Plevne Meydan Muharebesi (Bir İngiliz Subayının Anıları)

·
Okunma
·
Beğeni
·
337
Gösterim
Adı:
Plevne Meydan Muharebesi
Alt başlık:
Bir İngiliz Subayının Anıları
Baskı tarihi:
30 Nisan 2004
Sayfa sayısı:
295
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752820234
Çeviri:
Nurettin Artam
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kastaş Yayınları
Plevne'nin, yerleşim yeri çok küçük bir kasaba olmasına rağmen, hinterlandı çok geniştir. Konumu itibarıyla, Osmanlı Devleti'nin Avrupa topraklarındaki son durak yeri, bu bölgedir.

Türkler açısından büyük stratejik öneme sahip Plevne, bölgenin kilidi gibidir. Ruslar için ise, "Boğazlara İstanbul'da Ulaşma" hedefinin anahtarıdır.

Plevne Savaşında, Osman Paşa 360 derecelik bir savunma bölgesini sipere çevirmiş, her yönden gelen Rus saldırılarını püskürterek, Ruslara çok büyük kayıplar verdirmiştir.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kumandan bize araziyi ölçmek vazifesini verdi. Bu iş, bizim için tamamile yeni bir şeydi, fakat ne yaparsınız ki zaruret dünyanın en ideal bir muallimidir.
Eğer şeref, meziyetler ,şöhret bir adamı bahtiyar edebilirse Osman Paşa, kendisini yaşayanlar arasında en bahtiyarı sayabilir.
Geçtiğimiz yerlerde gördüğümüz manzaraların güzelliği beni mesafeyi tahmin ve takdirden alıkoymuştur. O gece saat sekizde, on iki saat süren oldukça rahatsız bir yolculuktan sonra Edirneye vardık. Muayyen ve muntazam bir yiyeceğimiz yoktu. Elimizde bulunan peksimet, çörek, su ve şurada burada hayır sahibleri tarafından armağan edilen öte beri ile karnımızı doyurmak mecburiyetinde idik.
Fakat askerler o kadar heyecanlanmışlardı ki leğenlerin içinde çamaşır yıkamayı bile, artık, kimsenin düşündüğü yoktu. Bunun üzerine ben hemen dışarıya fırladım ve askerlere Napoleon'un şu vecizesini tekrarladım:
- Harb bacaklarla kazanılır. Sonra buna kendimden de şunu ilave ettim:
- Çorapsız bir bacak da hiç bir şeye yaramaz
Ondan sonra, tanıdığım yüzlerce Türk arasında en orijinal çehrelerden, kendisine hayret ve takdirle bakılacak simalardan birisine sıra gelir: takımın çavuşundan bahsetmek istiyorum. Bunun adı Mustafa Bakkal derler, zabitler de bölükteki Bakkal derler, zabitlerde bölükteki öteki Mustafalardan ayırd edebilmek için kendisini "Mustafa Bakkal,, dive çağırırlardı. Mustafa Silivrili idi. Ufak tefek, çelimsiz, kuru ve çiçek bozuğu idi. Elli yaşlarında vardı. Daha gençliğinde orduya girmiş, 1853 de Silistirede,
1855 de Sivastopolda, 1862 de Karadağda, 1866 dan 1868 senesine kadar Giridde, 1867 de Bosna ve Sırbistanda harbe girmiş, hazar zamanındaki hizmetinde de Kafkasyada, Irakta, Suriye ve Arabistanda bulunmuştu. Türkçe ve Arapça okur, yazardı. Bulgarca bilir, bir kaç Kafkas lehçesinden anlardı. Bilgili bir adam olan Mustafa çavuş, çocukluğunda kendisine hiç bir şey öğretilmediği için ne öğrenmişse kendi kendine öğrenmişti. Elinden gelmiyen İş yoktu: bir Fransız ahçısı gibi yemek pişirir, bir terzi gibi elbise diker, bir ayakkabıcı maharetiyle ayakkapları yamar, Türk ordusundaki cerrahlardan bir çoğundan daha iyi yara sarar, bazı hastalıklara ilaç hazırlar, borazanları ve muzikacıları utandıracak surette boru ve trampet çalardı. Kendisi, taburda kırk türk bir. değneği gibi idi. istihkam yapılırken bir takım mühendislere taş çıkartacak derecede vukuf ve ehliyet gösterirdi. Kendisi herhangi bir mülazımdan, yüzbaşıdan, binbaşıdan daha
iyi bir takıma, bir bölüğe, hatta bir tabura kumanda edebilirdi. Nitekim bazı ihtiyaç zamanlarında kumandayı muvaffakiyetle ele aldığı da görülmüştür.
Her yerde bulunmuş, her şeyi görmüş, hükumdarının memleketini hemen hemen, her yolu, her geçidi, her köyü, her tepeyi, her hanı,
her çiftliği tanımıştı. Nöbetçi diker, keşif müfrezeleri. hücum mangaları gönderir, ricatları idare eder ve bir Prusya bölük kumandanı gibi
murabba teşkil ederdi. Bütün bunlarla beraber, terbiveli, nazik ve ağır baslı idi. Hiç gülmemek kendisince bir prensipti. Arada sırada :
- İnsan gülmez. Derdi. Harekatta çok soğukkanlı idi. Bir defa heyacana düşüb itidalini kaybettiği görülmemistir. Her şeye çabucak bir çare buluşu vardı ki görseydiniz hayret ederdiniz.
Üçüncü Plevne harbında Türklerin gösterdiği yararlık, mağrur ve
imanlı bir milletin oğullarının vatanperverlikten ilham aldıkları zaman ne kadar yükseklere yükselebileceğini, üstün istila kuvvetleri, müşterek tehlike karşısında bir millet faziletinin nasıl birlik ve intizam içinde şahlanabileceğini, bu milletin sevilen bir lider idaresinde ne manevi bir azamet iktisab edeceğini, doğru
bir dava uğrunda şuurlu çarpıştıkları için eğer şehid düşerlerse
cennet kapılarının da kendilerine açık durduğuna kanaat beslediklerini göstermiştir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Plevne Meydan Muharebesi
Alt başlık:
Bir İngiliz Subayının Anıları
Baskı tarihi:
30 Nisan 2004
Sayfa sayısı:
295
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752820234
Çeviri:
Nurettin Artam
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kastaş Yayınları
Plevne'nin, yerleşim yeri çok küçük bir kasaba olmasına rağmen, hinterlandı çok geniştir. Konumu itibarıyla, Osmanlı Devleti'nin Avrupa topraklarındaki son durak yeri, bu bölgedir.

Türkler açısından büyük stratejik öneme sahip Plevne, bölgenin kilidi gibidir. Ruslar için ise, "Boğazlara İstanbul'da Ulaşma" hedefinin anahtarıdır.

Plevne Savaşında, Osman Paşa 360 derecelik bir savunma bölgesini sipere çevirmiş, her yönden gelen Rus saldırılarını püskürterek, Ruslara çok büyük kayıplar verdirmiştir.

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Muharrem
  • Yusuf İslam
  • Fatih Kara

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0