Plotinos Ya Da Bakışın Saflığı

·
Okunma
·
Beğeni
·
107
Gösterim
Adı:
Plotinos Ya Da Bakışın Saflığı
Baskı tarihi:
Mart 2016
Sayfa sayısı:
147
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059328135
Kitabın türü:
Çeviri:
Özcan Doğan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğu Batı Yayınları
"Kendi heykelini yontmaya devam et!"

Bu sözler, eski dünya bilgelerinden, Yeni Platonculuğun kurucusu Plotinos'un tüm zamanlara hitap eden çağrısıdır. Elimizdeki kitap, Plotinos'un yaşam hikâyesini çeşitli veçheleriyle izleyerek, onun aşkın bir varoluşa yönelik bireysel deneyimini betimliyor. Kendini bulmak için bakacağın ilk yer sensin, diyor Plotinos. İyiyi, güzeli, saf aşkı ve erdemi yaşamak için kendini yontmalı, üzerindeki kabukları atmalı ve içindeki varlığı keşfetmelisin. Bu ancak bütün görünümlerin ötesine geçen saf bir bakışla mümkündür. Ne var ki dünya, nesneleri, suretleri, sıfatları ve renkleriyle araya girer ve bakışımızı bulandırır. İnsan aklını ve ruhunu bunlardan kurtarmalıdır; tefekkür ve temaşa yoluyla aşkın olana yönelmelidir. Plotinos insanın bunu nasıl başaracağını, hangi merhalelerden geçeceğini ve mutlak âlemin neye benzediğini anlatır. Ona göre insan ruhunu yüceltebilmelidir ama bedenini de yok saymamalıdır. Tefekkür ve temaşa için sağlıklı bir beden gerekli. Plotinos'un reddettiği şey ise bedenin dünyevî arzularıdır. Tensel âleme mahkûm olan insan, tinsel âleme erişemez.

Antikçağ felsefesi uzmanı Pierre Hadot bu kitabında Plotinos'un felsefesine dair etkileyici bir özet sunuyor. Yalın ve akıcı diliyle, Plotinos düşüncesinin temel öğretilerini geçmişteki ve bugünkü anlamlarıyla aktarıyor. Ben'in mertebeleri, Mevcudiyet, Aşk, Erdemler, Tatlılık ve Yalnızlık gibi anahtar temalardan hareketle, Antik düşüncenin temel meseleleri olan Tin, Ben, Bir, İyi, Güzel ve Erdem kavramlarının Plotinosçu yorumlarına odaklanıyor. Hadot'ya göre Plotinos felsefesi öncelikle bir yaşam bilgeliğidir ve sonrasında bu bilgeliğin hedefi tinsel bir varoluşa ulaşmaktır.
(Tanıtım Bülteninden)
147 syf.
·10/10
Plotinos 205-270 yılları arasında yaşamış, Platon felsefesinin daha mistik bir yorumu olan Yeni Eflatunculuk akımının kurucusu bir filozoftur. Bu akım hem Hristiyanlık hem de İslam felsefesi ve tasavvuf düşüncesi üzerinde de etkili olmuştur. İslam tasavvufu ile etkileşimine yeri geldikçe kısaca değineceğim. Pierre Hadot'un 147 sayfalık bu ince eserini Plotinos'un felsefesine bir giriş kitabı olarak değerlendirebiliriz. Kitap 7 bölümden oluşuyor. İlk bölümde Plotinos'un portesi verildikten sonra diğer bölümlerde çeşitli başlıklar altında onun felsefi görüşleri yapılan alıntılarla da desteklenerek okuyucuya aktarılıyor. Şimdi kitabı bölümlerine göre inceleyelim.



1. Plotinos'un Portresi: Bu bölümde Plotinos'un yaşamı hakkında bilgilere, hocalarına ve etkilendiği filozoflara dair bilgiler verilmektedir.



2. Ben'in Mertebeleri: Plotinos'a göre benimiz Tanrı'dan kaynaklanarak maddeye yayılır. Bu yüzden insan dünyadayken bile aynı zamanda ilahi alemde de varlık sahibidir. İnsan öldüğü zaman ruhu bu kesret alemini terk ederek birliğe tekrar ulaşacaktır. Kesret aleminde yaşadıkları için insanlar aşılmaz bir biçimde bilinçli ve ikilik halindeki varlıklardır ve ancak geçici benliklerine dair bilinçlerini yitirdikleri özel anlarda kısa bir süre için de olsa asıl benliklerine dair bir bilince sahip olabilmektedirler. Bu da anımsama halinden mevcudiyet haline geçmekle mümkün olmaktadır. Çünkü birlik aleminde sadece mevcudiyet ve temaşa vardır, anımsama yoktur.



3. Mevcudiyet: İnsanlar, gnostiklerin yaptıkları gibi bu dünyayı küçümsememelidirler. Bu dünya ve evren de Tanrı'nın yaratıcı gücünün eseridir ve ilahi bir öze sahiptir. Onu sorgulamak yerine onda ilahi olanı sezgisel olarak kavramaya çalışmak gerekmektedir. Tanrı bu dünyada ve tüm varlık aleminde mevcut durumdadır ve tüm mevcudiyet onun varlığının çeşitli görünümlerinden ibarettir. Her şey bir bütünlük ve birlik içindedir. Bu, İslam tasavvufunda vahdet-i vücud anlayışı ile dile getirilir.



4. Aşk: İnsanların bir diğerine ya da bir şeye karşı duyduğu aşk aslında ilahi olana duyulan aşktır. Kişiyi kendine aşık eden biçimdeki güzellik aslında Tanrı'nın iyiliğinin o biçimdeki yansımasından başka bir şey değildir. Biçimler, biçimsiz olanın ancak soluk bir gölgesidir. Bu düşünce de İslam tasavvufunda ilahi aşk düşüncesiyle açıklanır.



5. Erdemler: Plotinos'a göre erdem Tanrı'yı sürekli bir dikkatle temaşa etmektir. Ona göre her varoluş aslında bir temaşadır ve insan bedeninden ayrılıp Tanrı'ya döndüğü zaman da onu temaşa etmekten başka bir şey yapmaz. İslam'da da bu düşünce ayet ve hadislerle desteklenmektedir. Şu ayeti örnek verebiliriz: “Yüzler vardır ki, o gün ışıl ışıl parıldayacaktır. Rablerine bakacaklardır (O’nu göreceklerdir).” (Kıyamet, 75/22-23)



6. Tatlılık: Bu bölümde Plotinos'un çevresindeki insanlara karşı güleryüzlülüğünden, iyilikseverliğinden ve tatlılığından bahsedilmekte, tatlılık onun felsefesinin bir öğesi olarak izah edilmektedir.



7. Yalnızlık: Plotinos'u ölmeden önce yaşadığı bulaşıcı hastalık nedeniyle tüm öğrencileri terk etmiş, onun yanına yaklaşamaz olmuşlardı. Son yazılarında da sanki bu yalnızlığı kast edercesine bilge kişinin çektiği acılara sabırla tahammül etmesi, kimseye kendini acındırmaması gerektiğini söyler. Bu bölümde ayrıca insanın ilahi yurdundan ayrılarak neden bu dünyaya gelip acı çekmesi gerektiğinden bahsedilir. Plotinos'a göre insan iyi ve kötüyü aynı zamanda deneyimlemezse onları birbirinden hakkınca ayırt edemez ve kötüyü yaşamadan iyiliği gereğince tadamaz. İşte bu, dünyadaki yaşamımızın hikmetidir.



Plotinos'un aslında İslam tasavvufu aracılığıyla düşüncelerine aşina olduğum bir filozof olduğunu gördüm ve bunu örnekler vererek kısaca izah ettim. Plotinos'u ve Yeni Eflatunculuk felsefesini irdeleyen bu kitabın benim gibi metafiziğe ve İslam tasavvufuna ilgi duyan kişiler için oldukça zevkli bir okuma olacağını düşünüyorum.
Sevmemizin nedeni tanımlanması imkansız bir şeyin Güzelliğe eklenmesidir: Arzu uyandıran bir devinim, bir canlılık, bir kıvılcım ki bunlar olmadan güzellik soğuk ve cansız kalır:
"Bu dünyada bile, güzellik simetrinin kendisinden ziyade simetride parlayan ışıktadır. Büyüleyiciliği yaratan budur. O halde tensel ve simetrik olarak henüz bozulmamış olsa bile, bir ölünün yüzübde güzelliğin yalnızca kırıntısını gördüğümüz halde, güzelliğin ışıltısını canlı bir yüzde güçlü bir biçimde parlamasının nedeni nedir? ..."
Duyumsanabilir dünyaya bakmayı bilmek, "gözün görüşünü tinin görüşüyle;" "büyük bir zihinsel güç atılımıyla, şeylerin maddi kabuğunu delmek ve onların maddi yönünün açığa vurduğu ama gözle görülmeyen muhtevayı okumaktır."
Kuşkusuz, Ruh kimi zaman temaşayı bırakır ve uslamlamaya, soruşturmaya ve eyleme geçer; ancak bunu da nihayetinde temaşa aşkıyla yapar.
"... Ruhlarının zayıflığından dolayı temaşa onlara kafi gelmediğinden, temaşa ettikleri nesneyi artık yeterince kavrayamazlar ve bu yüzden tatminsiz kalırlar; o zaman, söz konusu nesneyi gene de görmek istediklerinden, tin yoluyla artık göremedikleri şeyi gözleriyle görmek için eyleme yönelirler ..."
Gerçekte bizim bilincimiz içsel bir duyumsamadan ibarettir: İçimizde bir ikilenme, gören ile görülen arasında geçici bir uzaklaşma gerektirir -ne denli sınırlı olursa olsun. Dolayısıyla bilincimiz bir mrvcudiyet değil, bir anımsamadır; onulmaz bir biçimde zamana bağımlıdır. Bize yalnızca birtakım yansımalar sunar ve bunları dil aracılığıyla ifade etmek suretiyle sabit kılmaya çalışır.
Buna karşın, gerçek benimizin edimi bütünsel mevcudiyette, ebediyette ve kusursuz bir saflık içerisinde gerçekleşir:
"Bu noktada şunu hatırlamalıyız ki, maddi dünyada dahi, bir temaşada bulunduğumuzda, özellikle de bu temaşa büyük bir açıklık içinde yaşandığında, bir düşünce edimiyle kendimize doğru bir geri dönüş yapmış olmayız; kendimize sahip hale geliriz ve temaşa edimi tümüyle nesnesine yönelir; biz o nesnenin kendisine dönüşürüz... artık yalnızca gizil surette kendimiz oluruz."
Bizler her yeri güzel renklerle bezemediği için ressamı suçlayan cahil münekkitler gibiyiz. Oysa ressam her yeri uygun gelen renklerle boyamıştır. İyi yönetilen kentler eşit bir nizamla kurulan kentler değildir. Hizmetçilerin ve kaba saba yahut ağzı bozuk kişilerin bulunması ve herkesin kahraman olmaması yüzünden bir tiyatro piyesini ayıplamak olur mu? Bu rolleri kaldırın bakalım! O zaman piyes güzel olmaz artık, çünkü bütünlüklü olması için tüm o rollere ihtiyaç duyar.
Plotinos tek bir söz söylemek ister ve o sözü söylemek için kendi dönemindeki dilin bütün olanaklarını kullanır, ama buna rağmen, o sözü asla söyleyemez:
"Bu kadarı kafi midir? Bu sözlerle yetinebilir miyiz? Hayır, ruh hâlâ doğum sancısı çekiyor, hem de hiç olmadığı kadar. Belki de doğurması gereken noktaya varmıştır; zira Ona doğru yükselmiştir ve doğum sancılarıyla yüklüdür. Ne var ki, büyülü sözlere başvurmak gerek gene de; meğer ki böyle sancılar için büyülü bir söz bulabilelim. Belki o büyülü sözü halihazırda söylediklerimizden çıkarabilirdik, eğer yeterince tekrar etseydik. Hakikaten, yeni diyebileceğimiz başka bir büyülü söz olabilir mi? Nitekim, ruh tüm hakikatları tekrâren tetkit etse de bize onları açıklamasını ve yargılamalı bir biçimde anlarmasını istesek de, ruh bizim bildiğimiz hakikatlardan kaçar; zira yargılamalı düşünce bir şeyi açıklamak istediğinde, önce bir şeyi kavraması gerekir. İşte bu, yolun bizzat kendisidir. Peki sonsuz derecede saf bir şeyde nasıl bir "yol" olabilir?"
Hesap-kitap, plan-proje ve ikilik içerisinde yaşadığından, insan bilinci yalnızca ararsak bulabileceğimize, yalnızca parçaları birleştirmek suretiyle inşa edebileceğimize ve bir amaca ulaşabilmenin yalnızca onun araçlarına sahip olmakla mümkün olduğuna inanır. Bu bilinç her yerde bir aracılığın varlığını gerektirir. O halde, aramaksızın bulunan, parçalardan önce bütünü yaratan, hem amaç hem araç olan, kısaca dolaysız ve saf olan Yaşam düşüncenin nüfuz edemeyeceği bir şeydir. Ona ulaşmak için —tıpkı saf benimize ulaşmada olduğu
gibi— düşünceyi bırakıp temaşaye geçmek gerekir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Plotinos Ya Da Bakışın Saflığı
Baskı tarihi:
Mart 2016
Sayfa sayısı:
147
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059328135
Kitabın türü:
Çeviri:
Özcan Doğan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğu Batı Yayınları
"Kendi heykelini yontmaya devam et!"

Bu sözler, eski dünya bilgelerinden, Yeni Platonculuğun kurucusu Plotinos'un tüm zamanlara hitap eden çağrısıdır. Elimizdeki kitap, Plotinos'un yaşam hikâyesini çeşitli veçheleriyle izleyerek, onun aşkın bir varoluşa yönelik bireysel deneyimini betimliyor. Kendini bulmak için bakacağın ilk yer sensin, diyor Plotinos. İyiyi, güzeli, saf aşkı ve erdemi yaşamak için kendini yontmalı, üzerindeki kabukları atmalı ve içindeki varlığı keşfetmelisin. Bu ancak bütün görünümlerin ötesine geçen saf bir bakışla mümkündür. Ne var ki dünya, nesneleri, suretleri, sıfatları ve renkleriyle araya girer ve bakışımızı bulandırır. İnsan aklını ve ruhunu bunlardan kurtarmalıdır; tefekkür ve temaşa yoluyla aşkın olana yönelmelidir. Plotinos insanın bunu nasıl başaracağını, hangi merhalelerden geçeceğini ve mutlak âlemin neye benzediğini anlatır. Ona göre insan ruhunu yüceltebilmelidir ama bedenini de yok saymamalıdır. Tefekkür ve temaşa için sağlıklı bir beden gerekli. Plotinos'un reddettiği şey ise bedenin dünyevî arzularıdır. Tensel âleme mahkûm olan insan, tinsel âleme erişemez.

Antikçağ felsefesi uzmanı Pierre Hadot bu kitabında Plotinos'un felsefesine dair etkileyici bir özet sunuyor. Yalın ve akıcı diliyle, Plotinos düşüncesinin temel öğretilerini geçmişteki ve bugünkü anlamlarıyla aktarıyor. Ben'in mertebeleri, Mevcudiyet, Aşk, Erdemler, Tatlılık ve Yalnızlık gibi anahtar temalardan hareketle, Antik düşüncenin temel meseleleri olan Tin, Ben, Bir, İyi, Güzel ve Erdem kavramlarının Plotinosçu yorumlarına odaklanıyor. Hadot'ya göre Plotinos felsefesi öncelikle bir yaşam bilgeliğidir ve sonrasında bu bilgeliğin hedefi tinsel bir varoluşa ulaşmaktır.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 9 okur

  • G.p
  • Devrim Keşoğlu
  • tabula rasa
  • Cengizhan06
  • Rigor mortis
  • Ayşegül İpek
  • tahta kitap
  • Yusuf
  • leylâ

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (2)
9
%0
8
%0
7
%25 (1)
6
%25 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0