hapishanede geçen yıllarında Piraye'ye gönderdiği her biri bir destan gibi olan mektuplarından derlenerek hazırlanmış bir kitaptır. Nâzım Hikmet hapishanede duygularını, düşüncelerini durmadan yazıyor, şiir kitapları tasarlıyor, yazıyor ve bunları Piraye'ye göndererek, hemen okumasını istiyor ve Piraye'nin görüşlerini merakla beklediği mektuplarıdır. . Nazım Hikmet mutluluk, üzüntü, sevinç, umutsuzluk, ümit her türlü duygusunu olduğu gibi bu mektuplara aktarmış, mektuplarda yaşatmıştır. Piraye’nin mektupları bir bavulda saklamasıyla bu harika mektuplar bize kadar ulaşmıştır.
Kitabı okuduğunuzda, ne de güzel severmiş Nazım diyor insan.. Memleketine bu kadar bağlıyken vatan haini ilan edilen, özgürlüğünün elinden alınarak, hapis edilen ama dört duvar arasında olduğunda bile memleketine, sevdiğine, çocuklara, gökyüzüne olan sevgisini ve ümidini hiç kaybetmemiş birinin duygularını satır satır okurken içinize işlediğini fark ediyorsunuz.
Nazım'ın başarılı bir dil ustası ve edebiyatçı olduğunu zaten söylemeye gerek yoktur sanırım. Bu kitabında da güzel sade anlaşılır bir dille, duygusal bir anlatımla bizlere yaşadığını özlemi , aşkı ve cezaevi yaşantısını bizelere aktarmıştır.
772 syf.
·Puan vermedi
Türk Edebiyatında en başarılı bulduğum şairdir Nazım Hikmet. (Bu kitabı okumadan önce, yıllar önce karar vermiştim). Ama Nazım’a dair birkaç kitap okuduğumdan dolayı Nazım’ı hiç sevmiyordum(en çokta çapkın oluşunu sevemedim. ) Kitabı okudukça küfürler ettim “lan bu kadar seviyorsun ve aldatacaksın” diye. O kadar içten cümleler var ki aşka dair etkilenmemek hayran kalmamak elde değil. Ve kitapta en çok geçen cümle (sanırım) “Seni göresim geldi”. Ne kadar çaresizlik ve özlem kokan bir cümle değil mi???...Ve ben bu kitabı okumadan önce Nazım’ın Piraye’yi sevdiğine hiç inanmıyordum. Sadece saplantı haline getirdiğine inanıyordum. Ama artık şunu iyi biliyorum ki Nazım , Piraye’yi ölesiye sevdi. Ama neden aldattı? İşte bu soruya bir cevabım yok. Ama kendimi şöyle avutuyorum “kafası karışıktı, ve bir anlık hataydı” ki büyük ihtimale bu kuru bir avuntudan öte değil....772 sayfa oku, oku bitmiyor ve hayatımda şimdiye kadar okuduğum en kalın kitap:). Bazen kitap beni sıkmadı değil ama yine de güzeldi tüm cefasına rağmen. Kitabın sonlarında ağlamamak elde değil. Bir adamın (Nazım Hikmet)çaresizlik içindeki haykırışları, özlemi, hastalığı ve tutsaklığı uykularınızı kaçırabilir. Acı içinde böyle bitmemeliydi diye sayıklabilirsiniz günlerce. Ama maalesef en güzel hikayeler korkunç acılarla biter. Acı bir hikaye.... Ayriyetten Nazım’ın özgürlüğünün elindenden alınması yıllarca mahpus olması hikayenin çok acıllı ve sancılı diğer kısmı....
772 syf.
·49 günde·Puan vermedi
Âşka âşık bir Nâzım okudum.Piraye onun için aşkın vücut bulmuş haliydi.Her mektubunda aşkı,gurbetliği,esareti o kadar içten anlatmış ki o duyguları ilmek ilmek okuyucunun içine işlemeyi başarmış.Nazımın kalbi sadece Piraye aşkı değil,vatan aşkı,sanat aşkı...ile çarpıyordu.Mektublarında buram buram aşkı okudum ben..Okuyanlara aşkı okuyup tatmaları dileğiyle...
Şimdiden iyi okumalar..
Sen beni kıskanıyorsun,
ve benim gülmem tutuyor.
Ben aşkı : hürmet
muhabbet
sadakat, diye anlarım
Halbuki aşk sadece muhabbet sende.
Hiçbir insan başka bir insanın önünde bütün deliliklerini, ruhunun bütün korkunç taraflarını bu kadar açıkça itiraf etmek cesaretini gösterememiştir. Ben eğer bu cesareti gösterebildiysem seni hudutsuz, uçsuz bucaksız sevdiğimden, seni kendimden ayırt edemediğimdendir...
“... Acaba ben senin hiç rüyana giriyor muyum? Girsem herhalde duyardım. Bu kadar güzel bir gezinti yapıp farkında olmamam kabil değil.”
“Seni çok göresim geldi. Kafamda, gözümde, burnumda, yüreğimde ve ellerimde tütüyorsun...”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Piraye'ye Mektuplar 2
Baskı tarihi:
1998
Sayfa sayısı:
371
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Adam Yayıncılık
Baskılar:
Piraye
Piraye
Piraye

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları